Cinsel Uyarı Bölgeleri
8 Ekim 2009 Perşembe
Penis
Penisin çeşitli bölümleri arasında en duyarlı olanı, glans adı verilen penis ucudur. Bunun da özellikle alt bölümü, yarığın tam gerisinde bulunan kısım, en duyarlı yanıdır. Penisin sapı ve özellikle köküne yakın bölümü en az duyarlı bölgedir. Bununla birlikte, ritmik olarak uygulanan bir uyarıya karşılık verir.
Klitoris
Kadında klitoris penisin karşılığıdır. Dış deri normal olarak klitorisi kaplamakta olup, klitoris başının (erkekteki penis ucunun karşılığı) ilk anda göze çarpmasını önler. Uyarıya çok yatkın olup, dokunmaya, ritmik baskıya ve her şeyden çok devamlı fakat aralıklı bir uyarıya karşılık verir. Klitorisin aralıksız olarak uyarılması genel olarak iyi birşey değildir. Kadında, gıdıklanmayı andıran, karşı koyulması, dayanılması son derece güç bir duygu uyandırabilir. Klitorise karşı özel bir ilgi gösteren bir erkek, bu noktanın çevresini uyararak da aynı sonuca erişebileceğini, kadının coşkusu için klitorisin kendisine dokunmanın kesinlikle gerekli olmadığını öğrenmelidir.
Küçük Dudaklar (Labia Minora)
Küçük dudakların iç bölümleri dokunmaya karşı son derece duyarlıdır. Bir iç dudaktan başlayarak klitorisin üstünden de geçerek öbür iç dudakta son bulan bir tür döner uyarı uygulandığı zaman kadının cinsel coşkusu belirli bir şekilde artar.
Döl Yolu Ağzı
İdrar deliği ile döl yolu ağzını içine alan bölge de son derece duyarlıdır.
Döl Yolu
Döl yolunun ağzındaki sfenkter çemberi her hangi bir baskı altında kaldığı zaman daralır. Döl yolunun ön bölümüne, aşağı doğru parmaklar ile uygulanan ritmik baskı, çok keskin bir cinsel coşkuya yol açar. Döl yolu duvarları dokunmaya karsı fazla duyarlı olmadıkları için, penisin döl yoluna girmesinden duyulan cinsel coşku, daha. çok ruhsal bir coşkudur. Döl yolu içini doğrudan doğruya uyarmaya kalkmak bu bakımdan tüm anlamsız olmasa bile, tırnakların bu bölgeyi zedeleme ihtimalleri vardır. Parmakların döl yolu ağzından daha ileri gitmemeleri öğütlenir. Klitorisin dibi uyarıldığı zaman döl yolu ağzında da cinsel coşku duyulur.
Serviks
Aslında bu bölge dokunmaya karşı duyarlı değildir. Kadın serviksin uyarıldığını sanabilir; ama bu, penisin çok derinlere girmesinden dolayı meydana gelen basıncın peritoneum'u (döl yatağı yüzeyini kaplayan doku] etkilemesi ve derinlere giren penisin genellikle bir seri tepki yaratması yüzündedir. Bu bölgeyi erkeğin parmakları ile uyarmaya çalışması doğru değildir, çünkü eşini yaralayabilir.
Büyük Dudaklar (Lâbia Majora).
Erkeğin teslis torbalarını andırır Kadının cinsel duygularının uyanmasında önemli bir rol oynamaz ama penis üzerinde uyarıcı bir etkisi olabilir.
Testis Torbaları (Scrotum)
Cinsel uyarı ile doğrudan doğruya pek ilişkisi yoktur. Bazı erkekler, testis torbalarının avuç içinde tutulup parmaklar ile uyarılmasından coşku duyarlar. Çoğu erkekler ise testis torbaları biraz fazla sıkıldığı zaman acı duyarlar. Bununla birlikte testis torbalarının bir avantajlı yanı vardır: cinsel birleşme sırasında kadının gövdesine hafifçe değerler ve bu çoğu kez kadına zevk verir.
Apış Arası
Döl yolu ağzı (ya da penis kökü) ile anus (makat) arasında kalan bölge dokunmaya karşı duyarlıdır. Bu bölgenin orta bölümü özellikle basınca karsı duyarlıdır.
Anus (Makat)
Bu bölgedeki cinsel duyular kişiye ve ruhsal etkilerin derecesine göre değişir. Makat ile cinsel organ aynı kaslar ile birbirlerine bağlı olduklarından, gerek erkekte gerekse kadında, cinsel organlar uyarıldığı zaman makat küçülür ve makat uyarıldığı zaman da, cinsel organlar kasılır.
Memeler
Kadınlarda memeler dokunmaya karşı duyarlıdırlar Ritmik bir basınç ve uyarı hareketi cinsel duyguların çoğalmasını sağlayabilir. Özellikle meme uçları, klitoris kadar duyarlıdır. Kadının memeler yolu ile duyduğu uyarı aynı anda döl yatağına ve diğer cinsel organlara aktarılır. Bazı kadınlar, meme uçlarının öpülmesini ya da emilmesini cinsel organların uyarılmasına tercih ederler. Bu arada, analık duygularının kadının ruhsal yapısında tuttukları yeri de göz önünde bulundurmak gerekir. Bir takım kadınlar, sırf analık duygularının ağır basması yüzünden memelerinin uyarılmasından cinsel coşku duymazlar. Cinsel bakımdan, erkek memesi kadın memesine oranla çok daha az duyarlıdır.
Ağız
Dudaklar, dil ve ağızın diğer bölümlerinde, en az cinsel organlarda olduğu kadar cinsel duyu bulunmaktadır. Memeler ya da cinsel organlar uzun uzun öpüldüğünde cinsel coşku geniş ölçüde artar.
Kaba Etler
Kaba ellerdeki kaslar kasıldığı zaman cinselcoşku artar. Bu nedenle, cinsel birleşme sırasında gerek kadın gerekse erkekler, bilinçli ya da bilinçsiz olarak kaba etlerinde bulunan kasları kasarlar. Bu kasılmanın sonucu olarak makat da küçülür ve böylece cinsel organlar uyarılmış olur, döl yolu kasları gerilir, döl yolu ağzı daralır; erkekte ise penis sertleşir.
Bacaklar
Bacakların iç bölümleri cinsel uyarıya karsı keskin bir tepki gösterirler.
Diğer Bölgeler
Bazı kimselerin gövdelerinde, yukarda sayılanların yanı sıra gelişmiş bir takım cinsel uyarı bölgeleri vardır. Bunlar genellikle, gözler, kulaklar, ense, boyun, koltuk altlan, göbek, karın, bel, sırt, kasıklar, göğsün iki yanı ve bunların çevresindeki bölgelerdir. Saçların ve bazı bölgelerdeki kılların hafif hafif okşanması da bazı durumlarda cinsel duyguları uyandırabilir.
Afrodizyak Nedir Hangi Şifalı Bitkilerden Yapılır
7 Ekim 2009 Çarşamba
Cinsel İlişki Pozisyonları Nasıldır?
6 Ekim 2009 Salı
İnsanların düşgücü derecesine göre 40-50 arasında değişen bilinen pozisyonlar arasında, Batı toplumlarında önceliği, kadının sırtüstü yattığı yüzyüze pozisyona vermek uygun olur. Bu pozisyonun, dölyoluna giriş sırasında bızırı uyarmak üstünlüğü vardır. Elle ya da ağızla yapılan bir uyarıyla sertleşip şişebildiğinden, bızır kamışa benzetilebilir. İki çatı kemiği arasında olduğundan, dölyoluna giriş sırasında uyarılabilir. Kinsey raporuna göre, soru yöneltilen kişilerin yüzde 70′i, bundan başka pozisyon denemediklerini söylemişlerdir.
Bundan sonra en sık uygulanan pozisyon, erkeğin sırtüstü yattığı, kadının yüzü erkeğe dönük olarak onun üstüne oturduğu pozisyondur. Bu pozisyonun çok az dölleyici olma üstünlüğü vardır. Çünkü bu durumda, dikey olan dölyolu, spermayı tutamaz. Buna karşılık, önceki, yani yüzyüze pozisyon, döllenmeyi kolaylaştırır. Çünkü dölyatağı, boynunda bulunan kıvrımı kendi ağırlığıyla düzeltir, spermatozoyitlerin dölyatağı borularına doğru çıkmalarına izin verir. Erkeğin sırtüstü yattığı pozisyonun eski toplumlarda yeğ tutulduğu sanılmakta, bu nedenle «antik biçim» diye adlandırılmaktadır. Gerçekten, taş devrinden kalma bir resimde, bu pozisyonda bir çift görülmektedir. Bu, en eski cinsel ilişki resmidir. Aynı pozisyona Pompei yıkmtılarmdaki genelevlerdeki fresklerde de raslanır. İlkel toplumlarda, kadının sırtüstü yattığı «modern» pozisyon da yaygındır.
Kadının dizleri üstüne eğildiği pozisyon, kırda yaşayan ve hızlı cinsel ilişkide bulunan bazı topluluklara özgüdür. Öteki toplumlarda da oldukça sık raslanan bu pozisyonun, bızırı uyarmama sakıncası vardır. Bu nedenle, elle yardım edilmezse, kadın orgazma varmayabilir. Bununla birlikte, en «doğal» ilişkinin böyle olması gerektiğini savunanlar vardır. Gerekçe olarak kadın hatlarının, kamış ve dölyolu biçiminin daha kolay uyum sağladığını ileri sürerler. Gerekçeleri bir de, maymunların da bu pozisyonu uygulamalarına ve atalarımız olmalarına dayanır. Buna karşıt olarak, maymunların eşcinsle ve karşı cinsle aynı mutlulukla ilişkide bulundukları ve buna dayanarak (eşcinsellik geçmişimizde yadsınmayacak ölçüde varolmasına ve hâlâ raslanmasına karşın), bütün erkeklerin normal denilen ilişkilere ek olarak eşcinsellik yaptıklarının ileri sürülemeyeceği söylenebilir. Taş devrinden bu yana zihinsel işlevleri çok gelişmiş olan ve düşleme, soyutlayabilme gücü bulunan modern erkek için, kadın, taş devri insanınkine oranla çok farklı bir anlam taşır. Bu pozisyon kadına edilgin bir rol verir, temas çok azdır ve eşin görülmesi, öpüşme gibi uyaranlar yoktur. Bu da, kucaklaşmadan alınacak zevki azaltma sakıncası taşır.
Kadının sırtüstü yattığı pozisyon da, aynı biçimde, kadına edilgin bir rol verir. Bununla birlikte, kadın, dizüstü olduğu pozisyona oranla daha etkin olabilir.
Seçimleri eşlere kalan başka pozisyonlar da vardır. Sözcüğün toplumsal ya da ahlaksal anlamında «iyiler» ya da «kötüler» yoktur. Seçilen pozisyon arzulara, zevklere ve herkesin ruhsal yapısına bağlıdır.
Cinsel uyarı bölgeleri
Penis
Penisin çeşitli bölümleri arasında en duyarlı olanı, glans adı verilen penis ucudur. Bunun da özellikle alt bölümü, yarığın tam gerisinde bulunan kısım, en duyarlı yanıdır. Penisin sapı ve özellikle köküne yakın bölümü en az duyarlı bölgedir. Bununla birlikte, ritmik olarak uygulanan bir uyarıya karşılık verir.
Klitoris
Kadında klitoris penisin karşılığıdır. Dış deri normal olarak klitorisi kaplamakta olup, klitoris başının (erkekteki penis ucunun karşılığı) ilk anda göze çarpmasını önler. Uyarıya çok yatkın olup, dokunmaya, ritmik baskıya ve her şeyden çok devamlı fakat aralıklı bir uyarıya karşılık verir. Klitorisin aralıksız olarak uyarılması genel olarak iyi bir şey değildir. Kadında, gıdıklanmayı andıran, karşı koyulması, dayanılması son derece güç bir duygu uyandırabilir. Klitorise karşı özel bir ilgi gösteren bir erkek, bu noktanın çevresini uyararak da aynı sonuca erişebileceğini, kadının coşkusu için klitorisin kendisine dokunmanın kesinlikle gerekli olmadığını öğrenmelidir.
Küçük Dudaklar (Labia Minora)
Küçük dudakların iç bölümleri dokunmaya karşı son derece duyarlıdır. Bir iç dudaktan başlayarak klitorisin üstünden de geçerek öbür iç dudakta son bulan bir tür döner uyarı uygulandığı zaman kadının cinsel coşkusu belirli bir şekilde artar.
Döl Yolu Ağzı
İdrar deliği ile döl yolu ağzını içine alan bölge de son derece duyarlıdır.
Döl Yolu
Döl yolunun ağzındaki sfenkter çemberi her hangi bir baskı altında kaldığı zaman daralır. Döl yolunun ön bölümüne, aşağı doğru parmaklar ile uygulanan ritmik baskı, çok keskin bir cinsel coşkuya yol açar. Döl yolu duvarları dokunmaya karsı fazla duyarlı olmadıkları için, penisin döl yoluna girmesinden duyulan cinsel coşku, daha çok ruhsal bir coşkudur. Döl yolu içini doğrudan doğruya uyarmaya kalkmak bu bakımdan tüm anlamsız olmasa bile, tırnakların bu bölgeyi zedeleme ihtimalleri vardır. Parmakların döl yolu ağzından daha ileri gitmemeleri öğütlenir. Klitorisin dibi uyarıldığı zaman döl yolu ağzında da cinsel coşku duyulur.
Serviks
Aslında bu bölge dokunmaya karşı duyarlı değildir. Kadın serviksin uyarıldığını sanabilir; ama bu, penisin çok derinlere girmesinden dolayı meydana gelen basıncın peritoneum’u (döl yatağı yüzeyini kaplayan doku etkilemesi ve derinlere giren penisin genellikle bir seri tepki yaratması yüzündedir. Bu bölgeyi erkeğin parmakları ile uyarmaya çalışması doğru değildir, çünkü eşini yaralayabilir.
Büyük Dudaklar (Lâbia Majora)
Erkeğin teslis torbalarını andırır Kadının cinsel duygularının uyanmasında önemli bir rol oynamaz ama penis üzerinde uyarıcı bir etkisi olabilir.
Testis Torbaları (Scrotum)
Cinsel uyarı ile doğrudan doğruya pek ilişkisi yoktur. Bazı erkekler, testis torbalarının avuç içinde tutulup parmaklar ile uyarılmasından coşku duyarlar. Çoğu erkekler ise testis torbaları biraz fazla sıkıldığı zaman acı duyarlar. Bununla birlikte testis torbalarının bir avantajlı yanı vardır: cinsel birleşme sırasında kadının gövdesine hafifçe değerler ve bu çoğu kez kadına zevk verir.
Apış Arası
Döl yolu ağzı (ya da penis kökü) ile anus (makat) arasında kalan bölge dokunmaya karşı duyarlıdır. Bu bölgenin orta bölümü özellikle basınca karsı duyarlıdır.
Anus (Makat)
Bu bölgedeki cinsel duyular kişiye ve ruhsal etkilerin derecesine göre değişir. Makat ile cinsel organ aynı kaslar ile birbirlerine bağlı olduklarından, gerek erkekte gerekse kadında, cinsel organlar uyarıldığı zaman makat küçülür ve makat uyarıldığı zaman da, cinsel organlar kasılır.
Memeler
Kadınlarda memeler dokunmaya karşı duyarlıdırlar Ritmik bir basınç ve uyarı hareketi cinsel duyguların çoğalmasını sağlayabilir. Özellikle meme uçları, klitoris kadar duyarlıdır. Kadının memeler yolu ile duyduğu uyarı aynı anda döl yatağına ve diğer cinsel organlara aktarılır. Bazı kadınlar, meme uçlarının öpülmesini ya da emilmesini cinsel organların uyarılmasına tercih ederler. Bu arada, analık duygularının kadının ruhsal yapısında tuttukları yeri de göz önünde bulundurmak gerekir. Bir takım kadınlar, sırf analık duygularının ağır basması yüzünden memelerinin uyarılmasından cinsel coşku duymazlar. Cinsel bakımdan, erkek memesi kadın memesine oranla çok daha az duyarlıdır.
Ağız
Dudaklar, dil ve ağzın diğer bölümlerinde, en az cinsel organlarda olduğu kadar cinsel duyu bulunmaktadır. Memeler ya da cinsel organlar uzun uzun öpüldüğünde cinsel coşku geniş ölçüde artar.
Kaba Etler
Kaba ellerdeki kaslar kasıldığı zaman cinsel coşku artar. Bu nedenle, cinsel birleşme sırasında gerek kadın gerekse erkekler, bilinçli ya da bilinçsiz olarak kaba etlerinde bulunan kasları kasarlar. Bu kasılmanın sonucu olarak makat da küçülür ve böylece cinsel organlar uyarılmış olur, döl yolu kasları gerilir, döl yolu ağzı daralır; erkekte ise penis sertleşir.
Bacaklar
Bacakların iç bölümleri cinsel uyarıya karsı keskin bir tepki gösterirler.
Diğer Bölgeler
Bazı kimselerin gövdelerinde, yukarda sayılanların yanı sıra gelişmiş bir takım cinsel uyarı bölgeleri vardır. Bunlar genellikle, gözler, kulaklar, ense, boyun, koltuk altlan, göbek, karın, bel, sırt, kasıklar, göğsün iki yanı ve bunların çevresindeki bölgelerdir. Saçların ve bazı bölgelerdeki kılların hafif hafif okşanması da bazı durumlarda cinsel duyguları uyandırabilir.
(Türkçebilgi)
Sevişmeyi Eğlenceli Hale Getirin!
| İnsan hayatında mutlu ve uyumlu bir cinsel birlikteliğin ne kadar önem taşıdığını artık bilmeyen yok. Ancak ne yazık ki bazen cinsel ilişkiler keyif yerine, sıkıntı veya rahatsızlık boyutuna ulaşabiliyor. Tabii çoğu insan da böyle durumlarda ne yapacağını bilmediği için, bunu bir sorun olarak yaşamaya devam ediyor. Hatta bir süre sonra cinsel soğukluk bile başlayabiliyor. İşte bu tip sorunları hayatınızdan uzaklaştırmak için, cinsel dünyanızda bazı yenilikler yapmanız gerekiyor. Bunun için size şunları önerebiliriz... Cinsellik için de uygun zamanı bekleyin! Partnerinizle birbirinizi sevmeniz, her an onu arzulayacağınız anlamına gelmiyor. Bazen birbirinizi arzulama saatleriniz çatışabilir. Fakat endişelenmenize gerek yok, çünkü bunu ayarlamanız mümkün. Nasıl mı? Eşinizle sevişmek istediğiniz zaman, bunu ona açıkça gösterin veya ifade edin. Yaklaşımınıza olumsuz yanıt verse bile, bu tarzınızdan vazgeçmeyin ve aşk oyununu siz başlatın. Uyarıldığını hissettiğiniz anda kulağına onun sevdiği bir pozisyonu ya da fanteziyi fısıldayın. Bir başka öneri ise; önce banyo yapın ve eşinizin sevdiği kokuları sürünün, ardından onun en sevdiği iç çamaşırları giyinin ve ona yavaş yavaş yaklaşmaya başlayın. Romantizm kokan bir ortam yaratın Cinsel birliktelik için ortam son derece önemlidir. Bulunduğunuz odanın loş ve sade olmasına dikkat edin. Unutmayın ki, odada bulunan her parça eşya, insan beyni üzerine uyarıcı bir etki yaratıyor. Önce romantik bir akşam yemeği hazırlayın, yemek esnasında eşinizin kulağına sevişmek istediğinizi söyleyin. Eğer gündüz vakti sevişmek istiyorsanız, ortama romantik bir hava katmak için loşluk verin, ancak asla tamamen karartmayın. Kafanızdaki önyargılardan kurtulun Sağlıklı bir cinsel yaşamın temelinde çocukluk döneminin etkileri yatabiliyor. İnsanın başka biriyle mutlu bir beraberlik kurması, onu sevmesi ve sayması için öncelikle kendini çok iyi tanıması, sevmesi ve güvenmesi gerekir. Çocukluğunda sevgi ve şefkat gören biri, bu davranışları ilerideki yaşantısına da yansıtabiliyor. Ancak geçmişinde bazı temel gereksinimlerden yoksun veya sağlıksız yetişmiş kişiler, bunun yarattığı duyguları atması ve kendini yetiştirmesi gerekiyor. Bu nedenle, öncelikle kafanızdan "İyi kızlar cinsellikten zevk almaz veya ilk adımı atmaz" gibi düşünceleri atın ve eşinizle konuşarak beyninizdeki saplantılardan kurtulun. Gerek duyarsanız, bir uzmandan yardım da alabilirsiniz. Vücudunuzla barışık olun Günümüzde gerek medya, gerekse toplumun koyduğu bazı güzellik normları nedeniyle, birçok kadının kafası estetik konularda karışabiliyor. Hatta çoğu kadın vücudunu ayna karşısında çıplak izlediğinde, görüntüsünden hoşnut kalmayabiliyor. Böyle bir durumda da şu tip bir çelişki doğuyor; kendi vücudunuza bakmaktan hoşlanmazken, eşinizin bundan zevk almasını nasıl bekleyebilirsiniz? Bunu yenmeniz için size sık sık aynada çıplak vücudunuza bakmanızı öneriyoruz. Kendinizi inceleyerek, her bir kıvrımınızın ne kadar çekici olduğuna gözlerinizle şahit olun ve bu güzelliği de eşinizden gizlemeyin. Kendinizi ve vücudunuzu sevdiğiniz zaman, mutlu dakikalar yaşamanıza hiçbir şey engel olamaz. Unutmayın ki, en seksi kadın kendine güvenen kadındır! Karşılıklı zevk alın Ülkemizde çoğu kadın, eşini tatmin etmek adına, tamamen kendi zevkinden uzak bir cinsel birliktelik yaşayabiliyor. Bu belki erkeğe zevk veriyor, ancak burada unutmamak gereken bir nokta var; siz ne kadar eşinizi memnun etmeye çalışsanız da, bu eşiniz için sizin de zevk aldığınız anlardan daha güzel olamaz. Bu nedenle birlikliklerinizi karşılıklı zevk alacağınız dönemlere denk getirmeye bakın. Unutmayın, eğlenebilmek için önce cinsellikten karşılıklı zevk almayı öğrenmelisiniz! Hassas noktalarınızı keşfedin Her insanın duyarlı olduğu erojen bölgeleri farklı. Kadınlarda bu noktalar genellikle; yüz, el, ayak, boyun, göğüs ve omuz bölgeleri. Erkeklerde ise yüz, el, ayak, omuz, karın ve kasık bölgeleri. Eğlenceli bir cinsellik için, öncellikle hafif ve yumuşak dokunuşlarla eşinizin ayağına masaj yaparak başlayın. Ayaklarına konduracağınız küçük öpücükler, eşinizi tahmin edemeyeceğiniz kadar tahrik edecek. Omuzlarına ve göğüslerine yağla yapacağınız masaj da aynı etkiyi gösterecek. Sonra yavaş yavaş alt bölgelere inebilirsiniz. Eşinizde ve kendinizde bulunan duyarlı noktaları keşfederek, cinsel hayatınızda unutulmaz anlar yaşayabilirsiniz. Takıntılarınızdan kurtulun Her zaman yatak odasında sevişecek değilsiniz. Neden biraz da başka mekanları tercih etmiyorsunuz? Bu nedenle, eşinizi arzuladığınızda onu yatak odasına sürüklemekten vazgeçin. Eşinizle hemen o anda ve bulunduğunuz yerde sevişin. Salon, mutfak, banyo; nerede olduğunuz hiç önemli değil. Eşinizle sevişirken değişik pozisyonların gizemini keşfedin. Bunun için hayal gücünüze başvurun. Neler yapabileceğinizi partnerinizle konuşun ve birlikte kararlar alın. | |
| Kaynak: ailem.com'dan alınmıştır | |
Cinselliğin Yaşı Yok
İlk cinsel deneyim, rutin cinsel hayat ya da menopoz... Bunlar, kişinin cinsel hayatındaki değişimlere işaret eden üç önemli aşamadır. Bazı genç kızlar cinselliği gözlerinde büyütüp, böyle bir deneyime korku ve sıkıntıyla yaklaşırken, bazıları da durumu çok doğal algılayabilir. 40'lı yaşlara gelmiş kadınlar ise artık tecrübeli sayılırlar. Fakat bazılarının cinsel hayatı belli bir rutinliğe girer. Özellikle ileri yaşa gelmiş kadınların bir kısmı cinsel hayatlarının biteceğine ya da tamamen azalacağına inanır. Ancak böyle bir önyargıdan kurtulmak gerekir. Çünkü cinselliğin her dönemde verdiği haz ve tecrübesi farklıdır. Unutmayın; cinselliği ömür bozu tat alarak yaşamak için, önyargılardan ve kötü düşüncelerden kurtulmak, temel şart sayılır.
Vücudunuzu tanıyın
Yaşamın en heyecanlı ve hareketli geçtiği 18 - 30 yaş arasının, korkuların ya da hayal kırıklıkların cinsel problemlere yol açması olumlu sayılmaz. Özellikle ilk cinsel deneyim, birçok gençte büyük bir hayal kırıklığı yaratabilir. Çünkü günümüzde çoğu genç ilk cinsel tecrübesini, vücudu hakkında yeterli bilgiye sahip olmadan yaşar. Bu da doğal olarak cinsel ilişkiyi olumsuz yönde etkiler.
Mastürbasyonun yararlarını keşfedin
Kadının genital organın uyarılması, penisin uyarılmasından çok daha karmaşıktır. Üstelik mastürbasyon hem kadın, hem de erkek açısından belli bir tecrübe gerektirir. Diğer temel nokta ise orgazmdır. Genellikle tam birleşme esnasında vajinal orgazm yaşamak biraz zordur. Bunun nedeniyse, vajinal mukozanın çok duyarlı olmamasıdır. Ayrıca eğer ön sevişme kısa tutulur ya da aceleye getirilirse, kadının doyuma ulaşması zorlaşabilir. Böyle bir durum karşısında kadının kendini anormal, yetersiz ya da şanssız hissetmemesi gerekir. Orgazm düşüncesini fazla büyütmemek daha gerçekçi bir tutumdur. Aksi halde kişi sadece orgazm olmaya konsantre olur ve cinsel yaşamda gerginlikler ve tatminsizlikler meydana gelir. Doyurucu bir cinsellik ve orgazm yaşamak için öncelikle kişinin kendisini tanıması gerekir. Hangi bölgelerinden nasıl uyarıldığı, ne tip bir yaklaşım beklediği, bilinmesi gereken noktalar arasındadır. Bunun da en pratik ve başlangıç yolu, kişinin mastürbasyonla kendini keşfetmesidir.
Size uygun pozisyonu keşfedin
Vücudunuzu tanıdıkça, nelerden hoşlandığınızı keşfettikçe, aslında son derece normal olduğunuzu farkedeceksiniz. Ancak gerçek anorgazmda (orgazm olamama), kadının klitorisinin uyarılması durumunda bile zevk alamama sözkonusudur. Tabii burada pozisyonlar da önemlidir. Bu açıdan kadının üstte olduğu pozisyon daha etkili olabilir. Böylelikle klitoris dolaylı olarak uyarılırken, ritmin kontrolü de kadında olur. Genç yaşlarda kızlar erkek arkadaşlarıyla bu konuda konuşmakta zorluk çekebilirler. Fakat açık ve samimiyetle yapılan konuşmalar her iki taraf için de sağlıklıdır.
Altın çağın gücünü hissedin
30 - 50'li yaşlar, cinsellik açısından, kadının altın çağı olarak nitelendirilebilir. Bu dönemde kadınların çoğunlukla değişmez bir partneri olur. Artık kadın vücudunu tanır ve cinsel birleşme esnasında orgazma uluşamadığında, kendini suçlu ya da yetersiz hissetmez.
Cinsel arzuları özgür bırakın
Eşiyle tam bir güven ilişkisi içinde olan kadınlar yasaklarını yıkmış sayılırlar. Artık kadın, cinselliği hiçbir sıkıntı duymadan yaşamanın çeşitli yollarını deneyebilecek rahatlıktadır. Hiçbir kaygı veya çekince duymadan okşamalar, öpmeler, masajlar, oral ilişki yaşanabilir. Bu aşamada kadın genelde partnerine isteklerini söylemekten çekinmez. Örneğin, kadın mastürbasyonla uyarılarak zevke ulaşmak ve ikinci aşamada tam bir birleşmeye geçmek isteyebilir. Böyle bir durumda cinsel tatminlik her iki taraf için de fazlasıyla olur.
Bunlar tabii bu yaşlarda yaşanan pozitif yönlerdir. Fakat bir de madalyonun öbür yüzü vardır. Bu dönemlerde kadının anne olmasıyla birlikte, cinselliği ikinci plana atma, reddetme tehlikesi doğar. Bazı kadınlar çocuk sahibi olduktan sonra neredeyse seksi unutabilir. Ancak burada gözardı etmemek gereken nokta; anne olmak, sevgili olmamak anlamına gelmez.
Olgun yaşlarda kadınların karşılaştıkları bir başka tehlikeyse; sıradanlığın cinsel yaşantıya hükmetmeye başlamasıdır. Rutinlik duygusunun kişiyi ele geçirmesine izin vermemek gerekir. Rutinliği yıkmak için de, yataktan çıkıp farklı yerlerde seks yapmak yeterli olabilir. Mutfakta, koltukta, koridorda ya da banyoda...
Cinsel isteği canlı tutmak 50'li yaşların korkulu rüyası olan menopozun getireceği olumsuzluklara karşı da etkili bir çözümdür. Burada tatmin edici bir cinsel yaşam ve kendine tam güvenin olması gerekir. Unutmayın, menopoz sadece fizyolojik bir olaydır. Cinselliğin doruklarına çıkıldığı 50'li yaşlarda vajinal kayganlık azalır. Böylelikle birleşme ağrılı ve acılı olabilir. Fakat jinekolog gözetiminde hormonal bir tedavi kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayabilir. Bunun yanı sıra, jimnastik de size iyi gelebilir. Çünkü menopozla birlikte genital organları çevreleyen pelvis kasları, kendini serbest bırakmaya başlar. Bu da doğal olarak kadının cinsel ilişkiden zevk almasını güçleştirebilir.
Zevki artırmak için egzersiz yapın
Genital kasların sıkılaşması için, Kegel egzersizin etkisi büyüktür. Bu şekilde istediğiniz zaman vajinayı çevreleyen kas dokularını kasmayı öğrenebilirsiniz. Egzersiz için, idrarınızı tutarmış gibi 2 saniye boyunca kendinizi kasın ve sonra tekrar gevşeyin. Bu hareketi her gün 10 kez, en az 6 hafta boyunca tekrar edin. Daha sonra düzenli olarak egzersize devam edebilirsiniz.
Kaynak: ailem.com'dan alınmıştır
Orgazm Sorunları
Orgazm, özellikle kadının orgazmı, Masters ve Johnson’un St. Louis’de 1960’lı yıllarda yaptıkları cinsel fizyoloji araştırmaları sonuçlarının detaylı biçimde basına ve geniş halk kitlelerine yansımasından sonra, kadının orgazmı önem kazanmıştır. Her kadının her cinsel birleşmede orgazma ulaşabiliyor muyum, ulaşamıyor muyum çabasına girmiş, ulaşamayanlar uzun tedirginlik devresi yaşamışlardır. Istatistliklerden bilindiği gibi her cinsel birleşmede orgazma ulaşabilen kadınların sayısı azınlıktadır.
Kadında orgazm olamama hali veya diğer bir deyimle orgazm sorunu veya orgazm güçlüğünün, cinsel soğukluktan (firijide) farklı durumlar olduğunu hepimiz biliyoruz. Cinsel soğuklukta kadının cinsel güdüsü yok gibidir. Cinsellikle ilgili davranışları itici bulur.
Orgazm güçlüğündeyse, cinsel istek vardır ve bunlar cinsel olarak uyarılırlar. Cinsel uyarılardan heyecan duyarlar, esasen yeterli uyarıldıkları halde, doruk noktaya varmakta güçlük çekerler. Orgazmın, kesin bir tanımını yapmak oldukça güçtür.
Cinsel birleşme öncesinde, eşi ne kadar uyarırsa uyarsın, kadının ne kadar doyumlu bir orgazma ulaşacağı hiçbir zaman önceden kestirilemez.
Orgazm olamayan kadınların genelde cinsel yaşama önem vermediklerini veya cinselliği kirli, pis ve adi olarak değerlendirdiklerini görüyoruz. Ayrıca orgazm olamayan kadınların eşleriyle aralarındaki duygusal bağın yeterli düzeyde olmadığı istatistlik verilerine göre ortaya çıkar.
Daha önce de belirttiğim gibi, orgazm dışkılama, idrar yapma gibi öğrenilebilen bir reflekstir. Herhangi bir nedenle orgazm olamayan kadın, orgazm olabilmek için cinselliğe bakış açısını değiştirmelidir. Cinselliği yaşayabilecek gücü, isteği oluşturmalıdır.
Kadınlar klitoristeki (bızır) sinir uçlarının uyarılma odakları açısından çok yetkindir. Ama eşleri ne kadar bilgili de olsa, onları teorik olarak yeterince uyarsa da, eğer kadın kendini serbest bırakıp, cinselliğini yaşamak için koyvermiyorsa orgazma ulaşamıyacaktır.
Geçmişde istatistlik verileri değerlendirmek için klitoris orgazmı veya vajinal orgazmı diye bir takım sınıflandırmalar yapılmıştır. Bu tür sınıflandırmaların özellikle tedavi yönünden yanlış olduğu artık bütün tıbbi oteriteler tarafından kabul edilir. Klinik deneyimlerime göre, ben de bu tür sınıflandırmaların, kadının aklını daha çok karıştıracağı inancındayım.
Orgazmın öğrenilebilen bir refleks olduğunu belirttim. Bu çok önemli refleksin sınırlarını tam olarak belirleyemiyoruz. Bazı kadınlar, penis dölyoluna girdikten kısa bir süre sonra orgazm olabiliyorlar. Bazı kadınlar ise tedavi görmezlerse, kendi başlarına orgazma ulaşamıyorlar. Birleşik Amerika’ da yapılan bir araştırmaya göre kadınların yüzde 8’i hiç orgazm olamamış. Kinsey’e göre araştırma grubundaki kadınların 20 yaş civarındakilerin yüzde 50’si, 35 yaşındaki kadınların yüzde 10’u hiç orgazm olamamış. Evli kadınlar arasında yapılan bir araştırmaya ve Gebhart’ ın verilerine göre yüzde 16’sı hiç orgazm olamıyormuş.
Kadının orgazm olamama haline anorgazmi adı verilir.
Klinik deneyimlerine göre, kadının orgazm olamamasında en önemli etkenler cinselliği aşağılayan bir çevrede yetişmiş olmak, eşle olan iletişim bozukluğu ve cinsel teknikte bilgi eksikliğidir. Orgazm bozuklukları Bancrof’ ta göre yüzde 18’ dir.
Orgazm olamama veya orgazm güçlüğü bügün artık tıbbi seksolojinin tedavide yardımcı olabileceği bir konudur. Uzun yıllardan beri bu tür hastalıklar başarıyla tedavi edilir.
Jinekoloji Uzmanı Dr. Akif POROY
Kaynak: ailem.com'dan alınmıştır
Kadının Orgazmı
| Evlilik yaşamında kadının orgazmı değil, orgazm olamaması büyük bir sorun oluşturur. Kadınların birçoğunda rastladığımız cinsel sorunların arasında, masturbasyon ve orgazmdan, cinsel birleşme sırasında orgazma ulaşmayı öğrenmeye geçişte büyük güçlük çekmeleri geliyor. Kadının orgazmını ve geçen olayları daha iyi anlayabilmek için orgazmı dört aşamada incelemek uygun olur. Bunlar sırasıyla uyarım, gerilim, doyum ve gevşeme. Bu olaylar sırasında üç önemli fizyolojik durum görülür. Jenital organlarda kan toplanması, kaygan sıvı salgılanması ve adale kasılmaları. 1. Uyarım: Uyarım beyne gider. Beyinden kalkan ve omurilikten çıkan uyarı sonucu iç ve dış dudaklar ve bızıra kan gelir ve bu kısımların şişip, renk değiştirmesine neden olur. Dış dudaklar yanlara doğru çekilerek, döl yoluna girişi kolaylaştırır. Bu organlar dokunmaya, cinsel uyarıma artık çok duyarlı hale gelmiştir. Memelerin uçları sertleşir ve memeler tümüyle büyürler. Dölyolu duvarlarından, kayganlaştırıcı bir sıvı salgılanır. Solunum hızlanmış, nabız sayısı yükselmiştir. Uyarımın arttığı bir sırada dölyatağı dikilir ve çadır fenomeni dediğimiz dölyolunun üst kısmının genişlemesi görülür. Ayrıca “sex flash” denilen derinin kırmızılaşması göze çarpar. 2. Gerilim: Cinsel doyumdan başka bir şeyle artık kişinin pek ilgilenmediği, cinsel hazza ulaşmak için uğraşılan bir devredir gerilim. Çeşitli aşk oyunlarıyla fiziksel ve duygusal bütünleşmeye yönelinir. Dölyolunun 1/3’lük giriş kısmı gerilim sırasında penisi kavrayıcı bir şekilde daralır. Orgazmik manşet dediğimiz, adaleler orgazm kasılmasına geçişe hazırdırlar. Bu salgılar aygıtlarla yapılan ölçümler sonucu saptanmıştır. Bu gerilim safhası doyuma ulaşabilmek için çok önemlidir. Eğer gerilim süresi ve niteliği kadının gereksinmesine uygun değilse kadın orgazma ulaşamaz. Daha önce de dediğim gibi; orgazm, öğrenilebilen bir reflekstir. Bu nedenle orgazma ulaşmak için kadının çaba göstermesi, kendini tutup kasmaması gerekir. 3. Doyum (Orgazm): Gerilimim sonunda, kadın denetleyemediği ve denetlemek istemediği gerilimin kendini aştığını hisseder. Orgazmın tarifi çok zordur. Genelde kadının leğen boşluğu ve derinlerinde dölyolunun orgazm manşeti denilen bölümünde birbirini takip eden kasılmalarla kendini belli eder. Sanki bir silkinme nöbeti gibidir. Orta dereceli bir orgazmda kadın 3 - 5, kuvvetli bir orgazmda 8 - 12 kere kasılma hisseder. Başta karın bölgesi kasları olmak üzere, hepsi kasılır. Makat çevresi adalelerinde de şiddetli kasılmalar olur. Bu kasılmalarda beyinden salgılanan oksitosin (oxytocin) ve prolaktin hormonunun etkisi olduğu son yıllarda ortaya konmuştur. Kadında orgazma ulaşmaya, Türkçe’de gelme denir. Bu “gelme” erkekteki boşalmaya uyar. Fakat her kadın ve erkeğin her cinsel birleşmede aynı zamanda orgazma ulaşması mümkün değildir. Kadının “gelmesi ”si sırasında kadından da bir sıvı (ejakulat) gelir. Bu 0 - 250 ml arasındadır. Fakat pek çok kadın bunun farkında değildir. Ancak bu sıvı çok miktarda salgılandığında dikkat çeker. Kadından gelen sıvı (ejakulatı) idrar yolu deliğinin her iki yanındaki iki ufak skene bezi adı verilen salgı bezinden kaynaklanır. 4. Gevşeme: Cinsel dürtü ve doyuma ulaştıktan sonra yapılmış istatistik elimizde pek çok veri var. Ülkemizde Söz Gazetesi’nin yaptığı bir araştırmanın verilerini sunuyorum. Bu verilerin tümüyle Türkiye’deki yaşamı yansıttığına inanmıyorum. Gelen mektuplardan, hasta ve çevresindeki aynı sorunu olan, orgazm olamayan kadınların yakınmaları değerlendirildiğinde bu cinsel sorunun daha büyük boyutlarda olduğu izlenimi doğuyor. Ankete katılan kadınların profili şöyle: yüzde 33’ü 22 - 25 yaş arası, yüzde 32’si 26 - 30 yaş arası, yüzde 14’ü 31-35 yaş arası, geri kalan grup ise 35 yaşın üstünde. Eğitim durumları da şöyle: yüzde 49’u üniversite mezunu, yüzde 32’si lise mezunu, yüzde 12’si üniversite üstü eğitim görmüş, yüzde 7’si ise ortaokul mezunu. Anketimize katılan kadınların tümü çalışıyor, yüzde 51’i bekar, yüzde 34’ü evli ve yüzde 15’i ise dul. “Orgazm oluyor musunuz?” sorusunu, kadınların yüzde 48’i “Evet, çoğunlukla”, yüzde 38’ i “Evet, bazen” diye yanıtlıyor. Kadınların yüzde 3’ü hiç orgazm olmadığını söylerken, yüzde 14’ü bu soruyu yanıtsız bırakıyor. “Orgazm taklidi yaptınız mı?” sorusunu “Hayır, yapmadım” diye yanıtlayanlar çoğunlukta. Kadınların, yüzde 29’u ise orgazm taklidi yapıyor. Yüzde 67 oranında kadın vajinal ve klitoral orgazmın ayrı doyum yolları olduğunu savunuyor. Kadınların yüzde 12’si soruyu yanıtlamıyor. Vajinal birleşmeden kadınların yüzde 59’ u fizikler, yüzde 32’ si psikolojik zevk aldığını açıklıyor, geri kalanlar soruya yanıt vermiyor. Kadınların yüzde 39’u klitorisin uyarılmasıyla, yüzde 20’si ise birleşme sırasında doyuma ulaşıyor. Yüzde 13’ü oral, yüzde 8’i anal seksle orgazm oluyor. Kadınların yüzde 54’ü oral, yüzde 30’u da anal seks yaptığını söylüyor. Oral seksi zevk alarak yapan kadın oranı yüzde 87. Kadınlardan yüzde 56’ sı isteyerek, yüzde 19’ u da istemeyerek anal seks yaptıklarını belirtiyorlar. Kadınlar cinsel ilişki sırasında eşlerinden nasıl davranışlar bekliyorlar? Yüzde 34’ü erkeklerle yumuşak, sevecen ve yavaş sevişmek yanlısı. Erkeğin sert olmasını isteyen kadın sayısı ise oldukça düşük. 100 kadından sadece 9’u sertliği tercih ederken, kadınlar hızlı sevişmelerden hoşlanmadıklarını da söylüyorlar. Jinekoloji Uzmanı Dr. Akif POROY | |
| Kaynak: ailem.com'dan alınmıştır | |
Erkeğin Orgazmı
| Meninin erkeğin cinsel organından fışkırmasına, yani bu fiziksel olaya boşalma denir. Orgazm ise erkeğin bu boşalma sırasında hissettiğine denir. Genelde her ikisi de aynı anda olur. Yani erkek, peniste bir dizi kas kasılmasıyla meni fışkırırken (ejakülasyon), aynı zamanda cinsel uyarımın oluşturduğu, cinsel zevkin doruklaştığı orgazm duygusunu yaşar. Genellikle bu fiziksel ve duygusal olay aynı anda olur. Çok eskiden beri yaygın görüşe göre, erkek boşalırken orgazm olur veya orgazma ulaşınca boşalır. Yeni görüşlere göre, boşalma ve erkeğin orgazmını iki ayrı olgu olarak inceleme daha gerçekçi olur. Çünkü erkeğin masturbasyonda veya cinsel birleşmede bazen meniyi fışkırtıp boşaltığı halde, duygusal olarak orgazmı yaşamadığını, bazen boşalmadan da orgazmlar yaşayabildiği ileri sürülür. Erkekde cinsel uyarımın belirtisi çok açıktır. Penis sertleşir ve dikilir. Cinsel uyarılma başlar başlamaz penise giden kan miktarı artar. Penisin üç ayrı bölgesinde bulunan süngerimsi doku kanla dolar. Bu bölgeye kan akımının hücumu fiziksel olarak penisin sertleşip, dikilmesine yol açar. Bu sertleşme sırasında bazı damarların kasılması sonucu penise gelip toplanmış kanın tekrar vücuda dönmesine engel olur. Ancak meninin boşalmasından sonra penisin yavaş yavaş sertliği kaybolur ve eski yumuşak haline döner. Jinekoloji Uzmanı Dr. Akif POROY | |
| Kaynak: ailem.com'dan alınmıştır | |
Orgazm ve Orgazm Sorunları
İnsan ne yaparsa yapsın, ne kadar doyumlu bir orgazm yaşayacağını hiçbir zaman önceden kestiremez. İyi bir orgazm için çiftin arasında yakınlık olması ve cinselliklerini yaşamaya önem vermeleri gerekir.
Orgazmla ilgili en önemli bilgi, orgazmın öğrenilebilir olduğudur. Orgazm bir reflekstir ve özellikle kadınlar bu refleksi yaşamayı öğrenebilirler. Daha doğru bir deyimle, bu istemli bir reflekstir. Tıpkı idrar yapma ve dışkılama gibi öğrenilebilen bir reflekstir.
Orgazmın verdiği heyecan ve zevkin tanımını yapmak olanaksızdır. Orgazmı anlayabilmek için bu konudaki son gelişmelere göz atmakta fayda vardır. Psikanalist Freud, asrımızın başında klitoris orgazmının çocukça olduğunu, gerçek bir kadının vajinal orgazma ulaşması gerektiğini ileri sürmüştür. Altmışlı yıllarda orgazm, modern tıbbi seksoloji açısından Masters ve Johnson ikilisinin üreme biyolojisi araştırma laboratuvarında yaptıkları araştırmalar sonucu daha detaylı bir şekilde ortaya konmuştur. Daha sonraları Hite tarafından yapılan anketler bu konuda istatistiksel bilgiler vermiştir. Cinselliği, orgazmı elektrik açılıp, kapanması gibi sadece fiziksel bir olay olarak anlamamak gerekir. Jenital organlar, sinir uçlarıyla uyarılma noktaları açısından çok zengindir. Fakat her kadın her cinsel birleşmede orgazma ulaşamayabilir. Burada çift arasında genelde veya o birleşme sırasındaki dengenin ve iletişimin önemi büyüktür. Yoksa sadece jenital organların bir şeyler yapması, bir yerlere dokunması yetmez. Eşler, bütün bedensel ve cinsel benliklerini sonuna kadar, karşılıklı verip alabilmelidirler.
Jinekoloji Uzmanı Dr. Akif POROY
sexualth@superonline.com
Kaynak: ailem.com'dan alınmıştır
Pozisyonlar
Misyoner pozisyonu
Bu pozisyon çiftler arasında en çok tercih edilendir. Kadın sırt üstü yatar, erkek karın üstü kadının üzerindedir.
Kadın için: Misyoner pozisyonu en çok tercih edilen pozisyon olmasına rağmen kadınların çoğu aslında bu pozisyonu sevmiyor. Çünkü misyoner pozisyonu kadının hareket alanını daraltıyor. Buna rağmen penis, bu pozisyonda vajinanın derinliklerine ulaşabildiği için tatmin edici bir pozisyon olarak biliniyor. Ancak, eğer partneriniz bir sumo güreşçisi ise uzak durun! Orgazm garantisi yüzde 80!
Erkek için: Bu pozisyonda bütün iş erkekte bittiği için biraz daha olgun ya da yaşlı erkekler bu pozisyonu pek sevmiyorlar. Erkek için çok fazla efor sarfedici olan bu pozisyon, ergenliğe yeni adım atmış olanların özel tercihi genelde! Ayrıca kontrolü elden bırakmayan, seksin temposunu elinde tutmak isteyen erkekler de bu pozisyonu tercih ediyorlar. Bu pozisyonun bir başka avantajı da erkeğin kadını rahatça öpebilmesi...
Jokey pozisyonu
Kadının üstte, erkeğin altta olduğu pozisyon.
Kadın için: Aslında bu pozisyon kendi içinde ikiye ayrılıyor. Kadın jokey pozisyonunda erkeğe yüzü dönük ya da sırtı dönük durabilir. Erkeğin yüzüne bakılmayacak gibiyse sırtnızı dönebilirsiniz yani! Tabii canınız nasırlı ayak görmek istiyorsa!..
Her iki durumda da bu pozisyonda kadının avantajı, fiziksel kondisyonuna göre ilişkinin hızını kendisinin ayarlayabilmesidir. Hükmetmeyi seven, otoriter kadınlar için bu pozisyon genel tercih nedeni!
Erkek için: Genelde bu pozisyona bayılırlar. Çünkü kendilerini bir seks kölesi gibi hissederler. Kadın onun üzerindedir ve ona hükmediyordur. Bunu düşünmek hoşuna gidebilir! Özellikle yaşlı ve tembel erkekler için ideal...
İkinci misyoner pozisyonu
İlkinden tek farkı, kadın bacaklarını erkeğin omzuna koyar.
Kadın için: Misyonerde yazılanlar aynen geçerli. Tek farkla. Penis bu pozisyonda vajinaya daha derin temas eder. G noktası uyarılır.
Erkek için: Bu pozisyonda erkek kalçasını daha rahat hareket ettirir. Ancak bu seksten uzun süre keyif almak isteyenler için uygun değil. Çünkü erkek çok çabuk orgazm olabilir.
X pozisyonu
Tarifi biraz zor... Kadın ve erkek yüzyüzeler. Bacakları makas gibi birbirine geçmiş. Yani misyoner pozisyonunun yanyana yatılan biçimi diyebiliriz.
Kadın için: Klasik 'hangi bacak senin' sendromu atlatıldıktan sonra başlanabilir. Eğer bacaklarınız esnekse tabii. Yoksa bu pozisyondan uzak durun. Çünkü bacaklarınız içiçe geçmişken hareket kabiliyetiniz sıfıra da inebiliyor. Penis, vajinayla temasta zorlanabilir.
Erkek için: Erkekler her türlü pozisyonu severler. Demek oluyor ki, bunu da seviyorlar. Ancak çoğu erkek, partnerinin bacağı diye kendi bacağını da okşayabiliyor :)
Köpek pozisyonu
Tarife gerek yok...
Kadın için: Porno yönetmenlerinin en sevdiği bu pozisyonu kadınlar pek tercih etmiyorlar. Çünkü bu şekilde penis doğrudan yumurtalıklara baskı yapıyor. Ve bu birçok kadın için rahatsız edici bir durum.
Erkek için: Erkeklerin daha az güzel kadınlarla bu pozisyonu tercih ettiğine dair bir iddia da var.
Kaşık pozisyonu
Kadın ve erkek yanyana yatıyorlar. Her ikisi de aynı yöne doğru bakıyor. Erkek, kadına arkadan yaklaşıyor.
Kadın için: Kaşık pozisyonunda seks, sarılmayla karışık olduğu için çiftler bu pozisyonu tercih ediyorlar: Duyguların daha derin gösterildiği bu pozisyon yazık ki kadınların orgazmı açısından tatmin edici değil. Ancak sabahları bu pozisyona başvurabilirsiniz. Ağız kokusu çekmektense :)
Erkek için: Biraz daha sert seksten hoşlanan erkekler için uygun bi pozisyon değil. Aama sabah yeni uyanmışsa ve kımıldayacak hali yoksa tercih edebilir.
Ayakta
Kadın ve erkek yüzyüze duruyorlar. Kadın bacakları ile erkeği sarıyor. Tabii bu durumda erkeğin bir duvara yaslanması gerekiyor.
Kadın için: Bu pozisyon kadın için çok keyifli olabilir. Çünkü penis hem vajinaya derin bir şekilde giriyor hem de partnerine sıkı bir şekilde sarılmış oluyor. Ama partner biraz daha ufak tefekse, güçsüzse ayakta sekse kalkışmayın. Zira düşeceğim tehlikesiyle zevk almanız güçleşir.
Erkek için: Erkekler için çok keyşif verici bir pozisyon değil. Ancak kaslı erkekler tercih edebilir. Çünkü bir süre sonra hem heyecandan hem de güç kaybından bacaklar titremeye başlayabilir.
Öpüşmek
Nasıl Öpüşülür?
1-Iyi öpüsebilmenin en önemli unsuru dudaklarinizi kullanabilmenizdir. Dudaklarinizin rahat ve yumusak olabilmesine özen gösterin. Uzun bir süre dudak dudaga temas çok etkili olacaktir.Dudaklarinizi partnerizin yanaklarinda ve boynunda dolastirmayi da ihmal etmeyin.
2-Nefesinizi kullanin.Boynunda ve kulaginda sizin hafifçe nefesinizi hissetmesi çok hosuna gidecektir
3-Dilinizi opüsmenin ilerleyen safhalarinda kullanmalisiniz.Ilk etapta partnerinizin dudaklarini yumusakça yalamaya baslayin. Partnerizi öpmeden dudaklarini nemlendirin. Öpüsmeye basladiginizda kendi dudaklarinizi da nemlendirmeyi unutmayin
4-Dilinizi partneriniz boynundan kulagina, geçtiginiz bölgeleri hafifçe yalayarak götürün. Kulak memesini de emebilirsiniz. Kulagini aginizla kapatip derin nefes alin.
5-Dilinizin ucunu partnerinizin kabul etmesini saglayin siz de onunkini. Bu oynasmadan sonra partnerinizin dilini hafifçe emmeye baslayin.Partnerinizin dudaklarini hafifçe emin ve yalayin.Çenesini hafifçe isirmaniz hosuna gidecektir
6-Partnerizin vücudundaki hassas bölgeleri ona sormadan bulmaya çalisin. Dudaklarinizla onun vücudunu kesfedin Genelde hassas olarak adlandirilan bölgeleri söyle siralayabiliriz;meme baslari,goguslerin arasi, kollarin alti, göbek çukuru.
1.kızın boynunu ıslattıktan sonra hafifce ufleyin (kudururlar
2.boyunave dudaklara abartmadan sert dil darbeleri ve dis gecirme olayına girin
3.her kızla aynı opusulmez kızın opusme stilini ogrenip olayı ona gore yonlendirin
4.eger kız cok guzel opusuosa baglantınızı kopartmayın.
kızları opmek o kadar zor bisi deildir bi kez ben trende yanıma oturmus olan ve tanımadıgım bi kızı yolculuk suresınde tavlayıp yalamıstım bile ve kız benim opustugum kızlar icinde en iyi opusen kızdı ve ben ancak 1 saat yaladım ve trenden indikten sonrada bi daa kızla gorusmedim ben bu salaklıgı yaptım siz yapmayın(bu arada tren olayı yalan veya abartı deil tam 4 yolculukta 3 kız bagladım ustuste 4duncudede baglıyodum kız telefon nomu istedi trenden bi indik bi golyat gelip kızı aldı erkek arkadasıymıs az daa kabagı yardırıyoduk eheehe)
Öpüşme şekilleri
Maceracı
Öpüşme tekniği:İstekleri bitmez ve oldukça sırnaşık bir şekilde öpüşür. Ayrıca öpüşme esnasında vücut temasına çok özen gösteren maceracı, bu davranışıyla öpüşmenin onun için cinsel ilişkiden önce gelen bir basamak olduğunu gösterir.
Vücut yapısı: Kaslı, geniş omuzlu, erkeksi, sportif
Özellikler: Bonkör, ama yine de belli bir amaç doğrultusunda!
Sonuç: İstediği herşeyi elde eder! Zaman o kadar önemli değildir!
Baştan çıkarıcı
Öpüşme tekniği: Severek ve yorulmak bilmeden öpüşür. Ayrıca sırnaşık ya da karşısından çok fazla istekte bulunan birisi değildir.
Vücut yapısı: Güçlüdür, ama yine da az kaslıdır. Her zaman bakımlıdır ve gözlerinde derin bir anlam gizlidir. Dolgun dudaklıdır.
Özellikler: Nazik ve baştan çıkartıcıdır. Kadınları parmağına dolayabilir..
Sonuç: Her zaman ne istediğini ve neyi nasıl elde edeceğini bilir.
İş kolik
Öpüşme tekniği: Onun için hiç şüphesiz en önemli unsur başarıdır! Öpüşmeyi sever, tabii çok uzun ve sık öpüşür. Ama dili gereğinden fazla hareketlidir! Öpüşürken karşı tarafı mıncıklamaktan hoşlanır. Ancak bir anda kalkıp işe gidebilecek bir kişiliği vardır.
Vücut yapısı: Zayıf, solgun, sportif, ince dudaklı ve uzun yüzlüdür.
Özellikler: Her zaman nesneldir. Oldukça başarılıdır. Beklentileri fazladır.
Sonuç: Her zaman kontrolü elinde tutmak isteyen ve zor aşık olan bir insan..
Evcil
Öpüşme tekniği: Dünyada öpüşmekten daha çok sevdiği birşey yoktur. Eğer dudakları dudaklarınızda değilse, o zaman mutlaka göğüslerinzi, boynunuzu ya da başka yerlerinizi öpüyordur.
Vücut yapısı: Güçlü, biraz kilolu, dolgun dudaklı, iri gözlü.
Özellikler: Saatlerce öpüşebilir.
Sonuç: Kesinlikle güvenilebilir bir insandır. Ama onunla birlikteyken süpriz beklememelisiniz.
Entellektüel
Öpüşme tekniği: Konuşmak mı öpüşmek mi? Entellektüel adamımız her ikisine de vakıftır.
Vücut yapısı: Yuvarlak yüzlüdur ve saçları genellikle arkaya doğru taranmıştır. Geniş omuzlu değildir, ama ellerini çok hızlı hareket ettirir. Ayrıca gözleri nemlidir.
Özellikler: Her konuda ve her yerde konuşur. Belki de bu kadar çok konuşmasının nedeni bilmediklerini saklamaktır.
Sonuç: Duygusallık ona göre değildir. O daha çok bilgisayar ve rakamlarla ilgilidir.
Keyifli Bir Cinsel Yaşam
Ülkemizde aile planlaması, tüm dünyada olduğu gibi, koruyucu sağlık hizmetleri kapsamına alınmıştır. Artık insanlar riskli ilişkiler veya istenmeyen gebeliklerden nasıl korunacağını öğrenebilmekte ya da kolayca danışmanlık alabilmektedirler.
Şehirlerde uzman doktorlar ve aile planlama merkezleri, kırsal kesimde ise sağlık ocakları genellikle yeterli bilgi ve hizmetleri sunabilmektedir, en azından böyle olması gerektiğini düşünüyoruz. Bu konuda temel problem, gerek devlet gerekse özel kesimin insanlara ulaşmalarının zorluğundan daha çok eğitim ile bu hizmetleri insanların kendilerinin talep etmelerini sağlamaktır. Bir aile planlaması merkezi; tüm olanakları ile doğum kontrol yöntemlerini anlatmalı , insanları bilgilendirmeli ve uygulama yapabilmenin olanaklarını zorlamalıdır.
Tüm bireyler kendi doğurganlık davranışları konusunda doğru bilgiye dayalı, bilinçli ve gönüllü bir seçim yapmalıdırlar. Böylece istemedikleri gebeliklerden sağlıklı ve etkin biçimde korunabilirler. Başarılı aile planlaması için hizmet birimlerine başvuran kişilerin verilen hizmetten memnun kalması ve yöntemi kullanmayı sürdürmek için hizmet sisteminin kesintisiz olması önemlidir. Bu amaçla aile planlaması merkezlerinde uzmanlar devamlı eğitilmeli,hizmet standardı yükseltilmeli ve hizmetin sürekliliği sağlanmalıdır.
Aile planlaması yöntemlerinin kullanılmasının temel nedenlerinden biri düzenli ve korkusuz bir cinsel yaşamı , dolayısıyla bireylerin mutluluğunu sağlamak olmalıdır. Cinsel ilişki sırasında istenmeyen bir gebeliği önlemek için takvim yöntemi, geri çekme, prezervatif kullanma , vajinal duş-lavaj hem pratikte zor uygulanan, az güvenilir yöntemler , hem de ilişkide doyumu bozan faktörler olabilir. Ancak kondom (kadın veya erkekte) kullanımı cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmanın tek yoludur. Bu durumda ihtiyaçlar belirlenirken kişisel özellikler çok önemlidir.
Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma yöntemleri sınırlıdır; ya hiç cinsel ilişkiye (özellikle tanımadığınız kişilerle) girmezsiniz , ya da sadece prezervatif (kondom) kullanarak cinsel ilişkide bulunursunuz!... Gebelikten korunma yöntemleri ise iki ana başlık altında incelenir;
Geri dönüşümlü yöntemler
* Rahim içi alet (RİA,Spiral) uygulaması (bakırlı ,hormonlu vb)
* Doğum kontrol hapları
* Aylık iğneler
* Üç aylık iğneler
* Cilt altı hormon implantları
* Geri çekme, Takvim, lavaj,duş vb
* Cinsel organların tam temasını engelleyen yöntemler( vagina veya penise takılan condom,diafram vb)
Geri dönüşümsüz yöntemler
* Endoskopik veya açık ameliyatla kadında tüplerin bağlanması
* Erkekte sperm kanallarının bağlanması ( vasektomi )
Tüm gebelikten korunma yöntemleri kişisel ihtiyaca göre planlanmalıdır. Planlama yapılırken çiftin veya bireyin durumu çok iyi araştırılarak uygun olabilecek yöntem veya yöntemler önerilmelidir. Kişilerin kendi kendilerine uygulayacakları yöntemlerin başarı tanımı ve başarısı kişiye göre çok büyük farklılıklar gösterir.
Bir yöntem sadece kullanıcının ihtiyaçları ve uygulama becerisine göre güvenilir veya az güvenilirdir. Cinsel ilişkinin eşler için ortak faydası doyum, güven, sevgi , mutluluk ve psikolojik rahatlamadır. Ancak zararlı olması kişilere göre değişen bir kavramdır. Şimdi (pek çok değişiklik tanımlanabilirse de) çiftlerin bazı özel durumlarına göre doğum kontrol yöntemlerini kısaca tartışacağız;
1. Bekar evlilik öncesi ilişkiyi onaylayan, başka ilişkileri (kadın ve erkek) olmayan bir çiftin temel korkusu gebeliktir. İlişkinin sıklığı ve çiftin hastalığı olup olmadığına göre kondom veya hormonal bir yöntem uygulanabilir. Eğer çift ayda bir kaç kez birlikte oluyorsa kondom öncelikle düşünülmelidir.
2. Daha özgür! bir cinsel hayatı olan ve sık eş değiştiren bir erkek veya kadında temel kaygı cinsel yolla bulaşan hastalıklar olmalıdır. Ve tartışmasız olarak yöntem kondom kullanımı olmalıdır.
3. Yeni evli henüz çocuk istemeyen bir çift geri dönüşümlü korunma yöntemlerini kullanmalıdırlar,bunlar (sigara içmeyen) kadında kombine hormonal yöntemler,sadece progesteron içeren iğne veya haplar , RİA ; erkekte prezervatif kullanımı olabilir.
4. Çocukları olan ve uzun süre çocuk istemeyen bir çift cilt altı implant veya RİA gibi , bir uygulama ile uzun süre kullanılabilecek yöntemler deneyebilirler, eğer hiç çocuk istemiyorlarsa geri dönüşümü (kendiliğinden) olmayan cerrahi yöntemlere baş vurabilirler.
5. Bizim ülkemizde pek sık olmasa da batı ülkelerinde çocuk istemeyip henüz bekarken geri dönüşümsüz yöntemlere başvuran ( kadın veya erkek) insanların sayısı hiç de az değildir. Ancak bu insanlarda 1 veya 2 no’lu duruma göre hastalıklardan korunmak için barier yöntemlerine başvurmalıdırlar.
6. Eğer doğum veya enfeksiyonlardan korunurken cinsel ilişkiden zevk alamıyorsanız, kondom kullanımı (direkt cinsel organların cilt temasını engelleyip uyarılmayı azaltması mümkün olduğundan) partnerinizin bulaşıcı bir hastalık taşıyıcısı olmadığını bilmek , belirlemek şartıyla bırakılmalıdır. Diğer yöntemlerin (haplar, iğneler,RİA,tüp ligasyonu ) cinsel istek üzerindeki etkileri kişiden kişiye değişebilmektedir. Cinsel ilişkiyi bozan tüm psikolojik , fizik ve sosyal faktörler düzeltildikten sonra sorun devam ederse yöntem sorgulanabilir.
Kısaca her çift veya birey kendini güvende ve mutlu hissettiği yöntemi bilerek, gönüllü olarak, doktorun rehberliği ile kendi seçmelidir. Çiftler veya kişiler tek tek tüm isteklerini veya isteklerini mümkün olan en yüksek oranda çözen yöntemleri deneyerek bulabilirler. Aynı koşullarda iki çift farklı yöntemlerle mutlu olabilir. Unutmayın, bu ihtiyaç ve kişisel farklılıklara bağlıdır!
Daha sağlıklı,daha güvenli ,daha korkusuz ,daha mutlu bir cinsel yaşam diliyoruz!...
Uzun seks hapı!
Almanya’da erken boşalma sorunları olan erkeklerin dertlerine derman olabilecekbir ilaç reçeteyle satılmaya başlandı.
Daha uzun cinsel birleşme sağlamak için, erkeğin erken boşalmasını önleyen ilaç, Almanya’da “Priligy” adıyla satışa sunuldu.
Erken boşalma sorunu yaşayan Almanların yüzde 20’sine yararlı olabilecek ilaç, hekimler tarafından reçeteye yazılması şartıyla satın alınabiliyor. Uzmanlar, erkeklerin cinsel birleşme öncesi veya sırasında, azami 1 dakikaya kadar süren boşalmasını, “erken boşalma” olarak tanımlıyor. Janssen-Cilag şirketince üretilen ilacın, beyindeki haz algılama hücrelerini geçici olarak kilitleyerek cinsel ilişkiyi uzattığı açıklandı. Uzmanlar, hapta bulunan dapoxetin adlı etken madde sayesinde serotonin hormonlarının bloke edildiğini ve boşalma süresinin 3 ile 4 kat süreyle uzatıldığını açıkladılar. Ruhsat alan ilacın ancak reçeteyle satılabildiğine dikkat çekildi.
Daha İyi Seks İçin Ne Yemeli?
ÇİLEK
Dolgun ve sevimli küçük çilekler zaten oldukça seksi bir görünüme sahip.
Ama bundan daha önemlisi çileklerin bol miktarda antioksidan ve kan dolaşımını hızlandıran maddeler içermesi ve bunun da kendinizi çok enerjik hissetmenizi sağlaması.
YUMURTA
Katı, rafadan, sahanda veya omlet şeklinde yediğiniz her çeşit yumurta B6 vitaminleriyle dolu olarak tabağınıza geliyor. Bu ne anlama mı geliyor? Bu vitaminler, vücudumuzun hormon dengesini ayarlıyor ve stresle başa çıkmamıza yardımcı oluyor. Stresten arınmak ve rahatlamak da sağlıklı cinselliğin ilk adımı. Cinsel hayatınız pek de iyi gitmiyorsa kendinize bir omlet pişirin ve işleri düzene koymaya başlayın. Eğer yumurtadan hoşlanmıyorsanız yine B6 vitamininden zengin olan; ıspanak, bezelye, havuç, ayçekirdeği, buğday veya balığı tercih edebilirsiniz.
ET
Etoburları sevindirelim: Dana ve koyu renkli kümes hayvanlarına ait etler, sevişme isteğini baskılayan "prolaktin" gibi hormonların üretimine engel oluyor. Ama sebze sevenlerin de üzülmesine hiç gerek yok. Aynı etkiyi alabileceğiniz esmer prinç, lifli yeşil sebzeler, kolay ufalanan peynir, öğütülmüş ekmek de size yardımcı olacaktır.
SARIMSAK
Sarımsağın en bilindik özelliği nefesinizi saatler sonra bile toplu yıkıma sebep olabilecek bir silaha dönüştürmesi mi? Yanılıyorsunuz. Bu dezavantajı bir tarafa bırakırsak bu keskin lezzet baştan sona vücudunuzdaki bütün kan dolaşımını hızlandırıp seks hayatınıza yeni bir tat getirecek. Tabii, seks zamanından birkaç gün önce yerseniz!
ÇİKOLATA
Kadınların büyük çoğunluğunun kendini iyi hissetmek için kakao ürünü olan çikolataya yönelmesinin bir sebebi var; İçeriğindeki "methylxanthine", zevkden başınızı döndürerek partnerinizin kollarınızda erimesine sebep olabilir. Ayrıca içerdiği "phenylethyamine" maddesiyle tam anlamıyla 'aşk etkisi' yaratıyor.Yani daha kolay aşık oluyorsunuz.
Sağlıklı ve Kaliteli Cinsel Yaşam Önerileri!
Tek seferlik başarısızlıkta hemen panik olmayın: Cinsel performansınız fiziksel sorunlar kadar uyku seviyeniz, stres düzeyiniz, duygusal durumunuz, ortam, partneriniz gibi pek çok faktörden etkilenir. Tek sefer başarısızlığı nihai sonuç zannetmeyin. Sorununuz devam ediyor ve cinsel yaşam kalitenizi azaltıyorsa doktorunuza danışın.
Cinsel sorunlar kader değildir: Her türlü cinsel sorununuzun bir tedavisi olduğunu sakın unutmayın. Önemli olan zamanında doktorunuza başvurmanızdır.
Seksi Akışına Bırakın: Cinselliği her zaman zaman, mekan ve koşulların uygun olduğu anda yaşayamazsınız. Çok yorgun olsanız da, kendinizi bakımsız hissetseniz de bazen kendinizi kendiliğinden gelişen karşılıklı istekler oluştuğunda bunun keyfini çıkarın.
Sağlık sorunlarınızı geciktirmeyin: Şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kalp-damar hastalıkları, yüksek kolesterol, kanser, hormonsal dengesizlikler ve depresyon gibi sağlık sorunları erkeklerde sertleşme problemi, kadınlarda orgazm ve uyarılma sorunları başta olmak üzere çeşitli cinsel sorunlara yol açabiliyor. Bu açıdan, genç yaşlardan itibaren, düzenli sağlık kontrolleri yaptırmanız sağlıklı bir cinselliğin anahtarı olacaktır.
Bel çevrenizi ölçün: Karın içi yağlar ve kilo fazlalığı hem hormonal dengesizlik yaratır, hem de tansiyon, şeker hastalığı, kalp-damar problemleri gibi sağlık sorunlarını sıklaştırarak cinsel performansı azaltır. Son yıllarda yapılan çalışmalar özellikle bel çevresi kalınlığının seks hormonlarının seviyelerini önemli ölçüde azaltarak, cinsel istek ve performansı olumsuz etkilediğini ortaya koydu. Bu nedenle bu yıl bel çevrenizi kadınsanız 80 cm, erkekseniz 94 cm altında tutmaya gayret edin. Vücut kitle endeksinizi (boy/ kilo ²) de 25’in altına indirin.
Yatak odanıza stresi sokmayın: Yüksek stres düzeyi, gerginlik, endişe hali, öfke sertleşme sorunu, erken boşalma, cinsel isteksizlik gibi pek çok cinsel soruna zemin hazırlıyor. Cinsellikte hayatınızın streslerini bir kenara bırakmayı deneyin. Gerekirse bir stres yönetim uzmanından, yoga ve meditasyon gibi gevşeme tekniklerinden yardım alın.
Önce ilişkinize odaklanın: Kaliteli bir cinsel yaşam için öncelikle sevgi, saygı ve anlayışa dayalı, kaliteli bir beraberlik gerekir. Bu yıl önce ilişkinize, sevgiye, aşka odaklanın. Eşinize, sevgilinize, partnerinize duygu ve düşüncelerinizi açıklıkla ifade edin. Cinsellik esnasında sevdiğiniz ve tercih ettiğiniz davranışları partnerinize doğru bir şekilde aktarın. Eşinizin de ihtiyaç ve tercihlerini öğrenin. Ona sürprizler hazırlayın.
Ondan kaçmayın, konuşun: Cinsel bir sorununuz olduğunda bunu partnerinizle paylaşmaktan kesinlikle kaçınmayın. Cinsel sorunların çiftleri birbirinden uzaklaştırdığı biliniyor. Cinsel problemler bazen ilişki sorunlarının ana nedeni bazen de sonucu oluyor. Sebep ne olursa olsun onunla konuşun, paylaşın, anlatın. Cinsel sorununuzun sizi soğutmasına izin vermeyin. Gerektiğinde profesyonel yardım alın.
Dış görünüşe sadece gereği kadar önem verin: Yılların vücudunuza getirdiği değişimler ve ideal imaj takıntısı özgüveninizi zedeleyip sizi cinsellikten uzaklaştırabilir. Ancak zihinsel ve ruhsal çekimin en az fiziksel çekim kadar önemli olduğunu unutmayın. Dış görünüşünüze özen gösterin ancak aşırılıktan kaçının.
Sebep ilaçlarınız olabilir: Bazı tansiyon ilaçları, depresyon ve endişe ilaçları, uyku hali yaratan sedatifler ve bazı hormon ilaçları cinselliğinizi etkileyebilir. Yeni başladığınız bir ilaç sonrası cinsel performans ve istek sorunları yaşıyorsanız vakit kaybetmeden doktorunuzla görüşüp, ilacınızın böyle bir etkisi olup olmadığını öğrenin. Doktorunuz gerektiğinde ilaç değişikliğine gidecektir. Özellikle antidepresan ilaçlar alıyorsanız cinsel sorunlarınızı etkilediğini düşünerek ilaçlarınızı bırakmayın. Bu ilaçları kullanırken de cinsel performansınız arttıracak yöntemler vardır. Doktorunuza danışın.
Sigara bırakın, alkolü sınırlayın: Alkol ve sigara damar yapısına zarar verip cinsel organlara giden kan akımını azaltır. Bu sene kaliteli bir cinsellik yaşamak istiyorsanız sigarayı mutlaka bırakın. Kadınsanız günde 1, erkekseniz günde 2 kadehten fazla alkol almayın.
Sağlıklı yaşam hormonlarınızı düzenler: Sağlıklı yaşam alışkanlıkları sizi sadece cinsel sorunlara yol açan yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kalp hastalıkları ve damar sertliğinden korumaz, hormonlarınızı da düzenleyerek cinsel performansınızı arttırır. Her gün 30-35 dakikalık hafif-orta tempolu yürüyüşler yapın. Bu yürüyüşleri eşinizle beraber yapıp ilişkinize keyif de katabilirsiniz. Tükettiğiniz besinlerdeki kolesterol, trans ve doymuş yağ miktarını azaltın. Omega-3, meyve, sebze tüketiminizi arttırın. Akdeniz mutfağına ağırlık verin. Daha az kalori tüketmeye gayret edin.
Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklara dikkat: Cinsel yolla bulaşan hastalıkları aklınızdan hiç çıkarmayın. Cinsel ilişkilerde korunmaya özen gösterin. Buna rağmen sorununuz olduğunda vakit kaybetmeden tedavi olun.
Cinsel İlişki Sayısı ve Sıklığı
5 Ekim 2009 Pazartesi
Yemek yemek veya cinsel ilişkiye girmek benzer hislerin getirisi sonucu oluyor. Nasıl acıkınca yemek yiyorsanız bunun sayısını ve miktarını saymıyorsanız cinsellikte ihtiyacınız olduğunda gerektiği kadar yaşanır. Bunun için bir skor tabelası tutmaya gerek yoktur. Burada sorunu ikiye ayıralım;
Birinci grup hislerini başkalarına göre ayarlayanlar,
İkinci grup ise hissettiklerinin dolayısıyla yaşadıklarının yeterli olmadığını düşünen veya bunu hissedenlerdir.
İkinci grup bir sorunun varlığını hisseden veya yaşayanlardır ki bunlar bir hekime baş vurup nedenini öğrenip çözüm sağlamalıdırlar, bunu da çekinmeden yapmaları gerektiğini neden çekinmemeleri gerektiğini yazının devamında okuyacaklar.
Üreme içgüdüsünün sonucu olarak cinsel istek vardır ve cinsellik yaşanır, yaşanmak zorundadır. Çünkü içgüdüler doğuştan vardırlar. Canlının yaşamını devam ettirebilmesi için bunları yapması gerekir. (Yemek yemek gibi) İçgüdüler değiştirilemez.Yok edilemez ve birinin yerine diğeri konulamaz.
Yaşamak demek kabaca insan bedeninin canlı olarak dünyada bulunmasıdır. Her canlı yaşamının bitmesini istemez. Bedeninizi dünyada devamlı bırakmak istersiniz. O zaman bedeninizi dünyada bırakmak için tek yolunuz kopyalama şansınızdır bu kopyalamayı da çocuk yaparak sağlarız, bedenimizin kopyası çocuğunuz sizden sonrada bedeninizin canlı olarak dünyada kalmasını sağlayacaktır. Siz değil misiniz çocuğunuzu o benim kanım canım diye seven.
Cinselliği evet zevk için de yaşarız. Ama bu zevk üreme içgüdüsünü giderebildiğimiz doyurabildiğimiz içindir. Yemek yemenin karnımızı doyurması bu doygunlukla açlık hissinin kaybolup o süre için bedenimize gerekli enerjiyi sağlayıp yaşamda kalabilmeyi garantilediğimiz içindir ve bu bize zevk verir.
Cinsel güç miktarı 3 ana nedenden dolayı değişebilir.
1)Bedensel nedenler:
Cinsel isteğin az olması bazen bedensel nedenlerden dolayı olmaktadır. Bunun içinde belirtilen hormon eksiklikleri, bedensel bazı hastalıklar veya başka bir hastalık için kullanılan ilaçların yan etki olarak kalıcı veya geçici cinsel isteksizlik yapmasıdır.
Burada önemli bir ayrımı vurgulamak isterim. Cinsel isteksizlik dedik cinsel yetersizlik değil. Cinsel yetersizlik cinsel arzunun olup bunun bedensel bazı eksiklikler, bozukluklar yüzünden gerçekleştirilememesidir. Mesela erkekte cinsel birleşme arzusu var ama bir hastalık yüzünden penisinde sertleşme olmuyor. Cinsel isteksizlikte ise bunu yapmak için zaten istek yok.
2)Psikolojik nedenler:
İnsanın içgüdülerinde öncelik sırası vardır. Birinci sıradakiler yaşamınızı devam ettirmek için yapmak zorunda olduğunuz şeylerdir. Mesela su içmek gibi. Su içmezseniz kısa sürede ölürsünüz. Kişinin birinci hissi o günkü varlığını sürdürebilmek için gerekli şeyleri yapma zorunluluğudur. Bunu tamamladıktan sonra ancak diğerlerine sıra gelir. Bunun en basit komik örneği '' fakirin karnı doyunca nokta noktası kalkar'' örneğidir. Sağlıklı bir cinsel arzu duyabilmek ve cinsellik yaşayabilmek için bir kişinin önce o gün için çözmesi gerekli olan şeyleri çözmesidir. Uykusunu uyuması, yemeğini yemesi, barınacak yerini sağlaması gibi ve yarını için de en azından çok fazlaca kaygı duymamasıdır. Demek ki gelecek sorunlarınız kadar gündelik sorunlarınız cinsel isteğinizi etkilemektedir. Bunun yanı sıra cinsellik-cinsel istek bir hesaplar zinciridir. Cinsellik isteyerek yaşandığında her zaman zevk verecektir. Ama bununda bir bedeli vardır. Bu bedel bazen getirdiği hazdan daha fazla acı ve mutsuzluk verebilir. Bu gibi durumlarda beyin kişiyi koruma altına alarak negatif etkilerden koruyup daha fazla acı çekmesini engellemek için cinsellik dürtüsünü bir süreliğine baskılayabilir veya başka yerlere yönlendirir. Ama bu bir çözüm sağlamaz çünkü güdüleri yaşamak zorundayız ve başka yere yönlendiremeyiz. Kısa sürede bunu çözmek gerekir.
Cinsellikteki negatif etkiler
*kızlık zarı korkusu,
*gebe kalma kaygısı
*can acısı duyma kaygısı
*cinsel yasaklamalar cinselliği kötü kabul etme
*anne baba ve çevrenin ne düşüneceği fikri
*çirkin beden veya herhangi bir organ kaygısı
*utanma
*mukayese edilme korkusu
*kullanılma kaygısı
*daha önceden cinsel tacize uğramış olmak
*yetersiz olup alay edilmesi fikri
*cinsel hastalık veya bulaşıcı hastalık kapma korkusu
*pişmanlık korkusu
*aldatılma
*aldatma
*partnerin; kendisi hakkında ne düşüneceği
*ona nasıl davranacağı başkalarına anlatıp anlatmayacağı,
*bu ilişki yüzünden bir sorun yaşatıp yaşatmayacağı
gibi nedenlerdir. Bu nedenlerin baskın olduğu durumlarda insan bunların getireceği negatif etkileri yaşamamak için cinsellikten uzaklaşırlar.
Partneri beğenmemek veya istememek veya zorunluluktan beraber olmakta cinsel isteği azaltıcı nedenlerdendir.
3)Bedensel ve psikolojik nedenlerin birbiriyle etkileşimde olduğu dönemler:
Yukarıda saydığımız nedenlerin herhangi birinin diğeriyle beraber olmasıdır.
Bahsettiğimiz bütün nedenlerden dolayı kişilerin cinsel istek duyma seviyeleri zamandan zamana partnerden partnere koşuldan koşula farklılık gösterecektir.Bunun belirli bir sayısı yoktur. Nasıl acıkınca yemek yiyorsanız isteğiniz varsa ve koşullarınız da uygunsa yaşayabileceğiniz kadar yaşayacaksınız. Zorunlu bir rakam yok.
Bu konuda elde var olan sayılar belli miktarda aynı yaştaki kişilerin cinsel yaşamlarının istatistiksel ortalamalarıdır. Sizin için hiç bir gerçeklik ifade etmez.Var olan sizin kendi gerçeğinizdir.
Cinsel istekte ve ilişkideki sınır, partnerinize ve kendinize bir şeylerin eksik kalmadığını hissettiğiniz andır. İşte bu yeterliliktir ve koşullara ve kişiye göre değişir. Şunu da unutmamak gerekir ki her partneri tatmin edemezsiniz. Bunu yapmaya çalışırsanız yıldızları yakalamaya çalışan hayalperestler gibi olursunuz.
Gelelim özellikle erkeklerin merak konusuna
1) Erkeklerde cinsel istek nasıl arttırılır?
2) Yine erkeklerin sorduğu bir soru kadınlarda cinsel istek nasıl arttırılır?
Sağlıklı bir yaşam, sağlıklı bir beslenmeyle yani düzenli yaşayıp stresten, gerekli sorunlardan uzak durup beslenmenize de özen gösterirseniz spor yaparsanız ve akıllı olursanız daha evvel yazmış olduğumuz cinsel isteği azaltıcı nedenlerden kurtulmuş olur daha arzulu ve daha güzel bir cinsel yaşantıya sahip olursunuz. En önemli şeylerden biri beslenmedir.Cinsel isteği artırıcı özel bir gıda rejimi yoktur.Sağlıklı beslenip gerekli protein ve vitamini alırsanız faydasını göreceksiniz.
Bu arada hemen viagra gündeme gelebilir, bu tip haplar cinsel isteği olup çeşitli nedenlerden dolayı yeterli sertleşme sağlayamayan kişilerde faydalıdır. Penis sertleşmesi sağlar. Cinsel arzusu olmayan kişiye bu tip haplar verildiğinde herhangi bir cinsel istek gelişmeyecektir. Bu yüzden cinselliği çevrenizdekilerin söylediklerine göre değil kendi hissettiğinize göre yaşamalısınız. Doğrusu budur yoksa dilin kemiği yok. Yaşadığınızı yaşayın istediğinizi söyleyin. Bu sefer onlarda sizin gibi düşünüp dursunlar.
Cinsel isteği arttırıcı bazı özel maddeler vardır ama bunlar gerekli görüldüğü zamanlarda doktor tarafından verilen ve kontrol altında verilen maddelerdir. Kendi başınıza kullanamayacağınız kullandığınızda fayda yerine zarar göreceğiniz şeylerdir.
-Cinsel isteksizlik duyduğunuzu, yaşadınız veya hissettiğiniz cinselliğin yeterli olmadığını hissediyorsanız bir hekime baş vurabilirsiniz. Sorun varsa ortaya çıkarılır bedensel veya psikolojik tedavisi yapılır ve çözüme kavuşursunuz. Bunda utanmaya veya çekinmeye gerek yoktur. Rahatlıkla bu konuda destek almaktan çekinmeyiniz.
Lütfen cinselliği bu güzel hissi kendi kendinize etraftan duyduklarınızı zehir etmeyiniz. Çünkü cinsellik insan hayatında çok önemli bir yer tutmaktadır; güzel bir cinsel ilişki sonrası hayata daha olumlu baktığınızı ve daha pozitif düşündüğünüzü ve daha başarılı olduğunuzu biliyorsunuz. Bu hislerin getirdiği mutluluğu yaşamak istiyorsanız başkalarının düşüncelerine göre değil hissettiğiniz gibi ve doğru kaynaklardan bilgi alıp yönlenerek yaşamalısınız. Sağlıklı daha mutlu güzel günlere.
Dr. Cenk Kiper
Uyarılma bölgeleri
Cinsel birleşmenin ön şartı olan cinsel uyarım veya cinsel coşkulanma kavramını tanımlamak pek kolay değildir. Genellikle birlikte görüldükleri halde ve ilk bakışta birbirlerini çağrıştırmalarına rağmen uyarılma, erkekteki sertleşmeyle kadındaki ıslanma olgularından ayrı birşeydir. Uyarılma, duygularla bağlantılı olarak erkek ve kadın vücutlarının cinsel temas için birleşebilir duruma gelmesi sürecidir. Bu süreç içinde vücutta önemli değişiklikler ortaya çıkar. İşte penisin sertleşmesi ve dölyolunun ıslanması bunlardan en belirgin olanlarıdır. Ama aslında bu değişiklikler, söz konusu sürecin ancak sonucudur. Dolayısıyla cinsel uyarılmada ya da çoşkulanmada temel olan, söz konusu değişikliklerden çok bir sevgiliye beslenen çekilme duygusudur. Bu duygu, daha soyut bir şekilde belirli birini düşünmeden yalnızca o cazibeye ve arzuya kapılarak da yaşanabilir.
Erkek de kadın da doğrudan bir fiziksel temas olmaksızın coşkulanabilirler. Karşı cinsten birinin dahil olduğu erotik bir durum da uyarıcı olabilir. Keza bazı insanların belirli bir melodiyi duyduklarında ya da kokuyu aldıklarında coşkulandıkları bir gerçektir. Fiziksel temas bulunmadan coşkulanma, yani psikolojik uyarılma, erkeklerde daha yaygındır. Kinsey, bu amaçla incelediği bir grupta erkeklerin % 62'sine karşılık kadınların ancak % 14'ünün striptease seyrederken coşkulandığını belirlemiştir. Cinsel ilişkiyi çizgi veya resim olarak görmekle erkeklerin % 77'si cinsel uyarım duydukları halde 'kadınların yalnızca % 32'si coşkulanmış, hatta çoğu bundan rahatsız olduklarını söylemişlerdir. Başka insanları cinsel eylem içinde seyretmiş olan erkeklerin çoğu coşkulandıklarını bildirirken, kadınlardan rahatsız olmayanlar bile ancak kayıtsız kaldıklarını belirtmişlerdir. Bu oranlar, erkeklerin psikolojik uyarımlara olan bağımlılıklarını göstermekten öte, hiç tanımadıkları bir kadına, hatta genel anlamda kadınlara bakarak veya onları düşünerek ya da kişilerin belirsiz olduğu bir cinsel ilişki anını izleyerek ya da kafasında kurarak coşkulandığını göstermektedir. Bu erkek ve kadın cinsellikleri arasındaki farklılığı yansıtmaktan öteye bir anlam taşımaz. Gerçekten, başka alanlarda da ortaya çıktığı üzere iki cins arasında bir yaklaşım farkı bulunduğu kuşku götürmez. Ancak bu farkı açıklamak için yapılan önermelerin çoğu tatmin edici değildir. Örneğin bazılarına göre erkeğin cinsel dürtüleri kadınınkilerden daha güçlüdür. Bazıları cinsler arasındaki farklılığı, kadının doğuştan daha ahlaklı olmasına bağlarlar.
Bazıları ise farklılığın, her iki cinsin üremedeki rollerinden kaynaklandığını savunurlar ya da fizyolojik yapılarından dolayı olduğunu ileri sürerler. Sonuç olarak, cinsel bilimcilerin hepsi, genellikle erkeklerin cinsel fantaziye yani cinsel düşlere ve düşünceye kadından daha yatkın olduğunu söylemekle birlikte, bunun nedenleri konusunda ortak bir görüşe sahip değildirler. Zaten eşler açısından önemli olan bu gerçeğin bilinmesi ve böylece gereksiz kuşku ve huzursuzlukların önlenmesidir. Kinsey, kocalarının pornografik resimler biriktirdiğini keşfedince boşanmak için mahkemeye başvuran kadınlardan bahsetmekte ve bu durumları insan cinselliğine ait temel gerçeklerin bilinmemesinin üzücü sonuçlarına örnek olarak vermektedir. Fiziksel temasa dayanan coşkulanma açısından da kadın ve erkek arasında belirli farklar bulunur. Cinsel uyarım sırasında vücudun bazı noktaları diğerlerine oranla çok daha fazla duyarlılaşırlar. Bunlara uyarım bölgeleri denir. Bunların dokunulması veya öpülmesi, belli koşullarda eşleri orgazma götürebilir. Bu kadar olmasa bile, uyarım bölgeleriyle temasın cinsel tepkilerde bir yükselişe yol açtığı kesindir.
Aşk oyunlarının başlangıcında ilk keşfedilen bölgeler, her iki cinste de dudaklar, boynun arkası ve yanlarıyla kulaklar, erkeklerde ayrıca kuyruksokumudur. Bunlar, ikincil uyarım bölgeleri olarak bilinirler. Göğüsler, kalçalar, bacak ve ayaklar bu gruba girerler. Aşk oyunlarının daha ileri aşamalarında birincil uyarım bölgelerine sıra gelir. Bunlar, erkekte penis, erbezleri ve perine (apışarası), kadında ise toplu olarak "vulva" diye adlandırılan dış cinsel organlar bölgesidir. Özellikle leğen kemiğinin üzerindeki tüylerle kaplı deri ile dış dudaklar, "vulva"nın çok duyarlı alanlarıdır. Keza makat ve perine için de bu söylenebilir. Ancak kadının cinsel organlarının en duyarlı olanı ve orgazm tepkisinin temel kaynağı, "vulva"nın ön tarafında ve iç dudaklar arasında korunmuş bir şekilde bulunan "klitoris"dir. Klitoris de penis gibi sertleşme yeteneğine sahiptir.
Uyumlu bir cinsel beraberlik açısından eşlerin yalnızca uyarım sağlayan bölgeleri keşfetmeleri yeterli değildir; ne tür uyarılmadan hoşlandıklarını da araştırmalıdırlar. Pratik içinde taraflar, çeşitli bölgelerin yumuşak mı, yoksa sert mi okşanmasının, öpülmesi mi yoksa incitilmesinin mi daha fazla hoşa gittiğini anlamaya çalışmalıdırlar.
Cinsel birleşmenin ön oyunlarında her iki eş için de ilk hedef, ikincil uyarım bölgelerinin uyarılması olur. "Necking", "Petting" gibi aşk oyunları, doğrudan birleşmeye geçmeksizin ikincil uyarım bölgeleri üzerine yoğunlaşarak gerçekleştirilen cinsel temas türleridir.
Cinsel Mutluluğu Etkileyen Psikolojik Nedenler
Sağlıklı Ve Mutlu Bir Cinsel Yaşamın Altı Koşulu:
Pek çok insan için cinsel ilişkide rahat ve huzurlu olmak, yakınlaşmak, karşılıklı güven ve hoşgörüye bağlıdır.
Tatminkar Ve Heyecanlı Bir Cinsel Yaşamın Koşulları:
1- Bireylerin cinsel duyguları hakkında reddedilme ya da ayıplanma korkusu olmadan birbirleriyle açıklıkla konuşabilmesi. Bu konuşmanın içeriği karşılıklı olarak nelerden zevk alıp, nelerden hoşlanmadığınız olabilir.
Eşlerin karşılıklı olarak, farklı cinsel tercihleri olabileceğini kabul etmeleri, uzlaşmaları, birbirlerini incitmeden dürüst olmaları ve gerektiğinde ödün verebilmeleri önemlidir.
Eşlerin birbirlerine açık ve dürüst olmaları, birbirlerinin aşk ritimlerine uyum sağlamalarını mümkün kılar.
2- Karşılıklı güven ve saygının hakim olduğu ve rahat bir ortam: Kişi kendini güvende hissettiği zaman çok daha rahat davranacaktır. İki insan beraberken kendilerini güvende ve rahat bir ortamda hissediyorsa, yeni şeyler denemek konusunda daha rahat davranacaklardır. Güvensizlik, başarı ve zevki azaltır.
3- Yeniliklere açık olmak: Monoton cinsellik yerine, helal yerden olmak kaydıyla her türlü değişkenliğe ve yeniliğe açık olmak.
4- Cinsellik konusunda bilgili olmak: Bilgi, rahatlamanın ve güvenin anahtarıdır. Cinsel konulardaki temel bilgileri bilenler, rahat ve kendilerine güvenlidirler. Cinsellik konusunda günümüzde pek çok kaynak olmasına karşın, bu konuda bilgisiz olan insanların sayısı tahminlerinizin çok üstündedir. Oysa bilgi, anlayışlı olmanın ve kendini geliştirmenin anahtarıdır. Kişi cinsel bilgiler hakkında ne kadar fazla doğru bilgileniyorsa, hem kendisini, hem eşini tatmin etme konusunda o denli başarılı olur.
5- Gülebilmek, eğlenebilmek: Gülmeyi ve eğlenmeyi bilmek birçok şeyi değiştirebilir. Şakalaşmak hem eğlenceli olabilir, hem de performans konusundaki kaygıları ortadan kaldırır.
6- Beden sağlığı: Düzenli olarak spor yapmak çok önemlidir ve kişinin kendini iyi hissetmesine yardımcı olur.
Cinsel Yaşam ve Mahremiyetleri - Asım UYSAL
Ailede Geçimsizlik ve Cinsellik
Aile geçimsizliğinin bir nedeni de cinsel mutsuzluktan kaynaklanmaktadır. Toplumumuzda
kadınlar ve erkekler cinsel yaşam konusunda birbirlerinden sürekli yakınıyorlar. Dünyanın en
zevkli işi bir kabusa dönüşüyor, soğuk kadın, iktidarsız erkek suçlamaları her iki tarafta da ne
zevk ne istek bırakıyor. Bir çözüm yolu bulunamıyor, cinselliğin keyfini iki cins bir arada
yaşayamıyor, karı kocanın ikisi de yaptıklarından tam anlamıyla zevk alamıyor.
Bir çift arasında kavgaya, anlaşmazlığa neden olan cinsel uyumsuzluğa giden olaylar, bir
zincirin halkalarını oluşturuyor. Eskiden bu sorunlar üzerine pek inilmiyordu. Bugün şiddetli
geçimsizlik nedeniyle ayrılanların sayısının artmış olması ve gerçek nedenin cinsel sorunlar
olması, toplumumuzda bu konulara yapıcı bir şekilde değinmek gerektiğini göstermektedir. Bu
sorunlar, çiftlerin birbirlerini tanımamasından, cinsellikle ilgili sorunlarını, korkularını ve
beklentilerini konuşamamasından kaynaklanıyor.
Bunun altında toplumsal nedenler ve bazı gelenekler yatmaktadır. Bu arada tabii cinsel
uyumsuzluğa neden olabilecek organik nedenleri unutmamalıyız. Örneğin erkekte prostat veya
idrar yolları iltihabı, omurilik zedelenmeleri, şeker ve kalp hastalığı gibi. Kadınlarda zarın yapısı,
makat ve cinsel organ arasındaki kazalar sonucu oluşan nedbe dokusu, iltihaplar, vajinanın
iltihapları da normal bir cinsel ilişkiye imkan vermez.
Genelde kadınlar ve erkekler evli olsalar dahi boş zamanlarını kendi hemcinsleri arasında
geçiriyorlar. Hele kırsal kesimde erkekler kahvede, kadınlar komşu kadınlar arasında boş
vakitlerini geçiriyorlar. Beraberlikleri uyumadan önceki cinsel birleşmeyi içeriyor. Cinsel
bilgisizlik, çiftlerde, erkek ve kadın arasında iletişim kopukluğu, cinsel doyumsuzluklara ve
sorunlara neden olmaktadır.
Ailede Mutluluğun Yolu, Cinsel Uyumdadır:
Eşlerin cinsel yaşamında birbirlerini olumsuz yönde etkileyebilecek bir çok faktörler vardır.
Erkekte ve kadında orgazma (cinsel doyuma) ulaşma süresi farklı olabilir... Eşler duygusallık
bakımından aynı yapıya sahip olmayabilirler... Erkek ve kadın arasında büyük yaş farkı
bulunabilir... Bütün bunların ötesinde incir çekirdeğini doldurmayan ancak zaman zaman eşler
arasında sürtüşmeye sebep olabilecek değişik özelliklere sahip olabilirler... Şunu söylemek
gerekir ki cinsel uyum sağlandığı takdirde sorunlar çoğu kolayca çözülebilir.
Evlilikte cinsel doyum, yalnız ilahi kudretin bize lütfettiği tabii bir olgudan ibaret değildir. Zira aynı
zamanda eğitime ve alıştırmaya bağlı olan, iyi anlaşılması ve uygulanması gereken bir sanattır
bu. Diğer sanatlar gibi sonradan kazanılan bir sanat. İşte bu nedenle eşler zaman içerisinde
daha uyumlu bir cinsel hayat için çaba sarfetmelidir.
Birbirini çok seven karı koca, eğer aile mutluluğunu oluşturan öğeleri ve kendilerine düşen
görevleri bilmez, bu görevlerin gereklerini yerine getirmezse, bu sevgileri mutlu olmalarına kafi
gelmez. Aile mutluluğu ve cinsel eğitim alanında bireyler üzerlerine düşen görevleri öğrenmeli
ve yerine getirmelidir. Evlenecek veya evli çiftler, cinsel bilgilerini arttırarak birbirlerini bilimsel
yönden tanımaları ve ona göre davranmaları bir çok aile geçimsizliklerini önler.
Evlilikle, dişi ve erkek tamamlanır. Yani evlilik, iki vücudun, iki kalbin, iki ruhun ve daha doğrusu
iki kişiliğin birleşmesidir.Evlilikte mutluluğu oluşturan öğeler bellidir. Biz de bu çalışmamızda,
mutlu bir yuva kurabilmek için bireylere düşen görevleri göstermeye çalıştık. Ailede mutluluk ve
cinsel eğitim, hemen her bireyi ve her aileyi ilgilendiren temel konulardan biridir. Dünya üzerinde
her canlı en azından neslini devam ettirebilmek için kendi türlerine has bir cinsel yaşam
içerisindedirler. Öyle ise cinsel yaşam hayatın ta kendisidir diyebiliriz.
Cinsel Uyumsuzluk ve Aile Kavgaları :
Karı koca, birbirlerini oldukları gibi kabul edeceklerine, kendi hayallerinde canlandırdıkları kalıba
uydurmaya çalışmaktadırlar. Onlara göre, kadın dediğin şöyle olur veya koca dediğin böyle olur
gibi düşünceler, aile mutluluğunu engelleyen sebeplerden birisidir. Çocuklukta alınan yanlış
eğitim veya gerekli doğru eğitimin alınamaması. Meşru cinsel ilişkinin ayıp sayılması gibi.
Meşru, yani yasal normal ve de görev olan cinsel ilişkiyi eş, ayıp duygusuyla karşılayabilir. Belki
de çoğu zaman bu konuda mutlu olabilmek için gerekli olan rahatlığı kendisinde bulamaz.
Çocukluğundan beri (özellikle kadınlarda) hafızalarda cinsel ilişkinin kötü, adî, aşağı bir iş olarak
yer etmesi, kadını cinsel ilişkiden soğutur. Böylelikle hem kadın cinsel ilişkiden soğuktur,
mutsuzdur. Hem de eşini tatmin edemez. Gerek kendisi ve gerekse eşi, cinsel tatminsizliğin
sonunda görülen sinir gerginliği, kavgacılık, tembellik gibi durumlarla karşılaşır.
Dünya tarihi incelenirse görülür ki cinsel tatminsizlik, pekçok psiko-sosyal problemlerin
temelinde genellikle bulunagelmiştir. Cinsel tatminsizlik, türlü problemlerin odağındaki rolünü
çağlar boyu sürdürmüştür.
KAYNAK: Asım UYSAL, "Evlilik ve Cinsel Hayat", Uysal Yayınevi, İstanbul
