Erkede Kısırlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Erkede Kısırlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İktidarsızlığın Çözümü ve Tedavisi

6 Ekim 2009 Salı

Erkek sözkonusuysa «iktidarsızlıktan, kadın sözkonusuysa «soğukluk»tan sözetme alışkanlığı vardır. Bu iki terim, cinselliğin normal kabul edilen görünümlerinin bozulmasını dile getirir. Bu klasik ayrıma burada da uyacağız.

Tanımlama

İktidarsızlık, seçilen bir eşle tam bir çiftleşme yapma olanaksızlığıdır. Tam ve kısmi iktidarsızlıkları ayırdetmek gerekir. Kısmi iktidarsızlıklarda olay, ilişkinin sertleşme, sperma atma, orgazm gibi bir bölümünü ilgilendirir. Aynı biçimde, yapısal bir bozuna bağlı yapısal iktidarsızlıklar ile yapısal bozunsuz işlevsel iktidarsızlıklar da ayırt edilmelidir.

Yapısal iktidarsızlıklar arasında içsalgısal (bir hormon eksikliğine bağlı) iktidarsızlık, uzun süre en sık görülen biçim olarak değerlendirilmiştir; ama günümüzde çok ender Taşlanmaktadır. Arzusunun etkisinde bir erkek, sertleşme, dölyoluna girme ve cinsel birleşmeyi tamamlama, sperma atımı gibi 3 evreden geçerek cinsel ilişkide bulunur. Bir erkek bu 3 evreyi gerçekleştiremiyorsa, «iktidarsız» olduğu söylenir. Ama buna kesinlik kazandırmak gerekir. Birinci evrede bir yetersizlik, öteki ikisine geçişi çaresiz biçimde engeller. Ama 1. evre 2. ile birlikte ya da yalnızca 3. evreyle birlikte olabilir. Bu durumda kısmi iktidarsızlık söz konusudur. İktidarsızlığın genellikle ruhsal kökenli olduğu kabul edilir. Yapısal bir nedenin saptanabildiği daha ender durumlarda, hemen her zaman heyecan etmenleri de eklenir. Bundan özellikle, iktidarsızlığın her zaman yalnızca ruhsal kökenli olacağı sonucu çıkarılmamalıdır. İktidarsızlık, ruhsal ya da bedensel açıdan hasta kişiler dışında da görülen, yaygın bir hastalıktır.

Sağlıklı bir erkek iktidarsız olabilir. Hangi biçimde olursa olsun, iktidarsızlık,erkekliğini bozduğu kişiyi başkalarından ve kendinden utandıran bir hastalıktır. Gerçekte, bir kez olsun iktidarsızlığa yakalanmadığını çok az erkek ileri sürebilir.

Sınıflandırma ve Tanımlama

Şunlar ayırdedilmelidir:

— istek yokluğundan kaynaklanan iktidarsızlıklar ya da cinsel istek yokluğu;

— özellikle, istek olmasına karşın sertleşme yokluğu biçiminde beliren, cinsel otomatik hareket eksikliğine bağlı iktidarsızlıklar;

— çok heyecanlı kişilerde sık gözlenen, cinsel yansımalı sinirsel bozukluklar.

İktidarsızlıkların çoğu bu üçüncü sınıfa girer.
iktidarsizlik-170109-ic1
Cinsel istek yokluğu

Erkeğin uyarılma yeteneği yoktur. Güçlük çekmeksizin normal cinsel isteğin dürtülerine dayanır. Gerek erkekliğini kanıtlamak için kendini zorlasa, gerekse eşi tarafından cinsel açıdan uyarılsa bile, kamışı sertleşmez. Ne düşgücüne dayanan isteği, ne cinsel ilişkisi, ne de duyarlı bölgelerin uyarılmasına cinsel refleksi vardır. Bu bozukluğun nedeni, özellikle tam bir uyarılamama söz konusuysa, genellikle yapısaldır. Özellikle bel kuyruk sokumu bölgesi düzeyinde bir omurilik bozunu (omuriliğin bası altında kalması, omurilik iltihabı, apse, 3. evrede frengi) düşünülmelidir. Bunlar tabloyu tam olarak yaratırlar. Şaşırtıcı da gelse, bu bozuklukların başlangıcında çoğunlukla bir aşırı uyarılırlık dönemi vardır. Ağrılı hale gelebilen sürekli sertleşme görülür. Aynı biçimde, erbezlerinin içsalgı yetersizliği, hadımlık, travma ya da enfeksiyon bozunlarma bağlı ikincil ya da birincil körelmeler gibi erbezleri ve dölyollarınm ciddi hastalıkları da akla gelmelidir. Bu durumda ya ergenlik öncesi bozunlar sözkonusudur ve iktidarsızlık önemlidir (ama yerine koyucu tedaviyle düzeltilebilir) ya da bozunlar geç ortaya çıkmıştır, iktidarsızlık fazla değildir ve erkek hormonlarıyla düzeltilebilir. Bir başka neden, alkol zehirlenmesi olabilir. Bu da aşırı uyarılırlık biçiminde başlar, daha sonra sapmış anormal uyarılırlığa dönüşür. Son evre, sağlam cinsel düş ile fiziksel işlev yetersizliğinin ayrışmasıdır. Yaşlılık da, ileri yaştaki erkekler için sözkonusu bir nedendir. Ama burada orta derecede cinsel istek, cinsel ilişkiyi gerçekleştirmedeki güçlükle birliktedir. Sertleşme daha hafiftir, bir gelir, bir gider ve erkekle oyun oynar gibidir. Önemli anlarda yiter, belirsiz bir anda yeniden belirir. Addison hastalığı,demir depo hastalığı, miksödem gibi içsalgı bezleri hastalıklarında ya da içsalgı bozukluklarında, bir kafa tabam bozunu olan hipofiz uru gibi bir arka hipofiz hastalığında da görülebilir. Son bir neden, karmaşık ve tanınması güç hormon bozukluklarına bağlı doğuştan iktidarsızlıktır. Ama burada, çoğunlukla kendine dönük bir cinsel etkinlik (kendi kendini tatmini itiraf ettirmek güç olmakla birlikte) vardır. Aslında, fiziksel bir yetersizlikle birlikte korunmuş bir cinsel istek durumunu, her türlü istek ve itici güçten yoksunluk durumundan ayırmak çoğu kez güçtür.. Bu nedenlerden birinin varlığı kabul edilmeden önce, bir sinir bozukluğuna bağlı geri itilme, olasılığı elenmelidir.

Erkeğin iktidarsızlığı durumunda Couvelaire ameliyatı adı verilen girişim, hastanın kamışına kaburgalarından birini (12. kaburga) yerleştirmeye dayanır.

Cinsel otomatik hareket yetersizliği

Bu yetersizliğe tek başına ender raslanır. İstek eksikliği, yani cinsel istekte azalma olmaksızın, yalnızca sertleşmede ya da yalnızca sperma atımında bir kusur sözkonusudur. Ayrıca sertleşme ve sperma atımı kusurları arasında da ayrım yapmak gerekir. Sperma atımı bozukluğunda da 2 olasılık vardır: Sperma atımı olanaksızlığı; çok erken sperma atımı.

Sertleşme yetersizliği

Cinsel ilişki sırasındaki bir sertleşme yetersizliğini sözkonusu ettiğimizi belirtelim. Gerçekten, bazı kişiler tek başlarmayken kamışları çok normal sertleşebilir; ama bir eş yanında bu olanaktan yoksundurlar. Bu kusur genellikle kişinin özuyarılma eğilimine bağlıdır. Özuyarılma normal cinsel ilişkiden, yalnızca bir «hormon dürtüsü» tarafından belirlenmesiyle ve hızla tatmin edilmesi gereğiyle ayrılır. Bu tatmin şu yollarla sağlanabilir:

— yalın, uzamış bir mekanik temas sertleşmeyi korumaya yeterlidir, başka bir bedenle temasa gerek yoktur;

— çok belirgin bir özuyarılma eklenmiş düş kurma, orgazmı başlatır. Dolayısıyle bu bozukluğun nedeninin ya da nedenlerinden birinin bir sinir bozukluğu olduğu sanılmaktadır. Bazen, bir ruhsal çöküntünün ya da ruhsal ve bedensel zayıflığın eşlik etmesi, sertleşme yetersizliğini daha da artırır. Neden, sanıldığından daha güçlü bir yetersizlik korkusudur.

Sperma atımı yetersizliği

2 durum gözönünde bulundurulmalıdır:

— sperma atımının olanaksız olması ya da ancak çok yıpratıcı çabalardan sonra gerçekleşebilmesi. Bu durumda özellikle genç ve normal yapılı erkeklerde bir yapısal bozukluk sözkonusu olabilir. Ama bazı kişilerin, özel bir erotik eğilim nedeniyle bu durumda oldukları tartışma götürmeyen bir gerçektir;

— dölyoluna girerken ve bazen daha önce oluşan erken, zamansız sperma atımı. Üstelik erkek, oldukça uzun süreli bir dinlenme geçirmeden ikinci bir ilişkide bulunamaz. Bazı hekimler bu bozukluğu erkeklik gücüyle ilgili bir aşağılık duygusuna ve çok belirgin bir sıkıntıya bağlamak istemişlerdir. Çoğunlukla sperma atımı çabukluğu, zayıf bir sertleşmeyle ya da daha doğrusu kısa bir sertleşmeyle birliktedir. Bu cinsel otomatik hareket bozukluklarının bedensel açıdan açıklanması güçtür. Ama kişinin açıklanması güç bir huzursuzluk içinde olduğu söylenebilir. Ruhbilimsel bir açıklama da vardır: Kendini eşle özdeşleştirme. Kişi, eşinin olumsuz yargılarından çekinecek derecede eşiyle kendini özdeşleştirir.

Cinsel yansımalı ruhsal bozukluklar ve tedavileri

İktidarsızlık olgularının çoğunu oluştururlar. Ruhsal ve cinsel yaşamın, genellikle tanınması güç etmenler tarafından baskı altına alınması sözkonusudur. Nitekim, cinsel bozukluklar tek başlarına değildirler ve çoğunlukla ilerlemelerini kolaylaştıran melankolik çöküntü, şizofreni, Dupre’nin sıkılgan yapısı gibi belirgin ruhsal bozukluk belirtileriyle birliktedirler. Bu iktidarsızlığın özelliği, zamana ve özellikle koşullara göre değişiklikler göstermesidir. Yani erkek, belirli bir tip eşle beraber olduğunda ve özel koşullarda ilişkide bulunabilir. Bu durumda iktidarsızlığın nedeni, doğrudan ruhsal bozukluk nedenine bağlıdır. Bazı olumsuz ve baskılayıcı ailesel etkilerle alevlenen özel bir yapı oluşmuştur. Erişkin yaşta bu, belirli derecede, gizli bir ruhsal cinselliksizlik ve karşı cinsten korkma biçiminde kendini gösterir. Çoğunlukla kendi kendilerini tatmin eden ergenler sözkonusudur: Erişkin yaşta ancak iç ahlaksal sürtüşmeler, ailesel ya da tıbbi tehditlerle bunu bırakabilmişlerdir. Cinsel düş kırıklıkları ya da eşinde anlayış bulamama, bu sinirli ve huzursuz kişide bozukluğu başlatabilir. Bu durumda hasta, ruhsal bir çözüm leme yapacak olan ruh hekimine gönderilmelidir. Bu hastalar, çoğunlukla anne ya da ablalarını çok seven kişilerdir; başka bir kadın sevdikleri zaman, bu aşkı anne ya da ablalarımnkiyle birleştirirler. Böylece, korku ve ketlenme yaratan aile içi bir ilişki izlenimi doğar. Bu yakın akrabayla ilişkide bulunma izlenimini akıldan çıkaramama, iktidarsızlığın tek ruhsal nedeni değildir. Hadım olma (cinsel organını yitirme) korkusu da vardır; ama bu da, anlattığımız yakmıyla ilişki saplantısına bağlıdır. Yakınıyla ilişki kötüdür ve hadım olma tehdidi, bu davranışın mantıki cezası olarak kabullenilir. Bir başka önemli ketleyici öğe, kadın cinsel organlarını tanıma korkusudur. Memeler, anne sütü emmeyi, dolayısıyle anneyi akla getirebilir ve hastayı yakınıyla ilişkide bulunma izlenimine sürükleyebilir. Aynı biçimde, dölyolu bölgesi ürkütücü gelebilir. Ama bu bozukluğa yakalanmış kişiler, ruhsal kökenli iktidarsızlıkların mekanizması oldukça iyi bilindiğinden, çoğunlukla ruhsal tedavilerle iyileştirilebilirler. Ama ruhsal tedaviler başarısızlıkla da sonuçlanabilir. Çünkü iktidarsızlık durumunda doğuştan, sonradan edinilme, hormonsal etkilerin birbirine girdiği, ruhun en karmaşık bölümüyle uğraşılır.

İktidarsılığın İlaçla ve Cerrahi Yollarla Tedavisi

İktidarsız erkek, hekime genellikle, erkekliğini hemen kazandıracak hap ya da iğne gibi mucizeler bekleyerek gelir. Oysa gerçek iktidarsızlığın sırf ilaçla tedavisine çok ender raslanır. Etkisiz ve tehlikeli olan cinsel istek uyarıcı ilaçlar piyasadan kaldırılmıştır. Kamış damarlarında dolaşımı artırarak etkili olmaları beklenen klasik çevresel damar genişleticiler etkisizdirler. Ama şeker hastalığı, damar sertliği, siroz, demir depo hastalığı gibi daha genel bir hastalığa bağlı ikincil iktidarsızlıklar, birincil hastalığın ilaçla tedavisiyle şaşırtıcı derecede düzeltilebilirler. Bazı metabolizmalar üstünde etkili olan ve bazı ergenlik yetersizliklerinde cinsel gelişmeyi düzeltebilen erkek hormonları, erişkin cinselliğini etkilemez ve ruhsal bir iktidarsızlığı olan kişiye, hastalığının yapısal olduğu saplantısını verebilir. Hasta, kendisine «haplar» verilmesi için diretiyorsa, en iyisi etkisiz sahte bir ilaç vermektir. Bunun zararı yoktur ve çoğunlukla gözlendiği gibi, ruhsal etkisi olabilir. Hasta «iğneler» istiyorsa, gonadotrofin’ler gibi bir hipofiz hormonu verilebilir. Bu hormon erbezinin aradokusunu uyarır ve bazen, özellikle küçük ya da çok yumuşak erbezli iktidarsızlarda iyi sonuçlar verir. Yakın zamanlardaki bir kongrede «cinsel iktidarsızlığın testosteron yetersizliğine bağlı olduğu görüşünün yaşadığı» doğrulanmıştır. Profesör Couvelaire de, aşağı sidik yollarındaki travmaya bağlı bozunlarm erkeklik üstündeki etkilerinin önemini özel birkaç durumda göstermiştir. Apışarası yaralanmaları, leğen kırıkları, bir sidik yolu yaralanmasıyla birlikte olabilir ve yapısal cinsel iktidarsızlıkların yüzde 50’sine yolaçabilir. Bu veri, boğa güreşçilerinin ciddi yaralanmalarını kapsayan İspanyol cerrahlarının yayınladıkları gözlemlere uymaktadır. Bu ciddi yaralılara, Profesör Couvelaire 1-2 silikon şeridinden oluşan bir protez yardımıyla yeni bir cinsel yaşam kazandırmaktadır. Bu protez, destek görevi üstlenmektedir. Gene Profesör Couvelaire’e göre, sidik yolları girişimleri sırasında iktidarsızlığa yolaçabilecek cerrahi hareketlerden elden geldiğince kaçınmalıdır. Sözgelimi, tam prostat çıkarılmasında, bozunlar izin veriyorsa, «erkekliğin korunması bakımından prostat bezinden yüz kez önemli olan» prostat alt ucu ve döl kesecikleri korunmalıdır. Bununla birlikte Profesör Couvelaire, cerrahın rolünün yalnızca koruyucu olmadığı ve yalnızca ekonomik organ çıkarmaları yapmak zorunda olmadığı konusuna da değinmekte, aynı zamanda bazı ruhsal ve işlevsel kökenli iktidarsızlıklarda da cerrahın ağırlığını koyabileceğini ve tek başına etkili olabileceğini belirtmektedir. Aynı profesör, erbezleri çıkarılmış bir adama taktığı yeterli büyüklükteki 2 topla ve bunların psikolojik etkileriyle, oldukça önemli bir cinsel etkinliğe kavuşturduğunu bildirmektedir.

Kadının Rolü

Ruhsal katkının önemli olduğu iktidarsızlık konusunda kadının rolü son derece önemlidir. Eşin bazı hareketleri, bazı tutumları erkekte bir ketlenmeye yolaçar. Nitekim Profesör Couvelaire birçok hastada «kadını aramayı» önermekte, çiftlerin sosyal, duygusal, hattâ kişiliklerine ilişkin sorun ve güçlüklerine eğilmekte ve bazen «Venedik’te bir hafta» diye adlandırdığı bir öneride bulunmaktadır.

İnfertilite (Kısırlık) Nedir?

Fertil olan, yani gebelik oluşturma potansiyeli olan bir çiftin korunmasız bir adet döngüsünde yeterli sayıda ilişkide bulunması durumunda kadının gebe kalma şansı yanlızca yaklaşık %20-25'tir. Böylece gebeliği planlayan bir çiftin bunu 4-5 ayda başarması gerekir. Ancak elbette her kadında bu süre içerisinde gebelik oluşmaz. Böyle bir durumda en muhtemel etken bu çiftte bir problem olması değil, çiftin bu %20-25'lik şansı yakalayamama "şansızlıklarıdır". Çift deneme süresini artırdığında muhtemelen gebelik oluşacaktır.

Denemelerine karşın gebelik oluşturmayı başaramayan çiftlerin bir kısmı ise "subfertil" kategorisinde yer alırlar. Burada subfertil kelimesi, "fertilitesi", yani "gebelik oluşturabilme kabiliyeti nispeten daha düşük", basit bir anlatımla "zor gebe kalan" anlamında kullanılmaktadır. Böyle bir çift korunmasız bir adet döngüsünde düzenli olarak ilişkide bulunsa da kadının her ay başına gebe kalma olasılığı %2-3 civarına kadar inebilmektedir. Böyle bir çift tedavi edilmediğinde muhtemelen ancak 4-5 senelik bir deneme süresi içinde gebelik oluşacaktır.

Diğer bir grup çift ise gebe kalma açısından %0 kategorisindedir. Böyle bir çiftte gebeliğe engel olan etkenler tedavi edilmediğinde gebelik oluşma olasılığı yoktur.

Bu %0 kategorisi "infertil" çiftlerin çok ufak bir kısmını oluşturur ve muhtemel nedenler kadında her iki Fallop tüpünün tıkalı olması, kadında döllenecek yumurta oluşmaması, erkeğin sperm sayısının çok düşük olması ya da hiç spermi olmaması, ya da tüm bunların bir kombinasyonudur.

"İnfertilite"nin tanımı

İnfertilite ("kısırlık") 12 siklus (siklus: kadında bir adetin ilk gününden, sonraki adetin ilk gününe kadar geçen süre yani adet döngüsüdür) boyunca, korunmadan ve yeterli sayıda cinsel ilişkide bulunulmasına karşın gebelik oluşmamasıdır. Önceden hiçbir şekilde gebelik oluşmaması durumunda primer (birincil) infertilite, daha önceden en az bir kez gebelik oluşmuş olması durumunda ise sekonder (ikincil) infertilite sözkonusudur. Türkçe'de "kısırlık" olarak tabir edilmesine karşın bu yazıda infertilite deyimi kullanılacaktır.

İnfertilitenin tanımından da anlaşılacağı gibi kendinizde veya eşinizde bir kusur olduğundan şüphelenmeden önce 12 siklus (yaklaşık bir yıl) denemenizde ve bu süre sonunda doktora başvurmanızda yarar vardır. Bu bir yıllık bekleme süresinde gebe kalma şansını yakalayabilir ve infertilite için yapılan tetkiklerin getireceği psikolojik, fiziksel ve maddi yüklerden kurtulmuş olursunuz.

12 siklus beklemeden başvurması gereken çiftler de vardır: Anne adayının 35 yaş ve üzerinde olması, çiftlerden birinde gebeliğe engel olacağı bilinen bir durumun varlığı söz konusu olduğunda bu çiftlerin doktora daha erken başvurmasında fayda vardır.

Gebe kalamama nedenleri

Gebelik oluşmaması durumunda en sık görülen nedenin aylık %20-25'lik şansı "bir türlü yakalayamamak" olduğundan bahsetmiştik.

Elbette ki deneme süresini uzattıkça gebelik şansını yakalayabilirsiniz. Belli bir süre sonunda (en az 12 siklusluk deneme sonunda) gebelik oluşmadığında doktora başvurmalısınız. Yapılacak muayene ve değerlendirmeler gebelik oluşmamasının neden(ler)ini ortaya çıkarmak için gereklidir.

* Gebelik oluşturmayı başaramayan bir çiftte infertilite nedenleri araştırıldığında ve bir problem saptandığında %40 durumda problem kadında, %40 durumda erkekte, %20 durumda da hem kadın hem de erkekte bulunmaktadır.

İnfertilite için tetkik yapılan çiftlerin yaklaşık %10'unda ise gebelik oluşmaması için bariz bir neden bulunamaz. Bu çiftlerde tetkikler yumurtlama olduğunu göstermesine, Fallop tüpleri açık bulunmasına ve spermiyogram normal olmasına karşın gebelik oluşmamaktadır. Bu durumda "açıklanamayan" infertilite tanısı konur. Açıklanamayan infertilite kategorisine giren çiftlerin oranı giderek azalmaktadır. Çünkü teknoloji geliştikçe, yeni bilimsel ilerlemeler kaydedildikçe "açıklanamayan" olgularının bir kısmı aydınlanmaktadır.

Yaşın etkisi

25 yaşında olan 100 kadın ile, eşleri de "uygun yaşlarda" olan 100 erkekten oluşan ve tesadüfen seçilmiş 100 çifti ele alalım. İstatistiksel verilere göre bu çift korunmasız olarak düzenli ilişkide bulunduğunda kadınların %50'si 5.5 ayda gebe kalır. Yine istatistiklere göre kadının yaşındaki her 5 yıllık artışa karşın gebe kalma süresi iki katına çıkar. Erkeğin yaşı ise bu rakamları ancak hafifçe etkiler. Bu rakamlara göre 30-34 yaş grubunda olan her 7 kadından biri, 35-39 yaş grubunda her 5 kadından biri, 40 ve ileri yaşlarda bulunan her 4 kadından biri bir yıllık bir deneme sonunda gebe kalamama problemiyle karşılaşacaktır. Demek ki kadının yaşı gebelik oluşması açısından önemli bir etkendir.

Cinsel ilişki sıklığı

İstatistikler haftada bir kez ya da daha az ilişkide bulunanlarda, haftada en az iki kez düzenli olarak ilişkide bulunanlara göre gebeliğin daha uzun bir zamanda oluştuğunu göstermektedir. Haftada üç ya da daha fazla düzenli olarak cinsel ilişkide bulunan sağlıklı bir çiftte gebelik oluşma olasılığı en üst seviyeye çıkmaktadır. Bu sıklıkta ilişkide bulunan bir çiftin, kadının periovulatuar dönemini (yumurtlama olmadan önceki birkaç gün ve yumurtlama gününden oluşan en "verimli" dönem) atlamasına imkan yoktur.

İnfertilite (Kısırlık) nedenleri:

1-Sperm üretimi ve spermin iletilmesiyle ilgili sorunlar

Erkek faktörüne bağlı gebe kalamama durumunda en önemli neden sperm üretimi veya üretilen spermin iletimi ile ilgili sorunlardır. Oligospermi (sperm sayısının düşük olması) ve azospermi (hiç sperm olmaması) erkekteki doğumsal hastalıklara bağlı görülebileceği gibi, varikosel gibi hastalıklarda, vazektomi (erkekte aile planlaması amacıyla vaz deferens adlı kanalın bağlanması) sonrasında, karın ameliyatlarında (örnek fıtık ameliyatları) vaz deferensin istenmeden kesilmesi sonrasında da ortaya çıkabilir.

Erkeğin aşırı sigara ve alkol kullanması diğer önemli nedenlerdir.

Sperm üretimi ve iletimi normal olmasına karşın spermin dışarı boşalmasını engelleyen impotans (ereksiyon yani "peniste sertleşme" olmaması), erken boşalma gibi durumlar da erkeğe bağlı nedenler arasında yeralır.

2-Oosit (yumurta hücresi) üretimi ile ilgili sorunlar

Kadından kaynaklanan kusurlarda en sık görülen neden kadında döllenebilecek yumurta üretimi, yani ovulasyon (yumurtlama) olmamasıdır. Bu durum polikistik over sendromu gibi kronik bir nedene bağlı olabileceği gibi, kadının yumurta hücreleri menopoz ya da prematüre ovaryan yetmezlik ("erken menopoz"-burada erken menopozdan kastedilen 30 yaş öncesinde oluşan menopozdur) nedeniyle tükenmiş de olabilir.

Nadir görülen bir neden de kadında yumurtalıkların hiç olmamasıdır ki bu durum kendini zaten hiç adet görmemiş olma şeklinde gösterir.

Menopoz, kadında yumurtalıklarda yumurtlama için kullanılabilecek oosit (yumurta) hücrelerinin tükenmesinden kaynaklanır. Erkekte ömürboyu sperm üretimi devam etmesine karşın, kadın dünyaya geldiği anda belli sayıda oosit ile doğar. Yaklaşık 400 olan bu sayı tükendiğinde menopoz oluşur. Menopoz Türk kadınında ortalama olarak 47 yaşında ortaya çıkar ve kalıtsal özelliklerden etkilenir (annenizin menopoza girdiği yaş önemlidir). Halk arasında "erken menopoz" olarak bilinen durum menopozun daha erken (35-40 yaşlarında) ortaya çıkmasıdır. Bu durum normalin bir varyantıdır, çeşitli nedenleri olabilmesine karşın en sık görülen neden kalıtsal olarak belirlenen menopoz yaşının düşük olmasıdır. İleri inceleme gerektirmez.

30-35 yaşından önce menopoza giren kadınlarda ise bunun nedenini ortaya çıkarmak için incelemeler yapmak gerekebilir. POF (premature ovarian failure- prematüre ovaryan yetmezlik) adı verilen bu durumda yumurta hücreleri hızlı bir şekilde tükenmektedir.

3-Oosit ve spermin karşılaşması ve birleşmesiyle ilgili sorunlar

Sperm üretimi ve iletilmesinin normal olması, kadında ovulasyon (yumurtlama) yoluyla döllenebilir oosit (yumurta hücresi) sağlanması gebelik oluşumu için yeterli değildir.

Overden (yumurtalıktan) karın boşluğuna atılan oosit Fallop tüpünün fimbriyaları ("saçakları") tarafından yakalanılarak tüpün içine gönderilmeli, burada oosit spermlerle karşılaşmalı, döllenme gerçekleştikten sonra döllenen zigot tüpteki yolculuğuna devam etmeli ve endometriumda (rahim iç tabakası) kendine uygun bir yer bularak implante olmalıdır (yerleşmelidir). Bunun için de dış ortamdan vajinaya, vajinadan rahimağzına, rahimağzından endometriuma, endometriumdan da Fallop tüplerine, Fallop tüplerinden karın boşluğuna uzanan yol tümüyle açık olmalıdır.

Bu yolda engeller oluşturabilecek çok sayıda durum vardır:

Yolun en başı dış ortamdan vajinaya geçiştir, en son kısmı da fimbriyalarla karın boşluğu bağlantısıdır. En nadir görülen tıkanıklıklar yolun en başında yeralanlar, en sık görülen tıkanıklıklar da yolun en sonunda görülenlerdir. Daha net olmak gerekirse bir kadında vajina girişinde yer alan kızlık zarı doğuştan tümüyle tıkalı olabilir, vajina, rahimağzı veya rahim yine doğuştan hiç olmayabilir. Ancak bu doğumsal kusurlara çok ender rastlanır ve kendilerini hiç adet görmemiş olma şeklinde gösterirler..

-tüplerin tıkanması: tüplerin iki taraflı olarak tıkanmasının en sık görülen nedeni daha önceden geçirilen pelvik enfeksiyonlardır (PID). Bunun dışında endometriozis, Fallop tüplerinde basıya neden olan miyomlar, pelvisteki yapışıklıklar tüplere dıştan bası yaparak, ya da yumurtalıktan atılan yumurta hücresinin Fallop tüplerinin saçakları tarafından yakalanmasını engelleyerek infertilite oluşumuna, yani gebe kalamama sorununun oluşmasına neden olabilir.

-Asherman sendromu: daha önceden geçirilen "problemli" kürtajlar endometrium tabakasının belli kısımlarında yapışıklığa neden olduklarında gebelik ürünü endometriumda implantasyon (yerleşmek) için uygun bir alan bulamayabilir.

-doğumsal genital anatomik bozukluklar: Rahim içinde yer alan septumlar ("perde"), rahimin (uterusun) şekil bozuklukları (bikorn (çift odacıklı) uterus, unikorn (tam gelişmemiş) uterus, çift uterus) gibi durumlar daha çok düşük ya da erken doğum nedeni olsalar da infertilite oluşumuna önemli katkılarda bulunabilirler.
 
cinsel bilgiler sağlık bilgileri seks dersleri. Citrus Pink Blogger Theme Design By LawnyDesignz Powered by Blogger