Kadınlarda Dış Üreme Organı

6 Ekim 2009 Salı

Kadın dış üreme organı (vulva), şunlardan oluşur :

— Venüs tepesi;

— büyük ve küçük dudaklar;

— sertleşici organlar (özellikle bızır ya da klitoris);

— Bartholin bezleri.

Yeri

Kadın dış üreme organı, uylukların iç yüzleri arasında yeralır; makatın yaklaşık 3 sm önünde, çatı kaynağının önünden arkasına uzanır.

Biçimi ve Yapısı

Kadın-doğum muayene masasına yatmış bir kadında, dış üreme organı, oval bir çıkıntı gibi görünür; dikine büyük ekseni önde Venüs tepesinde, arkada makatta sonlanır. Bu oval çıkıntı, ortasındaki bir yarıkla, 2 yan deri kıvrımına (büyük dudaklar) bölünür. Büyük dudaklar aralanırsa, 2 başka kıvrım (küçük dudaklar) görülür. Küçük dudaklar önde bızırı çevreleyerek, arkada dış üreme organı arka birleşeğini oluşturarak birbirleriyle birleşirler. Küçük dudakların arasında, dölyolunun açıldığı bir alan görünür: Döfyolu girişi.

Çeşitli Bölümleri

Venüs tepesi

Dış üreme organının önünde, ortada, geniş, yuvarlağımsı bir çıkıntıdır. Yukarda karın çeperiyle birleşir; aşağıda büyük dudaklarla devam eder. Yanlarda kasık kıvrımlarıyla sınırlıdır. Ergenlik çağından sonra, üstü kıllarla kaplanan bir yağ dokusu tabakasının, bu bölümdeki deriyi kabartmasından oluşmuştur.

Dudaklar Büyük dudaklar

Büyük dudaklar, 2 deri kıvrımıdır; Venüs tepesinden makat önü bölgesine kadar uzanırlar; dışardan içeri doğru yassılaşırlar: Uzunlukları ortalama 8 sm, yükseklikleri 1 sm’dir. Kalınlıkları aşağıya oranla yukarda ve sest kenara oranla yapışık kenarda daha fazladır* hu yüzden, enine kesitleri bir üçgeni andırır. Bu/ük dudaklarda 2 yüz, 1 kenar, ı taban ve 2 uç ayırdedilir :

— dış yüz, kıllarla kaplıdır ve uyluğun iç yüzüyle ilişkidedir;

— iç yüz, parlak, pembemsidir, küçük dudağın dış yüzüyle ilişkidedir;

— yuvarlak olan alt kenar, kıllarla kaplıdır;

— taban, yumuşak bölümlere yapışır;

— her uç, karşı kenarın ucuyla orta çizgi üstünde birleşir.

Büyük dudaklar, yağ dokusu ve deriyle kaplı düz kas lifi demetlerinden oluşmuşlardır.

Küçük dudaklar

Büyük dudaklar arasında yerleşmiş, mukoza görünümlü 2 deri kıvrımıdırlar.

Ortalama 3 sm uzunluğunda, 1-1,5 sm yüksekliğindedirler. İncedirler, çünkü enine olarak yassılaşmışlardır.

Gözlendiğinde 2 yüz, 2 kenar, 2 uç görülür:

— dış yüz, büyük dudağın iç yüzüyle ilişkidedir,

— iç yüz, dölyolu girişinin yan çeperini oluşturur;

— üst kenar, yapışıktır;

— serbest olan alt kenar ince, düzensiz, girintili çıkıntılıdır;

— ön uç, karşı kenarın ucuyla birleşerek bızırı (klitoris) çevirir; önde bızır kılıfını, arkada bızır «gemciğini» oluştururlar;

— arka uç, karşı tarafın küçük dudağının arka ucuyla birleşerek, dış üreme organı arka birleşeğini oluşturur.

Bızır

Bızır (klitoris), erkeklerdeki kamıştakine benzer kavernöz cisimlerden oluşan sertleşici bir organdır.

Her 2 kavernöz cisim, birleşerek bızır gövdesini oluştururlar; altta ve geride kıvrılırlar ve bızır başıyla sonlanırlar.

Dölyolu girişi şişkinlikleri

Bızırı kalınlaştıran 2 yapıdırlar. Sınırlandırdık lan dölyolu çeperinin alt bölümünde yeralırlar.

Bartholin bezleri

2 tane olan bu bezler, dölyolu ağzının arka yarısının her iki kenarında yerleşmişlerdir. 1-1,5 sm uzunluğundadırlar. Uzun ve yassıdırlar. Boşaltıcı kanal, kızlık zarını küçük dudaklardan ayıran oluk düzeyine açılır.

Dölyolu girişi

Dölyolu girişi, her iki kenarda küçük dudakların iç yüzüyle, önde bızırla, arkada dış üreme organı arka birleşeğiyle sınırlı dış üreme organı çukurudur. Bu çukurcuğun dibinde, arka bölümünde bakirelerde kızlık zarıyla az ya da çok kapalı olan dölyolu ağzı, ön bölümde de sidik deliği yeralır.

Damar ve Sinirler

Atardamarlar

Dış üreme organı atardamarları, uyluk atardamarının dalları olan edep dış atardamarlarından, özellikle de kalça iç atardamarının dalı olan edep iç atardamarından gelirler.

Toplardamarlar

Toplardamarlar, tersine bir yol izler ve edep dış ve iç toplardamarlarıyla boşaltılırlar.

Lenf damarları

Dış üreme organının lenf damarları, yüzeysel kasık dış düğümlerine dökülürler. Karşı tarafın kasık lenf düğümleriyle ağızlaşırlar.

Yalnızca, bızırın özel bir lenf düğümü bölgesi vardır: Derin kasık düğümleri ve kalça dış düğümleri.

Sinirler

Venüs tepesi ve büyük dudakların ön üçte biri, karın üreme organları ve üreme organları uyluk sinirleri tarafından sinirlendirilir. Bızır, dölyatağı, küçük dudaklar ve büyük dudakların orta üçte biri edep iç siniri tarafından, büyük dudakların arka üçte biri küçük kalça siniri tarafından sinirlendirilir.

Kadınlarda Döl Yolu

Dölyolu, dölyatağı boynundan dış üreme organına kadar uzanan kassı, zarsı bir yoldur. Kadınlarda çiftleşme organı olmasının yanısıra, dölyatağı salgılarının ve doğum sırasında dölütün geçiş yoludur.

Yeri

Leğen boşluğu içinde, göden barsağının önünde, sidik torbasının arkasında yerleşmiştir. Yukarda, kendi boşluğu içinde çıkıntı yapan dölyatağı boynuna tutunur; aşağıda, dış üreme organına açılır.

Dölyolu ile dış üreme organı arasındaki sınırı, kızlık zarı belirtir.

Biçimi ve Doğrultusu

Dölyolu, boş olduğu zaman, önden arkaya yassılaşmış durumdadır; ön çeperi uçlar dışında, aşağı yukarı yolun bütün uzunluğunca arka çeperiyle yapışıktır.. Üst uç, dölyatağı boynunun dölyolu içi parçasını örten bir kadeh biçimindedir. Alt uçta, dölyolu enine olarak yassıdır. Doğrultusu, aşağıda ve önde, eğiktir.

Boyutları

Dölyolunun uzunluğu, ortalama 8 sm’dir. Yaklaşık 7 sm uzunluğunda olan ön çeper, uzunluğu 9 sm’yi bulan arka çeperden biraz kısadır.

Tutunma Araçları

Dölyolu aslında, yalnızca 2 ucunda sabittir. Alt ucu, apışarası tabanını oluşturan çeşitli bağsı kassı düzlemlere sıkıca yapışıktır. Üst ucu ya da dölyolu kubbesi, tutunma araçlarını paylaştığı dölyatağı boynuna yapışır.

Orta parça, makat kaldırıcı kaslarıyla çaprazlanır. Bu kasların bir bölümü, gerginliği, arka çeperi ön çepere karşı tutan bir kolan oluşturur. Bu nedenle dölyolu, leğen içi organlarının tutunma direğidir.

Anatomik Komşulukları

Dölyolunda bir ön yüz, bir arka yüz, 2 yan kenar ve 2 uç ayırdedilir. Başlangıcında leğen içinde bulunan dölyolu, kaldırıcı kaslar kolanını geçtikten sonra, bitiminde apışarasındadır.

Ön yüz

Ön yüz üstünde şunlar bulunur:

— yukarda, dölyatağının az ya da çok gevşek bir bağdokusuyla ayrıldığı sidik torbasının arka ve alt yüzü;

— aşağıda, sidik yolu, dölyolu bölmesini oluşturarak, dölyoluna sıkı sıkıya bağlı olan sidik yola

Arka yüz

Arka yüz yukarda, Douglas çıkmazını oluşturan karın zarıyla döşelidir; karın zarının altında, dölyolu, göden barsağı dölyolu bölmesini oluşturarak göden barsağına yapışır; daha aşağıda, dölyolu, tümü dölyolunun arkasında birleşen ve akzar derin tabakası denen çok sert bir çekirdek oluşturan çeşitli kassı-lifsi düzlemlerle göden barsağından ayrılmıştır. Bu akzar derin tabakasının enine kesiti, tabanı dış üreme organı arka birleşeği ile makat arasındaki uzaklığa uyan bir üçgen biçimindedir.

2 yan kenar

2 parçaya ayrılırlar: Biri leğen içi üst; öteki apışarası alt. Leğen içi parçası, dölyolunun 2/3’sini oluşturur ve seroza tabakasına uyar. Apışarası parçası, önce kaldırıcı kaslarla, sonra çeşitli kassı-lifsi düzlemlerle ilişkidedir.

Üst uç ya da dölyolu kubbesi

Dölyatağı boynuna yapışık olan dölyolu üst ucu, dölyolu kubbesini oluşturan boynun dölyolu içi parçası üstüne tam olarak oturan bir kadeh biçiminde genişler.

Dölyolunun bağlanma çizgisi, öne oranla arkada daha yüksektir. Dolayısıyle, dölyolu çeperi ile dölyatağı boynunun dölyolu içi parçası arasındaki dairesel çıkmaz, öne oranla arkada daha derindir.

Üst ucun komşulukları, yüzlerin ve yan kenarlarmkiyle aynıdır.

Alt uç

Dölyolu, dölyolu girişinin dibine açılır. Bu delik, bakirelerde zarsı bir kıvrımla (kızlık zarı) daraltılmıştır. Kızlık zarı, dölyolu ağzının kenarlarına yapışan değişik kalınlık ve biçimlerde bir zardır. Bu nedenle kızlık zarı, az ya da çok kaim, az ya da çok kapalı olabilir. Bazen, kızlık zarı, dölyolu ağzını bütünüyle kapatır. İlk cinsel birleşmede, kızlık zarı genişleyebilir ve kanama olmayabilir ya da yırtılır ve nedbeleşen zar. parçalarına kızlık zarı artıkları denir. Kızlık zarı, küçük dudaktan eğik bir yarıkla ayrılır.

İç Yapısı

İç yüzeyde, dölyolu mukozasının kalınlaşmaları olan enine kıvrımlar yeralır; ortada daha kalın, aşağı bölümde daha çok sayıda olan bu kıvrımlara, dölyolu kırışıklıkları denir.

Ayrıca, ön ve arka çeperin ortasında, bu çeperlerin alt yanları üstünde uzanan geniş birer çıkıntı bulunur. Bunlara «dölyolu sütunları» denir.

Ön sütun, arka sütuna göre daha gelişmiştir ve yukarı bölümünde iki kola ayrılır.

Döl Yolunun Yapısı

Dölyolunun yapısını şunlar oluşturur:

— bağdokusundan yapılı dış kılıf;

— düz kaslardan yapılı orta kılıf;

— mukozadan yapılı iç kılıf.

Mukozadan yapılı iç kılıf, yaklaşık 1 mm kalınlığındadır. Normal olarak pembe renktedir; gebelik sırasında koyu kırmızı, mor bir renk alır. Kas tabakası üstüne sıkıca oturan çok katlı bir epiteldir. Bu epitel, derinden yüzeye doğru 3 hücre tabakası gösterir:

— 2 hücre tabakası (iri çekirdekli, küçük kübik hücrelerden yapılı iç alt tabaka; gene iri çekirdekli, biraz daha büyük hücrelerden yapılı dış tabaka) içeren alt tabaka;

— birbirlerine birleştirici köprülerle bağlı, oldukça iri bir çekirdek ve bazofil bir sitoplazma içeren hafif yassı birçok büyük hücre sırasından oluşan ara tabaka;

— olgunlaşma bölgesi olan yüzeysel tabaka. Bu tabakanın hücreleri giderek yassılaşırlar; çekirdekleri de giderek küçülür; bu çekirdekler «piknotik» diye nitelenir; hafifçe bazofil olan sitoplazmaları da, asidofil ya da eyozinofil hale gelir.

Değişiklikler

Bu doku yapısında, hormon etkilerine bağlı olarak, ergenlik çağından yaşlılığa kadar birçok değişiklik görülür.

Ergenlik çağına kadar, epitel, bazal hücrelerden (alt tabaka hücreleri) oluşmuştur. Ergenlikten sonra bu mukoza, çevrimsel değişiklikler geçirir ve dölyolundan alman doku örneklerinde, yumurtalık salgısının hormon yansıması olarak incelenebilir.

Östrojenlerin en büyük derecede olduğu dönem olan yumurtlama ‘öncesi döneminde, eyozinofil vö piknotik hücrelerin yüzdesi çok fazladır: Eyozinofil ve piknotik gösterge (yüzde 60-80).

Âdet çevriminin 2. döneminde, progesteronun etkisiyle göstergeler yüzde 10-20′ye kadar iner. Bu dönemde, bazofil ara tabakanın hücreleri bulunur’. Gebelik sırasında, progesterona bağlı aşırı etki nedeniyle, gene bu ara tabaka hücrelerine raslanır. Yaşdönümünden sonra, alt tabaka hücreleri bulunur (özellikle, dış tabaka hücreleri).

Dölyolundan alınan doku örnekleri, yalnızca östrojen etkisini yansıtır, hiç bir zaman progesteronun etkisini yansıtmazlar; çünkü, progesteron etkisinin klasik ölçütleri, her türlü progesteron salgısının dışında da görülebilir (cinsel ilişkiler, dölyolu temizliği, enfeksiyonlar, vb.) ve birçok yanlışa neden olabilirler. Buna karşılık, dölyolu hücre incelemesi, kanser araştırmasında değerlidir.

Damar ve Sinirler

Atardamarlar

Dölyolunun yukarı bölümünün atardamarları, dölyatağı atardamarının dallarıdır.

Orta ve aşağı bölüm doğrudan doğruya, uzun dölyolu atardamarı adı verilen kalça iç atardamarından gelen bir dal tarafından sulanır.

Arka çeperi, kalça iç atardamarının dalı olan göden barsağı orta atardamarı sular.

Bu çeşitli dallar arasında birçok ağızlaşma vardır.

Toplardamarlar

Toplardamarlar, dölyolunun kenarlarında birleşerek sidik torbası ve dölyatağı toplardamarlarıyla ağızlaşmalar yapan «toplardamar ağı»m oluştururlar.

Lenf damarları

Lenf damarları, kalça dış atardamarlarının ve çatı bölgesi atardamarlarının yollarını izleyen lenf düğümleri tarafından boşaltılırlar.

Sinirler

Çatı bölgesi sinir ağından gelirler (birbirine geçmiş sinir lifleri).

Gerçek Erdişilik

Bir kişide hem yumurtalık, hem erbezi bulunduğu zaman gerçek erdişi (gerçek hermafrodit) diye nitelenir. Gerçek erdişilik, yalancı erdişiliklerle karıştırılmaması gereken, çok özel bir sendromdur. Doğum sırasında kusurun genellikle farkına varılmaz ve kamış (penis) bulunması nedeniyle kişi erkek kabul edilir. Anormallik, ergenlik çağında dişi görünümlü memeler gelişmesi ve âdet kanamaları ortaya çıkmasıyla belirginleşir. Dış cinsel organlar son derece değişkendir. Hastalara göre bir bölümü bütünüyle kadın dış üreme organına uyar.

Bazı hastalardaysa erbezi torbası ve kamış başmın ucunda bir sidik yolu deliği vardır. Gerçekte bütün ara biçimlere raslanabilir ve çoğunlukla ne gerçek kamış, ne gerçek bızır olan ve «kamışsıbızırsı organ» diye adlandırılan bir organ bulunur. Arkada dudak torba oluşumu, orta çizgide kaynaşmış büyük dudaklar ile boş erbezi torbası arasında bir biçim gösterir. Dölyolu (varsa) ilkeldir. Çoğunlukla apışarasma değil, sidik yoluna açılır. Bazı hastalarda prostat bulunur. Erbezi tarafında genellikle erbeziüstü ve sperma götürücü kanal (ductus deferans) vardır.

Ergenlikte memeler ve normal bir dölyatağı varsa, âdet kanamaları ortaya çıkar. Çoğunlukla kadın tipinde bir kıllanma, sık gözlenen ses kalınlaşmasıyla çelişir. Genel görünüm daha çok kadınsıdır. Hastanın ruhsal durumu, çocukluğunda eğitimine teme] oluşturan cinse uygundur. Ruhbilimciler, ruhsal cinsellik farklılaşmasının 18 ay-2 yaş arasında oluştuğunu düşünürler. Dolayısıyle, öngörülebilen «cinsel olanaklar»a ve kişinin dış üreme organına göre, çocuğun cinsini seçmek için, anormalliğin çok erken teşhisi son derece önemlidir.

Bu bakımdan, cerrahi olarak, kabul edilebilir dişi organları yapmanın her zaman daha kolay olduğunu hatırlamak gerekir. Oysa kamış için aynı durum sözkonusu değildir. Teşhisin konmadığı ve hastanın daha büyük yaşta olduğu durumlarda, onarım cerrahisinden yararlanarak, hangi cinse göre yetiştirildiyse çocuğun o cinsi korumasına yardım edilir. Sonuçlar oluşum bozukluğunun ciddiliğine göre değişir.

Erkek Tipinde Yalancı Erdişilik

Erkeğin dış üreme organlarının az ya da çok kadınınkilere benzediği cinsel oluşum bozukluklarına bu ad verilir. Ama oluşum bozuklukları, erbezi biçiminde bir cinsel bezi bulunan kişilerdedir; gerçek erdişiliğin tersine, yumurtalıkları yoktur. O halde kalıtımsal olarak bunlar, 46 XY kromozomlu normal erkek kromozom yapılı erkeklerdir. Bunlar arasında da, yalnızca çok küçük anormallikleri olan, bütünüyle erkek görünümündeki tip ile bütünüyle kuşkulu duruma sokan ciddi oluşum bozuklukları arasında bütün ara biçimler gözlenebilir.

Genellikle dış üreme organları görünüş bakımından kadını andıracak biçimde gelişmiştir. Er bezleri, orta çizgide birleşmemiş olan ve büyük dudakları andıran yarıklı bir torba içinde bulunur. Ender olarak, erbezleri inişlerini tamamlamamış, ya kasık kanalında ya da karın içinde kalmıştır.

Erkek cinsel organı da bızır ile küçük kamış arası bir biçimdedir. Sidik yolu her zaman kamışsı bızırsı organın kökünün gerisine açılır. Hattâ bazen, dölyoluyla birlikte gerçek bir kadın dış üreme organı bulunur.

Bulunan cinsel bezin, yumurtalık ya da erbezi oluşuna göre kadın ya da erkek tipinde olabilen 2 tür yalancı erdişilik vardır.

İç üreme organlarının yapısı da değişkendir; çoğunlukla dölyatağı gibi dişi, erbeziüstü, prostat gibi erkek organlarının bir karışımı vardır. Ama yumurtalık yoktur. Karında ya da yarık torba içinde bulunabilen cinsellik bezleri, erbezleridir.

Tedavi sorunları gerçek erdişiliktekiyle aynıdır.

Klinik olarak bütünüyle gerçek erdişiliklere benzeyen bu.grubun yanında, «kadınlaştırıcı erbezi» diye nitelenen çok ilginç bir sendrom vardır.

Bu kişilerde hiç bir şey erkek cinsi akla getirmez; tersine çoğunlukla görünümlerinin olağanüstü dişiliği göze çarpar. Klinik muayenede memeler iyi gelişmiştir. Kadm dış üreme organı normal, döl yolu genellikle iyi gelişmiştir. Dikkati çeken olaylar yalnızca, çatı bölgesinde ve koltukaltında kıl bulunmaması ve âdet kanaması görülmemesidir.

Çoğunlukla, dokubilim teşhisinde, erbezi olan cinsellik bezini kapsayan bir ya da bazen iki taraflı kasık fıtığı bulunur. Bu kişilerde 46 XY kromozomlu normal erkeğinkine eşdeğer bir kromozom yapısı vardır. Erkek cinsellik bezlerine karşın, doğumlarından beri dişi olarak kabul edilmiş ve öyle yetiştirilmiş gerçek kadınlardır. Tek farkları kısır kalmaları ve dölyataklan olmadığı için hiç bir zaman âdet kanaması geçirmemeleridir.

Tek tedavi (gerekirse) doyurucu bir cinsel ilişki sağlamak için dölyolu boşluğunu düzeltmektir.

Âdet görmeme ve kısırlık, doğal olarak düzeltilemez. Erbezi tipindeki cinsellik bezleri kansere dönüşme tehlikesi taşıdıklarından, ergenlikten sonra cerrahi girişimle çıkarılırlar. Bundan sonra hadımlık

Dişi Tipinde Yalancı Erdişilik

Bu durumda tersine, yumurtalıkları olan, ama dış üreme organları erkeğinkilere benzeyen kişiler sözkonusudur.

Oluşum bozukluğu üç nedene bağlanır: Annenin gebeliği sırasında erkekleştirici bir yumurtalık urunun ortaya çıkışı; gebeliğin başlangıcında yanlış olarak erkek hormonlarıyla tedavi uygulanması (bu iki nedene çok ender raslanır); «böbreküstü kabuğunun doğuştan aşırı gelişmesi» diye nitelenen bir çocuk böbreküstü bezi hastalığı.

Bu üçüncü nedende, özel bir enzim eksikliğinden ötürü böbreküstü kabuğu, ana karnındaki yaşamdan başlayarak erkekleştirici erkek hormonları salgılar. Bu anormal salgılama, doğumdan sonra da sürer ve böbreküstü bezi hastalığını düzeltmek için erken bir tedavi uygulanmazsa, yıllar geçtikçe ciddileşen çeşitli anormalliklere yolaçar.

Dişi tipinde yalancı erdişilikte, çocuk doğuşta kız olarak tanınır. Bununla birlikte cinsel organlarının dikkatli muayenesinde, daha o sırada bir bızır büyüklüğü ve büyük dudakların kaynaşma başlangıcı saptanır.

Daha sonraları, derinleştirilmiş bir muayene de, embriyo tipinde bir sidik yolları – üreme organları kanalı gözlenir. Dölyolu ve sidik yolu ortak bir boşluğa açılırlar. Çocuk büyüdükçe, oluşum bozukluğu belirginleşir. 5 yaşındayken 7-8 yaşındaki bir çocuğun boyundadır. Ayrıca, 3-5 yaşlarına doğru, erkek tipinde bir yalancı erken ergenlik ortaya çıkar. Bızır gelişir ve başparmak kalmlığina ulaşır. Çatı bölgesi ve koltukaltı kılları gelişir, ses kalınlaşmaya başlar.

Yalın erkek tipi kıllarıma (hirsütizm), gerçekten ciddi bir hastalık olmamakla birlikte, önemli bir toplumsal engeldir (sakallı kadın). Böbreküstü bezinin aşırı gelişmesine bağlı olarak, aşırı miktarda böbreküstü kaynaklı erkek hormonu salgılanmasına bağlıdır.

12 yaşına doğru, üreme organları bölgesi dışında, çocuk sakallı, bedeni kıllı, gelişmiş kaslı, geniş omuzlu, dar leğenli erişkin genç bir erkek görünümündedir.

Üreme organları bölgesinde, ^erkek tipinde eşkenar dörtgen biçiminde çatı bölgesi kılları, gelişmiş, ama kamışı anımsatacak kadar büyük olmayan bir bızır vardır. Sidik deliği yalancı kamışın arkasına açılır. Oluşum bozuklukları çeşitli tiplerdedir; değişimin ve erkeğe benzeyişin önemine göre, çeşitli tipler halinde sınıflandırılmışlardır.

Hormon düzeyi ölçümleri, böbreküstü bezinin salgılama anormalliği teşhisini doğrularlar.

Tedavi edilmezse, böbreküstü kabuğunun doğuştan aşın gelişmesi, yaşam açısından tehlikeli değildir (hiç değilse alışılmış biçimlerinde). Bununla birlikte, hastanın toplum yaşamına uyumunu engeller:

— başkalarından daha çabuk büyümüş olmasına karşın, boyu kısa kalır;

— bodur, kaslı, sakallı, kıllı ve büyük bızırlı oluşuyla pek kıza benzememesine karşın, kız gibi yetiştirilir. Erkeğe de pek benzemez. Çünkü boyu daha kısadır, sidiğini aşağıdan yapar ve dikleşebil-mesine karşın kamışı çok küçüktür. Bu hastaların çoğunda, ciddi ruhsal bozukluklara raslanır.

Tedavi, hastalığın geleceğini bütünüyle değiştirmiştir.

Teşhis doğumda konmuşsa, tedaviyle normal bir boy, memelerin gelişmesi ve âdet kanamalarıy-la normal bir kız ergenliği, bir apışarası oluşum bozukluğu varsa, onarım cerrahisi sayesinde normal bir cinsel yaşam, hattâ anne olma olasılığı umut edilebilir.

Daha geç, erkek tipinde erken ergenlikten sonra bile tedavi, kılların yitmesini, memelerin büyümesini ye âdet kanamalarının başlamasını sağlar. Bızır, onarım cerrahisiyle küçültülür.

Cinsel Sapkınlıklar

Cinsel sapkınlık teriminden genellikle, «normal cinsel ilişkiden sapma» anlaşılır; normal cinsel ilişki de, «karşı cinsten bir kişiyle orgazma ermeyi amaçlayan ilişki» diye tanımlanır.

Fetişzm

Bu cinsel sapmanın özelliği, yalnızca erkeklerde raslanmasıdır; günümüze kadar hiç bir kadın da fetişizm görülmemiştir.

Fetişizmin konuları

Fetişistin ilgisi, bedenin bir bölümünde (göğüsler, kalçalar, kabaetler, gözler, saçlar…), bir giyecek ya da bir iç çamaşırda (gömlekler, sutyen, çoraplar…), bir cisimde (şemsiye, mücevher…), bir fiziksel özellikte (zenci kadınlar, kızıl saçlar, v.b…), bir sakatlıkta (aksak ayak, kesilmiş bir üyenin kalan parçası) yoğunlaşabilir.

Fetişistler, gömlekler, çoraplar… arar ve biriktirirler ve bazen bunları çalarlar (kamu taşıma araçlarında kombinezon kesilmesi, saç örgülerini kesenler).

Cismin seçimi, ince, bilinçsiz, içten gelen bir mantığa göre olur ve bu cisim olmadan, fetişistin orgazma ulaşması olanaksızdır. Cinsel eş yokluğunda, fetişin varlığı ve onu seyretme, cinsel zevki uyarmaya yeterlidir.

Daha ender raslanan beden fetişizmi, genellikle farkedilmeden geçer; iktidarsızlık tam değildir; ama, kişiyi cinsel haz duyabilmesi için gerekli belli bir kadın tipini aramak zorunda bırakır.

Mayolun bu üç güzel feızı gibi bir heykel topluluğu, bir resim, hattâ cinsel organlarla ilgili herhangi bir nesne, bir cinsel sapığı uyarmaya yeterli olabilir.

Fetişistin ruhsal durumu

Ruhsal açıdan fetişist, kadında kamış bulunmamasını kabul edemeyen bir kişidir ve her fetiş, kendisine bu düşüncesini yalanlama olanağı veren, bu organın temsilcisidir. Fetişistler istekleri ve cinsel açlıkları bulunmasına karşın, gerçekten kamışı olan bir eşe (yani bir erkeğe) başvuramazlar; bu yokluğa katlanmak için fetişin sahtesi kaçınılmazdır.

Normalde, her aşk bağlantısında belli bir fetişizm vardır. Sevgiliyi anımsatan bir eşyayı, bir mektubu, v.b. sevgi ve şefkatle herkes saklamıştır; ama bu fetiş eşyalarla, fetişistin fetişi arasında fark vardır. Birinciler «aşk ilişkisinin hizmetindedirler», ama fetişistteki gibi eşyaya karşı tapınma duygusuna ve onsuz hiç bir zevke ulaşamamaya yolaçmazlar.

Genellikle fetişistler zararsız kişilerdir, çoğunlukla bekardırlar. «Aldatıcı oyun»larını oynamalarını sağlayan genelevlerde dolaşır dururlar.

Sadizm

Bu cinsel sapkınlık biçimi adını, XVIII. yüzyılda, orgazma ulaşabilmek için cinsel eşine fiziksel ve ruhsal acılar çektirmeye dayanan bu zevk biçimini ilk kez tanımlayan ünlü Marquis de Sade’dan alır.

Sadist, işkence yapar ve uyandırdığı acılardan zevk duyar; kurbanlarının çığlıkları keyfini artırır ve ona yoğun bir cinsel haz verir. Sadizm bazen, cinayete kadar varabilir.

Sadist katil

Kendine az ya da çok boyun eğen kurbanlarına işkence etmekle yetinmeyip, onları ya cinsel ilişki sırasında ya da orgazmdan hemen sonra öldürür. Sonradan hiç anımsamadığı bir biçimde, kendini bilmeden kurbanını boğar, gırtlağını keser ya da karnını deşer. Davranışının nedenlerini açıklaması güç, hattâ olanaksızdır. Bilinçaltının en gizli yerinde «hayvan uyumakta» ve kimse, hattâ kendi bile ne zaman uyanacağını bilmemektedir. Muhakkak doyurulması gereken, karşı konamayan, durdurulamayan bir gereksinimle itilir. Olaydan hemen sonra bellek yitimi yerleşir ve sadist katil yaptığını unutarak, günlük uğraşılarına döner. Durup dururken, görünürde hiç bir neden yokken, hiç iz bırakmadan öldüren böyle bir katili ortaya çıkarmak çok güçtür.

Bu arada bazı sadistlerin sapkın isteklerini doyurmak için bu işe gönülsüz kimselere saldırmalarına karşılık, çoğunlukla seçtikleri eşin de bir tür başka sapkın, yani mazoşist olduğu gözlenir. Gerçekten, sadizm ile mazoşizmi tam olarak ayırmak çok güçtür.

Düzensizlikleri, eğrilikleri ya da meme başı anormalliklerini araştırmak amacıyla yapılan gözle muayene, 4 evrede gerçekleşir. Solda yukarda, kollar aşağıdayken karşıdan bakış, ortada, kollar havadayken yandan bakış: aşağıda, beden öne eğikken karşıdan bakış; yukarda, meme başı.

ilerlemiş olduğu için, teşhis genellikle kolaydı: Ur göğsün biçimini bozar, meme başını yukarı doğru çeker, yaygın olarak deriye yapışır, bazen de yara açılırdı; lenf düğümlerindeki büyümeler, meme urunun kanser niteliğinde olduğunu kanıtlardı. Günümüzde çok sayıda hasta, göğüslerindeki şişlik, klinik özellikleri belirgin olmayan bir «yuvarlak» nedeniyle doktora başvurmaktadır. Ayrıca, günden güne yaygınlaşan uygulamalarla memelerin sistemli incelenmesi (özellikle, «doğum kontrol hapı» yazılan hastalarda), urların klinik öncesi dönemde ortaya çıkarılmasını kolaylaştırmaktadır; erken teşhisi kolaylaştıran bu etmenlere, kadınlara memelerini kendilerinin «muayene» etmesinin öğretilmesi de eklenmelidir.

Klinik belirtiler

Örnek olarak, en sık görülen biçim olan düğümcüklü uru anlatacağız.

Genellikle, hasta hekime ağrısız, küçük bir «yumru» nedeniyle başvurur; bu ur, acı vermekten çok, onu kuşkulandırmaktadır.

Hastanın sorgusunda şunlar araştırılır :

— yaşı;

— çocuk sayısı, kısır olup olmadığı, ileri yaşta gebe kalıp kalmadığı;

— emzirme sayısı, olası ihtilatlar (özellikle apseler);

— âdetlerin özelliği ya da yaşdönümüne girme tarihi;

— urun ortaya çıkış tarihi;

— urun büyüme biçimi : Hızlı büyüme, yalnızca kuşkulandırıcı bir belirti olmayıp, aynı zamanda büyük bir gelişme yeteneğini de kanıtlar;

— daha önceden östrojen, östrojen progesteron ya da androjenle harman tedavisi görüp görmediği, doğum kontrol hapı kullanıp kullanmadığı.

Klinik muayene

Klinik muayene, hastaların yüzde 99,5′unda teşhisi sağlar. Bu hastaların yüzde 92’sinde, gözle muayenede deriye anormal yapışıklıklar bulunduğundan, teşhis kesindir. Klinik muayenede kesin sonuç elde edilemezse (hastaların yüzde 5′inden azında) , tamamlayıcı muayeneler teşhisi sağlar.

Hasta, gövdesi çıplak olarak, art arda aşağıdaki çeşitli duruşlarda muayene edilmelidir:

— oturur durumda, kollar sarkık, kaslar gevşemiş halde;

— oturur durumda, kollar kalkık, öne doğru iyice eğilmiş halde;

— sırtüstü yatar durumda, kollar beden boyunca uzatılmış ya da kaldırılmış halde.

Gözle muayene

Deriye yap aklıklar görülebilir olduğundan ve fotoğrafı çekilebileceğinden, kötücüllük belirtilerinin araştırılması, özellikle gözle muayeneye dayanır.

Başlangıç halindeki yüzeysel bir ur, önemlice bir çıkıntı oluşturur ve yandan gelen ışıkta, memenin bu bölgesinin düzgün bir tepeden değil de, girintili:çıkmtıh bir yüzeyden oluştuğu farkedilir. Urun, meme bezinin komşu bölümleriyle arasındaki yapışıklıklar, biçim bozukluklarına yolaçabilir : Meme başı, ur tarafına doğru çekilir ve göğüs, karşı taraftakine göre, hafifçe yukarı kalkar. Memedeki bu eğrilme ve yukarı kalkma, son derece niteleyici belirtilerdir ve çoğunlukla, erken dönemde ortaya çıkarlar.

Ur daha çok geliştiğinde, gözle muayenede, meme başında düzelmeyen bir çekilme, deriye önemli ölçüde yapışıklık, urun önünde ya da çevresinde ödem (buna, «portakal kabuğu görünümü» denir ve ciddi bir yayılmanın belirtisidir) görülür. Deriye yayılma, hem urun gelişebilme yeteneğine, hem de dokuların komşuluğuna bağlıdır. Ayrıca, bazen urun çevresinde kanserin yaygınlığının kanıtı olan belirgin deri yumruları gözlenir; bu tür urların geleceği, her zaman ciddidir.

Elle muayene

Gözle muayenenin tersine, elle muayenede elde edilen bulguların hiç biri tartışmasızca kabul edilebilecek kadar güvenilir değildir.

Mazoşizm

Mazoşizm, adını edebiyatçı Leopold de Sacher Masoch’tan alır; sözkonusu yazarın kitaplarındaki kahramanlar, sevdikleri kadın tarafından dövülmekten büyük zevk alıyorlardı.

Mazoşist, ancak dövülür ya da aşağılanırsa orgazma erer. Zevk alması için kurban olması gerekir. Birbirlerini tamamlayıcı oldukları için, sadizmi mazoşizmden ayırmak güçtür. Ayrıca her ikisinin birarada olduğu sapkınlara da raslanır. Durum, ikili ilişkinin bir egemen olma boyun eğme ilişkisi olduğu eski ruhsal yapıyı anımsatır.

Bu durum, daha hafif derecelerde normal yaşamda da vardır. Çiftin ilişkisi, erkeğin egemen, kadının boyun eğen kişi olmaya eğilim gösterdiği bir ilişkidir; ama bazen rollerin tersine döndüğü de olur. Edebiyat, eli kamçılı, erkeğimsi kadınların kölesi olan erkek örnekleriyle doludur. Bu düşsel tip, siyah eldivenli ve çizmeli, ayaklarına kapanan aşık erkeği kamçısıyla kırbaçlayan bir kadındır. Aslında her kişinin içinde zaman zaman kıpırdanan bir sadist ve bir mazoşist yan vardır.

Çocukculuk

Çocukculuk ya da küçük çocuklara cinsel ilgi duyma, çoğunlukla erkeklerde raslanan bir sapkınlıktır; bu tür kişiler genellikle, cinayetle sonlanabileceği için bu tehlikeli eğilimine karşı bütün gücüyle savaşan zararlılardır.

Bu tür kişileri apansızın acımasızca cinayete sürükleyen, uzun yıllar boyunca süren bu savaşımın verdiği katlanılmaz acıdır.

Teşhircilik

Teşhirci genellikle bir erkektir; kadın ve çocukların önünde, cinsel doyuma ulaşmak amacıyla soyunur ya da cinsel bölgelerini açar.

Teşhirciler genellikle, park ve bahçelerde, bazen de okulların çıkışında bu davranışlarını sürdürür.

Teşhirci soyunmaktan zevk alır ve böylece cinsel doyuma ulaşabilir.

Floransa’lı ressam Botticelli’nin en saf ve kusursuz biçimiyle canlandırdığı kadın güzelliği, teşhircilikte saldırgan bir biçim alabilir.

Urun elle muayenesi

Urun muayenesi, el ayasıyla ve parmak uçlarıyla, fazla bastırmadan yapılmalıdır. Bu muayene, tahta sertliğinde, düzensiz, yamru yumru, bazen göğüs içine uzantılar gönderiyor gibi görünen küçük bir kütlenin bulunmasını sağlar. Sınırları iyi belirli değildir ve ağrısızdır. Başlangıçta deriye, kasa ya da göğüs çeperine yapışıklık bulunmaz. Muayene, öteki göğsün incelenmesiyle bitirilir.

Lenf düğümlerinin muayenesi

Bölgesel lenf düğümlerinin muayenesi, sistemli ve iki yanlı olarak yapılmalıdır. Lenf düğümü büyümeleri, ancak ileri dönemlerde ortaya çıkar, sert, serbest, düz, ağrısız bir lenf düğümünün, ele gelmesi, hastalıktan kuşkulandırmalıdır.

Yayılmaların araştırılması

Az gelişmiş meme kanserlerinde bile, yayılmaların (metastazlar) araştırılmasıyla muayene tamamlanır. Kanser başka yerlere yayılma yapmışsa, zayıflama, ağrılar (sırtta, belde, bacaklarda) ve soluma güçlüğü vardır.

Memenin elle muayenesi, avuç içiyle iyice bastırılarak yapılır. 4 evrede gerçekleştirilir. Yukarda solda, memelerin sistemli muayenesi; sağda, koltukaltı uzantısının muayenesi. Aşağıda solda, deriye yapışıklık olup olmadığının araştırılması, sağda, meme başından akıntı olup olmadığının araştırılması.

Tamamlayıcı muayeneler Meme filmi

Meme filmi, tipik durumlarda dolaylı (derinin kalınlaşması, ur çevresinde ödem halkası) ve dolaysız belirtiler ortaya koyar. Bu belirtilerin başlıcaları şunlardır:

Nedenler

Olaya tanık olan kişinin göstereceği şaşkınlık, teşhircilikte çok önemli rol oynar. Bakışın rolü temel öğedir. Seçilen kişi genellikle genç, saf, utangaç, bakiredir, bakışı da öyledir. Teşhirci, olayın etkisine göre davranışını ayarlayabilir (sözgelimi yakalanma tehlikesi varsa); yani karşı konamayan, denetim altına alınamayan bir itilme sözkonusu değildir.

İnsanların çoğunda, cinsel ilişki sırasında çıplak görünmek isteği vardır; ama teşhirci, cinsel ilişkinin başlıca erotik ilgisini, yalnızca organlarını gösterme ve bundan zevk alma biçiminde saptar. Bu, cinselliğin bir biçimi olmaktan çok, cinselliğin reddidir, kendi kendine doyumdur, aynı zamanda da tecavüzdür. Gerçekten bu terbiyesizce teşhir, çekmekten çok iter, görüşe tecavüz eder; bu nedenle de sapık kişi daha kolay şaşıracak kişilere yönelir: Genç kızlar ya da genç erkekler; ev kadınları ve anneler; v.b…

Teşhir edilen organ genellikle kamış olduğu için, teşhircilik özellikle erkeklerde görülür; ama göğüslerini, cinsellik organını ya da kabaetlerini gösteren kadın teşhirciler de vardır.

Nemfonami

Halk arasında genellikle «isteriklik» diye bilinen nemfomani, buraya kadar incelediğimiz sapkınlıkların çerçevesine girmez. Cinselliğin abartma biçiminde bozulmasıdır. Nenıfoman kadında doyurulamayan, orgazmı olanaksız kılan bir cinsel açlık vardır. Oysa, çelişkili görünür ama, nemfoman kadın aslında soğuktur. Bununla birlikte, gereksinimi bir gerçektir ve yatıştırıcı doyumu arayışında umutsuz bir şeyler vardır; isteklerine karşı savaşı öylesine yoğundur ki, duyduğu sıkıntının büyüklüğünden ötürü genellikle ruhsal çöküntüye girer. Nemfomani, bir hastalık olmaktan çok, kişinin ruhsal düzensizliğinin bir belirtisidir; ama ruh hekiminin pek az yardımı dokunabilir; çünkü düzensizliğin belirtisi olan cinsel isteğe karşı çıkma, nemfomani daha da büyük bir sıkıntıya sokabilir.

Nemfoman kadın, çelişkili görünse de aslında soğuk bir kadındır. Cinsel isteği tükenmezmişcesine erkekten erkeğe koşusu, aslında bir türlü ulaşamadığı orgazmın peşinde koşmaktır.

Sonuç

Cinsel sapkınlık terimi, gerek eşcinselde olduğu gibi cinselliğin nesnesinde, gerekse fetişistte, teşhircide olduğu gibi, cinselliğin amacında bir sapmayı belirtir.

Sapık, gelişme yapısı bakımından nevrozludan farklıdır. Nevrozlunun tersine, halinden yakınmaz ve hekim yardımına çok ender, gerçek tedavi dileğiyle değil de bir ceza kovuşturmasından kurtulmak için başvurur. Bu nedenle, sapık bir kişinin tedavisi çok güçtür; çünkü tehlike geçer geçmez, tedavi isteği de yiter.

Cinsel sapkınlıkta, yapısal bozukluklar yoktur; ama çocuklukta duyusal ve ruhsal gelişme sırasında «yoldan çıkmalar» sözkonusudur. Sapık kişi kadının kamışı olmaması gerçeği karşısında geçirdiği şaşkınlığı aşamamıştır. Deli olmadığına göre, gerçeğin varlığını inkar edemez; ama duyduğu sıkıntı karşısında, erişkin olunca cinsel ilgisini saptırabilir: Bir benzeri üstüne (homoseksüellik); ka dınla arasına bir eşya sokarak (fetişizm); cinsel ilgisini, normal cinselliğinin bir bölümüne taşıyarak (teşhircilik, v.b…).

Doyduğu halde hâlâ zevk için annesinin memesinden süt emen çocuk gibi, her insan, biyolojik bir gereksinimi (açlık, susuzluk, v.b.) doyurmak için değil de, zevkin kendisini ararken bir sapıktır. Bizi gerçek sapıktan ayıran, dış gerçekler ve toplumdan dengeli yaşayabilme zorunluğu karşısında, içimizden gelen bir sesle gerektiği biçimde yönetilip, bu isteğimizi, yasak sayıldığı zaman, arkadan gelecek suçluluktan kaçınmak için geriletebilmemizdir.

Ama bunu başarabilmemiz için kişiliğimizin ruhsal gelişiminin dengeli olması gerekir.

Nevrozlunun tersine, sapık, suçluluktan ve sıkıntıdan kurtulmuştur; bu da isteklerini, ikincil darbeler olmaksızın doyurmasına yolaçar.

— sınırları az ya da çok belirsiz, düzensiz, dikensi çıkıntıları olan, değişken, ama her zaman elle muayenede algılanandan daha düşük boyutlarda, yıldız biçimi bir saydamsızlık;

— yerleri iyice belirgin, pek çok sayıda, görülebilirlik sınırında, ur içi doku ölümü odaklarına uyan küçük kireçlenme noktalan.

Lenf düğümleri bölgelerinin incelenmesi, kesin bir teknik gerektirir; muayenenin en önemli bölümüdür. Yukarda, koltukaltı çukurunun, aşağıda köprücüküstü çukurunun muayene edilerek lenf düğümü büyümeleri araştırılması. Bu büyümeler, ya bir enfeksiyonun ya da bir ur yayüımının belirtisidir.

Ama, her zaman niteleyici, tam bir kanser görünümüyle karşılaşılacağı sanılmamalıdır; en belirgin özellik, çok hafif ve yerel bile olsa, kenarlardaki düzensizliktir.

Hücre incelemesi

Ur yakınlarında, deriye yapışıklık belirtileri bulunmadığı zaman uygulanabilir. Meme başı akıntısında ya da iğneyle alman doku içinde, kanser hücreleri aranır.

Meme sıcaklığının incelenmesi

Yaygın olarak kullanılmayan bu yeni yöntemde, memedeki ısı değişikliklerinin kaydedilmesi (kanser dokusunun sıcaklığı, çevresindeki normal meme dokusundan fazladır) yoluyla teşhis kolaylaşabilir.

Girişim sırasında doku incelemesi

Genel uyuşturum altında, ur genişçe çıkarılarak, cerrah tarafından dokubilim uzmanına teslim edilir. O da parçayı hemen inceleyerek, kanser teşhisini doğrulayan ve tipini belirleyen sonuçları verir; elde edilen veriler gözönünde tutularak, girişim sürdürülür.

Evrim

Hastalığın evrimi, son derece değişkendir, gelişme nöbetleriyle kesilmiştir. Bazı kanserler, yerel, bölgesel bir gelişme gösterir : Ur büyür, giderek daha yaygın olarak komşu dokulara ve alttaki tabakalara yapışır, sonra deriye yayılarak yaralaşabilir. Bazı kanserlerde, akciğerler, kemikler, karaciğer, beyin, yumurtalıklar düzeyinde uzak yayılmalarla evrim gösterirler.

Biçimler

İlerleyici biçimler

Beyin yapısı görünümlü kanser

Beyaz ya da pembe renkli, yumuşak kıvamlı, büyük bir ur sözkonusudur; deriye yayılarak hızla yaralaşır ve beyin dokusu görünümünde artıklar açığa çıkarır; genç kadınlarda ortaya çıkar ve geleceği kötüdür.

İvegen iltihaplı kanser

Bu hastalık, emzirmekte olan kadınlarda görülür. Bütün memeyi etkileyecek iltihap belirtileri verir, hızla ilerler ve genel durumu ciddi biçimde bozar.

Paget hastalığı

Çok ender raslanan bu hastalığın, 2 biçimi vardır : Meme başında, yalın bir yarayla gelişen yüzeysel biçim; meme başı ardında, gerçek bir ur olarak ele gelen derin biçim.

Yerleşimlerine göre biçimler

İki taraflı ya da çift kanserlere raslanır.

Kanserler, normal yerinin dışındaki bir meme bezinde, koltukaltı uzantısı üstünde ya da meme altı oluğunda gelişebilirler.

İç ya da alt kadran kanserleri de gözlenir.

Başlangıçlarına göre biçimler

Kanser, bir lenf düğümü büyümesi, bir yayılma, ivegen bir nöbetle kendini gösterebilir.

Süt akıtıcı kanalların içinde yerleşen biçim, başlangıçta meme başından kanlı bir> akıntıyla kendini belli eder; süt kanallarının filminin çekilmesi (galaktografi), hasta lobun yerini belirtir ve bazen, urun yerleştiği süt kanalını gösterir. Bu ur çıkarılarak, niteliği konusunda kesin sonucu belirtecek olan dokubilim uzmanına verilir.

Klinik açıdan kuşkulu, derin bir epitel uruyla ilgili, yıldız biçiminde tipik görünüm veren meme filmi. Memenin deri örtüsü ve meme başı çevresinde ur yayılımı yoktur.

Yerleştikleri kişiye göre biçimler

Genç kadınlarda evrim hızlıdır; süreğen kistli meme hastalığı (mastoz), kanserin ortaya çıkışını kolaylaştırabilir.

Gebelik, kanserin evrimini kamçılar; ama, gebeliğin sona erdirilmesiyle, kanserin geleceğinde önemli bir düzelme görülmez.

Erkeklerde meme kanserine çok ender raslanır; ama, hızla göğüs çeperine yayılır. Meme filmi de her zaman çekilemediğinden, teşhis başlangıçta güçtür.

Hücre yapısına göre biçimler

Urlar, meme bezini büzen kanserlerdir. Başlıcaları şunlardır:

— yaşlı kadınlarda görülen, yavaş gelişen, körelmeli, büyük bir bölümü yağ dokusundan yapılmış olan sert kanser (skirö kanser);

— kalın ve sert tek bir tabaka halinde, memeyi göğüs çeperine bastıran ve çoğunlukla, meme bölgesi dışına taşan «zırh biçiminde» sert kanser (evrimi hızlıdır);

— sert düğümler biçiminde, deri tabakası içinde, asıl urdan uzakta yayılmış düğümlü sert kanser.

Meme sarkomuna ender raslanır; ama, çok tehlikelidir. Hızlı evrimiyle ve erken dönemde, uzak organ yayılmalarıyla nitelenir.

Meme kanserlerinin yüzde 9O’ı, süt kanallarından çıkar, çok az bir bölümü (yüzde 9) de bezlerden kaynaklanır. Mikrop incelemesinde tipi adenokarsinomdur.

Ayırıcı Teşhis

Deriye yapışmış ya da deriye yayılarak yaralaşmış büyük kanserlerin teşhisinde hiç bir güçlük çekilmez. Bu biçimleri, genç kızlarda görülen fibroadenomla ya da yalın bir meme kistiyle karıştırmak olanaksızdır.

Yaşdönümüne girmiş bir kadında, meme dokusundaki bir şişlik, her zaman kuşku uyandırmalıdır. 40 yaşını aşmış, ama henüz yaşdönümüne girmemiş bir kadında, âdet kanamalarından sonra yitmeyen bir meme dokusu şişliği de kuşkulandırıcı bir durumdur. Çoğunlukla, bozunun tümünün inceleneceği araştırıcı bir cerrahi girişime başvurmak gerekir.

Kadınlar memelerini kendileri kolayca muayene edebilirler. İlk önce, yoklanan memenin karşıt tarafındaki elle sistemli inceleme; sonra, lenf düğümü bölgelerinin muayenesi; son olarak, ayakta ayna karşısında, meme başından akıntı olup olmadığının incelenmesi.

Teşhiste, en çok yanlışa yolaçan bozunlar şunlardır :

— kistli meme hastalığı;

— çoğunlukla, daha derin bir kanseri gizleyen yağ urları;

— genellikle, bir travma sonucunda ortaya çıkan, hücre ve yağ dokusu ölümüne bağlı şişlikler;

— göğsün bütün kütlesiyle yukarı kalktığı, göğüs çeperi soğuk apsesi;

— enfeksiyon kökenli lenf yolları iltihabı ve meme apsesi (çünkü çoğunlukla, antibiyotik tedavisinden sonra, bu iltihaplar, yavaş bir evrim gösterir ve kansere benzerler);

— kansere bağlı olmayan meme başı akıntıları;

— meme veremi, aktinomikoz ve frengi.

Tedavi

Teşhis, ne kadar erken konursa, organdan o kadar az bir bölüm çıkarılacaktır :

— kanser teşhisi kesinse, genellikle, ameliyat öncesi bir ışınlama, geniş ya da geniş olmayan bir cerrahi girişim ve ameliyat sonrası bir ışınlama (kısırlaştırmayla birlikte ya da değil) uygulanır;

— kanser teşhisi kesin değilse, bazı hekimler, girişim sırasında doku incelemesinden sonra, az ya da geniş bir cerrahi girişim ve ameliyat sonrasında kobalt tedavisi uygularlar, bazı hekimlerse, bunlara ancak, ur lenf düğümlerine yayılmışsa başvururlar.

Yaşdönümüne girmemiş kadınlarda, çoğunlukla, cerrahi kısırlaştırma da uygulanır.

Kanser Taraması

Meme kanseri, sık raslanan ve tehlikeli bir hastalık olmakla birlikte, erken teşhis, evrimini düzeltebilir; küçük çaptaki urlarda (2 sm’nin altında), hastaların yüzde 9O’ı iyileşebilir. O halde, meme kanserinden ölüm oranını kökünden değiştirebilmek için, urları bu klinik öncesi dönemde (l. evre) ortaya çıkarmak gerekir. Özel merkezler, genellikle çok yüklüdür ve teknik nedenlerden ötürü, hiç yakınması olmayan bütün bir topluluğu düzenli olarak incelemek olanaksızdır. Bu durumda, kanser araştırmasında başlıca sorumlu, 35 yaşm üstündeki kadınların memelerini, yılda en az 1 kez sistemli olarak inceleme olanağı bulunan pratisyen hekimdir. Bu muayenenin gerekli olduğu konusunda, kadınlar eğitilmelidir. Her ne kadar, her yıl meme kanserinden tedavi gören kadınların yüzde 9O’ı, bu uru kendileri bulmuşsa da, hastaların yarısı, bu buluşlarından ancak yıllar sonra doktora gitmeye karar vermişlerdir. Kadınları, kendi kendilerini muayene etmeye ve bir anormallik saptadıklarında, doktora başvurmaya inandırmak gerekir. Bu kendi kendini muayene yöntemi, lenf düğümlerine yayılmadan önceki dönemde, meme kanserlerini teşhis ve tedavi etmeyi amaçlayan bir

grup işlemin, yalnızca bir bölümünü oluşturur. Bu yüzden her hekim, meme kanserine yakalanmış kadınlara etkin ve erken tedavi uygulamak amacıyla, bu tür bir tarama ve bilgi verme girişiminde bulunmalıdır.

Hipospadias

Ön sidik yolunda doğuştan bir oluşum bozukluğudur; sidik yolunun anormal olarak kamışın alt yüzüne ya da apışarasına açılması ile özellenir.

Embriyonun arka kutup çeperindeki bir kalınlaşma, cinsellik çıkıntısı kamışı oluşturur. Kamış büyürken, alt yüzünde «sidik yolu zarı» denen damarsız, ince bir yaprak oluşturur. Bu zar ortadan kalkarken bir oluk bırakır ve bu oluğun dudakları birbirleriyle kaynaşarak kapanır; böylece sidik yolunun kamış parçası oluşur. Bu kaynaşma olayı arkadan öne doğru ilerler; arkada birincil cinsellik oluğunun her iki yanında, kendini sınırlayan kıvrımlar üstünde başlar. Bu kıvrımlar erbezi torbası derisini oluşturacaklardır; tabanın ortasındaki çizgi, ilkel 2 yarım torbanın birleşmesini yansıtır.

Bu kaynaşma olayı, apışarası ve kamışbaşı arasındaki herhangi bir noktada duraklayabilir. Böylece sidik yolu ağzının bulunduğu yere göre kamışbaşı hipospadiası, kamış hipospadiası, apışarası hipospadiası ya da apışarası, erbezi torbası hipospadiası gibi değişik çeşitleri tanımlanır.

Kamışbaşı hipospadiası

Oluşum bozukluğunun en hafif derecesidir: Sidik deliği kamışbaşının alt yüzüne ya da tabanına açılır; kamışbaşı da genellikle anormaldir, alt yüzünde oluk biçiminde yassılmıştır. Gelişmede geç bir duraklama sözkonusu olduğu için, oluşum bozukluğu yalnızca sidik yolundadır. Kamış ve erbezi torbası normaldirler. Ama sünnet derisi tam değildir ve alt yüzü yoktur; yalnızca bu özel görünüm, birlikte bulunan hipospadiastan kuşkulanmaya yeterlidir. Aşağı yukarı hiç işlevsel bozukluk yoktur. Bununla birlikte çocuk güçlükle işer ve erişkinse cinsel ilişkiyle bulaşan hastalıklara yakalanma tehlikesi artar; bu hastaların dölleme şansları azdır; çünkü sperma, dölyatağı dış deliğine doğru değil, dölyolunun arka çıkmazına atılır.

Kamış hipospadiası

Gelişmedeki oluşum bozukluğu daha erken ortaya çıkmıştır; temel olgu, dirseklenen ve bazen kendi ekseni üstünde aşağıya doğru kıvrılan kamışın alt yüzünün eksik oluşmasıdır. Sidik yolunun kapatılması girişimlerinden önce, kamışın kıvrıklığı düzeltilmelidir. Kamışbaşının ekseni, kamışın ekseni ile 90°’yi bulabilen, hattâ dar olabilen bir açı yapar. İşeme sırasında sidik saçılır, kişi ıslanır; cinsel birleşme tam değildir, hattâ olanaksızdır.

Sünnet derisi ve kamışbaşı, aşağı yukarı kamışbaşı hipospadiasındaki görünümdedir: Yassı ve oluk biçiminde kamışbaşı; önlük biçiminde sünnet derisi.

Hipospadiasın arka biçimleri

Erbezi torbası hipospadiasına (sidik deliğinin er bezi torbası kılıflarının kökünde olması) ve apış arası erbezi torbası hipospadiasına (sidik deliğinin kendileri de ayrılmış olan yarık erbezi torbası kılıflannm arkasında olması) ayrılırlar.

Kamışın alt yüzündeki gelişme eksikliği çok belirgindir: Kamış erbezi torbası içine gömülü olabilir. Cinsel birleşme olanaksızdır ve kişi işemek için çömelmek zorundadır. Bu biçimlerde, sidik yolunun yeniden oluşturulmasından önce kuşkusuz, kamışın gömülü olduğu yerden, serbestleştirilmesi ve lifsel bağın kesilmesi gerekir. Bu hipospadiasların estetik sonuçları, işeme işlevi üstüne, cinsel işlev üstüne ve kişinin ruhsal durumu üstüne yansımaları, ergenlikten önce cerrahi aracılığıyla onarılmalarını zorunlu kılmaktadır.

Kamışbaşı hipospadiası

Kadın dış üreme organı biçiminde hipospadias

Doğuştan oluşum bozukluğunun en ileri bicimidir. Gelişmenin duraklaması, dış üreme organlarının henüz güdük olduğu, cins ayrımının belirlenmediği sırada olur. Kamış çok küçüktür, erbezi torbası orta çizgisinin üst bölümünde gömülüdür; her 2 yarım torba, parlak kırmızı renkli derin bir olukla birbirinden ayrılmıştır; bu oluğun dibine sidik yolu açılır ve birbirinden ayrı bu yarım torbalar, bölgeye dişi görünümü verirler. Ayrıca bu çocuklarda, çoğunlukla erbezleri 2 yanlı olarak torbaya inmemiş ve karın içinde kalmışlardır.

Bu hastaların tedavileri, organın görünümünden ötürü büyük sorunlar yaratır; çünkü sözkonusu çocuklar, çevreleri tarafından hemen her zaman kız sanılırlar.

Dolayısıyle, her türlü onarıcı girişimde yalnızca yapı ve tam cinsellik bilançosu değil, aynı zamanda kişinin davranışı, ruhsal durumu ve derin istekleri gözönünde tutulmalıdır. Bu yüzden, önceki biçimlerin tersine, tedavi kararı ergenlikten sonra tartışılacaktır.

Tedavi

Hipospadiasın tedavisi yalnızca cerrahidir. Ancak, önerilen tekniklerin çok sayıda olması, cinselliğin, sidik sisteminin ve dış görünüşün üçünün birden onarılmasının güçlüğüne tanıklık eder. Kamışın serbestleştirilmesi, gerekli uzunluğunun kazandırılması, bükülmenin ve dönmenin ortadan kaldırılması, elden geldiğince uca yakın bir sidik deliği oluşturmak, başlıca amaçlardır.

Sidik yolunun yukarda yatağının değiştirilmesi, yeni sidik yolunun dinlenmesini sağlar ve çoğunlukla gerçekleştirilmesi gerekir.

Yalnızca, sidik yolu ağzının kamışbaşı altına açıldığı (kamışbaşı hipospadiası) hafif biçimler hiç bir tedavi gerektirmez; olsa olsa, çirkin görünümlü sünnet derisinin kesilmesi ya da sidik akımını serbestleştirmek için nokta biçiminde bir sidik deliği genişletilmesi gerekebilir.

Öteki biçimlerde onarıcı bir girişim zorunludur.

Girişim hangi yaşta yapılmalıdır? Anne, baba tarafından çoğunlukla sorulan bu soruya kesin bir yanıt verilemez. Genel olarak, dış üreme organlar yeterince geliştikleri ve bolca bir doku oluştuğu zaman, yani yaklaşık 6-8 yaşlarında girişim yapılması gerektiği söylenebilir.

Sidik yolunun yeniden oluşturulması girişimleri, kamışın düzeltilmesinden ancak 6 ay sonra gerçekleştirilebilir. Bu doğuştan oluşum bozukluğunun biçimine de büyük ölçüde bağlı olan ameliyat yönteminin seçimi, cerrahın kişisel deneyimine göre değişir.

 
cinsel bilgiler sağlık bilgileri seks dersleri. Citrus Pink Blogger Theme Design By LawnyDesignz Powered by Blogger