Bazı insanlar gençlik yıllarından itibaren cinsellikten söz etmekten bile kaçınırlar. Cinselliği içeren konulardan rahatsızlık duyarlar, dolayısıyla mastürbasyon yapmak onlar için son derece itici, hatta kaygı vericidir. Kimileriyse cinsellikle ilgili duygularını bastırmayı tercih ederken kimileri cinselliğin zevk vermekten çok uzak bir şey olduğunu düşünür. Bir grup da cinsel performanslarının yeterince iyi olmadığını düşünür ki bu orgazm problemlerine yol açar. Bir de geçmişte yaşanılan cinsellikle ilgili problemlerini yenmelerine rağmen seks sırasında sadece orgazma odaklananlar vardır. Aslında orgazmın takıntıya dönüştürülmesi sorunun kendisini oluşturur. Partneri memnun etme çabasının da takıntıya dönüştürülmesi sorunların artmasına yol açar.
Birçok erkek kadınların ilişki sırasında birkaç kez orgazma ulaştığını ya da ulaşması gerektiğini düşünür. Oysa sanılanın aksine kadınlar ilişkiden orgazma ulaşmadan da zevk alabilirler. Kadınların orgazma ulaşamamasının sebebi partneri tarafından ilişki öncesinde uyarılmaması ya da yeterli düzeyde ön sevişme olmamasına bağlı olabilir. Bunun bir başka sebebi de çiftler arasındaki diyalog eksikliğidir. Orgazmla ilgili sorunun çözülmesi için çiftlerin birbirlerinin nelerden zevk aldığını keşfetmeleri, değişik pozisyonlar deneyerek rutin cinsel yaşamlarını renklendirmeleri gerekmektedir
Önemli olan orgazmı cinselliğin en önemli amacı olarak görmekten vazgeçip ön sevişme, uyarılma, cinsel tecrübe, zevk ve çiftlerin birbirlerinin bedenlerini daha yakından tanımaları gibi şeyleri gözardı etmemektir. Yani cinselliği bu saydıklarımızın bir bütünü olarak görmek gerekmektedir. Bunun dışında cinsel partnerinizi yakından tanımanız gerekmektedir. Gıdıklanmak kimi kadınları uyarırken kimisi bundan hiç hoşlanmayabilir. Ayrıca iki tarafın da ilişki için hazır olması gerekmektedir, partnerinizi zorlamak sorunlara yol açabilir. Ilişkiden önce ya da ilişki sırasında klitorisin uyarılmasıyla eşiniz orgazma hazır hale gelebilir.
Son bir tavsiye olarak da aynı anda orgazma ulaşmayı beklemektense partnerinizi orgazm sırasında izleyin. Bırakın size yaşadıklarını anlatsın…
Kaynak: ailem.com'dan alınmıştır
Orgazm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Orgazm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Orgazm ve Gerçekler
Teoride herkes orgazm yaşayabilir, ama herkes yaşamıyor.
Orgazm kişiden kişiye değişebilir, herkes aynı tarzda orgazm yaşamayabilir. Bazı kadınlarda orgazm yaşamak için klitorisin uyarılması gerekir, bazılarında ise buna gerek yoktur.
Orgazm için seksin en önemli parçası diyemeyiz ama seksin önemli bir parçası olarak kabul edebiliriz. Her cinsel ilişkinin orgazm ile sonuçlanması gerekmez.
Genç kadınların orgazma ulaşmaları zor olur fakat yaş ilerledikce ve cinsel deneyimleri arttıkça orgazma ulaşmak daha kolaylaşır. Penisin vajinanın içine girmesi bir erkeğin orgazma ulaşması için yeterli olabilir, ama bu bir kadın için çoğu zaman yeterli değildir.
En kolay şekilde orgazma ulaşabilmek için eşlerin rahat ve sakin olmaları , birbirlerini tahrik etmeleri uyarmaları gerekmektedir.
Orgazm yaşayamamak çoğunlukla cinsel sorunlardan kaynaklanır, bu duruma kadınlarda daha çok rastlanır. Araştırmalar 10 kadından birinin hiç orgazm yaşamadığını göstermektedir.
Orgazm nedir?
Seks esnasında, erkeğin penisindeki adeleler ile kadının cinsel organları uyarılır ve gerginleşir. Bu gerilim cinsel ilişkinin en yüksek noktasına geldiğinde, eşlerin her ikiside çok yoğun bir zevk hissederler -bu fiziksel ve ruhsal bir zevktir-. Eşlerin yaşadığı bu duruma orgazm veya en heyecanlı noktaya ulaşmak denilir. Genellikle erkek bu noktaya ulaştığında boşalır.
Ergenlik döneminden sonra, erkekler ve kadınlar rüyalarında orgazm yaşıyabilirler, buna uykuda boşalma denilir. İleri yaşlarda orgazm masturbasyon veya cinsel ilişki yoluyla yaşanır.
Kaynak: ailem.com'dan alınmıştır
Orgazm kişiden kişiye değişebilir, herkes aynı tarzda orgazm yaşamayabilir. Bazı kadınlarda orgazm yaşamak için klitorisin uyarılması gerekir, bazılarında ise buna gerek yoktur.
Orgazm için seksin en önemli parçası diyemeyiz ama seksin önemli bir parçası olarak kabul edebiliriz. Her cinsel ilişkinin orgazm ile sonuçlanması gerekmez.
Genç kadınların orgazma ulaşmaları zor olur fakat yaş ilerledikce ve cinsel deneyimleri arttıkça orgazma ulaşmak daha kolaylaşır. Penisin vajinanın içine girmesi bir erkeğin orgazma ulaşması için yeterli olabilir, ama bu bir kadın için çoğu zaman yeterli değildir.
En kolay şekilde orgazma ulaşabilmek için eşlerin rahat ve sakin olmaları , birbirlerini tahrik etmeleri uyarmaları gerekmektedir.
Orgazm yaşayamamak çoğunlukla cinsel sorunlardan kaynaklanır, bu duruma kadınlarda daha çok rastlanır. Araştırmalar 10 kadından birinin hiç orgazm yaşamadığını göstermektedir.
Orgazm nedir?
Seks esnasında, erkeğin penisindeki adeleler ile kadının cinsel organları uyarılır ve gerginleşir. Bu gerilim cinsel ilişkinin en yüksek noktasına geldiğinde, eşlerin her ikiside çok yoğun bir zevk hissederler -bu fiziksel ve ruhsal bir zevktir-. Eşlerin yaşadığı bu duruma orgazm veya en heyecanlı noktaya ulaşmak denilir. Genellikle erkek bu noktaya ulaştığında boşalır.
Ergenlik döneminden sonra, erkekler ve kadınlar rüyalarında orgazm yaşıyabilirler, buna uykuda boşalma denilir. İleri yaşlarda orgazm masturbasyon veya cinsel ilişki yoluyla yaşanır.
Kaynak: ailem.com'dan alınmıştır
Erkeğin Orgazmı
| Meninin erkeğin cinsel organından fışkırmasına, yani bu fiziksel olaya boşalma denir. Orgazm ise erkeğin bu boşalma sırasında hissettiğine denir. Genelde her ikisi de aynı anda olur. Yani erkek, peniste bir dizi kas kasılmasıyla meni fışkırırken (ejakülasyon), aynı zamanda cinsel uyarımın oluşturduğu, cinsel zevkin doruklaştığı orgazm duygusunu yaşar. Genellikle bu fiziksel ve duygusal olay aynı anda olur. Çok eskiden beri yaygın görüşe göre, erkek boşalırken orgazm olur veya orgazma ulaşınca boşalır. Yeni görüşlere göre, boşalma ve erkeğin orgazmını iki ayrı olgu olarak inceleme daha gerçekçi olur. Çünkü erkeğin masturbasyonda veya cinsel birleşmede bazen meniyi fışkırtıp boşaltığı halde, duygusal olarak orgazmı yaşamadığını, bazen boşalmadan da orgazmlar yaşayabildiği ileri sürülür. Erkekde cinsel uyarımın belirtisi çok açıktır. Penis sertleşir ve dikilir. Cinsel uyarılma başlar başlamaz penise giden kan miktarı artar. Penisin üç ayrı bölgesinde bulunan süngerimsi doku kanla dolar. Bu bölgeye kan akımının hücumu fiziksel olarak penisin sertleşip, dikilmesine yol açar. Bu sertleşme sırasında bazı damarların kasılması sonucu penise gelip toplanmış kanın tekrar vücuda dönmesine engel olur. Ancak meninin boşalmasından sonra penisin yavaş yavaş sertliği kaybolur ve eski yumuşak haline döner. Jinekoloji Uzmanı Dr. Akif POROY | |
| Kaynak: ailem.com'dan alınmıştır | |
Etiketler:
Cinsel Arzu,
Cinsel Bilgiler,
Cinsel Doyum,
Erkek Cinselliği,
Orgazm,
Seks,
Seks Hormonu
Orgazmın Sınıflandırılması
| Vajinal veya klitorial orgazm vardır demek ya da şu doğru bu değil şeklinde görüşlerde bulunmak yanlıştır. 1. Orgazm türleri arasında, uyarılan organ, orgazmın oluşumu ve vücudun tümü arasında nörolojik sinir sisteminin cevap veriş şekli çok önemlidir. Örneğin; memelerin uyarılması, fakat orgazmı kadının alt jenital bölgede hissetmesi gibi. 2. Hem erkeğin hem kadının orgazmı, vücudun değişik bölgelerinde daha belirgin bir şekilde duyabileceğini görmezlikten gelemeyiz. Örneğin, erkeğin penis veya prostatta orgazmı duyması gibi. Veya kadının klitoris veya vajina derinliğinde ya da anüste hissetmesi gibi. 3. İnsanın orgazmı oldukça karmaşık bir olaydır. Sinir yollarıyla uyarımın ulaşması dışında, beynin ve o günkü ve o andaki psikolojik faktörlerin önemi tartışılmaz. Poroy Sınıflandırılması Cinsellikte, cinsel kimlik ve kişinin cinselliğe bakışı önemlidir. Yoksa sadece araştırmacıların bir takım araştırmalara, istatistiklere, anketlere göre vardıkları yargılar değil. Modern tıbbi seksoloji açısından vajinal - klitoris orgazmı var veya yok demek ya da vücudun bölgelerine göre orgazmı sınıflandırmak kanımca yanlış olur. Önemli olan insanın orgazmı yaşayışıdır. Bu duyguyu algılayış şekline göre sınıflandırma yapmak daha doğru ve gerçekçi olur. Buna göre; Tek Tip Orgazm Hep aynı organın veya bölgenin uyarılması sonucu orgazma ulaşanlar. Örneğin sadece penis, klitoris uyarılmasıyla orgazma ulaşabilenler, Değişken Tip Orgazm Burada kişi değişik organların uyarılmasıyla orgazma ulaşır. Örneğin, bir seferinde klitoris, bir seferinde döl yolu uyarımıyla orgazma ulaşma söz konusudur. Fakat değişik organların uyarılması sonucu oluşan orgazmı kişi hep aynı düzeyde yaşar. Çok Değişken Tip Orgazm Burada değişik organların uyarılması kişi hem değişik bölgelerinde hem de değişik düzeyde yaşayabilir. Değişik bölgelerin uyarılmasını değişik şiddette algılayabilir. Örneğin; göğüs uyarılması veya G- noktası uyarılması sonucu orgazmlarını değişik tipte ve değişik düzeyde algılayabilir. Orgazmın daha kolay anlaşılabilmesi için kadın ve erkek arasında bazı farklılıklar olduğundan, kadının ve erkeğin orgazmını ayrı ayrı incelemek daha uygun olacaktır. Jinekoloji Uzmanı Dr. Akif POROY sexualth@superonline.com | |
| Kaynak: ailem.com'dan alınmıştır | |
Etiketler:
Orgazm,
Östrojen Hormonu,
Seks,
Seks Hormonu,
Sevişme Tekniği
Kadınların orgazmi çok farklı
Kadın ve erkeğin orgazm sırasında çekilen beyin tomografileri, iki cinsin orgazmı son derece farklı boyutlarda yaşadığını ortaya koyuyor. İlginç olan bir başka nokta da şu: Porno filmlerle gülüp geçtiğimiz çoraplı seks, orgazm oranını yüzde 50’den yüzde 80’e çıkartıyor.
Bundan böyle kadınların orgazm taklidi yapıp yapmadığını bilimsel olarak anlamak mümkün olabilecek. Bilim adamları yüzyıllardır merak edilen bir sorunun cevabını buldular. Orgazm sırasında çekilen beyin tomografisi orgazmın gerçek mi yoksa taklit mi olduğunu gösteriyor. Orgazmın beyinde başlayıp bittiğini kanıtlayan bu ilk orgazm taraması, kadınların orgazm sırasında beyinlerinin tamamiyle bloke olup korku, üzüntü, sevinç gibi duygulara kapandığını açıklıyor.
Yirmi dört çift üzerinde yapılan incelemelere göre, orgazm anında kadınların beyin faaliyetleri bloke oluyor. Özellikle duyguları kontrol eden bölümlerde hiçbir hareket saptanmadı. Orgazm taklidi yapan kadınların beyin taramasında beyincikte faaliyet olduğu açıkça görülüyor.
Öte yandan kadın ve erkeklerin farklı yollardan orgazm olduğu kaydedildi. Erkek beyni fiziksel temas üzerinde yoğunlaşırken, orgazm sırasında çekilen beyin görüntüsü kadının orgazmının çok daha karmaşık olduğunu kanıtlıyor. Kadınlar cinsel organların uyarısından daha çok, derin ve yoğun duygularla orgazm olurken bu da dakika dakika görüntülenebiliyor.
Bilimadamları erkek orgazmının kadına oranla çok daha kısa olması nedeniyle erkek orgazmını görüntülemekte zorluk yaşamışlar. Erkeğin orgazmı duygusal bir derinlikten daha çok fiziksel bir temas olarak yaşaması ise atmosfer, çevre şartları ve duygusal yoğunluğun erkek orgazmında çok önemli bir yer teşkil etmediğini gösteriyor. Ayrıca çiftler üzerinde incelemeler yapan bilimadamları, çorap giyen çiftlerin daha iyi orgazm olduklarını da açıkladılar. Konuyla ilgili araştırma yapan Dr. Gert Holstege, orgazmları esnasında beyin tomografileri çekilen çiftlerin, ayaklarına çorap giydikleri zaman orgazm olma oranının yüzde 50’den yüzde 80’e çıktığını belirtti. Yapılan incelemeler sevişme sırasında beyni tüm duygulardan arındırıp, sadece partnere konsantre olmanın orgazm kalitesini artırdığını da gösteriyor.
Bundan böyle kadınların orgazm taklidi yapıp yapmadığını bilimsel olarak anlamak mümkün olabilecek. Bilim adamları yüzyıllardır merak edilen bir sorunun cevabını buldular. Orgazm sırasında çekilen beyin tomografisi orgazmın gerçek mi yoksa taklit mi olduğunu gösteriyor. Orgazmın beyinde başlayıp bittiğini kanıtlayan bu ilk orgazm taraması, kadınların orgazm sırasında beyinlerinin tamamiyle bloke olup korku, üzüntü, sevinç gibi duygulara kapandığını açıklıyor.
Yirmi dört çift üzerinde yapılan incelemelere göre, orgazm anında kadınların beyin faaliyetleri bloke oluyor. Özellikle duyguları kontrol eden bölümlerde hiçbir hareket saptanmadı. Orgazm taklidi yapan kadınların beyin taramasında beyincikte faaliyet olduğu açıkça görülüyor.
Öte yandan kadın ve erkeklerin farklı yollardan orgazm olduğu kaydedildi. Erkek beyni fiziksel temas üzerinde yoğunlaşırken, orgazm sırasında çekilen beyin görüntüsü kadının orgazmının çok daha karmaşık olduğunu kanıtlıyor. Kadınlar cinsel organların uyarısından daha çok, derin ve yoğun duygularla orgazm olurken bu da dakika dakika görüntülenebiliyor.
Bilimadamları erkek orgazmının kadına oranla çok daha kısa olması nedeniyle erkek orgazmını görüntülemekte zorluk yaşamışlar. Erkeğin orgazmı duygusal bir derinlikten daha çok fiziksel bir temas olarak yaşaması ise atmosfer, çevre şartları ve duygusal yoğunluğun erkek orgazmında çok önemli bir yer teşkil etmediğini gösteriyor. Ayrıca çiftler üzerinde incelemeler yapan bilimadamları, çorap giyen çiftlerin daha iyi orgazm olduklarını da açıkladılar. Konuyla ilgili araştırma yapan Dr. Gert Holstege, orgazmları esnasında beyin tomografileri çekilen çiftlerin, ayaklarına çorap giydikleri zaman orgazm olma oranının yüzde 50’den yüzde 80’e çıktığını belirtti. Yapılan incelemeler sevişme sırasında beyni tüm duygulardan arındırıp, sadece partnere konsantre olmanın orgazm kalitesini artırdığını da gösteriyor.
Etiketler:
Cinsel Bilgiler,
Cinsel İlişki,
Kadın Cinselliği,
Orgazm
Köpük, krem ve tablet (Cinsel ilişkiyi kolaylaştırıcı yöntemler)
Kadınlar tarafından hazne içine cinsel ilişki öncesi yerleştirilerek kullanılan bir yöntemdir. Her cinsel ilişki öncesi uygulanması gerekir.
Diğer yöntemlere göre daha az güvenilebilecek yöntemlerdir. Ama yine de doğru kullanıldığında etkili olan yöntemlerdir.
Bu maddeler spermin rahim içine ulaşmadan etkisiz hale gelmesini sağlarlar.
Her cinsel ilişkiden 5-10 dakika önce uygulanmalıdır. Cinsel ilişkiden 6 saat sonra hazne yıkanmalıdır.
Doğru kullanılmazsa gebe kalınabilir.
Bu ürünleri elde etmek kolay olmayabilir, fiyatları da oldukça pahalıdır.
Köpük veya krem hazne (vajina) içine yerleştirilir. (Sadece cinsel ilişki öncesi kullanılır). Güvenilir bir yöntem değildir.
Etiketler:
Cinsel Heyecan,
Cinsel İlişki,
Kadın Cinselliği,
Korunma,
Orgazm
Prezervatif kullanımı (Kondom kullanımı)
5 Ekim 2009 Pazartesi
Lateks maddesinden üretilen, erkek cinsel organına takmaya uygun, içerisinde genellikle spermisit (sperm hücresini öldürücü) maddeler bulunan korunma araçlarıdır.
Ejakülasyon (boşalma) esnasında spermin kondom içinde hapsolarak kadın genital sistemine ulaşmasını engelleyerek etki eder.
Koruyuculuk oranı ve koruma süresi
*Kondomun koruyuculuk oranı ön planda uygulama şekline, ikinci planda kondomun kalitesine bağlıdır
*Her ilişki esnasında yeni bir kondom kullanılmalı ve orgazm sonrası çıkarıldıktan sonra penis başında az miktarda da olsa sperm bulunabileceğinden penis kadının genital sisteminden uzak tutulmalıdır.
*Kondom yanlızca "tehlikeli" günlerde uygulandığında koruyuculuk oranı düşer. Bu yüzden kadın siklusun hangi döneminde bulunursa bulunsan mutlaka her ilişkide kullanılmalıdır.
*En sık yapılan hatalı uygulamalardan biri de cinsel ilişkiye kondomsuz başlanması ve hemen orgazm öncesi dönemde takılmasıdır. Bu durum istenmeyen gebeliklerin oluşmasına neden olabilir. Zira ejakulasyon olmasa bile erkekten salgılanan sıvılarda az miktarda da olsa sperm hücreleri bulunmaktadır.
Kurallara uygun olarak kullanıldığında başarı oranı %70 civarındadır. Spermisit maddeler içeren kondomların koruyuculuk oranları daha yüksektir.Uygulanması
Cinsel ilişkiye geçmeden hemen önce erkek cinsel organına uygun bir şekilde takılır. Her kondom tek kullanımlıktır. Kimlerde uygulanması sakıncalıdır
Kadında ya da erkekte lateks ve/veya kondomun içerdiği spermisit ajanlara karşı aşırı duyarlılık olması durumunda kullanılmamalıdır. Avantajları ve gebelikten koruma dışındaki yararları
En büyük avantajı düzensiz cinsel yaşamı olan çiftler için en uygun korunma yöntemi olmasıdır. Ulaşılması kolaydır ve ucuzdur. Gebelikten koruması dışında AIDS ve Hepatit B ve C virüsü dahil tüm mikrobiyolojik etkenlerin cinsel ilişkide çiftin birinden diğerine bulaşmasını engeller. Bu özellik diğer korunma yöntemlerinin hiç birinde bulunmayan bir özelliktir.
Ayrıca antisperm (sperme karşı) antikorlarının oluşmasını önleyebilir. Bu özellik kadında eşinin spermlerine karşı antikor oluşumuna bağlı infertilite tedavisinde yararlı olabilir.Dezavantajları ve riskleri
Uzun süre kondom kullanan çiftlerde psikolojik cinsel işlev bozuklukları yaratabileceği söylenmesine karşın bu duruma ender rastlanır.
İlişki esnasında prezervatifin yırtılma riski her zaman mevcuttur. Yan etkiler
Bilinen bir yan etkisi yoktur. Uyarılar
Kondomun seçimi çok önemlidir. Üzerinde üretim tarihi ve son kullanma tarihi bulunan ve spermisit içeren kondomlar tercih edilmelidir.
Kondom kullanımında oluşan özel durumlar
*Kondomun yırtılması
Uygun kullanımda çok ender görülür. Kondom yırtıldığında gebelik riski ve cinsel yolla bulaşan hastalık etkenlerine maruz kalma riski kondom kullanmamış olanlardaki kadar yüksektir. Acil kontrasepsiyon uygulanması ve gerekirse enfeksiyondan korunmak için tedavi görülmesi amacıyla doktora başvurulması önerilir.
*Kondomun çıkartırken vajinada kalması
Bu durumda kadın ya da erkek dikkatli bir şekilde işaret ve orta parmaklarını vajinaya yavaşça sokup kondomu bulunduğu yerden çıkarmalıdır. Kondomun yırtılması esnasında ortaya çıkan riskler burada da geçerlidir.
Etiketler:
Cinsel İlişki,
Düzenli Seks,
Korunma,
Orgazm,
Prezervatif
İlk Gece Pozisyonları
Erkek Üstte
Herkes bu klasik pozisyonda başlar; erkek üstte, kadın altta, yüz yüze. Günümüzde basında bu pozisyon, olumsuz eleştirilere maruz kalmaktadır. Belki eski moda olduğundan, belki de ataerkil olduğundan dolayı. Esasında bu pozisyon, o kadar da kötü değildir. Kuvvet almak, sevgilinizle yakın temasda olmak ve hamile kalmak isteyenler için, bu pozisyon idealdir. Kadın iki bacağını yana doğru açabilir veya bacaklarını ğöğsüne doğru çekebilir. Bu her iki pozisyonda erkek kadının en hassas dış cinsel organına elle manipülasyon için erişemez, ama ilk pozisyonda ğöğüslerine erişebilir.
Bu pozisyonda bir kaç varyasyon sözkonusudur. İlki; kadın iskemlede veya alçak bir yatağın ucunda oturur, erkek dizlerinin üzerinde penisiyle vajinaya girebilir. Seks terapistleri her ne kadar bu pozisyonun klasik poziyondan daha da zevk verici olduğunu iddia etseler de, coğu insan bu pozisyonun yakın temas konusunda eksik kaldığını düşünmektedir.
İkincisi; kadın karnının üstüne yatar ve erkek arkadan vajinaya girer. Çoğu kadın için bu pozisyon, G-noktasını uyarır ama penisin rahim boynuna çarpması da acı verebilir. Yüz yüze olamama dezavantajı olsa bile çoğu çiftin favori pozisyonu arasındadır.
Kadın Üstte
Bu pozisyon çok tavsiye edilir, çünkü seksin hızı kadının kontrolü altındadır. Bu pozisyonda bir kaç varyasyon vardır. Kadın her iki diziyle erkeğin kalçasını sarar. Penisi içine aldıktan sonra ya dizlerinin üstünde sekse devam eder ya da bacaklarını uzatarak. Ayrıca erkeğin üstünde dim dik oturarak da ilişkiye devam edebilir. Bu pozisyon erkek için de oldukça uyarıcıdır ve kadının göğüslerini okşama fırsatı verir.
Bazen bu pozisyonda kadın erkeğe sırtını dönerek erkeğin üstünde olur. Bu pozisyon, her iki taraf için farklı duygular yaratsa da, yüz yüze olmamanın verdiği dezavantaj burada da geçerlidir.
Otururken
Bu pozisyon, ancak yavaş seks için uygundur. Erkek ya iskemlede oturur veya yerde bağdaş kurarak. Kadın erkeğin üstüne oturur. Yüz yüze veya sırt yüze bakarak da olabilir. Bu pozisyon birbirinizi okşamak, birbirinize sarılmak ve yakın ten teması için idealdir.
Ayaktayken
İlk etapta çabucak seks yapmayı anımsatır. Bu pozisyonda başarılı olabilmek zordur. Penisin vajinaya girebilmesi güç olabilir. Kadınlar genelde erkeklerden daha kısa boylu oldukları için, kadının ya merdiven basamağında ya da duvardan destek alması ile bu pozisyonda başarı elde edilebilinir.
Bu pozisyonun başka bir varyasyonu da kadın yüzünü ya duvara veya tutunabileceği herhangi bir şeye verir, erkek de vajinaya arkadan girer. Bu pozisyon, yüz yüze olan pozisyondan çok daha kolaydır.
Yan Yana
Bu pozisyonların hepsi erkek üstte pozisyonu gibidir; tek fark partnerler yan yanadır. Buradaki tek zorluk, yüz yüze durumunda partnerlerden bir tanesi, bacağını partnerin üstüne atması gerekiyor. Bu da zaman zaman krampla sonuçlanabiliyor. Kadın erkeğe sırtını verdiği durumda, yavaş ve rahatlatıcı ilişki elde etmek mümkündür. Hatta bu pozisyonda uyumak bile mümkündür.
Arkadan
Burada kadın dizinin üstünde durup erkek arkadan penisiyle vajinaya girer. Bazı insanlar bu pozisyondan nefret eder. Nedeni ise; hem duygusallıktan yoksun, hem de "erkek egemenliğini" vurgulayan bir pozisyon olması.
Bazılarının bu pozisyondan hoşlanması ise özgürlüğün olması ve gücün kullanabilinmesinden kaynaklanır.
Herkes bu klasik pozisyonda başlar; erkek üstte, kadın altta, yüz yüze. Günümüzde basında bu pozisyon, olumsuz eleştirilere maruz kalmaktadır. Belki eski moda olduğundan, belki de ataerkil olduğundan dolayı. Esasında bu pozisyon, o kadar da kötü değildir. Kuvvet almak, sevgilinizle yakın temasda olmak ve hamile kalmak isteyenler için, bu pozisyon idealdir. Kadın iki bacağını yana doğru açabilir veya bacaklarını ğöğsüne doğru çekebilir. Bu her iki pozisyonda erkek kadının en hassas dış cinsel organına elle manipülasyon için erişemez, ama ilk pozisyonda ğöğüslerine erişebilir.
Bu pozisyonda bir kaç varyasyon sözkonusudur. İlki; kadın iskemlede veya alçak bir yatağın ucunda oturur, erkek dizlerinin üzerinde penisiyle vajinaya girebilir. Seks terapistleri her ne kadar bu pozisyonun klasik poziyondan daha da zevk verici olduğunu iddia etseler de, coğu insan bu pozisyonun yakın temas konusunda eksik kaldığını düşünmektedir.
İkincisi; kadın karnının üstüne yatar ve erkek arkadan vajinaya girer. Çoğu kadın için bu pozisyon, G-noktasını uyarır ama penisin rahim boynuna çarpması da acı verebilir. Yüz yüze olamama dezavantajı olsa bile çoğu çiftin favori pozisyonu arasındadır.
Kadın Üstte
Bu pozisyon çok tavsiye edilir, çünkü seksin hızı kadının kontrolü altındadır. Bu pozisyonda bir kaç varyasyon vardır. Kadın her iki diziyle erkeğin kalçasını sarar. Penisi içine aldıktan sonra ya dizlerinin üstünde sekse devam eder ya da bacaklarını uzatarak. Ayrıca erkeğin üstünde dim dik oturarak da ilişkiye devam edebilir. Bu pozisyon erkek için de oldukça uyarıcıdır ve kadının göğüslerini okşama fırsatı verir.
Bazen bu pozisyonda kadın erkeğe sırtını dönerek erkeğin üstünde olur. Bu pozisyon, her iki taraf için farklı duygular yaratsa da, yüz yüze olmamanın verdiği dezavantaj burada da geçerlidir.
Otururken
Bu pozisyon, ancak yavaş seks için uygundur. Erkek ya iskemlede oturur veya yerde bağdaş kurarak. Kadın erkeğin üstüne oturur. Yüz yüze veya sırt yüze bakarak da olabilir. Bu pozisyon birbirinizi okşamak, birbirinize sarılmak ve yakın ten teması için idealdir.
Ayaktayken
İlk etapta çabucak seks yapmayı anımsatır. Bu pozisyonda başarılı olabilmek zordur. Penisin vajinaya girebilmesi güç olabilir. Kadınlar genelde erkeklerden daha kısa boylu oldukları için, kadının ya merdiven basamağında ya da duvardan destek alması ile bu pozisyonda başarı elde edilebilinir.
Bu pozisyonun başka bir varyasyonu da kadın yüzünü ya duvara veya tutunabileceği herhangi bir şeye verir, erkek de vajinaya arkadan girer. Bu pozisyon, yüz yüze olan pozisyondan çok daha kolaydır.
Yan Yana
Bu pozisyonların hepsi erkek üstte pozisyonu gibidir; tek fark partnerler yan yanadır. Buradaki tek zorluk, yüz yüze durumunda partnerlerden bir tanesi, bacağını partnerin üstüne atması gerekiyor. Bu da zaman zaman krampla sonuçlanabiliyor. Kadın erkeğe sırtını verdiği durumda, yavaş ve rahatlatıcı ilişki elde etmek mümkündür. Hatta bu pozisyonda uyumak bile mümkündür.
Arkadan
Burada kadın dizinin üstünde durup erkek arkadan penisiyle vajinaya girer. Bazı insanlar bu pozisyondan nefret eder. Nedeni ise; hem duygusallıktan yoksun, hem de "erkek egemenliğini" vurgulayan bir pozisyon olması.
Bazılarının bu pozisyondan hoşlanması ise özgürlüğün olması ve gücün kullanabilinmesinden kaynaklanır.
Etiketler:
Birleşme Pozisyon,
Cinsel Doyum,
Gerdek Gecesi,
İlk Gece,
Orgazm,
Sevişme Tekniği,
Zifaf Gecesi
Cinsel Birleşme Pozisyonları (Seks pozisyonları)
Cinsel birlesme pozisyonlari, cinsellikle ilgili konularda en fazla ilgi çeken ama hakkinda en fazla yanlis bilgi olan konulardan biridir. Insanlik tarihinin çok eski devirlerinden beri, cinsel birlesmenin birçok pozisyonu tanimlanmis ve yaygin ilgi görmüstür. Hatta Hindu dininde cinsel birlesme kutsallastirilmis ve yüzlerce pozisyon 'Kamasutra' adli ask sanati kitabinda toplanmistir. Bu kitap ve daha sonraki dönemlerde düzenlenen birçok cinsel pozisyon kitabi, yüzyillardir yaygin okuyucu bulmaktadir. Insanlarin çesitli pozisyonlara duydugu merak, pornografinin de en önemli varlik nedenlerinden birini olusturur.
Buna ragmen büyük olasilikla dünyada en yaygin kullanilan, misyoner pozisyonu da denilen, kadinin altta, bacaklari açik yattigi, erkegin üstte ve hareketli oldugu, klasik birlesme pozisyonudur. Bu klasik pozisyona verilen 'misyoner pozisyonu' adi bile aslinda kapali bir cinsellik anlayisina gönderme yapmaktadir. Kadinin cinsellikle ilgilenmedigi, cinsel hazzinin önemsenmedigi, hatta pek de istenmedigi, cinsel birlesmeye etkin olarak katilmasinin gerekmedigi bir cinsellik anlayisi. Ayrica bu pozisyon erkegin cinsel birlesmeyi yönetmesi ve etkin hareketleri için kolaylik saglar. Üstelik döllenme için uygundur, yani cinselligi yalnizca üreme amaciyla hos gören bir bakis açisi için de biçilmis kaftandir.
Aradan geçen yüzyillar boyunca, cinsel fizyoloji bilgileri artmis, toplumlarin cinsellige bakis açilarinda yavas da olsa genisleme olmus, farkli cinsel yasam biçimleri görece yaygilasmistir. Ama tüm bu gelismeler klasik cinsel birlesme pozisyonunda büyük bir degisim yaratmamistir.
Erkegin üstte oldugu cinsel birlesme pozisyonu, elbette cinsel birlesme biçimlerinden biridir ama tek seçenek degildir. Kadin cinsel fizyolojisi konusunda son 30 yilda artan bilgilerimiz, bize erkegin üstte oldugu cinsel birlesmenin kadinin orgazmi açisindan en uygunsuz biçim oldugunu söylemektedir.
Kadin cinsel organlarinin yapisina ve cinsel islevlerine baktigimiz zaman, kadinin en duyarli bölgesinin klitoris oldugunu ve kadin orgazminin tetigini her zaman klitorisin çektigini görürüz. Tüm cinsel birlesme biçimlerinde, klitoris disarida, dogrudan uyaridan uzakta kalmaktadir.
Ancak kadinin cinsel deneyimi arttikça, cinsel birlesme sirasinda, klitorisinin cinsel esinin bedenine sürtünmesini saglamayi ögrenmesi mümkündür, bu birçok kadinin orgazmini çok kolaylastirmaktadir.
Cinsel birlesme pozisyonlari içinde, es zamanli klitoris sürtünmesini saglamaya en uygunsuz olani, erkegin üstte ve kadinin bedensel hareketlerinin en kisitli oldugu klasik pozisyondur. Ayni nedenle, kadin orgazmi açisindan en uygun pozisyon kadinin üstte ve hareketli oldugu durumdur.
Tabii ki bazi kadinlarin daha az dogrudan klitoris uyarisiyla ve daha kisa sürede orgazm olma yetisi gibi bir sanslari olabilir. Ama kadinlarin çogu için, cinsel birlesmenin yarattigi dolayli uyariyla orgazm olmak pek de mümkün degildir. Elbette üst pozisyonda olmak daha fazla bedensel hareket, yani sevismeye daha etkin bir katilim da gerektirir.
Yaygin cinsellik anlayisina uygun olarak, kadin, kendi cinsel hazzini ve orgazmini da erkekten beklediginde, ya da sevisme sirasinda pek bir fiziksel etkinlik göstermediginde, klitoris sürtünmesini de saglayamayacaktir. Bu durumda, orgazm sorununun ya da doyumsuz cinsel yasaminin sorumlusu da aslinda kendi cinsellik anlayisi olacaktir.
Her cinsel birlesme pozisyonunun kendisine özgü cinsel hazlari vardir. Birinde çok kolay saglanan bir haz, digerinde olmayabilir.
En sevdigimiz yemegi bile her gün yemedigimizi animsayarak, cinsel iliskilerimizi de çesitlendirmek, cinsel yasamimiza çok sey katabilir.
Dr. Nesrin Yetkin
Buna ragmen büyük olasilikla dünyada en yaygin kullanilan, misyoner pozisyonu da denilen, kadinin altta, bacaklari açik yattigi, erkegin üstte ve hareketli oldugu, klasik birlesme pozisyonudur. Bu klasik pozisyona verilen 'misyoner pozisyonu' adi bile aslinda kapali bir cinsellik anlayisina gönderme yapmaktadir. Kadinin cinsellikle ilgilenmedigi, cinsel hazzinin önemsenmedigi, hatta pek de istenmedigi, cinsel birlesmeye etkin olarak katilmasinin gerekmedigi bir cinsellik anlayisi. Ayrica bu pozisyon erkegin cinsel birlesmeyi yönetmesi ve etkin hareketleri için kolaylik saglar. Üstelik döllenme için uygundur, yani cinselligi yalnizca üreme amaciyla hos gören bir bakis açisi için de biçilmis kaftandir.
Aradan geçen yüzyillar boyunca, cinsel fizyoloji bilgileri artmis, toplumlarin cinsellige bakis açilarinda yavas da olsa genisleme olmus, farkli cinsel yasam biçimleri görece yaygilasmistir. Ama tüm bu gelismeler klasik cinsel birlesme pozisyonunda büyük bir degisim yaratmamistir.
Erkegin üstte oldugu cinsel birlesme pozisyonu, elbette cinsel birlesme biçimlerinden biridir ama tek seçenek degildir. Kadin cinsel fizyolojisi konusunda son 30 yilda artan bilgilerimiz, bize erkegin üstte oldugu cinsel birlesmenin kadinin orgazmi açisindan en uygunsuz biçim oldugunu söylemektedir.
Kadin cinsel organlarinin yapisina ve cinsel islevlerine baktigimiz zaman, kadinin en duyarli bölgesinin klitoris oldugunu ve kadin orgazminin tetigini her zaman klitorisin çektigini görürüz. Tüm cinsel birlesme biçimlerinde, klitoris disarida, dogrudan uyaridan uzakta kalmaktadir.
Ancak kadinin cinsel deneyimi arttikça, cinsel birlesme sirasinda, klitorisinin cinsel esinin bedenine sürtünmesini saglamayi ögrenmesi mümkündür, bu birçok kadinin orgazmini çok kolaylastirmaktadir.
Cinsel birlesme pozisyonlari içinde, es zamanli klitoris sürtünmesini saglamaya en uygunsuz olani, erkegin üstte ve kadinin bedensel hareketlerinin en kisitli oldugu klasik pozisyondur. Ayni nedenle, kadin orgazmi açisindan en uygun pozisyon kadinin üstte ve hareketli oldugu durumdur.
Tabii ki bazi kadinlarin daha az dogrudan klitoris uyarisiyla ve daha kisa sürede orgazm olma yetisi gibi bir sanslari olabilir. Ama kadinlarin çogu için, cinsel birlesmenin yarattigi dolayli uyariyla orgazm olmak pek de mümkün degildir. Elbette üst pozisyonda olmak daha fazla bedensel hareket, yani sevismeye daha etkin bir katilim da gerektirir.
Yaygin cinsellik anlayisina uygun olarak, kadin, kendi cinsel hazzini ve orgazmini da erkekten beklediginde, ya da sevisme sirasinda pek bir fiziksel etkinlik göstermediginde, klitoris sürtünmesini de saglayamayacaktir. Bu durumda, orgazm sorununun ya da doyumsuz cinsel yasaminin sorumlusu da aslinda kendi cinsellik anlayisi olacaktir.
Her cinsel birlesme pozisyonunun kendisine özgü cinsel hazlari vardir. Birinde çok kolay saglanan bir haz, digerinde olmayabilir.
En sevdigimiz yemegi bile her gün yemedigimizi animsayarak, cinsel iliskilerimizi de çesitlendirmek, cinsel yasamimiza çok sey katabilir.
Dr. Nesrin Yetkin
Etiketler:
Birleşme Pozisyon,
Cinsel Doyum,
Cinsel Uyarı,
Duyarlı Bölgeler,
Haz Almak,
Orgazm
Kadında Orgazm
Orgazm nedir?
Orgazm olgusunu tarif etmek zordur. Orgazm, çeşitli cinsel uyaranlarla beynin uyarılması ile başlayan ve uyaranların etkisiyle kişide hem bedensel hem de ruhsal olarak algılanan bir “histir”.
Orgazm oluşumu için en önemli uyaran dokunsal olanlar olmasına karşın (cinsel ilişki ve kendi kendini tatmin dokunsal uyaran türleridir) sadece görsel veya işitsel uyaranlarla orgazm olunması da özellikle kadınlarda imkan dahilindedir.
Orgazmın işlevi nedir?
Orgazm oluşumu için cinsel uyaranlarla cinsel birleşmeye hazırlanan beden ve ruh ikilisi, kendi kendini tatminle veya cinsel ilişkiyle kişinin haz almasını sağlamaktadır.
Erkekte orgazm sperm kanallarının açılarak spermin dışarı boşalmasını sağlar ve bu nedenle orgazm erkeğin üreme işlevlerinin çok önemli bir parçasını oluşturur.
Bilimsel olarak gebelik oluşması için kadının orgazm olmasının şart olduğu şeklinde bir bilgi yer almamakla beraber son veriler orgazm esnasında oluşan rahim kasılmalarının spermlerin Fallop tüplerine daha kolay geçtiğini göstermektedir.
Orgazma giden yolda kadın cinselliğinin evreleri
Masters ve Johnson yaptıkları çalışmalarda kadında cinsel uyarılmayla başlayan ve orgazm ile sonuçlanan sürecin dört ayrı evreye bölünebileceğini saptamışlardır. Gerek normal cinsel işlevlerin anlaşılması, gerekse cinsel işlev bozukluklarının sınırlarının çizilebilmesi açısından bu evreleme kendini tanımak isteyen bir kadının olduğu kadar, konuyla ilgilenen diğer kişilerin de faydalanabileceği net bilgiler içermektedir.
Bu evrelemeye göre kadın cinsel ilişki esnasında aşağıdaki evrelerden geçer
- Uyarılma Evresi
- Plato Evresi
- Orgazm Evresi
- Çözülme Evresi
Bu evreler kadında ve erkekte oldukça benzerdir. Her bir evrenin devam etme süresi kadından kadına bariz değişiklikler gösterebilir ve birbirini ardı ardına takip eden bu evrelerden biri yaşanmadan diğerine geçiş olamayacağı kabul edilir.
Bu evre cinsellik dürtüsünün kişide cinselliği yaşama ihtiyacı ortaya çıkarmasıyla başlar. Kişide hayali veya gerçek uyaranlar cinsellik arzusunu ortaya çıkarmıştır. Kadın fiziksel (partneri veya kendisi tarafından direkt uyarılma) veya psikolojik (görsel, düşsel ve benzeri uyaranlarla uyarılma) olarak uyarıldığında ortaya çıkan cinsellik yaşama arzusuyla başlayan evredir.
Cinsellik arzusu ortaya çıktığında eğer bu arzu engellenmezse tüm bedende cinselliğe hazırlık için değişiklikler başlar. Kadının vajinal salgıları cinsel uyaranın başlamasıyla saniyeler içinde belirgin olarak artar, vajina girişindeki Bartholin salgı bezleri faaliyete geçer. Klitoris ve dudaklarda büyüme ve şişme, göğüs bölgesinde ve memelerde kızarma meydana gelir. Vajina uzar ve genişler, dış dudaklar birbirinden uzaklaşır, rahim yükselir.
Genital sistemdeki bu değişikliklerin genel amacı kadının bedensel olarak cinsel ilişkiye hazırlanmasını sağlamaktır.
Kadında bu evrede kalp atışları hızlanır ve solunum sayısı artar, kan basıncı yükselir. Vücuttaki kas grupları kasılmaya başlar. Memeler ve meme uçları da büyüyerek daha belirgin hale gelir. Bazı kadınlarda yüzde, boyunda ve göğüste kızarmalar meydana gelir.
Erkekte uyarılma evresi penisin ereksiyonu (sertleşmesi) şeklinde gerçekleşir.
Uyarılma evresinin temel amacı kadının bedensel olarak cinsel ilişkiye hazırlanmasını sağlamaktır. Genital bölgedeki bu değişikliklerin tümü bölgede kan akımının belirgin bir şekilde artması sonucunda ortaya çıkar.
Bu evrede cinsel gerginlik ve erotik duygular yoğunlaşır. Cilt değişiklikleri daha belirgin hale gelir, memeler ve meme uçları daha fazla dikleşir. Dudaklar da daha çok şişerek koyu kırmızı bir renk alırlar. Vajinanın alt 1/3′lük kısmı şişip kalınlaşarak “orgazmik platform” adlı yapıyı meydana getirir. Rahim tümüyle yukarı çıkmıştır. Vajinanın üst kısmında genişleme ve uzama meydana gelir.
Yeterli uyaran olduğunda bu dönem orgazmla son bulur.
Erkekte plato evresinde penisten berrak ve kaygan bir sıvı gelir. Bu sıvının içinde az sayıda canlı sperm bulunabileceğinden kadının erkek boşalmadan bile (”geri çekme” yönteminde olduğun gibi) gebe kalması imkan dahilindedir.
Plato evresi cinsel ilişkinin en aktif dönemlerinden biridir ve uyarılmayla başlayan cinsellik dürtüsü ve takip eden cinsellik dışavurumu (kendi kendini tatmin veya cinsel ilişki) bu evrenin sonunda orgazmla sonuçlanır.
Plato evresinin dıştan gözlenebilen en önemli özelliği orgazm evresine yaklaşıldıkça bir önceki evrede büyümüş olan klitorisin küçülme eğilimi göstermesidir. Plato evresinin sonlarına gelindiğinde klitoris orijinal boyutunun yarısına kadar küçülebilir. Bu küçülme, orgazmın yaklaştığını gösteren önemli bulgulardan biridir. Bu evrenin süresi kadından kadına, hatta bazen aynı kadında bir cinsel eylemden diğerine belirgin değişiklikler gösterebilir.
Orgazm evresi, önceki evrelerde “artmış olan gerginliğin boşaltılması” şeklinde tarif edilebilir. Orgazm esnasında vajina, perine, anüs ve orgazmik platformda yer alan kaslardan kaslarda istemsiz ve şiddetli kasılmalar ortaya çıkar. Bu kasılmalar ortalama 0.8′er saniyelik aralıklarla ortaya çıkarlar ve toplam dört saniye kadar kısa sürebilecekleri gibi, 15 saniye kadar uzun da sürebilirler. Kasılmalara vajinanın daha da genişleyerek boyunun uzaması eşlik eder ve nihayet rahimde de kasılmalar ortaya çıkar. Rahim kasılmaları bazı kadınlar tarafından belirgin şekilde hissedilirler.
Yukarıda bahsedilen kasılmalar kadının orgazm hissi yaşamasını sağlar.
Orgazm oluştuğunda cilt kızarıklığı en üst seviyeye ulaşır. Kadının yüz kasları da kasılır ve acı çekiyormuş gibi bir görünüm arz edebilir.
Orgazm esnasında kadın vücudu adeta “kaskatı kesilir”. Kalp hızı, solunum hızı ve kan basıncı yüksek seyretmeye devam ederler. Kadınların çoğu bu aşamada bel bölgesinde, “beyinlerinde” ve genital bölgelerinde değişik bir karıncalanma hissinden bahsetmişlerdir.
Refrakter peryod
Orgazm sonrası erkeklerde oluşan refrakter periyod (cinsel uyaranlara kayıtsız kalınan, yani yeni bir cinsel ilişkiye başlamanın mümkün olmadığı dönem) genç erkeklerde bir kaç dakika sürerken, daha ileri yaşlarda birkaç saate kadar çıkabilir. Bu süre bireyler arası belirgin farklılıklar gösterebilir.
Kadınlarda genellikle refrakter peryod yoktur veya çok kısadır ve kadınlar ardı ardına defalarca orgazm olabilirler.
Kadınların yalızca az kısmı vajinal yolla orgazm olabilir. Birçok kadında, orgazma ulaşmak için direkt klitoris uyarısı gereklidir.
Orgazmla birlikte uyarılma evresinde biriken tüm gerginlik kaybolur. Kişi beyinden orgazm esnasında salgılanan endorfinlerin (”mutluluk hormonları”) etkisiyle gevşer ve kendini iyi hisseder. Takiben uyarılma evresinde ortaya çıkan değişikliklerin tümü “çözülerek” geri döner. Tüm bu geri dönüş süreci 5-10 dakika sürer. Çözülme evresinde tüm değişiklikler geri döner. Kadınların çoğunda orgazm sonrası klitoris ve meme uçları hassaslaşır ve ağrıya duyarlı hale gelir.
Orgazm olgusunu tarif etmek zordur. Orgazm, çeşitli cinsel uyaranlarla beynin uyarılması ile başlayan ve uyaranların etkisiyle kişide hem bedensel hem de ruhsal olarak algılanan bir “histir”.
Orgazm oluşumu için en önemli uyaran dokunsal olanlar olmasına karşın (cinsel ilişki ve kendi kendini tatmin dokunsal uyaran türleridir) sadece görsel veya işitsel uyaranlarla orgazm olunması da özellikle kadınlarda imkan dahilindedir.
Orgazmın işlevi nedir?
Orgazm oluşumu için cinsel uyaranlarla cinsel birleşmeye hazırlanan beden ve ruh ikilisi, kendi kendini tatminle veya cinsel ilişkiyle kişinin haz almasını sağlamaktadır.
Erkekte orgazm sperm kanallarının açılarak spermin dışarı boşalmasını sağlar ve bu nedenle orgazm erkeğin üreme işlevlerinin çok önemli bir parçasını oluşturur.
Bilimsel olarak gebelik oluşması için kadının orgazm olmasının şart olduğu şeklinde bir bilgi yer almamakla beraber son veriler orgazm esnasında oluşan rahim kasılmalarının spermlerin Fallop tüplerine daha kolay geçtiğini göstermektedir.
Orgazma giden yolda kadın cinselliğinin evreleri
Masters ve Johnson yaptıkları çalışmalarda kadında cinsel uyarılmayla başlayan ve orgazm ile sonuçlanan sürecin dört ayrı evreye bölünebileceğini saptamışlardır. Gerek normal cinsel işlevlerin anlaşılması, gerekse cinsel işlev bozukluklarının sınırlarının çizilebilmesi açısından bu evreleme kendini tanımak isteyen bir kadının olduğu kadar, konuyla ilgilenen diğer kişilerin de faydalanabileceği net bilgiler içermektedir.
Bu evrelemeye göre kadın cinsel ilişki esnasında aşağıdaki evrelerden geçer
- Uyarılma Evresi
- Plato Evresi
- Orgazm Evresi
- Çözülme Evresi
Bu evreler kadında ve erkekte oldukça benzerdir. Her bir evrenin devam etme süresi kadından kadına bariz değişiklikler gösterebilir ve birbirini ardı ardına takip eden bu evrelerden biri yaşanmadan diğerine geçiş olamayacağı kabul edilir.
Bu evre cinsellik dürtüsünün kişide cinselliği yaşama ihtiyacı ortaya çıkarmasıyla başlar. Kişide hayali veya gerçek uyaranlar cinsellik arzusunu ortaya çıkarmıştır. Kadın fiziksel (partneri veya kendisi tarafından direkt uyarılma) veya psikolojik (görsel, düşsel ve benzeri uyaranlarla uyarılma) olarak uyarıldığında ortaya çıkan cinsellik yaşama arzusuyla başlayan evredir.
Cinsellik arzusu ortaya çıktığında eğer bu arzu engellenmezse tüm bedende cinselliğe hazırlık için değişiklikler başlar. Kadının vajinal salgıları cinsel uyaranın başlamasıyla saniyeler içinde belirgin olarak artar, vajina girişindeki Bartholin salgı bezleri faaliyete geçer. Klitoris ve dudaklarda büyüme ve şişme, göğüs bölgesinde ve memelerde kızarma meydana gelir. Vajina uzar ve genişler, dış dudaklar birbirinden uzaklaşır, rahim yükselir.
Genital sistemdeki bu değişikliklerin genel amacı kadının bedensel olarak cinsel ilişkiye hazırlanmasını sağlamaktır.
Kadında bu evrede kalp atışları hızlanır ve solunum sayısı artar, kan basıncı yükselir. Vücuttaki kas grupları kasılmaya başlar. Memeler ve meme uçları da büyüyerek daha belirgin hale gelir. Bazı kadınlarda yüzde, boyunda ve göğüste kızarmalar meydana gelir.
Erkekte uyarılma evresi penisin ereksiyonu (sertleşmesi) şeklinde gerçekleşir.
Uyarılma evresinin temel amacı kadının bedensel olarak cinsel ilişkiye hazırlanmasını sağlamaktır. Genital bölgedeki bu değişikliklerin tümü bölgede kan akımının belirgin bir şekilde artması sonucunda ortaya çıkar.
Bu evrede cinsel gerginlik ve erotik duygular yoğunlaşır. Cilt değişiklikleri daha belirgin hale gelir, memeler ve meme uçları daha fazla dikleşir. Dudaklar da daha çok şişerek koyu kırmızı bir renk alırlar. Vajinanın alt 1/3′lük kısmı şişip kalınlaşarak “orgazmik platform” adlı yapıyı meydana getirir. Rahim tümüyle yukarı çıkmıştır. Vajinanın üst kısmında genişleme ve uzama meydana gelir.
Yeterli uyaran olduğunda bu dönem orgazmla son bulur.
Erkekte plato evresinde penisten berrak ve kaygan bir sıvı gelir. Bu sıvının içinde az sayıda canlı sperm bulunabileceğinden kadının erkek boşalmadan bile (”geri çekme” yönteminde olduğun gibi) gebe kalması imkan dahilindedir.
Plato evresi cinsel ilişkinin en aktif dönemlerinden biridir ve uyarılmayla başlayan cinsellik dürtüsü ve takip eden cinsellik dışavurumu (kendi kendini tatmin veya cinsel ilişki) bu evrenin sonunda orgazmla sonuçlanır.
Plato evresinin dıştan gözlenebilen en önemli özelliği orgazm evresine yaklaşıldıkça bir önceki evrede büyümüş olan klitorisin küçülme eğilimi göstermesidir. Plato evresinin sonlarına gelindiğinde klitoris orijinal boyutunun yarısına kadar küçülebilir. Bu küçülme, orgazmın yaklaştığını gösteren önemli bulgulardan biridir. Bu evrenin süresi kadından kadına, hatta bazen aynı kadında bir cinsel eylemden diğerine belirgin değişiklikler gösterebilir.
Orgazm evresi, önceki evrelerde “artmış olan gerginliğin boşaltılması” şeklinde tarif edilebilir. Orgazm esnasında vajina, perine, anüs ve orgazmik platformda yer alan kaslardan kaslarda istemsiz ve şiddetli kasılmalar ortaya çıkar. Bu kasılmalar ortalama 0.8′er saniyelik aralıklarla ortaya çıkarlar ve toplam dört saniye kadar kısa sürebilecekleri gibi, 15 saniye kadar uzun da sürebilirler. Kasılmalara vajinanın daha da genişleyerek boyunun uzaması eşlik eder ve nihayet rahimde de kasılmalar ortaya çıkar. Rahim kasılmaları bazı kadınlar tarafından belirgin şekilde hissedilirler.
Yukarıda bahsedilen kasılmalar kadının orgazm hissi yaşamasını sağlar.
Orgazm oluştuğunda cilt kızarıklığı en üst seviyeye ulaşır. Kadının yüz kasları da kasılır ve acı çekiyormuş gibi bir görünüm arz edebilir.
Orgazm esnasında kadın vücudu adeta “kaskatı kesilir”. Kalp hızı, solunum hızı ve kan basıncı yüksek seyretmeye devam ederler. Kadınların çoğu bu aşamada bel bölgesinde, “beyinlerinde” ve genital bölgelerinde değişik bir karıncalanma hissinden bahsetmişlerdir.
Refrakter peryod
Orgazm sonrası erkeklerde oluşan refrakter periyod (cinsel uyaranlara kayıtsız kalınan, yani yeni bir cinsel ilişkiye başlamanın mümkün olmadığı dönem) genç erkeklerde bir kaç dakika sürerken, daha ileri yaşlarda birkaç saate kadar çıkabilir. Bu süre bireyler arası belirgin farklılıklar gösterebilir.
Kadınlarda genellikle refrakter peryod yoktur veya çok kısadır ve kadınlar ardı ardına defalarca orgazm olabilirler.
Kadınların yalızca az kısmı vajinal yolla orgazm olabilir. Birçok kadında, orgazma ulaşmak için direkt klitoris uyarısı gereklidir.
Orgazmla birlikte uyarılma evresinde biriken tüm gerginlik kaybolur. Kişi beyinden orgazm esnasında salgılanan endorfinlerin (”mutluluk hormonları”) etkisiyle gevşer ve kendini iyi hisseder. Takiben uyarılma evresinde ortaya çıkan değişikliklerin tümü “çözülerek” geri döner. Tüm bu geri dönüş süreci 5-10 dakika sürer. Çözülme evresinde tüm değişiklikler geri döner. Kadınların çoğunda orgazm sonrası klitoris ve meme uçları hassaslaşır ve ağrıya duyarlı hale gelir.
Etiketler:
Cinsel Arzu,
Cinsel Doyum,
Cinsel İlişki,
Kadın Cinselliği,
Orgazm,
Uyarılma
G Noktası ve Orgazm
1950 yılında, ilk defa Alman jinekolog Ernst Gräfenberg, ismini soyadının ilk harfinden alan, efsanevi G noktasını keşfetti. G noktası vajinanın ön kısmında, girişe yakın bir yerdeki kemiğin hemen arkasında bulunuyordu. Genişliği birkaç santimetrekare olan, kare şeklindeki bu kaslı bölge son derece duyarlıydı. Orgazmınızı doruğa çıkaracak G noktasını sorularla tanımaya ne dersiniz?
Kadın cinselliğinin fizyolojisi hala yeterince bilinmese de, görünüşe bakılırsa bazı kadınlarda G noktasının bulunduğu gerçekten tespit edildi. Ancak G noktasını henüz bulamamış olan çok sayıda kadının da varlığı şüphe götürmez. G noktası orgazmın doruğa çıkmasını sağlayan bir bölge. Hatta, kadınlar tahrik olmaya son derece elverişli olan bu erojen bölgede yeniden uyarılmaya başlıyorlar. Vajinanın ağzı, özellikle de ön kısmı, hiçbir algılayıcı hücre içermeyen dip kısmının aksine, genel anlamda son derece duyarlı bir bölge.
G noktasının yapısı nasıldır?
G noktası konusunda iki varsayım var:
1)Klitoristen gelen bir sinir demeti ya da
2) Vajinal salgılar üreten bir salgı bezi veya bezleri.
Erkeklerdeki prostat salgı bezinin muhtemelen kadınlardaki eşdeğeri olarak görülüyor.
G noktası nasıl bulunabilir?
Parmaklarınızı vajinanın etrafında dairesel hareketlerle gezdirin. Parmaklarınızı hafifçe öne bükerek vajinanın ön çeperine çarpmasını sağlayın. Parmaklarınızın ucunda kabarık bir bölge ya da bir dizi çıkıntı hissedebileceğiniz gibi hiçbir şey de hissetmeyebilirsiniz. Bu hareketi son derece zevk verici bulabileceğiniz gibi, tuvaletiniz de gelebilir ya da her ikisini birden yaşayabilirsiniz. Bu bölgeye şiddeti değişen hareketlerle vurmanız, sizde G noktasının gerçekten bulunup bulunmadığını anlamanızı sağlayacaktır.
G noktası herkeste bulunur mu?
Bulunduğu bölge de kişiden kişiye değişebilir. Tıpkı klitorisin uyarılmasından alınan zevkin değişebileceği gibi, G noktasının uyarılmasına verilen tepki de bir kadından başka bir kadına değişiklik gösterebilir. Bazıları bundan zevk almaz ya da hiçbir özel yanı olmadığını düşünür.
G noktası için ideal pozisyon hangisidir?
Çoğu kadın cinsel birleşme esnasında, göbek kısmının yatağa dayalı olduğu, bacakların ayrıldığı ve kalçaların hafifiçe yukarı kaldırıldığı ‘köpek'' pozisyonunda olmaktan büyük zevk alır, çünkü bu pozisyondayken G noktası uyarılır. Bunun nedeni erkeğin penisinin vajinanın ön çeperine daha fazla değmesidir. Çoğu kadın, G noktasında orgzama ulaşması için vajiasının ön kısmına daha fazla baskı yapılmasına, hızlı bir ritme ve çok fazla sürtünmeye ihtiyaç duyar.
G noktasını bulmak cinsel açıdan zirveye çıkmakla eşdeğer mi?
Konuyu bu kadar da abartmamak gerekir. G noktasının bulunamaması da ciddi bir sorun olduğu anlamına gelmez. Bu durum sevişmekten zevk alamamakla eşdeğer değil. G noktasını bulamayan kadınları suçlu ilan etmek yanlış.
G noktasını bulmadan zevk almak mümkün mü?
Orgazma çok farklı şekillerde ulaşmak mümkün. Vajinadaki kasılmalarla, ürpermelerle ya da kasların boşalmasıyla kendini gösterebilir. Cinsellikte standartlardan söz edilemez. Zevk konusunda fazla takıntılı olmamakta yarar var. Her zaman şu ya da bu şekilde zevk alınacak diye bir şey yok. Önemli olan partnerinizle gerekli uyumu yakalayabilmek, zevki sonuna kadar hissedebilmek. Kadının yatakta alabildiğine doğaçlama bir biçimde hareket etmesi en iyisi.
Kadın cinselliğinin fizyolojisi hala yeterince bilinmese de, görünüşe bakılırsa bazı kadınlarda G noktasının bulunduğu gerçekten tespit edildi. Ancak G noktasını henüz bulamamış olan çok sayıda kadının da varlığı şüphe götürmez. G noktası orgazmın doruğa çıkmasını sağlayan bir bölge. Hatta, kadınlar tahrik olmaya son derece elverişli olan bu erojen bölgede yeniden uyarılmaya başlıyorlar. Vajinanın ağzı, özellikle de ön kısmı, hiçbir algılayıcı hücre içermeyen dip kısmının aksine, genel anlamda son derece duyarlı bir bölge.
G noktasının yapısı nasıldır?
G noktası konusunda iki varsayım var:
1)Klitoristen gelen bir sinir demeti ya da
2) Vajinal salgılar üreten bir salgı bezi veya bezleri.
Erkeklerdeki prostat salgı bezinin muhtemelen kadınlardaki eşdeğeri olarak görülüyor.
G noktası nasıl bulunabilir?
Parmaklarınızı vajinanın etrafında dairesel hareketlerle gezdirin. Parmaklarınızı hafifçe öne bükerek vajinanın ön çeperine çarpmasını sağlayın. Parmaklarınızın ucunda kabarık bir bölge ya da bir dizi çıkıntı hissedebileceğiniz gibi hiçbir şey de hissetmeyebilirsiniz. Bu hareketi son derece zevk verici bulabileceğiniz gibi, tuvaletiniz de gelebilir ya da her ikisini birden yaşayabilirsiniz. Bu bölgeye şiddeti değişen hareketlerle vurmanız, sizde G noktasının gerçekten bulunup bulunmadığını anlamanızı sağlayacaktır.
G noktası herkeste bulunur mu?
Bulunduğu bölge de kişiden kişiye değişebilir. Tıpkı klitorisin uyarılmasından alınan zevkin değişebileceği gibi, G noktasının uyarılmasına verilen tepki de bir kadından başka bir kadına değişiklik gösterebilir. Bazıları bundan zevk almaz ya da hiçbir özel yanı olmadığını düşünür.
G noktası için ideal pozisyon hangisidir?
Çoğu kadın cinsel birleşme esnasında, göbek kısmının yatağa dayalı olduğu, bacakların ayrıldığı ve kalçaların hafifiçe yukarı kaldırıldığı ‘köpek'' pozisyonunda olmaktan büyük zevk alır, çünkü bu pozisyondayken G noktası uyarılır. Bunun nedeni erkeğin penisinin vajinanın ön çeperine daha fazla değmesidir. Çoğu kadın, G noktasında orgzama ulaşması için vajiasının ön kısmına daha fazla baskı yapılmasına, hızlı bir ritme ve çok fazla sürtünmeye ihtiyaç duyar.
G noktasını bulmak cinsel açıdan zirveye çıkmakla eşdeğer mi?
Konuyu bu kadar da abartmamak gerekir. G noktasının bulunamaması da ciddi bir sorun olduğu anlamına gelmez. Bu durum sevişmekten zevk alamamakla eşdeğer değil. G noktasını bulamayan kadınları suçlu ilan etmek yanlış.
G noktasını bulmadan zevk almak mümkün mü?
Orgazma çok farklı şekillerde ulaşmak mümkün. Vajinadaki kasılmalarla, ürpermelerle ya da kasların boşalmasıyla kendini gösterebilir. Cinsellikte standartlardan söz edilemez. Zevk konusunda fazla takıntılı olmamakta yarar var. Her zaman şu ya da bu şekilde zevk alınacak diye bir şey yok. Önemli olan partnerinizle gerekli uyumu yakalayabilmek, zevki sonuna kadar hissedebilmek. Kadının yatakta alabildiğine doğaçlama bir biçimde hareket etmesi en iyisi.
Etiketler:
Cinsel Doyum,
Cinsel Uyarı,
G Noktası,
Orgazm,
Ön Sevişme,
Seks,
Sevişme Tekniği
Cinsel İlişki Pozisyonları
Cinsel ilişki sırasında erkeğin eşini uyarması için çeşitli pozisyonlarda birleşme tekniğini uygulayabilirler. Aynı eşle yıllar boyu beraber olan çiftler değişik teknikleri uygulayarak cinsel hayatlarına renk katabilir, daha çok zevk alabilirler.
En alışılmış pozisyon, erkeğin üstte, kadınla yüz yüze olduğu pozisyondur. Kadınların çoğu bu pozisyonu yeğler. Bir çift, birleşmeye bu pozisyonla başlayabilir; erkeğin orgazmını geciktirmek amacıyla, birleşme sırasında pozisyon değiştirebilir ve daha sonra birlikte orgazm için en uygun pozisyon olan misyoner pozisyona dönülerek birleşmeye son verilebilir.
Misyoner pozisyonu, öteki pozisyonların çoğundan daha elverişlidir. Birleşme daha az derin, uzun süreli ve duygusal ya da derin, kısa süreli ve sert olabilir.
Misyoner Pozisyonunun Temeli bu pozisyon kadını gevşetir, birleşmeyi kolaylaştırır ve erkeğin alt karın darbelerine yardım eder.
Aynı zamanda karşılıklı okşamaya ve öpüşmeye de uygundur. Bununla birlikte, derin birleşme, daha fazla hareket özgürlüğünden hoşlanan bazı kadınları rahatsız eder.
Erkek çok ağırsa ya da erken boşalma sorunu varsa ya da kadın ileri gebelik dönemindeyse, bu pozisyon uygun değildir.
KADININ ÜSTTE OLDUĞU POZİSYONLAR
Misyoner pozisyonunun karşıtı olan pozisyonda çift, yüz yüze ve kadın erkeğin üstünde ata biner gibidir.
Bu ona, cinsel ilişkinin şiddetini ve süresini denetleme olanağı sağlar. Diz çökmüş olarak başlayıp pozisyon da değiştirebilir.
Örneğin, teması kaybetmeden uzanabilir. Bazı seksologlar bu pozisyonun iki eşe de en çok haz veren pozisyon olduğunu ileri sürmektedirler.
Bu pozisyonda, kadın erkeğin ağırlığından kurtulmuş olduğundan pelvis darbeler yapabilir ve birleşmenin derrinliğini duyabilir. Erkek onu serbestçe okşar ve orrgazmı geciktirebilir. Bu pozisyon özellikle kadının kısa ve erkeğin uzun olduğu çiftler için uygundur.
Ancak kadın otururken yapılacak ters bir hareket acı verebilir, pasif rol erkeğin hoşuna gitmeyebilir. Bu pozisyon gebe kalmaya pek uygun değildir
EŞLERİN YAN YANA OLDUĞU POZİSYONLAR :
Eşlerin birbirlerinin ağırlığını taşımak zorunda kalmamaları ve kollarının serbest kalıp birbirlerine sarılabilmeleri, bu pozisyonun üstünlükleri arasında sayılabilir. Bunun yanı sıra, bazı çiftler yeterli uyarı olanağı vermediğini öne sürerek bu pozisyonu elverişsiz bulmaktadır.
AYAKTA POZİSYONLAR :
Ayaktaki pozisyonlar genellikle aceleyle, gizli ve rahatsız koşullarda uygulanmaktadır. Bazı pozisyonlar erkeğin eşini yerden kaldırmasını gerektirir. Bu boy sorununu ortadan kaldırır. Ancak erkeğin yorulmasına neden olabilir. Daha kısa olan eş bir eşyanın, örneğin, kalın bir kitabın üstünde ayakta durabilir
Bununla beraber, en iyi koşullarda bile eşlerin boyları farklı ise durum zorlaşır.
ARKADAN SARILARAK BİRLEŞME POZİSYONLARI:
Çoğu kişiler arka yolla birleşmenin doğaya aykırı olduğunu savunurlar.
Oysa ki, hemen hemen tüm memeliler yalnızca bu şekli uygular.
Bu yeterli derecede derin birleşmeyi ve klitoris üzerinde hoşa giden bir baskı sağlar.
Uzanarak, diz çökerek, oturarak ve ayakta uygulanan değişik pozisyonlar vardır.
En azından bunlardan bazıları her yaşta çifti tatmin etmektedir.
Hatta bazı pozisyonlar, öteki birleşme şekillerinin çoğunu olanaksız kılan fiziksel koşullarda olan kişilere özellikle uygundur.
ÖZEL İSTEKLERE CEVAP VEREN POZİSYONLAR:
Yeni duygular tatma isteği, insanların çoğunu cinsel birleşmede mümkün olan yüzlerce pozisyonu denemeye itmektedir. Daha az kullanılan pozisyonlardan bazıları ise yeniliğin ötesinde bazı fiziksel ve psikolojik sorunları çözümlemeye yarar. Gebe bir kadın için, şişman olan eşler, sırt ağrısı çekenler, penisi kısa olanlar için ve eşi kendisinden uzun ya da kısa olanlar için hiç denenmemiş hatta düşünülmemiş bir pozisyon en iyisi olabilir. Doğru pozisyonun seçimi, hiç orgazma varamayan bir kadının orgazma varmasına ya da iktidarsız bir erkeğin sorununun üstesinden gelmesine, hatta görünüşte kısır olan bir çiftin çocuklarının olmasına yardım edebilir.
BAKİRELERE UYGUN POZİSYONLAR:
İlk kez ilişkide bulunanların çoğu “misyoner” pozisyonunu seçmektedir. Bakire kadın ve bakir erkekler için pozisyon ve şekli çok önemli değildir. Yaklaşım, yavaş ve düşünceli olmalıdır. Ön hazırlık vajinanın kaygınlığını sağlar ve özellikle geçmişteki “petting” deneyimleri, kadının kızlık zarını genişletmiş ya da yırtmışsa, kadının rahatsızlığı azalır.
GEBE KALMAK İÇİN UYGUN POZİSYONLAR:
Kadın, dizleriyle erkeğin omuzlarına dayanır. Bu, kilolu kadınlarda tam birleşmeye ve spermlerin rahim ağzının yakınında birikmesine yardım eder.
Diz çökmüş olarak yapılan arka yolla birleşme, eğer rahim retrovers (arkaya dönük) ise spermlerin rahim kanalına ulaşmasını sağlar.
SORUNLU KİŞİLER İÇİN POZİSYONLAR:
Kadın, erkeğin üzerinde doğrulur. Bu pozisyon kadının vajinası darsa tam birleşmeye ulaşılmasını sağlar.
Bu yan yana arka yolla birleşme pozisyonu zayıf ereksiyon sorunu olan erkeklere önerilir
Kadının üstte olduğu bu pozisyon, erkek iktidarsızlığının ve erken boşalmanın tedavisi olarak önerilir. Ayrıca orgazm olmayan kadınların tedavisinde başlangıç pozisyonu olarak yararlanılır.
Bu yan yana pozisyon kadının istem dışı kalça hareketlerini daha kolaylaştırır ve orgazma ulaşmasında yardımcı olur. Bir önceki pozisyonun devamı olarak önerilir.
GEBELİK SIRASINDAKİ POZİSYONLAR:
Geçmişteki kendiliğinden düşükler nedeniyle, doktor tarafından ilk üç ayda ilişki yasaklanmamışsa, gebelik süresince önerilir. Çift, normal ilişkide bulunabilir. Gebeliğin ilerlemesi ve karnın büyümesi ile klasik ilişkiler zor ya da olanaksız olmaya başlar. İleri gebelik dönemindeki bir kadın için karına doğrudan basınç yapılmasıından sakınan ya da en azından birleşmenin derinliğini denetlemeye izin veren pozisyonlar gereklidir.
Eşler, yatak üzerinde bir arka yolla birleşme pozisyonunda diz çökerler ve erkek, çok derine itmekten kaçınır.
Kadın, bacakları, vücudunu taşıyacak şekilde, açık olarak yatar. Karın üzerine basıncın olmaması bu pozisyonu gebeliğin son dönemlerine uygun kılar. Çift, arka yolla birleşmek için yan yatar. Burada da karına baskı yoktur.
Çift bir sandalye üzerinde birbirine sarılır. Kadın, erkeğin üzerine oturur. Böylece birleşmenin derinliği denetlenebilir.
SIRT AĞRISI ÇEKENLER İÇİN POZİSYONLAR:
Sırt ağrısı çeken kişiler alışagelmiş pozisyonlarda çok rahatsız olabilirler. Oysa sıklıkla daha az kullanılan yöntemlerden yararlanabilirler ya da en azından onlara katlanabilirler. Şefkatli bir eş bu pozisyonları bulmaya çalışacaktır. İşte sırt ağrısı çeken kişilerin çoğuna uygun dört pozisyon.
Erkek yatağa yatar, kadın ata biner gibi oturur, öne eğilir. Sırt ağrısı çeken erkektir.
Erkek arka yolla birleşmek üzere ayakta durur, kadın aşağıda, yatağın üzerinde diz çöker. Sırt ağrısı olan erkektir.
Kadın yatağa yatar, erkek ise bacakları arasında ileriye doğru kendini kaldırır. Ağrısı olan kadındır.
Bir sandalye üzerinde yüz yüze, kadın erkeğin üzerine pelvik darbeler yapabilecek şekilde oturur. Ağrısı olan erkektir.
En alışılmış pozisyon, erkeğin üstte, kadınla yüz yüze olduğu pozisyondur. Kadınların çoğu bu pozisyonu yeğler. Bir çift, birleşmeye bu pozisyonla başlayabilir; erkeğin orgazmını geciktirmek amacıyla, birleşme sırasında pozisyon değiştirebilir ve daha sonra birlikte orgazm için en uygun pozisyon olan misyoner pozisyona dönülerek birleşmeye son verilebilir.
Misyoner pozisyonu, öteki pozisyonların çoğundan daha elverişlidir. Birleşme daha az derin, uzun süreli ve duygusal ya da derin, kısa süreli ve sert olabilir.
Misyoner Pozisyonunun Temeli bu pozisyon kadını gevşetir, birleşmeyi kolaylaştırır ve erkeğin alt karın darbelerine yardım eder.
Aynı zamanda karşılıklı okşamaya ve öpüşmeye de uygundur. Bununla birlikte, derin birleşme, daha fazla hareket özgürlüğünden hoşlanan bazı kadınları rahatsız eder.
Erkek çok ağırsa ya da erken boşalma sorunu varsa ya da kadın ileri gebelik dönemindeyse, bu pozisyon uygun değildir.
KADININ ÜSTTE OLDUĞU POZİSYONLAR
Misyoner pozisyonunun karşıtı olan pozisyonda çift, yüz yüze ve kadın erkeğin üstünde ata biner gibidir.
Bu ona, cinsel ilişkinin şiddetini ve süresini denetleme olanağı sağlar. Diz çökmüş olarak başlayıp pozisyon da değiştirebilir.
Örneğin, teması kaybetmeden uzanabilir. Bazı seksologlar bu pozisyonun iki eşe de en çok haz veren pozisyon olduğunu ileri sürmektedirler.
Bu pozisyonda, kadın erkeğin ağırlığından kurtulmuş olduğundan pelvis darbeler yapabilir ve birleşmenin derrinliğini duyabilir. Erkek onu serbestçe okşar ve orrgazmı geciktirebilir. Bu pozisyon özellikle kadının kısa ve erkeğin uzun olduğu çiftler için uygundur.
Ancak kadın otururken yapılacak ters bir hareket acı verebilir, pasif rol erkeğin hoşuna gitmeyebilir. Bu pozisyon gebe kalmaya pek uygun değildir
EŞLERİN YAN YANA OLDUĞU POZİSYONLAR :
Eşlerin birbirlerinin ağırlığını taşımak zorunda kalmamaları ve kollarının serbest kalıp birbirlerine sarılabilmeleri, bu pozisyonun üstünlükleri arasında sayılabilir. Bunun yanı sıra, bazı çiftler yeterli uyarı olanağı vermediğini öne sürerek bu pozisyonu elverişsiz bulmaktadır.
AYAKTA POZİSYONLAR :
Ayaktaki pozisyonlar genellikle aceleyle, gizli ve rahatsız koşullarda uygulanmaktadır. Bazı pozisyonlar erkeğin eşini yerden kaldırmasını gerektirir. Bu boy sorununu ortadan kaldırır. Ancak erkeğin yorulmasına neden olabilir. Daha kısa olan eş bir eşyanın, örneğin, kalın bir kitabın üstünde ayakta durabilir
Bununla beraber, en iyi koşullarda bile eşlerin boyları farklı ise durum zorlaşır.
ARKADAN SARILARAK BİRLEŞME POZİSYONLARI:
Çoğu kişiler arka yolla birleşmenin doğaya aykırı olduğunu savunurlar.
Oysa ki, hemen hemen tüm memeliler yalnızca bu şekli uygular.
Bu yeterli derecede derin birleşmeyi ve klitoris üzerinde hoşa giden bir baskı sağlar.
Uzanarak, diz çökerek, oturarak ve ayakta uygulanan değişik pozisyonlar vardır.
En azından bunlardan bazıları her yaşta çifti tatmin etmektedir.
Hatta bazı pozisyonlar, öteki birleşme şekillerinin çoğunu olanaksız kılan fiziksel koşullarda olan kişilere özellikle uygundur.
ÖZEL İSTEKLERE CEVAP VEREN POZİSYONLAR:
Yeni duygular tatma isteği, insanların çoğunu cinsel birleşmede mümkün olan yüzlerce pozisyonu denemeye itmektedir. Daha az kullanılan pozisyonlardan bazıları ise yeniliğin ötesinde bazı fiziksel ve psikolojik sorunları çözümlemeye yarar. Gebe bir kadın için, şişman olan eşler, sırt ağrısı çekenler, penisi kısa olanlar için ve eşi kendisinden uzun ya da kısa olanlar için hiç denenmemiş hatta düşünülmemiş bir pozisyon en iyisi olabilir. Doğru pozisyonun seçimi, hiç orgazma varamayan bir kadının orgazma varmasına ya da iktidarsız bir erkeğin sorununun üstesinden gelmesine, hatta görünüşte kısır olan bir çiftin çocuklarının olmasına yardım edebilir.
BAKİRELERE UYGUN POZİSYONLAR:
İlk kez ilişkide bulunanların çoğu “misyoner” pozisyonunu seçmektedir. Bakire kadın ve bakir erkekler için pozisyon ve şekli çok önemli değildir. Yaklaşım, yavaş ve düşünceli olmalıdır. Ön hazırlık vajinanın kaygınlığını sağlar ve özellikle geçmişteki “petting” deneyimleri, kadının kızlık zarını genişletmiş ya da yırtmışsa, kadının rahatsızlığı azalır.
GEBE KALMAK İÇİN UYGUN POZİSYONLAR:
Kadın, dizleriyle erkeğin omuzlarına dayanır. Bu, kilolu kadınlarda tam birleşmeye ve spermlerin rahim ağzının yakınında birikmesine yardım eder.
Diz çökmüş olarak yapılan arka yolla birleşme, eğer rahim retrovers (arkaya dönük) ise spermlerin rahim kanalına ulaşmasını sağlar.
SORUNLU KİŞİLER İÇİN POZİSYONLAR:
Kadın, erkeğin üzerinde doğrulur. Bu pozisyon kadının vajinası darsa tam birleşmeye ulaşılmasını sağlar.
Bu yan yana arka yolla birleşme pozisyonu zayıf ereksiyon sorunu olan erkeklere önerilir
Kadının üstte olduğu bu pozisyon, erkek iktidarsızlığının ve erken boşalmanın tedavisi olarak önerilir. Ayrıca orgazm olmayan kadınların tedavisinde başlangıç pozisyonu olarak yararlanılır.
Bu yan yana pozisyon kadının istem dışı kalça hareketlerini daha kolaylaştırır ve orgazma ulaşmasında yardımcı olur. Bir önceki pozisyonun devamı olarak önerilir.
GEBELİK SIRASINDAKİ POZİSYONLAR:
Geçmişteki kendiliğinden düşükler nedeniyle, doktor tarafından ilk üç ayda ilişki yasaklanmamışsa, gebelik süresince önerilir. Çift, normal ilişkide bulunabilir. Gebeliğin ilerlemesi ve karnın büyümesi ile klasik ilişkiler zor ya da olanaksız olmaya başlar. İleri gebelik dönemindeki bir kadın için karına doğrudan basınç yapılmasıından sakınan ya da en azından birleşmenin derinliğini denetlemeye izin veren pozisyonlar gereklidir.
Eşler, yatak üzerinde bir arka yolla birleşme pozisyonunda diz çökerler ve erkek, çok derine itmekten kaçınır.
Kadın, bacakları, vücudunu taşıyacak şekilde, açık olarak yatar. Karın üzerine basıncın olmaması bu pozisyonu gebeliğin son dönemlerine uygun kılar. Çift, arka yolla birleşmek için yan yatar. Burada da karına baskı yoktur.
Çift bir sandalye üzerinde birbirine sarılır. Kadın, erkeğin üzerine oturur. Böylece birleşmenin derinliği denetlenebilir.
SIRT AĞRISI ÇEKENLER İÇİN POZİSYONLAR:
Sırt ağrısı çeken kişiler alışagelmiş pozisyonlarda çok rahatsız olabilirler. Oysa sıklıkla daha az kullanılan yöntemlerden yararlanabilirler ya da en azından onlara katlanabilirler. Şefkatli bir eş bu pozisyonları bulmaya çalışacaktır. İşte sırt ağrısı çeken kişilerin çoğuna uygun dört pozisyon.
Erkek yatağa yatar, kadın ata biner gibi oturur, öne eğilir. Sırt ağrısı çeken erkektir.
Erkek arka yolla birleşmek üzere ayakta durur, kadın aşağıda, yatağın üzerinde diz çöker. Sırt ağrısı olan erkektir.
Kadın yatağa yatar, erkek ise bacakları arasında ileriye doğru kendini kaldırır. Ağrısı olan kadındır.
Bir sandalye üzerinde yüz yüze, kadın erkeğin üzerine pelvik darbeler yapabilecek şekilde oturur. Ağrısı olan erkektir.
Etiketler:
Birleşme Pozisyon,
Cinsel Doyum,
Cinsel İlişki,
İdeal Pozisyonlar,
Orgazm,
Ön Sevişme,
Sevişme Tekniği
Cinsel İstek Uyandırmada Duyarlı Yerler
Deri her noktada şefkatli okşamalara tepki gösterebilir, bu sırada kan dolaşımı artar, deri giderek ısınır ve dokunmaya karşı hassaslaşır (bazen de gıdıklanır duruma gelir).
Normal ve doyuma giden bir cinsel birleşme, mutlaka yeterli bir cinsel uyarımla başlar.
Cinsel uyanma vücudun belirli bölgeleri daha duyarlıdır. Fakat bütün vücudun ve her tarafının cinsel uyanma duyarlılığını kabul etmek gerekir.
Cinsel uyanma en duyarlı bölgeleri bilerek uyarmak, özellikle tecrübesiz genç evliler için önemlidir. Cinselliklerini yeni yaşayan çiftler uyumlu bir cinsellik için öncelikle eşlerinin uyarım sağlayan bölgelerini bilmeli ve en önemlisi ne tür uyarılmadan hoşlandıklarını araştırmalıdırlar.
Cinsel birleşmenin her iki tarafça doyumlu olması için, ön sevişmenin doyurucu, uyarımın yeterli olması gerekir. Eşin ne tür uyarılmadan hoşlandığı araştırılmalı, nerelerin öpülmesinden, nerelerin, nasıl okşanmasından zevk aldığını anlamaya çalışmalıdır.
“Beraberce orgazm” siyaseti, deneme-yanılma yöntemini ve çok iyi iletişim kurmayı gerektirir. Eğer ihtiyaçlarınızı tartışmayı becerebiliyorsanız, sözcüklerinizin diziliminin onu eleştirir biçime dönüşmemesine, bunun yerine, doğrudan doğruya ihtiyaç duyduğunuz şeyleri açıklamasına dikkat edin. Eğer sözcüklerle anlatamıyorsanız, o zaman küçük zevk inlemeleriyle neden hoşlandığınızı eşinizin anlamasını sağlayabilirsiniz. Ya da elini ya da ağzını nazikçe farklı bir bölgeye götürebilir ya da eğer hoşlandığınız buysa, baskıyı artırmasını sağlayabilirsiniz.
Duyarlı Yerler:
En duyarlı uyarım bölgeleri erkekte cinsel organ, yumurtalıklar, apışarası, kadında klitoris (bızır), cinsel organın dış ve iç dudakları ve memelerdir. Ayrıca dudaklar, Boyun, kulaklar ve kulak memecikleri, ense, göğüsler ve iki göğüs arası gerdan. Kolun iç kısımları, dirseğin iç kısmı, dirsekle omuz arası iç kısmı, dizden yukarı bacakların iç kısımları, dizin iç kısmı, bel yanları, kalçalar dişilik simgesi olarak görülmektedir. Gerek kadında, gerek erkekte göğüslerin uyarılmasında meme uçlarının dikleştiği görülür. Kadında bu daha belirgindir. Erkek de uyarılmaktan büyük haz duyar.
Kadında Duyarlı Bölgeler:
Araştırmacılar, insan vücudunda dış derinin iç deriye dönüştüğü bütün bölgelerin duyarlı olduklarını söyler. Bir sınıflandırma yapacak olursak kadında duyarlı bölgeleri kadından kadına farklı olmakla birlikte, genel olarak şöyle sıralayabiliriz:
A- Cinsel organ: Klitoris, iç dudaklar, dış dudaklar.
B- Cinsel organa yakın olan yerler.
C- Dil, dudaklar, ağız, kulaklar ve kulak memeleri, ense, boyun.
Dil ve dudakların cinsel uyarımdaki yeri bir ayrıdır. Bu yüzden öpüşme bütün dünyada aşk sembolü olmuştur.
Burun da kokuları algılamakla ayrı bir uyarıcı niteliğindedir.
D- Derinin ve kasların inceldiği bölgeler: Kolların iç tarafları, bacakların iç tarafları, kalçalar.
E- Sırt, bel ve özellikle omur eğrisi ve çevresi.
F- Göğüsler ve göğüs uçları.
Yukarıda saydığımız bölgeler kadının en duyarlı noktalarıdır. Buralara yapılacak temas kadında derhal bir irkilme meydana getirir. Bu bölgelerin dışında da son derece duyarlı bölgeler olabilir. Özellikle gıdıklanma duygusu meydana getiren yerlerde cinsel duygular da şiddetlidir.
Gıdıklanma duygusu ile belirtebileceğimiz bölgeler şunlardır;
Avuç içleri, ayak tabanları, karın bölgesi.
Ancak kadınlar için duyarlı bölgeler olarak saydığımız bu noktalar her kadın için kesin değildir. Bir kadında son derece duyarlı olan bir bölge bir başka kadın için hiçbir heyecan doğurmaz. Bu bakımdan evlilikte mutluluk arayan ve eşlerini tatmine ulaştırmak isteyenler birbirlerini keşfe çalışmalıdırlar. Bu da zamanla ve tanıyarak elde edilir.
Aslında kadındaki cinsel açıdan duyarlı bu yerler, erkekler için de geçerlidir.
Cinsel Yaşam ve Mahremiyetleri - Asım UYSAL
Normal ve doyuma giden bir cinsel birleşme, mutlaka yeterli bir cinsel uyarımla başlar.
Cinsel uyanma vücudun belirli bölgeleri daha duyarlıdır. Fakat bütün vücudun ve her tarafının cinsel uyanma duyarlılığını kabul etmek gerekir.
Cinsel uyanma en duyarlı bölgeleri bilerek uyarmak, özellikle tecrübesiz genç evliler için önemlidir. Cinselliklerini yeni yaşayan çiftler uyumlu bir cinsellik için öncelikle eşlerinin uyarım sağlayan bölgelerini bilmeli ve en önemlisi ne tür uyarılmadan hoşlandıklarını araştırmalıdırlar.
Cinsel birleşmenin her iki tarafça doyumlu olması için, ön sevişmenin doyurucu, uyarımın yeterli olması gerekir. Eşin ne tür uyarılmadan hoşlandığı araştırılmalı, nerelerin öpülmesinden, nerelerin, nasıl okşanmasından zevk aldığını anlamaya çalışmalıdır.
“Beraberce orgazm” siyaseti, deneme-yanılma yöntemini ve çok iyi iletişim kurmayı gerektirir. Eğer ihtiyaçlarınızı tartışmayı becerebiliyorsanız, sözcüklerinizin diziliminin onu eleştirir biçime dönüşmemesine, bunun yerine, doğrudan doğruya ihtiyaç duyduğunuz şeyleri açıklamasına dikkat edin. Eğer sözcüklerle anlatamıyorsanız, o zaman küçük zevk inlemeleriyle neden hoşlandığınızı eşinizin anlamasını sağlayabilirsiniz. Ya da elini ya da ağzını nazikçe farklı bir bölgeye götürebilir ya da eğer hoşlandığınız buysa, baskıyı artırmasını sağlayabilirsiniz.
Duyarlı Yerler:
En duyarlı uyarım bölgeleri erkekte cinsel organ, yumurtalıklar, apışarası, kadında klitoris (bızır), cinsel organın dış ve iç dudakları ve memelerdir. Ayrıca dudaklar, Boyun, kulaklar ve kulak memecikleri, ense, göğüsler ve iki göğüs arası gerdan. Kolun iç kısımları, dirseğin iç kısmı, dirsekle omuz arası iç kısmı, dizden yukarı bacakların iç kısımları, dizin iç kısmı, bel yanları, kalçalar dişilik simgesi olarak görülmektedir. Gerek kadında, gerek erkekte göğüslerin uyarılmasında meme uçlarının dikleştiği görülür. Kadında bu daha belirgindir. Erkek de uyarılmaktan büyük haz duyar.
Kadında Duyarlı Bölgeler:
Araştırmacılar, insan vücudunda dış derinin iç deriye dönüştüğü bütün bölgelerin duyarlı olduklarını söyler. Bir sınıflandırma yapacak olursak kadında duyarlı bölgeleri kadından kadına farklı olmakla birlikte, genel olarak şöyle sıralayabiliriz:
A- Cinsel organ: Klitoris, iç dudaklar, dış dudaklar.
B- Cinsel organa yakın olan yerler.
C- Dil, dudaklar, ağız, kulaklar ve kulak memeleri, ense, boyun.
Dil ve dudakların cinsel uyarımdaki yeri bir ayrıdır. Bu yüzden öpüşme bütün dünyada aşk sembolü olmuştur.
Burun da kokuları algılamakla ayrı bir uyarıcı niteliğindedir.
D- Derinin ve kasların inceldiği bölgeler: Kolların iç tarafları, bacakların iç tarafları, kalçalar.
E- Sırt, bel ve özellikle omur eğrisi ve çevresi.
F- Göğüsler ve göğüs uçları.
Yukarıda saydığımız bölgeler kadının en duyarlı noktalarıdır. Buralara yapılacak temas kadında derhal bir irkilme meydana getirir. Bu bölgelerin dışında da son derece duyarlı bölgeler olabilir. Özellikle gıdıklanma duygusu meydana getiren yerlerde cinsel duygular da şiddetlidir.
Gıdıklanma duygusu ile belirtebileceğimiz bölgeler şunlardır;
Avuç içleri, ayak tabanları, karın bölgesi.
Ancak kadınlar için duyarlı bölgeler olarak saydığımız bu noktalar her kadın için kesin değildir. Bir kadında son derece duyarlı olan bir bölge bir başka kadın için hiçbir heyecan doğurmaz. Bu bakımdan evlilikte mutluluk arayan ve eşlerini tatmine ulaştırmak isteyenler birbirlerini keşfe çalışmalıdırlar. Bu da zamanla ve tanıyarak elde edilir.
Aslında kadındaki cinsel açıdan duyarlı bu yerler, erkekler için de geçerlidir.
Cinsel Yaşam ve Mahremiyetleri - Asım UYSAL
Etiketler:
Cinsel Doyum,
Cinsel İlişki,
Cinsel Uyarı,
Duyarlı Bölgeler,
Orgazm,
Ön Sevişme
Seks yapmak için 10 iyi neden!
Fazla kalorileri yakıyor, cildi güzelleştiriyor, koku ve tat alma duyularını geliştiriyor, kalbe-damarlara iyi geliyor, bağışıklık sisteminizi güçlendiriyor... Tüm bunları yapan mucizevi bir ilaç ya da pahalı bir kür değil; seks. Bu haberi okuduktan sonra eminiz bir daha 'başım ağrıyor' mazeretine başvurmayacaksınız!
1. Seksin kalbiniz ve damarlarınız için en iyi egzersizlerden biri olduğunu biliyor muydunuz? Belfast Queens Üniversitesi'nde 1000 erkek üzerinde yapılan araştırmaya göre seks kalp-damar sağlığını güçlendiriyor. Araştırma, haftada 3 kere ya da daha fazla seks yapan erkeklerin kalp krizi geçirme oranlarının yarı yarıya düştüğünü ortaya koymuş.
2. Seks, kalori yakmanın da en eğlenceli yolu herhalde... 30 dakikalık bir yatak odası aktivitesi sonunda yaklaşık 200 kalori yakıyorsunuz.
3. Sabahları işe sürünerek, asık bir suratla gitmeye son! Seks, beynimizin nörotransmiter (sinir iletici) üretimine yardımcı oluyor, bu da bizim ruh halimizin daha iyi olmasını sağlıyor.
Seks ayrıca sinirleri yatıştırmanın da en iyi yolu...
4. Seks, uykusuzluk çekenlerin derdine de deva oluyor. Erotik bir masaj sonrasında çarşaflar üzerinde yapacağınız dans, deliksiz bir uykuyu garantiliyor. Neden mi? Orgazm sonrasında endorfin serbest kalıyor, bu da beyinde morfin etkisi yaratıyor, vücut gevşeyip rahatlıyor; siz de çok faydalı, dinlendirici bir uykuya dalıyorsunuz.
5. Doyuma ulaştığınız gecenin sabahında çiçekleri koklayın. Patrick Süskind'in "Koku" adlı romanının kahramanı Grenouille kadar olmasa da kokuları daha iyi algıladığınızı göreceksiniz. Çünkü, orgazm sonrası salgılanan prolaktin hormonu beynin koku alma merkezini uyarıyor ve düzenli yapıldığında koku alma duyusunu geliştiriyor.
6. Soğuk algınlığına karşı portakal-mandalina yemenin yanında yapabileceğiniz diğer bir aktivite de bol bol sevişmek. Yapılan araştırmalara göre haftada bir ya da iki kere seks yapmak bağışıklık sistemini yüzde 30 oranında güçlendiriyor.
7. Seks pelvis bölgesindeki kasları güçlendirerek, mesane, rahim ve bağırsaklara destek oluyor. Bu da daha iyi bir "idrar kontrolü" anlamına geliyor.
8. Yine aynı araştırmaya göre, düzenli seks erkeğinizin inme riskini de düşürüyor.
9. "Yok hiç havamda değilim, başım ağrıyor" yerine "Evet hayatım, bu gece yapalım çünkü başım fena ağrıyor" demelisiniz! Çünkü seks aynı zamanda harika bir ağrı kesici. Nasıl mı? Orgazm öncesinde vücudunuz tam 5 kat daha fazla oksitoksin salgılıyor. Oksitosin de endorfin hormonunu harekete geçirerek migrenden arterit ağrılarına kadar bir çok şikayeti hafifletiyor.
10. Ağrıdan bahsetmişken, düzenli seksin adet dönemlerindeki ağrıları azalttığını da listemize eklemekte fayda var.
1. Seksin kalbiniz ve damarlarınız için en iyi egzersizlerden biri olduğunu biliyor muydunuz? Belfast Queens Üniversitesi'nde 1000 erkek üzerinde yapılan araştırmaya göre seks kalp-damar sağlığını güçlendiriyor. Araştırma, haftada 3 kere ya da daha fazla seks yapan erkeklerin kalp krizi geçirme oranlarının yarı yarıya düştüğünü ortaya koymuş.
2. Seks, kalori yakmanın da en eğlenceli yolu herhalde... 30 dakikalık bir yatak odası aktivitesi sonunda yaklaşık 200 kalori yakıyorsunuz.
3. Sabahları işe sürünerek, asık bir suratla gitmeye son! Seks, beynimizin nörotransmiter (sinir iletici) üretimine yardımcı oluyor, bu da bizim ruh halimizin daha iyi olmasını sağlıyor.
Seks ayrıca sinirleri yatıştırmanın da en iyi yolu...
4. Seks, uykusuzluk çekenlerin derdine de deva oluyor. Erotik bir masaj sonrasında çarşaflar üzerinde yapacağınız dans, deliksiz bir uykuyu garantiliyor. Neden mi? Orgazm sonrasında endorfin serbest kalıyor, bu da beyinde morfin etkisi yaratıyor, vücut gevşeyip rahatlıyor; siz de çok faydalı, dinlendirici bir uykuya dalıyorsunuz.
5. Doyuma ulaştığınız gecenin sabahında çiçekleri koklayın. Patrick Süskind'in "Koku" adlı romanının kahramanı Grenouille kadar olmasa da kokuları daha iyi algıladığınızı göreceksiniz. Çünkü, orgazm sonrası salgılanan prolaktin hormonu beynin koku alma merkezini uyarıyor ve düzenli yapıldığında koku alma duyusunu geliştiriyor.
6. Soğuk algınlığına karşı portakal-mandalina yemenin yanında yapabileceğiniz diğer bir aktivite de bol bol sevişmek. Yapılan araştırmalara göre haftada bir ya da iki kere seks yapmak bağışıklık sistemini yüzde 30 oranında güçlendiriyor.
7. Seks pelvis bölgesindeki kasları güçlendirerek, mesane, rahim ve bağırsaklara destek oluyor. Bu da daha iyi bir "idrar kontrolü" anlamına geliyor.
8. Yine aynı araştırmaya göre, düzenli seks erkeğinizin inme riskini de düşürüyor.
9. "Yok hiç havamda değilim, başım ağrıyor" yerine "Evet hayatım, bu gece yapalım çünkü başım fena ağrıyor" demelisiniz! Çünkü seks aynı zamanda harika bir ağrı kesici. Nasıl mı? Orgazm öncesinde vücudunuz tam 5 kat daha fazla oksitoksin salgılıyor. Oksitosin de endorfin hormonunu harekete geçirerek migrenden arterit ağrılarına kadar bir çok şikayeti hafifletiyor.
10. Ağrıdan bahsetmişken, düzenli seksin adet dönemlerindeki ağrıları azalttığını da listemize eklemekte fayda var.
Etiketler:
Cinsel Doyum,
Cinsel İlişki,
Düzenli Seks,
Orgazm,
Seks
Oral Seks
Oral seks bir kişinin cinsel organlarıyla diğer kişinin ağzı arasındaki temasla olan ilişkidir.
Ağız ve cinsel organlar vücudun kolayca uyarılabilen erojenik bölgeleridir.Ve temas haline geçmeleri de kişilere zevk verir.Bütün memelilerde karşı cinslerin birbirlerini ağız yoluyla uyarması vardır denebilir. (mesela erkek köpeğin dişinin vajenini koklaması ve yalaması gibi,atlarda da erkeğin çiftleşmeden önce dişinin vajenini yalayarak dişiyi ilişkiye hazır hale getirdiği görülür )
Neden oral seks?
*Ağzın ve cinsel organların hassas erojen bölgeler olması,ve birbirlerine verdikleri uyarının ve zevkin yoğun olması bu buluşmayı kaçınılmaz yapmaktadır.
*En önemli avantajlarından bir tanesi de gebeliğe neden olmaması yüzünden çiftler tarafından rahatlıkla kullanılmaktadır.
*Bakireliğin önemli olduğu toplumlarda bu yolla bakirelik korunmuş olmaktadır.
*Erkekte veya kadın da kendi cinsel organını partnerinin ağzında görmekte bir haz yaratmaktadır.
Kadının erkek cinsel organını ağzıyla uyarması
Felliato; latinca fellare (emmek) fiilinden türemiştir.Erkek cinsel organlarını yalamak,emmek,öpmek anlamında kullanılır.
Erkeklerin tamamına yakını penislerinin emilmesinden ve bu şekilde boşalmaktan hoşlanırlar. Kadınların bir kısmı da partnerlerini bu şekilde uyarmaktan ve boşaltmaktan hoşlanır. Kadın erkeğini ağzıyla uyarırken genelde onun nasıl hoşlandığını sorar veya yaptığı hareketlere dikkat ederek hangilerinden daha fazla zevk aldığına dikkat ederek kendini yönlendirir. Aynı zamanda ellerini de penis etrafına sararak daha fazla uyarı sağlayabilir .Dikkat edilmesi gereken dişlerin penise acı veya zarar vermemesidir. Kadın partnerini bu şekilde boşaltabilir veya yeterli uyarı sağladıktan sonra cinsel ilişkinin başka biçimlerine geçebilirler. Kadın isterse erkeğin spermlerini yutabilir, erkekler bundan inanılmaz psikolojik haz duyarlar, sperm yutmakla hamile kalınmaz. Normal koşullarda sağlıklı bir erkekte sperm hastalık taşımaz.
Erkeğin kadın cinsel organını ağzıyla uyarması
Cunnilingus; latince cunnus - vulva (kadın da vajen dudakları) ve lingere yalamak anlamındadır.
Erkeğin kadın cinsel organlarını yalaması ve emmesi anlamında kullanılır .Kadının özellikle klitorisi öpmeye,yalamaya ve emmeye aşırı derecede duyarlıdır. Erkek kadının vajen girişini,vajen dudaklarını,klitorisi yalayarak onu uyarır,cinsel birleşmeye hazırlar veya bu şekilde boşaltabilir ,veya ilişki öncesi birkaç kez bu şekilde boşaltarak daha sonra ilişkiye girebilirler.Cinsel ilişkide erkeğin kadın boşalmadan boşaldığı durumlarda kadını bu şekilde boşaltabilir.ve erkek sertliğini kaybedip ilişkiye devam edemediği zamanlarda kadını bu şekilde rahatlatabilir.
Erkekte kadının nasıl hoşlandığını sorabilir ve ona göre yönlenebilir gene dikkat edilmesi gereken nokta dişlerin kadına zarar vermemesidir.
Vajene hava üflemek gibi şeylerde kadına ağrı veya acı verebilir.Uyarı sırasında kadının vajeninde ıslanma artmakta vajenden salgılanan sıvılar dışarı doğru gelmektedir, normalde bunlar zararsız ve mikrop taşımayan sıvılardır ve erkeğe yutması halinde dahi zarar vermez.
Oral seks öncesi kadını vajen daha temiz olsun diye vajen içinin sabunla yıkaması vajene zarar verebilir kayganlaşmayı zorlaştırır.
Normal yani akıntısı olmayan bir kadının kendine has bir vajen kokusu vardır, bu kokuya ''kasolet'' adı verilir ve bu koku erkeklere çekici ve cinsel uyarıcı gelir, bazı kadınlarsa tam tersini düşünür, erkeğin bundan rahatsız olacağı fikrine kapılırlar , bu gereksiz ve yersiz bir endişedir.Yapılmaması gereken bir şeyde o kısımlara sprey sıkmak veya parfüm sürmektir, hem oranın yapısını bozar hemde erkeğe acı bir tat verir.
Vajene bir şey sokulmadan yapılan oral seks bakirelerde kızlık zarına zarar vermez. Kadın adetliyken oral seks yapmanın bir zararı yoktur,eğer erkek bundan rahatsız olmuyorsa adet sırasında yapılan oral seksin ne kadına nede erkeğe zararı vardır. Her aydaki gebe kadına da oral seks yapmanın ne bebeğe nede çiftlere zararı yoktur, eğer düşük veya heyecanın doktor tarafından yasaklandığı özel bir durum yoksa tabi ki.
Kişiler oral sekste birbirlerine daha fazla zevk veren pozisyonları bulup geliştirebilirler. Karşılıklı yapılan oral seks halk arasında 69 diye de adlandırılır, 6 rakamını çiftlerden biri kabul ederseniz onun üstünde ki baş aşağı diğeri ise 9 olur ve buradan da 69 deyimi gelmektedir. Oral sekste en önemlisi karşılıklı istekle ve zorlama olmadan yapılmasıdır.
Ağız ve cinsel organlar vücudun kolayca uyarılabilen erojenik bölgeleridir.Ve temas haline geçmeleri de kişilere zevk verir.Bütün memelilerde karşı cinslerin birbirlerini ağız yoluyla uyarması vardır denebilir. (mesela erkek köpeğin dişinin vajenini koklaması ve yalaması gibi,atlarda da erkeğin çiftleşmeden önce dişinin vajenini yalayarak dişiyi ilişkiye hazır hale getirdiği görülür )
Neden oral seks?
*Ağzın ve cinsel organların hassas erojen bölgeler olması,ve birbirlerine verdikleri uyarının ve zevkin yoğun olması bu buluşmayı kaçınılmaz yapmaktadır.
*En önemli avantajlarından bir tanesi de gebeliğe neden olmaması yüzünden çiftler tarafından rahatlıkla kullanılmaktadır.
*Bakireliğin önemli olduğu toplumlarda bu yolla bakirelik korunmuş olmaktadır.
*Erkekte veya kadın da kendi cinsel organını partnerinin ağzında görmekte bir haz yaratmaktadır.
Kadının erkek cinsel organını ağzıyla uyarması
Felliato; latinca fellare (emmek) fiilinden türemiştir.Erkek cinsel organlarını yalamak,emmek,öpmek anlamında kullanılır.
Erkeklerin tamamına yakını penislerinin emilmesinden ve bu şekilde boşalmaktan hoşlanırlar. Kadınların bir kısmı da partnerlerini bu şekilde uyarmaktan ve boşaltmaktan hoşlanır. Kadın erkeğini ağzıyla uyarırken genelde onun nasıl hoşlandığını sorar veya yaptığı hareketlere dikkat ederek hangilerinden daha fazla zevk aldığına dikkat ederek kendini yönlendirir. Aynı zamanda ellerini de penis etrafına sararak daha fazla uyarı sağlayabilir .Dikkat edilmesi gereken dişlerin penise acı veya zarar vermemesidir. Kadın partnerini bu şekilde boşaltabilir veya yeterli uyarı sağladıktan sonra cinsel ilişkinin başka biçimlerine geçebilirler. Kadın isterse erkeğin spermlerini yutabilir, erkekler bundan inanılmaz psikolojik haz duyarlar, sperm yutmakla hamile kalınmaz. Normal koşullarda sağlıklı bir erkekte sperm hastalık taşımaz.
Erkeğin kadın cinsel organını ağzıyla uyarması
Cunnilingus; latince cunnus - vulva (kadın da vajen dudakları) ve lingere yalamak anlamındadır.
Erkeğin kadın cinsel organlarını yalaması ve emmesi anlamında kullanılır .Kadının özellikle klitorisi öpmeye,yalamaya ve emmeye aşırı derecede duyarlıdır. Erkek kadının vajen girişini,vajen dudaklarını,klitorisi yalayarak onu uyarır,cinsel birleşmeye hazırlar veya bu şekilde boşaltabilir ,veya ilişki öncesi birkaç kez bu şekilde boşaltarak daha sonra ilişkiye girebilirler.Cinsel ilişkide erkeğin kadın boşalmadan boşaldığı durumlarda kadını bu şekilde boşaltabilir.ve erkek sertliğini kaybedip ilişkiye devam edemediği zamanlarda kadını bu şekilde rahatlatabilir.
Erkekte kadının nasıl hoşlandığını sorabilir ve ona göre yönlenebilir gene dikkat edilmesi gereken nokta dişlerin kadına zarar vermemesidir.
Vajene hava üflemek gibi şeylerde kadına ağrı veya acı verebilir.Uyarı sırasında kadının vajeninde ıslanma artmakta vajenden salgılanan sıvılar dışarı doğru gelmektedir, normalde bunlar zararsız ve mikrop taşımayan sıvılardır ve erkeğe yutması halinde dahi zarar vermez.
Oral seks öncesi kadını vajen daha temiz olsun diye vajen içinin sabunla yıkaması vajene zarar verebilir kayganlaşmayı zorlaştırır.
Normal yani akıntısı olmayan bir kadının kendine has bir vajen kokusu vardır, bu kokuya ''kasolet'' adı verilir ve bu koku erkeklere çekici ve cinsel uyarıcı gelir, bazı kadınlarsa tam tersini düşünür, erkeğin bundan rahatsız olacağı fikrine kapılırlar , bu gereksiz ve yersiz bir endişedir.Yapılmaması gereken bir şeyde o kısımlara sprey sıkmak veya parfüm sürmektir, hem oranın yapısını bozar hemde erkeğe acı bir tat verir.
Vajene bir şey sokulmadan yapılan oral seks bakirelerde kızlık zarına zarar vermez. Kadın adetliyken oral seks yapmanın bir zararı yoktur,eğer erkek bundan rahatsız olmuyorsa adet sırasında yapılan oral seksin ne kadına nede erkeğe zararı vardır. Her aydaki gebe kadına da oral seks yapmanın ne bebeğe nede çiftlere zararı yoktur, eğer düşük veya heyecanın doktor tarafından yasaklandığı özel bir durum yoksa tabi ki.
Kişiler oral sekste birbirlerine daha fazla zevk veren pozisyonları bulup geliştirebilirler. Karşılıklı yapılan oral seks halk arasında 69 diye de adlandırılır, 6 rakamını çiftlerden biri kabul ederseniz onun üstünde ki baş aşağı diğeri ise 9 olur ve buradan da 69 deyimi gelmektedir. Oral sekste en önemlisi karşılıklı istekle ve zorlama olmadan yapılmasıdır.
Etiketler:
Orgazm
Kadında Orgazm Olamama (Anorgazmi)
Anorgazmi (kadınlarda orgazm olamama), orgazma ulaşmayı hiç öğrenmemiş olma (preorgazmı veya primer anorgazmi) veya orgazm olabilme yeteneğini kaybetme (sekonder anorgazmi) şeklinde görülebilir. 25 yaşını bitirmiş kadınların % 10 unun orgazma ulaşmayı hiç öğrenmedikleri öne sürülmektedir.
Primer Anorgazmi (Preorgazmi)
Orgazm olmayı "öğrenme", batı dünyasında yaygın olan cinsel yasaklayıcı kültürlerin bir komplikasyonu sayılabilir. Kadınların çoğu, orgazm olabilmeyi güvenilir bir eşle, toplumca onaylanan güvenilir, emniyetli ve özel bir çevrede öğrenebilirler.
Bazı kadınlar, ilk cinsel deneyimlerinde orgazm olabildikleri hal-de bazıları da bunu hiçbir zaman gerçekleştiremezler. Kendi kendine veya arkadaşlarından görerek masturbasyon yapan okul öncesi kız çocukları da, preorgazmi terapi gruplarına katılan 70-80 yaşındaki kadınlar da, orgazm olmayı öğrenebilirler. Seks terapistleri, fizyolojik olarak orgazm olabilme yeteneği bulunmayan kadınların olduğuna inanmamaktadırlar. İlk kez orgazm olmayı öğrenmek, her istediğinde orgazm olabilmeyi öğrenebilmekten daha kolaydır.
Primer anorgazmisi olan kadınların bir kısmının, cinsel coşku düzeyleri pek yüksek değildir ve cinsel ilişkinin sadece "hoş" olduğunu düşünürler. Dokunulmak, öpülmek, okşanmak, ilgi çek-mek ve beğenilmek onlar için çoğu kez yeterlidir. Diğer taraftan, yüksek düzeyde cinsel tepki gösteren fakat orgazm olamayan kadınlarda bu durum büyük gerginlik yaratır. Emosyonel irritabilite, huzursuzluk ve vasküler genişlemeye bağlı pelvik ağrılar ortaya çıkabilir.
Orgazm varlığına veya yokluğuna ilişkin öykü alırken, önemli olan, kadının yüksek düzeyde cinsel gerginlik ve coşkudan sonra rahatlama ve gevşeme hissi duyup duymadığının sorulmasıdır. Orgazm tanımı bireylere göre çok değişkendir, bazı kadınlar bu de-neyimi tanımlayacak sözcük bulamazlar. Karakteristik olarak, yük-sek gerginliği izleyen rahatlama ve gevşeme orgazmın evrensel bir göstergesidir.
Orgazma ulaşamayan kadınlarda, aşağıdaki sorunlardan bir ve-ya birkaçı mevcuttur:
l-Sosyo kültürel yasaklamalar, "Sen yapmamalısın... Bu yasak-lamaların en azından bir bölümü, yoğunluğu farklı da olsa, evrenseldir. Bu sosyo kültürel yasaklamalar, öğretici olabilecek masturbasyon veya diğer şekil cinsel deneyimleri de engeller.
2-Bilgisizlik. Seks ve cinselliğe ilişkin bilgi eksikliği, normal cin-sel gelişmeyi önemli ölçüde engeller. Yaşamın hemen hemen tüm diğer konularında çocuklarımıza, bunları kullanabilecek duruma gelmeden çok önce, önemli ölçüde bilgi sağlarız. Buna karşılık geleneksel kültürel yapımızda, cinsel bilgisizlik, özellikle kadınlar için bir erdemdir. Neyse ki bu yapının yavaş da olsa değişmekte olduğunu görüyoruz.
3-Duyarlı, bilgili, sıcak, yaşamı seven bir kadının, nasıl olduğuna ilişkin yeterli rol modelinin bulunmayışı. Çoğu zaman böyle bir rol modeli olarak anne, teyze, abla seçilirse de bazı kızlar başka kadınları da alabilirler. Eğer uygun bir rol modeli yoksa, adolesan çağındaki kızların gelişimi önemli ölçü-de engellenir.
4-Aşırı dinsel inançlar. Din adamlarının önerilerinin ötesinde dinsel inançlar taşıyan kadın veya erkekler, cinsel açıdan da-ha az aktif olabilirler. Ancak, l00.000 kadın üzerinde yapılan Redbook araştırmasına göre, dini inançlarına daha bağlı olduklarını söyleyen kadınların, kendilerini Allah a inanmayan veya dinsiz olarak niteleyenlere göre cinsel açıdan daha aktif oldukları saptanmıştır. Bu nedenle cinsel fonksiyonları, dine bağlılığın değil, aşırı veya nörotik dinsel inançların olumsuz yönde etkilediği söylenebilir.
5-Güvenilir, emin, sosyal açıdan kabul edilebilir ve özel bir atmosferde, ödüllendirici ve destekleyici koşullarda deneyime girişme olanağını bulamama.
6-Eşin erken ejakülasyon sorunu olması (5. faktörle ilgili)
7-Eşin ereksiyon sorununun olması (5. faktörle ilgili)
Bu yedi faktör içinde en önemli olanlar ilk ikisidir.
Orgazm olmayı öğrenmek tek başına, bir eş ile birlikte, terapi grubunun bir üyesi olarak veya danışmanlık hizmetleri sonucunda, gerçekleştirilebilir. Eşin varlığı olmaksızın, kendi kendine stimülasyon, öğrenme sürecini büyük ölçüde kolaylaştırır. Kendi kendine stimülasyonu kabul etmeyenler ise, basınçlı bir su kaynağı veya vibrator kullanarak orgazm olmayı öğrenebilirler.
Sekonder Anorgazmi
Geçmişte orgazmik fonksiyonlar var iken, daha sonra bu yeteneğin kaybedilmesine sekonder anorgazmi denir. Orgazm olabilme yeteneğini yitiren kadınların çoğunda bir nedensel olay vardır. Bu olay alkolizm, depresyon, üzüntü, ilaçlar, hastalık, veya menopoza ilişkin östrojen azlığı olabilir. Neden, kadının cinsel değerler sistemini zedeleyen herhangi bir olay da olabilir.
Dikkatle soruşturulduğunda hemen her kadın, kendisinden, eşinden, ilişkilerinden ve cinsel etkileşimlerinden neler beklediğinin bilincindedir. Bunlar kabaca, biyofiziksel ve psikososyal gereksinimler olarak sınıflandırılabilir. Bu gereksinimler doyurulmadığı sürece kadın cinsel açıdan tepkisiz kalacaktır. Karşılanmamış bir gereksinimin farkına varılıp düzeltildiğinde sorun genellikle çözülür. Bu cinsel değerler sıcak, rahat ve özel bir yer gereksinimi kadar basit olabileceği gibi, güven, aşk, saygı ve içtenlik gereksinimi gibi, çok daha karmaşık olabilir.
Koşula Bağlı Anorgazmi
Bazı kadınlar, bazı özel durumlarda, orgazm oldukları halde, koşullar değiştiğinde orgazma ulaşamazlar. Çok sayıda kadın kendi kendine stimülasyon, eşinin elle veya oral stimulasyonu veya vibratör kullanarak orgazm olabildikleri halde, sadece penis-vajen ilişkisiyle orgazma ulaşamazlar (veya kadın, sadece belli bir eş ile orgazm olabilir). Bu gibi durumlar hastalık olarak ele alınmamalı, normal cinsel davranış sınırları içinde kalan bir varyasyon olarak kabul edilmelidir. Ancak kadın, bu cinsel davranışının değişmesini istiyorsa yardım önerilmelidir.
Bu tür yakınmaları olan kadınlar, tek başlarına veya eşleri ile birlikte, orgazm olmasını önleyen faktörlerin neler olduğunu belirlemeye çalışmalıdırlar. Bu faktörler yorgunluk, başka duygusal bozukluklar, cinsel ilişkide bulunmak istemediği halde zorlanma veya eğinin cinsel fonksiyon bozukluğu olabilir. Kadına, gereksinimlerini eğine daha iyi anlatması, sorunu nedeniyle endişelenmemesi, başarmaktan çok, duygularına önem vermesi ve istemli kas kasılmaalrını artırması öğütlenebilir.
Bu gibi insanlarda, "kadın üstte" olduğu pozisyonlar önerilebilir. Bu pozisyon klitorisin penis tarafından daha çok uyarılmasına ve kadının hareketlerini daha iyi kontrol edebilmesine olanak sağlar. Ayrıca, "köprüleme"de yararlı bir teknik olabilir.
"Köprüleme", başarılı olan cinsel uyarı tekniğinin, istenen teknikle birlikte kullanılarak vücuda, istenen teknikle orgazm gerçekleştirmenin öğretilmesidir. Örneğin, el stimulasyonu ile orgazm olduğu halde penis-vajen ilişkisinde bunu başaramayan kadınlara, düzenli olarak, bu iki tekniğin birlikte uygulanması önerilir. Bu eğitim süreci, çoğu kez bir yıldan uzun süre alır.
Raslantısal Anorgazmi
Bazı kadınlar, orgazm olabildikleri halde, orgazm sıklığını kendileri için yeterli düzeyde bulamayabilirler. Daha sık orgazm olabilmeyi isteyen bu kadınlar, genellikle gergin ve dikkatleri kolayca dağılabilen bir yapıya sahiptirler veya tepkilerini artıracak kas kasılmalarını kullanmazlar. Bu tip kadınlar, kontrollerini kaybetmekten, içgüdüleri ile hareket etmekten hoşlanmazlar. Yaşamlarının diğer alanlarında da kontrollü hareket etme isteği ön plandadır, çoğunlukla konularında uzman, saygın, çeşitli mesleki ve sosyal kurumlarda sorumluluk alabilen kadınlardır. Ev hanımı olarak titizdirler. Diğer taraftan, seksten çok fazla hoşlanmazlar. Terapi, cinsel duyguları her zaman kontrol etme gereksiniminden vazgeçmeye yönelmelidir.
Primer Anorgazmi (Preorgazmi)
Orgazm olmayı "öğrenme", batı dünyasında yaygın olan cinsel yasaklayıcı kültürlerin bir komplikasyonu sayılabilir. Kadınların çoğu, orgazm olabilmeyi güvenilir bir eşle, toplumca onaylanan güvenilir, emniyetli ve özel bir çevrede öğrenebilirler.
Bazı kadınlar, ilk cinsel deneyimlerinde orgazm olabildikleri hal-de bazıları da bunu hiçbir zaman gerçekleştiremezler. Kendi kendine veya arkadaşlarından görerek masturbasyon yapan okul öncesi kız çocukları da, preorgazmi terapi gruplarına katılan 70-80 yaşındaki kadınlar da, orgazm olmayı öğrenebilirler. Seks terapistleri, fizyolojik olarak orgazm olabilme yeteneği bulunmayan kadınların olduğuna inanmamaktadırlar. İlk kez orgazm olmayı öğrenmek, her istediğinde orgazm olabilmeyi öğrenebilmekten daha kolaydır.
Primer anorgazmisi olan kadınların bir kısmının, cinsel coşku düzeyleri pek yüksek değildir ve cinsel ilişkinin sadece "hoş" olduğunu düşünürler. Dokunulmak, öpülmek, okşanmak, ilgi çek-mek ve beğenilmek onlar için çoğu kez yeterlidir. Diğer taraftan, yüksek düzeyde cinsel tepki gösteren fakat orgazm olamayan kadınlarda bu durum büyük gerginlik yaratır. Emosyonel irritabilite, huzursuzluk ve vasküler genişlemeye bağlı pelvik ağrılar ortaya çıkabilir.
Orgazm varlığına veya yokluğuna ilişkin öykü alırken, önemli olan, kadının yüksek düzeyde cinsel gerginlik ve coşkudan sonra rahatlama ve gevşeme hissi duyup duymadığının sorulmasıdır. Orgazm tanımı bireylere göre çok değişkendir, bazı kadınlar bu de-neyimi tanımlayacak sözcük bulamazlar. Karakteristik olarak, yük-sek gerginliği izleyen rahatlama ve gevşeme orgazmın evrensel bir göstergesidir.
Orgazma ulaşamayan kadınlarda, aşağıdaki sorunlardan bir ve-ya birkaçı mevcuttur:
l-Sosyo kültürel yasaklamalar, "Sen yapmamalısın... Bu yasak-lamaların en azından bir bölümü, yoğunluğu farklı da olsa, evrenseldir. Bu sosyo kültürel yasaklamalar, öğretici olabilecek masturbasyon veya diğer şekil cinsel deneyimleri de engeller.
2-Bilgisizlik. Seks ve cinselliğe ilişkin bilgi eksikliği, normal cin-sel gelişmeyi önemli ölçüde engeller. Yaşamın hemen hemen tüm diğer konularında çocuklarımıza, bunları kullanabilecek duruma gelmeden çok önce, önemli ölçüde bilgi sağlarız. Buna karşılık geleneksel kültürel yapımızda, cinsel bilgisizlik, özellikle kadınlar için bir erdemdir. Neyse ki bu yapının yavaş da olsa değişmekte olduğunu görüyoruz.
3-Duyarlı, bilgili, sıcak, yaşamı seven bir kadının, nasıl olduğuna ilişkin yeterli rol modelinin bulunmayışı. Çoğu zaman böyle bir rol modeli olarak anne, teyze, abla seçilirse de bazı kızlar başka kadınları da alabilirler. Eğer uygun bir rol modeli yoksa, adolesan çağındaki kızların gelişimi önemli ölçü-de engellenir.
4-Aşırı dinsel inançlar. Din adamlarının önerilerinin ötesinde dinsel inançlar taşıyan kadın veya erkekler, cinsel açıdan da-ha az aktif olabilirler. Ancak, l00.000 kadın üzerinde yapılan Redbook araştırmasına göre, dini inançlarına daha bağlı olduklarını söyleyen kadınların, kendilerini Allah a inanmayan veya dinsiz olarak niteleyenlere göre cinsel açıdan daha aktif oldukları saptanmıştır. Bu nedenle cinsel fonksiyonları, dine bağlılığın değil, aşırı veya nörotik dinsel inançların olumsuz yönde etkilediği söylenebilir.
5-Güvenilir, emin, sosyal açıdan kabul edilebilir ve özel bir atmosferde, ödüllendirici ve destekleyici koşullarda deneyime girişme olanağını bulamama.
6-Eşin erken ejakülasyon sorunu olması (5. faktörle ilgili)
7-Eşin ereksiyon sorununun olması (5. faktörle ilgili)
Bu yedi faktör içinde en önemli olanlar ilk ikisidir.
Orgazm olmayı öğrenmek tek başına, bir eş ile birlikte, terapi grubunun bir üyesi olarak veya danışmanlık hizmetleri sonucunda, gerçekleştirilebilir. Eşin varlığı olmaksızın, kendi kendine stimülasyon, öğrenme sürecini büyük ölçüde kolaylaştırır. Kendi kendine stimülasyonu kabul etmeyenler ise, basınçlı bir su kaynağı veya vibrator kullanarak orgazm olmayı öğrenebilirler.
Sekonder Anorgazmi
Geçmişte orgazmik fonksiyonlar var iken, daha sonra bu yeteneğin kaybedilmesine sekonder anorgazmi denir. Orgazm olabilme yeteneğini yitiren kadınların çoğunda bir nedensel olay vardır. Bu olay alkolizm, depresyon, üzüntü, ilaçlar, hastalık, veya menopoza ilişkin östrojen azlığı olabilir. Neden, kadının cinsel değerler sistemini zedeleyen herhangi bir olay da olabilir.
Dikkatle soruşturulduğunda hemen her kadın, kendisinden, eşinden, ilişkilerinden ve cinsel etkileşimlerinden neler beklediğinin bilincindedir. Bunlar kabaca, biyofiziksel ve psikososyal gereksinimler olarak sınıflandırılabilir. Bu gereksinimler doyurulmadığı sürece kadın cinsel açıdan tepkisiz kalacaktır. Karşılanmamış bir gereksinimin farkına varılıp düzeltildiğinde sorun genellikle çözülür. Bu cinsel değerler sıcak, rahat ve özel bir yer gereksinimi kadar basit olabileceği gibi, güven, aşk, saygı ve içtenlik gereksinimi gibi, çok daha karmaşık olabilir.
Koşula Bağlı Anorgazmi
Bazı kadınlar, bazı özel durumlarda, orgazm oldukları halde, koşullar değiştiğinde orgazma ulaşamazlar. Çok sayıda kadın kendi kendine stimülasyon, eşinin elle veya oral stimulasyonu veya vibratör kullanarak orgazm olabildikleri halde, sadece penis-vajen ilişkisiyle orgazma ulaşamazlar (veya kadın, sadece belli bir eş ile orgazm olabilir). Bu gibi durumlar hastalık olarak ele alınmamalı, normal cinsel davranış sınırları içinde kalan bir varyasyon olarak kabul edilmelidir. Ancak kadın, bu cinsel davranışının değişmesini istiyorsa yardım önerilmelidir.
Bu tür yakınmaları olan kadınlar, tek başlarına veya eşleri ile birlikte, orgazm olmasını önleyen faktörlerin neler olduğunu belirlemeye çalışmalıdırlar. Bu faktörler yorgunluk, başka duygusal bozukluklar, cinsel ilişkide bulunmak istemediği halde zorlanma veya eğinin cinsel fonksiyon bozukluğu olabilir. Kadına, gereksinimlerini eğine daha iyi anlatması, sorunu nedeniyle endişelenmemesi, başarmaktan çok, duygularına önem vermesi ve istemli kas kasılmaalrını artırması öğütlenebilir.
Bu gibi insanlarda, "kadın üstte" olduğu pozisyonlar önerilebilir. Bu pozisyon klitorisin penis tarafından daha çok uyarılmasına ve kadının hareketlerini daha iyi kontrol edebilmesine olanak sağlar. Ayrıca, "köprüleme"de yararlı bir teknik olabilir.
"Köprüleme", başarılı olan cinsel uyarı tekniğinin, istenen teknikle birlikte kullanılarak vücuda, istenen teknikle orgazm gerçekleştirmenin öğretilmesidir. Örneğin, el stimulasyonu ile orgazm olduğu halde penis-vajen ilişkisinde bunu başaramayan kadınlara, düzenli olarak, bu iki tekniğin birlikte uygulanması önerilir. Bu eğitim süreci, çoğu kez bir yıldan uzun süre alır.
Raslantısal Anorgazmi
Bazı kadınlar, orgazm olabildikleri halde, orgazm sıklığını kendileri için yeterli düzeyde bulamayabilirler. Daha sık orgazm olabilmeyi isteyen bu kadınlar, genellikle gergin ve dikkatleri kolayca dağılabilen bir yapıya sahiptirler veya tepkilerini artıracak kas kasılmalarını kullanmazlar. Bu tip kadınlar, kontrollerini kaybetmekten, içgüdüleri ile hareket etmekten hoşlanmazlar. Yaşamlarının diğer alanlarında da kontrollü hareket etme isteği ön plandadır, çoğunlukla konularında uzman, saygın, çeşitli mesleki ve sosyal kurumlarda sorumluluk alabilen kadınlardır. Ev hanımı olarak titizdirler. Diğer taraftan, seksten çok fazla hoşlanmazlar. Terapi, cinsel duyguları her zaman kontrol etme gereksiniminden vazgeçmeye yönelmelidir.
Etiketler:
Cinsel Sorunlar,
Kadın Cinselliği,
Orgazm,
Orgazm olamama
Cinsel Birleşme Şekillerinin Mutluluktaki Yeri
Sadece insan denen yaratığın, cinsel temas sırasında değişik pozisyon uygulama yeteneği vardır. Eğer erkek ve kadın, sadece bir veya sınırlı sayıda pozisyon bilirlerse, cinsel hayatları zevksiz geçer. Değişik birleşme pozisyonları uzun evlilik hayatında bir zevk, bir değişiklik, canlandırıcı bir dinlenmedir.
Karşılıklı olarak birbirlerini cinsel bakımdan tatmin edemeyen kadın ve erkeğin evlilik hayatı hiçbir zaman için tam değildir.
Eşlerin şişmanlık veya hamilelik gibi sebepler yüzünden karı kocayı tatmin edici şekilde cinsel ilişkide bulunamamaları çok kere duyulmuştur.
Klasik Kadının Altta Olduğu Şekil:
Cinsel birleşme şekillerini öğrenmemiş ve ilk defa cinsel ilişkide bulunacak bir kadın, düşünmeden içten gelen bir davranışla sırt üstü yatacak ve kocasının üstüne çıkmasını bekleyecektir. Bu ilişki şekline normal ve erkek üstte adları da verilmektedir.
Daha önce gerdek konusunda genişçe izah edildiği gibi ön sevişme ve aşk fısıltılarından sonra birleşmeye hazır hale gelinince yani cinsel organlardan birleşmeyi kolaylaştırıcı sıvılar geldikten sonra birleşilmelidir. Erkek, vücut ağırlığını dizleri ve dirsekleri ile korumalı ve tamamen kadının üstüne yüklenmemelidir.
Bu birleşme şekli çocuk isteyen çiftler için önemlidir. Bu şekilde erkeğin spermleri vajinanın, yani dölyolunun dibinde birikir. Kısırlık tedavisi gören çitler bu şekilde birleşmeli. Cinsel birleşmeden sonra kadın yataktan kalkmamalı ve hatta kalçasının altına bir yastık yerleştirerek kalçasının yükselmesi sağlamalıdır. Bu şekilde dölyolunun dibinde biriken spermlerin döl yatağına girmeleri kolaylaşır.
Kadının Erkek Üzerinde Olduğu Şekil:
Eğer erkek kadına göre çok kilolu ve iri ise, kadının üstte olması onlara daha rahat bir cinsel birleşme imkanı sağlar.
Her şeklin kendine göre bir avantajı vardır. Bu şeklin iki avantajı da şunlardır: Kadın penisin durumunu istediği gibi ayarlayabilir ve klitorisi ile daima temasta kalmasını sağlar. Bu şekil, erkeğin erken boşalmasını önleyen ve kadının daha çabuk orgazma ulaşmasını sağlayan şekildir.
Ayrıca bu şekilde kadın üzerinde kocanın ağırlığını hissetmediğinden hareketlerinde daha serbest olur, klitorisini istediği gibi oynatarak orgazma kolaylıkla ulaşır. Bu şekil kadının erkeğinden kilo ve boy bakımından çok fark olduğu durumlarda özellikle tavsiye edilebilir. İster erkek, ister kadın üstte olsun, bu şekildeki cinsel ilişkilerde, taraflardan hiç biri bütün vücut ağırlığını eşine hissettirmemelidir. Ağırlığını dirsek ve dizleri ile hafifletmelidir.
Yan Yana Şekiller:
Yüzyüze veya arkadan cinsel organa yan yana şekilde ilişkiler; eşlerin kilolu, göbekli veya kadının hamile olduğunda uygulanan şekillerdir.
Bu şekiller, daha çok, kadının erkeğin ağırlığını üzerinde hissetmek istemediği hamilelik devresinin başlangıç ve ota devrelerinde tavsiye edilir.
Bu şekillerde kadın ve erkek yüzlerini birbirlerine veya kadın sırtını dönük olarak ve yan yatarak aşk oyununa dalarlar.
Kadının arkasından cinsel organa girmek isteyen erkeğin cinsel organ bölgesinin tümü, kadının kalçaları ile uyarıldığından erkek için çok tatmin edicidir. Erkeğin penisinin kadının en duyarlı yerleri olan anüsle rahim arasında sürtünmesinden ve vaginaya girmesinden kadın da haz duyar fakat orgazm olmayabilir. Erkek kadının orgazm ihtiyacını unutmamalıdır.
Bu pozisyonda ve diğer tüm pozisyonlarda ancak vaginaya girilmelidir. Anüse (büyük abdest yerine) girmek haramdır ve tıbben de zararlıdır. Cinsel organdan olmak şartıyla tüm pozisyonlar mubahtır yani dînen sakıncası yoktur. Aynı sorunlar Hz. Peygamber devrinde de yaşanmış ve Hz. Peygambere sorulunca şu ayeti kerime (Bakara: 223) nazil olmuştur: "Kadınlarınız sizin tarlanızdır. O halde tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın."
Cinsel Yaşam ve Mahremiyetleri - Asım UYSAL
Karşılıklı olarak birbirlerini cinsel bakımdan tatmin edemeyen kadın ve erkeğin evlilik hayatı hiçbir zaman için tam değildir.
Eşlerin şişmanlık veya hamilelik gibi sebepler yüzünden karı kocayı tatmin edici şekilde cinsel ilişkide bulunamamaları çok kere duyulmuştur.
Klasik Kadının Altta Olduğu Şekil:
Cinsel birleşme şekillerini öğrenmemiş ve ilk defa cinsel ilişkide bulunacak bir kadın, düşünmeden içten gelen bir davranışla sırt üstü yatacak ve kocasının üstüne çıkmasını bekleyecektir. Bu ilişki şekline normal ve erkek üstte adları da verilmektedir.
Daha önce gerdek konusunda genişçe izah edildiği gibi ön sevişme ve aşk fısıltılarından sonra birleşmeye hazır hale gelinince yani cinsel organlardan birleşmeyi kolaylaştırıcı sıvılar geldikten sonra birleşilmelidir. Erkek, vücut ağırlığını dizleri ve dirsekleri ile korumalı ve tamamen kadının üstüne yüklenmemelidir.
Bu birleşme şekli çocuk isteyen çiftler için önemlidir. Bu şekilde erkeğin spermleri vajinanın, yani dölyolunun dibinde birikir. Kısırlık tedavisi gören çitler bu şekilde birleşmeli. Cinsel birleşmeden sonra kadın yataktan kalkmamalı ve hatta kalçasının altına bir yastık yerleştirerek kalçasının yükselmesi sağlamalıdır. Bu şekilde dölyolunun dibinde biriken spermlerin döl yatağına girmeleri kolaylaşır.
Kadının Erkek Üzerinde Olduğu Şekil:
Eğer erkek kadına göre çok kilolu ve iri ise, kadının üstte olması onlara daha rahat bir cinsel birleşme imkanı sağlar.
Her şeklin kendine göre bir avantajı vardır. Bu şeklin iki avantajı da şunlardır: Kadın penisin durumunu istediği gibi ayarlayabilir ve klitorisi ile daima temasta kalmasını sağlar. Bu şekil, erkeğin erken boşalmasını önleyen ve kadının daha çabuk orgazma ulaşmasını sağlayan şekildir.
Ayrıca bu şekilde kadın üzerinde kocanın ağırlığını hissetmediğinden hareketlerinde daha serbest olur, klitorisini istediği gibi oynatarak orgazma kolaylıkla ulaşır. Bu şekil kadının erkeğinden kilo ve boy bakımından çok fark olduğu durumlarda özellikle tavsiye edilebilir. İster erkek, ister kadın üstte olsun, bu şekildeki cinsel ilişkilerde, taraflardan hiç biri bütün vücut ağırlığını eşine hissettirmemelidir. Ağırlığını dirsek ve dizleri ile hafifletmelidir.
Yan Yana Şekiller:
Yüzyüze veya arkadan cinsel organa yan yana şekilde ilişkiler; eşlerin kilolu, göbekli veya kadının hamile olduğunda uygulanan şekillerdir.
Bu şekiller, daha çok, kadının erkeğin ağırlığını üzerinde hissetmek istemediği hamilelik devresinin başlangıç ve ota devrelerinde tavsiye edilir.
Bu şekillerde kadın ve erkek yüzlerini birbirlerine veya kadın sırtını dönük olarak ve yan yatarak aşk oyununa dalarlar.
Kadının arkasından cinsel organa girmek isteyen erkeğin cinsel organ bölgesinin tümü, kadının kalçaları ile uyarıldığından erkek için çok tatmin edicidir. Erkeğin penisinin kadının en duyarlı yerleri olan anüsle rahim arasında sürtünmesinden ve vaginaya girmesinden kadın da haz duyar fakat orgazm olmayabilir. Erkek kadının orgazm ihtiyacını unutmamalıdır.
Bu pozisyonda ve diğer tüm pozisyonlarda ancak vaginaya girilmelidir. Anüse (büyük abdest yerine) girmek haramdır ve tıbben de zararlıdır. Cinsel organdan olmak şartıyla tüm pozisyonlar mubahtır yani dînen sakıncası yoktur. Aynı sorunlar Hz. Peygamber devrinde de yaşanmış ve Hz. Peygambere sorulunca şu ayeti kerime (Bakara: 223) nazil olmuştur: "Kadınlarınız sizin tarlanızdır. O halde tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın."
Cinsel Yaşam ve Mahremiyetleri - Asım UYSAL
Etiketler:
Orgazm
Cinsel Birleşme Şekillerinin Mutluluktaki Yeri
Sadece insan denen yaratığın, cinsel temas sırasında değişik pozisyon uygulama yeteneği vardır. Eğer erkek ve kadın, sadece bir veya sınırlı sayıda pozisyon bilirlerse, cinsel hayatları zevksiz geçer. Değişik birleşme pozisyonları uzun evlilik hayatında bir zevk, bir değişiklik, canlandırıcı bir dinlenmedir.
Karşılıklı olarak birbirlerini cinsel bakımdan tatmin edemeyen kadın ve erkeğin evlilik hayatı hiçbir zaman için tam değildir.
Eşlerin şişmanlık veya hamilelik gibi sebepler yüzünden karı kocayı tatmin edici şekilde cinsel ilişkide bulunamamaları çok kere duyulmuştur.
Klasik Kadının Altta Olduğu Şekil:
Cinsel birleşme şekillerini öğrenmemiş ve ilk defa cinsel ilişkide bulunacak bir kadın, düşünmeden içten gelen bir davranışla sırt üstü yatacak ve kocasının üstüne çıkmasını bekleyecektir. Bu ilişki şekline normal ve erkek üstte adları da verilmektedir.
Daha önce gerdek konusunda genişçe izah edildiği gibi ön sevişme ve aşk fısıltılarından sonra birleşmeye hazır hale gelinince yani cinsel organlardan birleşmeyi kolaylaştırıcı sıvılar geldikten sonra birleşilmelidir. Erkek, vücut ağırlığını dizleri ve dirsekleri ile korumalı ve tamamen kadının üstüne yüklenmemelidir.
Bu birleşme şekli çocuk isteyen çiftler için önemlidir. Bu şekilde erkeğin spermleri vajinanın, yani dölyolunun dibinde birikir. Kısırlık tedavisi gören çitler bu şekilde birleşmeli. Cinsel birleşmeden sonra kadın yataktan kalkmamalı ve hatta kalçasının altına bir yastık yerleştirerek kalçasının yükselmesi sağlamalıdır. Bu şekilde dölyolunun dibinde biriken spermlerin döl yatağına girmeleri kolaylaşır.
Kadının Erkek Üzerinde Olduğu Şekil:
Eğer erkek kadına göre çok kilolu ve iri ise, kadının üstte olması onlara daha rahat bir cinsel birleşme imkanı sağlar.
Her şeklin kendine göre bir avantajı vardır. Bu şeklin iki avantajı da şunlardır: Kadın penisin durumunu istediği gibi ayarlayabilir ve klitorisi ile daima temasta kalmasını sağlar. Bu şekil, erkeğin erken boşalmasını önleyen ve kadının daha çabuk orgazma ulaşmasını sağlayan şekildir.
Ayrıca bu şekilde kadın üzerinde kocanın ağırlığını hissetmediğinden hareketlerinde daha serbest olur, klitorisini istediği gibi oynatarak orgazma kolaylıkla ulaşır. Bu şekil kadının erkeğinden kilo ve boy bakımından çok fark olduğu durumlarda özellikle tavsiye edilebilir. İster erkek, ister kadın üstte olsun, bu şekildeki cinsel ilişkilerde, taraflardan hiç biri bütün vücut ağırlığını eşine hissettirmemelidir. Ağırlığını dirsek ve dizleri ile hafifletmelidir.
Yan Yana Şekiller:
Yüzyüze veya arkadan cinsel organa yan yana şekilde ilişkiler; eşlerin kilolu, göbekli veya kadının hamile olduğunda uygulanan şekillerdir.
Bu şekiller, daha çok, kadının erkeğin ağırlığını üzerinde hissetmek istemediği hamilelik devresinin başlangıç ve ota devrelerinde tavsiye edilir.
Bu şekillerde kadın ve erkek yüzlerini birbirlerine veya kadın sırtını dönük olarak ve yan yatarak aşk oyununa dalarlar.
Kadının arkasından cinsel organa girmek isteyen erkeğin cinsel organ bölgesinin tümü, kadının kalçaları ile uyarıldığından erkek için çok tatmin edicidir. Erkeğin penisinin kadının en duyarlı yerleri olan anüsle rahim arasında sürtünmesinden ve vaginaya girmesinden kadın da haz duyar fakat orgazm olmayabilir. Erkek kadının orgazm ihtiyacını unutmamalıdır.
Bu pozisyonda ve diğer tüm pozisyonlarda ancak vaginaya girilmelidir. Anüse (büyük abdest yerine) girmek haramdır ve tıbben de zararlıdır. Cinsel organdan olmak şartıyla tüm pozisyonlar mubahtır yani dînen sakıncası yoktur. Aynı sorunlar Hz. Peygamber devrinde de yaşanmış ve Hz. Peygambere sorulunca şu ayeti kerime (Bakara: 223) nazil olmuştur: "Kadınlarınız sizin tarlanızdır. O halde tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın."
Cinsel Yaşam ve Mahremiyetleri - Asım UYSAL
Karşılıklı olarak birbirlerini cinsel bakımdan tatmin edemeyen kadın ve erkeğin evlilik hayatı hiçbir zaman için tam değildir.
Eşlerin şişmanlık veya hamilelik gibi sebepler yüzünden karı kocayı tatmin edici şekilde cinsel ilişkide bulunamamaları çok kere duyulmuştur.
Klasik Kadının Altta Olduğu Şekil:
Cinsel birleşme şekillerini öğrenmemiş ve ilk defa cinsel ilişkide bulunacak bir kadın, düşünmeden içten gelen bir davranışla sırt üstü yatacak ve kocasının üstüne çıkmasını bekleyecektir. Bu ilişki şekline normal ve erkek üstte adları da verilmektedir.
Daha önce gerdek konusunda genişçe izah edildiği gibi ön sevişme ve aşk fısıltılarından sonra birleşmeye hazır hale gelinince yani cinsel organlardan birleşmeyi kolaylaştırıcı sıvılar geldikten sonra birleşilmelidir. Erkek, vücut ağırlığını dizleri ve dirsekleri ile korumalı ve tamamen kadının üstüne yüklenmemelidir.
Bu birleşme şekli çocuk isteyen çiftler için önemlidir. Bu şekilde erkeğin spermleri vajinanın, yani dölyolunun dibinde birikir. Kısırlık tedavisi gören çitler bu şekilde birleşmeli. Cinsel birleşmeden sonra kadın yataktan kalkmamalı ve hatta kalçasının altına bir yastık yerleştirerek kalçasının yükselmesi sağlamalıdır. Bu şekilde dölyolunun dibinde biriken spermlerin döl yatağına girmeleri kolaylaşır.
Kadının Erkek Üzerinde Olduğu Şekil:
Eğer erkek kadına göre çok kilolu ve iri ise, kadının üstte olması onlara daha rahat bir cinsel birleşme imkanı sağlar.
Her şeklin kendine göre bir avantajı vardır. Bu şeklin iki avantajı da şunlardır: Kadın penisin durumunu istediği gibi ayarlayabilir ve klitorisi ile daima temasta kalmasını sağlar. Bu şekil, erkeğin erken boşalmasını önleyen ve kadının daha çabuk orgazma ulaşmasını sağlayan şekildir.
Ayrıca bu şekilde kadın üzerinde kocanın ağırlığını hissetmediğinden hareketlerinde daha serbest olur, klitorisini istediği gibi oynatarak orgazma kolaylıkla ulaşır. Bu şekil kadının erkeğinden kilo ve boy bakımından çok fark olduğu durumlarda özellikle tavsiye edilebilir. İster erkek, ister kadın üstte olsun, bu şekildeki cinsel ilişkilerde, taraflardan hiç biri bütün vücut ağırlığını eşine hissettirmemelidir. Ağırlığını dirsek ve dizleri ile hafifletmelidir.
Yan Yana Şekiller:
Yüzyüze veya arkadan cinsel organa yan yana şekilde ilişkiler; eşlerin kilolu, göbekli veya kadının hamile olduğunda uygulanan şekillerdir.
Bu şekiller, daha çok, kadının erkeğin ağırlığını üzerinde hissetmek istemediği hamilelik devresinin başlangıç ve ota devrelerinde tavsiye edilir.
Bu şekillerde kadın ve erkek yüzlerini birbirlerine veya kadın sırtını dönük olarak ve yan yatarak aşk oyununa dalarlar.
Kadının arkasından cinsel organa girmek isteyen erkeğin cinsel organ bölgesinin tümü, kadının kalçaları ile uyarıldığından erkek için çok tatmin edicidir. Erkeğin penisinin kadının en duyarlı yerleri olan anüsle rahim arasında sürtünmesinden ve vaginaya girmesinden kadın da haz duyar fakat orgazm olmayabilir. Erkek kadının orgazm ihtiyacını unutmamalıdır.
Bu pozisyonda ve diğer tüm pozisyonlarda ancak vaginaya girilmelidir. Anüse (büyük abdest yerine) girmek haramdır ve tıbben de zararlıdır. Cinsel organdan olmak şartıyla tüm pozisyonlar mubahtır yani dînen sakıncası yoktur. Aynı sorunlar Hz. Peygamber devrinde de yaşanmış ve Hz. Peygambere sorulunca şu ayeti kerime (Bakara: 223) nazil olmuştur: "Kadınlarınız sizin tarlanızdır. O halde tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın."
Cinsel Yaşam ve Mahremiyetleri - Asım UYSAL
Etiketler:
Orgazm
Birlikte Orgazm Olmak
Orgazm, uzun süreli cinsel uyarı sonucunda ulaşılan ve kişiye zevk veren fizyolojik ve psikolojik durumdur. Orgazm cinsel deneyimin en üst düzeyidir. Bu durum, genellikle erkeklerde cinsel boşalma; her iki cinste de kızarma, nefes ve kalp hızının artması, istemsiz kasılmalar gibi fiziksel etkilerle beraber görülür. Orgazma cinsel ilişki ya da mastürbasyon ile ulaşılabilir. Orgazm durumu 10 ile 20 saniye arası kadar sürer. Ama kullanılan bazı ilaç ve kremlerle bu sure uzatılabilir. Kadınlar, erkeklerden daha geç orgazma ulaşmalarına karşın eğer gerekli uyarı verilirse erkeklerden daha kapsamlı (şiddetli) orgazm durumları yaşayabilmektedirler.Orgazm sonrasında her iki cinste de salgılanan Seratonin hormonu mutluluk vericidir ve bu deneyimin iyi hatırlanmasında etkilidir.
Beyindeki seksüel uyarı görme, dokunma, işitme, koklama gibi duyusal faktörlerle veya yalnızca düşünce (cinsel fantezi) ile başlayabilir. Beyin ve vücut seksüel uyarılmayı ayrı ayrı başarabilmelerine rağmen, orgazm ancak bunların bir arada hareket etmeleri ile gerçekleşebilir.Cinsel ilişki şekilleri de tabi ki birlikte orgazm için önemlidir.
Kadınların ve erkeklerin cinsel yanıtlarının fizyolojisinde bazı farklılıklar vardır. Genellikle erkekler daha çabuk, kadınlar daha yavaş uyarılırlar. Yaşları ilerledikçe erkeklerin uyarılması biraz uzar, kadınlar ise yaşları ve cinsel deneyimleri arttıkça daha hızlı uyarılmaya başlarlar. Çoğu erkek için en uyarıcı durum, cinsel birleşmedir. Kadın orgazmının tetiğini çeken klitoris ise, cinsel birleşme sırasında uyarılmaya uygun bir yerde ve konumda değildir.
Bu nedenle de cinsel birleşme sırasındaki dolaylı cinsel uyarılar, çoğu kadının orgazm olması için yeterli olmaz. Birçok kadının orgazmı için, cinsel birleşmeden önce klitorisin doğrudan uyarılması, bazı kadınlar için de cinsel birleşme sırasında da klitorisin doğrudan uyarılmasının sürdürülmesi gerekir. Elbette, iki insan arasındaki cinsellik, fizyolojik özelliklerin çok ötesinde birçok faktörden etkilenir. Ancak cinsel davranışlar sonucunda oluşan cinsel yanıtlar, fizyolojik temele dayalıdır. Cinsel ilişkiyi, sevişmeyi, bedensel fizyolojiyi, kişisel durum kadar cinsel eşle genel ilişki de etkiler.
Birçok kişi, birçok çift, iyi bir cinsel ilişkide eşlerin mutlaka birlikte orgazm olmaları gerektiğine inanır. Oysa, kadın ve erkek cinsel yanıtlarının fizyolojik farklılığı, kişilerin orgazm olacakları anı tam olarak belirleyememeleri, birbirlerinin yanıtlarını tam olarak ve anında bilememeleri gibi birçok nedenle, çiftler nadiren aynı anda orgazm olurlar.
Ancak birbirlerini çok iyi tanıyan çiftler, arada bir birlikte, aynı anda orgazm olur. Ayrıca birlikte orgazm olmak, iyi bir cinsel ilişki için zorunlu ya da daha çok zevk almak için gerekli de değildir. Ama birlikte orgazm olmanın mutlaka gerekli olduğu düşüncesi, birçok insanın kendi cinsel ilişkilerinden hoşnutsuz olmasına neden olur. Birçok çift cinsel yaşamlarını bu yanlış inanış yüzünden doyumsuz olarak değerlendirebilir.
Orgazm olma anında bir kişinin, kendisinin veya cinsel eşinin davranışlarını, cinsel yanıtlarını izlemesi pek de kolay değildir. Dolayısıyla bir yandan orgazm olurken, bir yandan cinsel eşin orgazmından ayrı bir keyif almamız da pek söz konusu olamaz.
Aynı anda orgazm olma beklentisi nedeniyle, kendinin ve cinsel eşin cinsel yanıtlarıyla gereğinden fazla ilgilenmesi, cinsel ilişki şekilleri ne önem vermemesi sevişmenin keyfini kaçırabilir sevişmenin gözlemcisi haline getirebilir, hem de birlikte olması hedeflenen orgazmı kişisel olarak da yok edebilir.
İki insan arasındaki cinsellik, fizyolojik yanıtlar temelinde gelişen, çok boyutlu ve keyifli bir süreçtir. Gerçek dışı beklentiler ve yanlış inanışlar, cinsel doyumumuzu olumsuz etkilemekten başka bir işe yaramazlar.
Beyindeki seksüel uyarı görme, dokunma, işitme, koklama gibi duyusal faktörlerle veya yalnızca düşünce (cinsel fantezi) ile başlayabilir. Beyin ve vücut seksüel uyarılmayı ayrı ayrı başarabilmelerine rağmen, orgazm ancak bunların bir arada hareket etmeleri ile gerçekleşebilir.Cinsel ilişki şekilleri de tabi ki birlikte orgazm için önemlidir.
Kadınların ve erkeklerin cinsel yanıtlarının fizyolojisinde bazı farklılıklar vardır. Genellikle erkekler daha çabuk, kadınlar daha yavaş uyarılırlar. Yaşları ilerledikçe erkeklerin uyarılması biraz uzar, kadınlar ise yaşları ve cinsel deneyimleri arttıkça daha hızlı uyarılmaya başlarlar. Çoğu erkek için en uyarıcı durum, cinsel birleşmedir. Kadın orgazmının tetiğini çeken klitoris ise, cinsel birleşme sırasında uyarılmaya uygun bir yerde ve konumda değildir.
Bu nedenle de cinsel birleşme sırasındaki dolaylı cinsel uyarılar, çoğu kadının orgazm olması için yeterli olmaz. Birçok kadının orgazmı için, cinsel birleşmeden önce klitorisin doğrudan uyarılması, bazı kadınlar için de cinsel birleşme sırasında da klitorisin doğrudan uyarılmasının sürdürülmesi gerekir. Elbette, iki insan arasındaki cinsellik, fizyolojik özelliklerin çok ötesinde birçok faktörden etkilenir. Ancak cinsel davranışlar sonucunda oluşan cinsel yanıtlar, fizyolojik temele dayalıdır. Cinsel ilişkiyi, sevişmeyi, bedensel fizyolojiyi, kişisel durum kadar cinsel eşle genel ilişki de etkiler.
Birçok kişi, birçok çift, iyi bir cinsel ilişkide eşlerin mutlaka birlikte orgazm olmaları gerektiğine inanır. Oysa, kadın ve erkek cinsel yanıtlarının fizyolojik farklılığı, kişilerin orgazm olacakları anı tam olarak belirleyememeleri, birbirlerinin yanıtlarını tam olarak ve anında bilememeleri gibi birçok nedenle, çiftler nadiren aynı anda orgazm olurlar.
Ancak birbirlerini çok iyi tanıyan çiftler, arada bir birlikte, aynı anda orgazm olur. Ayrıca birlikte orgazm olmak, iyi bir cinsel ilişki için zorunlu ya da daha çok zevk almak için gerekli de değildir. Ama birlikte orgazm olmanın mutlaka gerekli olduğu düşüncesi, birçok insanın kendi cinsel ilişkilerinden hoşnutsuz olmasına neden olur. Birçok çift cinsel yaşamlarını bu yanlış inanış yüzünden doyumsuz olarak değerlendirebilir.
Orgazm olma anında bir kişinin, kendisinin veya cinsel eşinin davranışlarını, cinsel yanıtlarını izlemesi pek de kolay değildir. Dolayısıyla bir yandan orgazm olurken, bir yandan cinsel eşin orgazmından ayrı bir keyif almamız da pek söz konusu olamaz.
Aynı anda orgazm olma beklentisi nedeniyle, kendinin ve cinsel eşin cinsel yanıtlarıyla gereğinden fazla ilgilenmesi, cinsel ilişki şekilleri ne önem vermemesi sevişmenin keyfini kaçırabilir sevişmenin gözlemcisi haline getirebilir, hem de birlikte olması hedeflenen orgazmı kişisel olarak da yok edebilir.
İki insan arasındaki cinsellik, fizyolojik yanıtlar temelinde gelişen, çok boyutlu ve keyifli bir süreçtir. Gerçek dışı beklentiler ve yanlış inanışlar, cinsel doyumumuzu olumsuz etkilemekten başka bir işe yaramazlar.
Etiketler:
Orgazm
Orgazm Olmak (Cinsel Doyum)
Kadın ve erkeğin cinsel ilişki sırasında birlikte ya da her biri ayrı ayrı duyumsadıkları gerilimin doruk noktaya ulaşıp tüm bedeni kaplayan haz duygularıyla çalkalanmasına orgazm denir.
Orgazm durumları, eşleri fiziksel açıdan rahatlattığı gibi ruhsal açıdan da sağlıklı kılar.
Cinsel Tepki Evreleri
Kadın ya da erkek, cinsel istek heyecanına tam manasıyla kapılmış durumdayken, bir tür cinsel faaliyetle boşalma yolu arar. Hangi aktiviteyi gerçekleştireceği, içinde bulunduğu imkanlara bağlıdır.
Seçimi ne olursa olsun, kadın ve erkekte vücudun gösterdiği tepki hep aynı yolu izler. Cinsel tepkilerin karşı cinsle cinsel bütünleşmesi ya da kendini tatminden kaynaklanması, fizyolojik açıdan farklılık getirmez. Sadece ruhsal açıdan değişik duyumlar alır.
Cinsel tepkiler insandan insana değişir. Örneğin bir kadın daha aşk oyunlarının başlangıcında bile çok büyük hazlar elde ederek yükselmeye başlayıp boşalabilirken, bir başka kadın saatlerce süren okşama ve dokunmalar karşısında hislenemeyebilir.
Cinsel tepkiler birkaç evreye ayrılarak gözlenebilir. Bunları heyecanlanma, düzlük, orgazm ve geri dönüş olarak tanımlayabiliriz.
Heyecanlanma
Erkeklerde cinsel heyecanlanmanın göstergesi, ereksiyon yani penisin sertleşmesidir. Bu organın içindeki süngerimsi doku heyecan nedeniyle kanla dolduğundan penisin sertleşmesi, uzaması, kalınlaşması ve dikleşmesi mümkün olur.
Kadında ise cinsel heyecanlanmanın en belirgin göstergesi, dölyolunun ıslanmasıdır. Etkili uyarım sonucu dölyolu duvarları berrak ve kaygan bir sıvı salgılar. Bu sıvı cinsel birleşmeye hazırlık olarak kısa sürede tüm dölyolunu kaplar. Eğer bu sıvılanma durumu olmasaydı, erkeğin organı kadınınkine kolayca giremezdi ve dolayısıyle her iki taraf da zevk yerine acı duyardı.
Orgazm: Kadın ile erkeğin cinsel tatmininde önemli bir nokta da orgazm olayıdır. Yani her iki cinsin cinsel doyuma ulaşıp ulaşamamaları önemlidir. Erkek yukarıdaki şartlara göre haftada birkaç kez orgazm olabilirse de kadın, bir ilişkide orgazm olduktan sonra bile kısa sürede tekrar tekrar uyarılabilir ve orgazmlar tekrarlıyabilir. Erkek için bu mümkün değildir. Erkeğin tekrar uyarılabilmesi için yani yeniden orgazm olabilmesi için en asgari birkaç saatin geçmesi gereklidir. Bunun dışında bir sayı erkek için sağlık yönünden sakıncalıdır. Durumun vehametine göre erken ölüm bile sözkonusudur.
Kadın, cinsel ilişkide doyuma geç ulaşır ve geç çözülür. Bir süre zevkin zirvesinde kalabilir. Erkek ise cinsel doyuma çabuk ulaşır ve çabuk çözülür. Erkek kendisinin orgazm olmasını geciktirebilirse bu çok iyi bir hal olur. Bu sürede eşinin birkaç kez orgazm olmasını sağlıyabilir. Kendisi daha sonra doyuma ulaşabilir. Erkek orgazm olmadıkça bir cinsel ilişki periyodunda penisi sertliğini korur. Kısa sürelerle sertlik kaybolsa bile kısa aralardan sonra sertlik tekrar görülür. Bu şekilde eşini yeterince mutlu edebilir. Bu, herşeyden önce, erkeğin cinsel küitürüne ve iradesini kullanmasına bağlıdır.
"Aşk, bir dakika sevmek bir ömür." sözü daima hatırda tutulmalıdır. Cinsel ilişki olayı, gerçekte sevgi olayının zirve noktasıdır. Aşk, sevgi varsa cinsel ilişkiler önem ve değer kazanır.
Eşler, "acaba ben eşimi nasıl tatmin edebilirim?" diye kafa yormalıdırlar. Biri aktif, diğeri pasif değil, ikisi de aktif olmalıdır. Cinsel mutluluğu etkileyen temiz ve güzel giyim, çevre, psiko-sosyal durumlar ve temizliğe çok dikkat etmelidir.
Çocuklar, Anne Babalarının Cinsel Yaşantılarından Etkilenir Mi?
Ana babasının cinsel ilişkisine tanık olan her çocuk korkar. Babalarının annelerinin canını yakmasından korkarlar. (Bazen de annelerinin babalarının canını yaktığını düşünebilirler.) Cinsel ilişki sırasında can yandığı korkusu yetişkinlik yaşamına da taşınır. Cinsel birleşme yaparsa cinsel organına zarar vereceğini düşünür. Bazı çocuklar cinsel birleşmeye tanık olmasa da ana-babasının yatak odasının kapısından ya da duvarından geçen sesleri duyabilir. Bu durumda da yine cinsel birleşme onda korku oluşturur. Onun için çocuklarla anne babanın aynı odada yatmaları sakıncalıdır. Bilhassa cinsel ilişki esnasında çok dikkatli olmalı.
Orgazm Sırasında Cinsel Organlardaki Değişimler:
A- Kadında Orgazm Sırasında Neler Olur?
Kadından kadına ve bir durumdan diğerine göre farklı olabilir. Genellikle zevkin doruk noktasına gelindiğinde, geniş ölçüde kontrol edilemeyen ve klitoris üzerinden vajinaya, rahime, perine ve anüs bölgelerine ve çoğu kez de tüm beden üzerine yayılan ritmik kas kasılmaları kendini gösterir. Vajina, ön kısmın üçte birlik bölümünde zevk dolu bir şekilde kasılarak daralır ve bu bazen de vulvaya ve döl yatağına kadar artar. Beyin dalgaları karakteristik bir şekilde değişir (derin gevşeme ve hipnozda olduğu türde dalgalar); kalp hızı artar ya da bir ritmik vuruş eksik yapar, yüz ifadesi de çoğu zaman istem dışı değişir.
Bilinç ise o an "tam anlamıyla yerinde" veya "silinmiş gibi" olabilir. Bazı kadınların aynı zamanda yoğun bir renk duyarlılıkları olur, bazısı gözlerini kapar, derin derin nefes verir, sesler çıkartır; başkası ise zevk dolu boşalmanın tadını sessizce çıkartır. Orgazmın her biri sadece birkaç saniye sürer, azami olarak yarım dakika. Orgazm sonrası belli bir süre dinlenmesi gereken erkeklerin aksine kadınlar orgazmı kısa zaman aralıklarında, arda arda yaşayabilirler. Ancak bu daha çok dış ve iç şartlara bağlıdır ve bir tek orgazmda olduğu gibi, zorla meydana getirilemez.
Cinsel zevk, bedenbenlik ve ruh arasındaki komplike yapıdır. Hiçbir suretle mekanik işlemez ve her defasında şekil değiştirebilir.
Önce Kadın Vücudundaki Değişimleri Ele Alalım: Birleşme sırasında kadının vajinasını çevreleyen kaslar gerilerek vajina ağzını daraltır.
Bu daralış penisin girişine engel olma hissi oluştursa da oluşan gerilim girişe tam bir engel meydana getirmez. Penisin vajina içine kayışına bu sırada artan vulva salgıları da yardım ederler. Giriş tam anlamıyla olduktan sonra penis, vajinanın kasları ve sıcaklığı ile temas eder.
Bu faktörler penisin ereksiyon (sertleşme) halini artırırlar. Bundan sonra doğal kronik hareketler başlar. Bu anda penis ve vajinayı örten mukozanın zedelenmemesi için collum guddelerinin ve vajinanın salgısı artar. Vajinanın etrafını saran kaslarda birden gerilerek penisi sıkar.
Penis derisinin vajina mukozası ile bu sıkı teması sonucu, sperm boşalır. Vajina çok daraldığı için içine dökülen sperm rahim ağzının önünde birikir, vajina girintilerinde birikmesi önlenmiş olur.
Vajinayı çevreleyen kasların çalışması iradeye tabidir. Fakat asıl çalışma çok defa bilinçsizce olanıdır. Kadının bünyesine, sinirlerin ve bu adalelerin iyi çalışmasına, birleşmenin fazla veya az yapılmış olmasına, kadının çok veya az veya hiç doğurmamış olmasına bağlıdır.
Kadının heyecanlanma evresi sırasında dölyolu uzunluğunun içte kalan üçte iki bölümü boydan boya enine büyüme gösterir. Kadının cinsiyet organlarından olan dış dudakları doğum yapmayan kadınlarda cinsel heyecanla birlikte düzleşip ortaya çıkar.
Doğum yapmış kadınlarda ise biraz daha fazla genişleyerek yine döl yolu girişini açığa çıkarır. İç dudaklar da tüm kadınlarda belirgin bir biçimde şişer ve koyu kırmızı bir renk alır.
Erkeğin penisinde olduğu gibi, kadının klitorisinde de dokuların kanla dolması sonucu büyüme ve sertleşme olur. Bu suretle bu organ aşağı doğru gelerek penis ile temas eder. Böylece kadında cinsel uyarım artar. Bu arada kadının dölyatağı da büyür. Yerinden daha yukarı doğru çekilerek dölyolunun uzamasını sağlar.
Cinsel heyecanlanma, kadınlarda da erkeklerde de göğüs uçlarının dikleşmesi ve sertleşmesini sağlar ve daha duyarlı olurlar.
Erkekte Meydana Gelen Değişimler: Seksüel merkez dimağda (beyinde) bulunur. Bir kadınla temas edildiği, erotik yazılar okunduğu, cinsel arzuyu etkileyecek şeyler seyredildiği veya konuşulduğu zaman cinsel duyu artar. Bu suretle harekete geçen beyin merkezi, bel kısmına isabet eden bölgedeki ereksiyon (penisin sertleşmesi) merkezine uyarı göndererek onu harekete geçirir. Ereksiyon merkezi damarları genişleten sinirler aracılığıyla bu kez penisi uyarır. Bunun sonucu olarak penis kanla dolar.
Penis sönük olduğu zaman da kendini besliyecek kadar kana sahiptir. Ereksiyon merkezinde uyarı gelince damarlardaki kan miktarında artma olur. Penisteki süngersi doku kanla dolar. Birleşme sırasında vajina ile temas eden penisten çıkan sinirler ereksiyon merkezini uyarımla bu merkezin faaliyetini arttırırlar. Penisin etrafını saran kaslar yeni uyarımlarla sıkışır, ereksiyon kuvvetlenir.
Düzlük
Düzlük, heyecandan orgazma kadar uzanan yükselme düzeyine denir.
Cinsel gerilimin artmasıyla tüm bedende adale gerilmeleri, nabız atışı hızlanmaları, kan basıncının yükselmesi, soluk alıp verme sıklaşması hissedilir.
Kadında dölyolunun iç kısmının eni ve boyunda hafif büyüme görülür. Dışa yakın olan bölüm kan hücumuna uğrar. Bunun sonucu olarak ilk heyecanlanma evresinde biraz genişlemiş olan bu kısım, erkeğin cinsel organını iyice kavrayabilmek amacına yönelik olarak yüzde 33 oranında daralır.
Bu evrede dış dudaklarda fazla bir değişikliğin görülmemesine karşın iç dudakların rengi koyulaşmayı sürdürür. Bu da artık orgazmın iyice yaklaşmakta olduğuna işarettir.
Orgazm: Orgazm, "şehvetli heyecan" anlamına gelen "orgazmos" sözcüğünden gelmekte olup cinsel heyecanın en üst noktasında ansızın geliveren adale ve sinir gerilimi boşalmasıdır. Bu olay kadında olsun erkekte olsun değişik olmayıp her iki cinsin de tadabileceği en yoğun hazdır.
Orgazm, sadece bir kaç saniye sürer ve tüm vücudu saran ve sarsan bir dizi kasılmalar halinde ya da nöbet biçiminde algılanır.
Orgazmın ardından tüm vücutta sonsuz huzur veren bir rahatlama, bir gevşeme hissedilir.
Erkeklerde orgazm sırasında meni boşalması da olur, Kadınlarda ancak kadının kendisinin hissettiği boşalım diyebileceğimiz bir sıcaklığın cinsellik organında hissedilmesi söz konusudur.
Erkekler genç yaşlardaki ilişkileri sırasında birkaç kez orgazma ulaşabilir, dolayısıyla boşalma sağlayabilir. Buna karşılık kadınlar birkaç yönden orgazma ulaşabilirler. Bazı kadınlarda orgazm kısa süreli ve hafiftir. Bazılarındaysa şiddetli ve uzun olur. Aynı kadın değişik durumlarda birbirinden oldukça farklı orgazmlar tadabilir.
İlk birleşmeden önce oldukça soğuk görünen kadınların zamanla arzularında birden artma gözlenir. İlk birleşmede uzun süren bir sevişme sonucu orgazma ulaştığı halde bundan sonra daha kısa zamanda orgazma ulaşır.
B- Orgazm, Erkeklerde Nasıl Oluyor?
Erkeklerde orgazm, cinsel bez yollarının ve yan organların, idrar yolunun, penisin tabanındaki adalelerin ve penisin irade dışı ritmik kasılmalarıyla başlar.
İlk üç dört güçlü kasılma bir saniyeden daha az zamanda olur. Daha sonra kasılmaların arası uzar. Bu kasılmalar sonucu birikmiş olan meni idrar yolundan dışarıya doğru birkaç kısa fışkırmayla çıkar.
Meni kimi zaman oldukça uzun mesafeye fışkırabilir. Kimi zaman da yavaşça dışarıya doğru sızar. Menin dışarıya çıkış şeklinin, bir erkeğin cinsel güçlülük ya da güçsüzlükle ilgisi yoktur. Hızlı fışkırma ya da yavaş sızma birikimin yoğunluğuyla ilgilidir. Bir orgazmda akıtılan meni miktarı, ortalama olarak bir çay kaşığını dolduracak kadardır. Kısa aralıklı boşalmalarda bu miktar giderek azalır.
Orgazmdan Sonraki Geri Dönüş:
Orgazmdan sonra cinsiyet organlarının ve vücudun heyecan öncesindeki durumuna geri dönüşü, oldukça kısa bir sürede gerçekleşir. Geri dönüş diye adlandırılan bu evrenin heyecanlanma evresinin süresiyle orantılıdır.
Bu evredeki gözle görülür fizyolojik değişiklik erkeğin penisinin sertliğini yitirmesidir. Bu yitim iki aşamada oluşur. Boşalmadan hemen sonra ilk sertlik yitimi başlar. Ancak organda yine de bir miktar sertlik vardır. Sertliğin tümden yitmesi heyecan evresi uzun sürmüşse epeyce zaman daha alır.
Orgazmdan sonra kadın organlarındaki değişiklikler ise şöyledir: Dölyolunun dışa yakın üçte bir bölümündeki kan hücumuna uğrama hali çabuk ortadan kalkar. Dış ve iç dudaklar önceki durum ve boyutlarına döner. Klitoris saklandığı derinin altından çıkar ve dölyolu da olağan boyutlarına dönüşür.
Orgazmdan sonra erkeklerde ve kadınların bazılarında her çeşit uyanlara karşın duyarsızlık görülür. Bu durum bir süre devam eder. Gençlerde oldukça kısa olan bu süre yaşlandıkça uzar. Kadınlarda ise erkeklerden daha belirsiz geçer. Kadınlar birbiri ardında birkaç kez orgazm yaşayabilir ve ancak son orgazmdan sonra duyum yitimi başlar.
Bazı Erkeklerde Orgazm Olamamanın Nedenleri Nelerdir?
Bazı erkekler, cinsel birleşme esnasında kolay orgazm olamazlar. Bu duruma geç boşalma diyoruz. Bu sorunun tek bir nedeni yoktur. Bazı vakalarda, kullanılmakta olan ilaçlar orgazm refleksini bastırır. Bu durumda, mümkünse ilacın kullanımım kesme, sorunu ortadan kaldırır.
Pek çok erkek mastürbasyon (el ile doyum) ya da diğer uyarmalar yoluyla boşalabilmesine karşın, cinsel ilişki sırasında, kontrolü kaybetme endişesiyle orgazm olamaz. Kaygıları bilinçsizdir ve sorunları çözmek için bir uzmana danışmaları gerekir.
İlk Orgazm:
Sağlıklı her erkek, evlendiği zaman orgazmın ne olduğunu bilmektedir. Başka hiçbirşey olmamış olsa bile yeniyetmeliği sırasında "ıslak rüya" görmüş ya da yarı uykulu yarı uyanık olduğu sıralarda "doruktan aşıp" boşaldığını hissetmiştir. Meni fışkırtmak (boşalmak) yeteneği, onun üreme organlarının etkinliğe geçtiğini, sperm (tohum) hücreleri ve meni (spermlerin içinde yüzdüğü sıvı) üretebildiğini kanıtlar. "Orgazm" deyimi cinsel doruğun duygusal bölümünü, boşalma deyimi ise işin fiziksel bölümü olan meni fışkırtma faaliyetini belirtir. Erkeğin yeniyetmelikten sonraki üretken yıllarında orgazm sırasında boşalma gerçekleşir. Ne var ki erkek çocuk ergenlikten önce de orgazm olabilir. Mastürbasyon yapan bir ergenlik öncesi erkek çocuk, orgazm olmayı keşfedebilir.
Cinsel organlarına dokunan küçük kız çocukları ya da mastürbasyon yapan daha büyük kızlar da aynı "doruktan aşma" heyecanını yaşayabilir. Ne var ki bugün dünyamızın birçok toplumunda kültürel ve geleneksel olarak kız çocuklarına kendilerini korumaları ve cinsel arzularını frenlemeleri erkek çocuklara oranla daha çok telkin edilir.
Bunun sonucu olarak kadın ilk evlendiği zaman cinsel ilişki sırasında yeterince serbest ve rahat olamamakta ve dolayısıyla doyuma ulaşmakta güçlük çekmektedir. Bu yetmiyormuş gibi, zamanımızda kadın, orgazm konusunda bir sürü şey duymuştur:
Orgazmın önemi, birçok kadınların orgazm olmayışı, erkeklerin orgazm olmayan kadından hoşlanmadıkları vb... Bütün bunlar kadının başlangıçtaki gerginliğini daha da artıran hususlardır.
Penisin vajinaya girdiği alanın çevresinde dış ve iç dudaklar vardır. Vajina ağzı, dudaklar ve dudakların çevresi son derece duyarlı sinir uçlarıyla döşelidir. Klitoris bu son derece duyarlı sinir uçları bakımından daha da zengindir.
Penis vajinaya girerken, penisin kökü ve erkeğin vücudu kadının bu duyarlı bölgesine sürtünür. Erkeğin sert, kemikli kasık bölgesi ve sertleşmiş olan penisin kökü, vajinanın üzerindeki düz bölgeye baskı yapıp sürtündükçe kadının klitorisi, çevresindeki bütün duyarlı organ ve dokularla birlikte, tahrik olur.
Penisin vajinaya girişiyle birlikte penis çevresini sarmalayan vajinanın yapısı, duyarlı sinir uçları yönünden zengin değildir. Vajina dokunuştan çok, bastırışı hisseder. Daha doğrusu vajinanın dokusu vajina ağzının, dudakların ve klitorisin dokularından tümüyle bambaşkadır. Vajina, bağırsakları oluşturan dokudan yapılmıştır.
Tıpkı bağırsaklar gibi, içi dolu olmaya karşı duyarlıdır. Vajina ayrıca çok esnek bir dokudan yapılmış olduğu için penisin büyüklüğüne göre kendini ayarlayarak, zevkli bir doluluk duygusuna ulaşabilmek amacıyla penisi sımsıkı sarmalar. Cinsel birleşme sırasındaki zevk toplamına katkıda bulunur. Orgazmın doğması için gerekli olan esas zevki, sinir uçlarının tahriki meydana getirir.
Yeni evlenen bir kadın, orgazma ulaşabilmek için bir süre dıştan elle uyarılma (tahrik) yöntemine bağlı kalabilir. Kendisi itiraf etse de etmese de vücuduna yabancı bir nesnenin girişini hala yadırgamaktadır.
Beri yandan erkek de önceden bilmese bile zamanla eşinin dıştan uygulanan klitoral tahrike daha kolay cevap verdiğini anlayacak ve onu orgazma ulaştırmak veya birlikte orgazma ulaşmak için parmaklarıyla klitorisi uyarma yöntemini deneyecektir.
Cinsel uyum sağlama çabalarının başlangıç döneminde kadına zevk ve doyum sağlayan herhangi bir yöntem geçerlidir. Çünkü eşleri cinselliğe ve birbirlerine ısındırır. Gururlarını okşar, ilerisi için umut verir. Ancak zaman geçtikçe orgazm türü bir sorun olmaya başlar. Birçok erkek, kadının "içerden" orgazm olmasını sağlamayı bir erkeklik gururu sorunu yapar ve bu gerçekleşmezse kendi gözündeki kendi değeri azalabilir. Erkeğin penisi benliğinin, kendine verdiği değerin, ayrılmaz bir parçasıdır: Eğer eşi onun penisine değer vermiyorsa, eline penisinden daha çok değer veriyorsa, bu ona değer vermiyor, demektir. Eğer onun penisi eşine yeterli doyum ve zevk sağlayamıyorsa tüm benliğinde bir noksanlık var, demektir... Erkek bilinçli ya da bilinçsiz, böyle düşünür, bunları hissedebilir.
Kadına gelince, yıllar geçtiği halde hala daha çok dıştan tahrikle orgazm olabiliyor, cinsel birleşme sırasında orgazm olamıyorsa, bu onda da ister istemez bir noksanlık, eksiklik duygusu uyandırmaya başlar. Başlangıçta yabancı bir nesnenin vücuda girmesini yadırgamış olan kadın, cinselliği geliştikçe bunu eşiyle gerçek "birleşme" olarak görmeye başlamıştır. Bu birleşme sırasında, ayrı bir çabaya gerek kalmaksızın, birleşmenin doğal sonucu olarak doyuma ulaşabilmeyi özler. Erkek penisinin güçlü ve ateşli atılımlarına kendi vücudunun bütün ateşiyle cevap verebilmek ister...
Ama evliliğin daha çok yeni olduğu dönemde böyle bir sorun henüz ortaya çıkmamıştır. Bu dönemde sorun, ta çocukluk çağlarından arta kalan yasaklarla korkuları aşarak cinsel birleşmenin doğal, güzel ve zevkli bir şey olduğunu anlayabilmektir.
Yani başlangıçtaki elle uyarılan klitoral tahrik, zamanla yerini cinsel organların aktifliğine bırakmalıdır.
Cinsel Yakınlaşma ve Doyumun Önemi:
Klitorisin uyarılması, yine de, orgazma giden yolun önemli bir aşamasını oluşturur. Birleşme öncesi okşama ve oynaşmalarda son derece önemli bir rolü vardır. Kadını cinsel yönden iyice heyecanlandırarak vajinanın içindeki ufak bezleri harekete geçirir, bezler kayganlaştırıcı salgılarını üretirler ve bu kaygan nemlilik sayesinde penisin vajinaya girişiyle vajina içindeki hareketi kolaylaşır ve durum, eşlerin ikisi için de zevkli hale gelir.
Cinsel heyecanın doruğuna yaklaşan kadın, penisin girişinden sonra daha çabuk ve kolay orgazm olacaktır. Kısacası, birleşmeden önce klitorisin tahrik edilmesi kadının jenital (cinsel organ) bölgesine dalga dalga zevkli heyecan duyguları yayar ve kadında daha öteye gitme isteği uyandırır.
Şunu unutmayın ki cinsel zevk, cinsel heyecan, cinsel istek duygularının uyanıp alevlenmesi yalnızca bedensel bir olay değildir. Bir müzik parçası, bir manzara, bir koku, birkaç aşk ve sevgi sözü, bir resim, hatta bir rüya kişiyi cinsel yönden tahrik edebilir. Hatta sevilen kişinin düşüncesi bile kimi zaman bu yönden yeterlidir.
Demek istiyorum ki birçok genç erkek, hemem hemen herkesten, her yerden duydukları, "Kadınınızın ne hoşuna gidiyorsa onu yapın," uyarısının kurbanı olurlar. Deyim yerindeyse, "klitoris tuzağına" düşerler. Kadın, klitorisin dıştan tahrikiyle kolayca uyanıp orgazm oluyor diye bu yönteme saplanıp kalırlar. Zamanla kadın da bunu cinsel doyumun değişmez koşulu olarak benimser. Eşler cinsel yaşantılarını klitorisle sınırlamışlardır.
Hem sınırlılık yüzünden, hem de daha önce değindiğimiz, penisle ilgili tutumlar ve duygular yüzünden bu durum, eşlerin hem yatak içi hem yatak dışı yaşantılarında sonradan sorunlar çıkartacaktır.
İşte bu yüzden yeni evli erkek, klitoris tuzağından kaçınmalı, karısının doyumunu (yani temelde tüm cinsel birleşmenin tempo ve akışını) salt klitoral orgazmla sınırlamayıp onu daha dengeli, daha geniş kapsamlı bir cinselliğe doğru yöneltmelidir.
Yoksa zamanla kadının bu yönden tatmin edilmesi bir tür mastürbasyona dönüşür. Erkek bu "görevi" yerine getirmekle birlikte giderek bu işi angarya gibi görüp sinirlenmeye, sıkılmaya başlar. Kadın için de artık penisin penetrasyonu ve cinsel birleşme, salt erkeğin doyumunu sağlayan, kendisini pek ilgilendirmeyen bir eylem olup çıkar. Cinsel "birleşmenin" yalnızca adı kalmıştır!
Orgazm Olamama, Orgazm Sorunları:
İstatistiklerden bilindiği gibi her cinsel birleşmede orgazma ulaşabilen kadınlar sayısı azalmaktadır.
Cinsel soğuklukta, kadının cinsel güdüsü yok gibidir. Cinsellikle ilgili davranışları itici bulur.
Orgazm güçlüğünde ise cinsel istek vardır ve bunlar cinsel olarak uyarılırlar. Cinsel uyarılardan heyecan duyarlar, esasen yeterli uyarıldıkları halde, doruk noktaya varmakta güçlük çekerler. Orgazmın kesin bir tanımını yapmak oldukça güçtür. Daha önce orgazm başlığı altında değindiğim gibi cinsel zevkin doruğundaki duyguya orgazm denir.
Orgazm olamayan kadınların genelde cinsel yaşama önem vermediklerini veya cinselliği kirli, pis ve adi olarak değerlendirdiklerini bildirmiştik.
Ayrıca orgazm olamayan kadınların eşleri ile aralarındaki duygusal bağın yeterli düzeyde olmadığı istatistik verilerine göre ortaya çıkmaktadır.
Herhangi bir nedenle orgazm olmayan kadın, orgazm olabilmek için cinselliğe bakış açısını değiştirmelidir. Cinselliğini yaşayabilecek gücü ve isteği oluşturmalıdır.
Kadınlar klitoristeki (bızır) sinir uçlarının uyarılmasında hassastırlar. Ama eşleri ne kadar bilgili de olsa, onları teorik olarak yeterince uyarsa da eğer kadın kendini serbest bırakıp cinselliğini yaşamak için koyvermiyorsa orgazma ulaşamayacaktır.
Bir araştırmaya göre kadınların % 8'i hiç orgazm olamamışlar. Araştırma grubundaki kadınların 20 yaş civarındakilerin % 50'si, 35 yaşındaki kadınların % 10'u hiç orgazm olmamışlar. Evli kadınlar arasında yapılan bir araştırmaya göre %16'sı hiç orgazm olamıyormuş. (Dr. Margaret Turner, Cinsel Konularda Herkesin Bilmesi Gerekenler, Nil Y. Ank. 1990. S:141 vd.)
Araştırmalara göre kadının orgazm olamamasında en önemli etkenler cinselliği aşağılayan bir çevrede yetişmiş olmak, eşle olan iletişim bozukluğu ve cinsel teknikte bilgi eksikliğidir.
Orgazm olamama veya orgazm güçlüğü bugün artık tıbben tedavi olunabilecek bir konudur. Uzun yıllardan beri bu tür hastalar başarı ile tedavi edilmektedirler.
Cinsel Doyumun Desteklenmesi:
Erkek için de kadın için de cinsel birleşme eylemi ve orgazm, her zaman aynı şekilde gelişip sonuçlanmaz. Kimi zaman öyle yoğun ve olağanüstü bir doyuma ulaşırız ki, bize bu duyguları tattıran eşimize derin bir şükran duyarız. Umduğunu bulamamanın, düş kırıklığına uğramanın puslu havasında bocaladığımız da olur.
Birbirini seven karı kocanın cinsel yaşamında bütün bunlar doğaldır. Ne var ki cinsel yönden uyum sağlamış olan ve cinselliklerini birbirleriyle paylaşmasını öğrenen eşler, cinsel yaşantılarına yenilikler katmasını bilir, cinsel zevk ve duyumlarım durup durup tazelemeyi başarırlar. Değişik yer, zaman ve fantazilerle aşklarını canlı tutmasını bilirler.
Aşkta Sözlerin Önemi:
Her ne kadar, duygularımız ve dokunuşlarımızla önemli mesajları sözsüz iletmemiz mümkün oluyorsa da, çoğumuz için sözler bu mesajları paylaşmak ve güçlendirmek açışından önemlidir. Söylenen sevgi sözleriyle duygularımızın dili birbirini tuttuğu zaman karşımızdakinin sevgisine olan inancımız kesinleşmiş olur.
Oysa birlikte yaşanan yıllar ilerledikçe, eşlerin birbirleriyle sevgi ve cinsellik konusundaki konuşmaları giderek azalır. Bu azalma, cinsel mutluluğu olumsuz etkiler.
Cinsel Birleşimden Sonraki Sözlerin Önemi:
Cinsel birleşme yaşanıp bittikten sonra kadınlar kadar erkekler de eşlerinden sevgi, hoşnutluk, beğeni sözleri duymak isterler. Bu gibi sözler ona gelecekteki cinsel birleşmeler için güç kazandırır.
Öte yandan, tatlı sesle söylenen, "Çok tatlıydın, bir tanem!" gibi sözcükler kadına dünyaları verir. Onun sevişmeye her zaman daha fazla hazır olmasını sağlar.
Öncesinde, sonrasında ve aradaki zamanlarda, hatta eylem sırasında eşlerin cinsel ilişkileri konusunda serbestçe konuşabilmeleri aralarında öyle sıcak bir yakınlık doğurur ki bu sonraki cinsel eylemlere de yansır.
Sevişen eşlerin fiziki soyunmalarından sonra cinsel duyguları, istekleri hatta duyduğu doyumu utanıp sıkılmadan eşine hissettirmek, aşkın lezzetini yükseltir.
Sevişme sırasında konuşmak eşler arasındaki paylaşımı zenginleştirir. Birbirlerinin vücudunu övmek, eşinin tutum ve dokunmalarından zevk aldığını açıkça söylemek, "Seni seviyorum," demekten çekinmemek. Duyulan cinsel heyecan ve hazzı yüksek sesle dile getirmek. Aslında bütün bunlar, "Bana bu tatlı dakikaları sen yaşatıyorsun! Seni bulduğum için, seninle birlikte olduğum için minnet doluyum!" anlamına gelir. Ve uyumlu eşler yaşlandıkça bu minneti daha çok duyarlar. Her cinsel birleşme, beraberlik ve paylaşım duygusunu pekiştirip vurgulamaya yarar.
Kadın erkek hepimiz sevişme sırasında eşimizin bakmaktan ve okşanmaktan hoşlandığı vücudumuzun çeşitli yerleri ile ilgili beğeni sözleri duymaya can atarız. "O, bende ne buluyor?" Bu konuda eşimizin mırıldandığı (ya da sırasında haykırdığı) beğeni ve sevgi sözlerine doyamayız. İşte bu yüzden birbirimize bu tür sözler söylemekten çekinmeyip, tersine, bunları bol bol söyleyebilmeliyiz; ereksiyon durumundaki erkek penisinin sıcak kadife duyusu. Kadın vajinasının yumuşak ve sıcak sarmalayışı. Gövdenin şu ya da bu yöresinin yumuşaklığı, sertliği, güzelliği, tatlılığı, çıldırtıcılığı. Kokuların hoşluğu, kışkırtıcılığı...
Sevişme sırasında hiçbir sıfat aşırı abartmalı kaçmaz. "Çıldırıyorum, yanıyorum, tutuşuyorum, ölüyorum," gibi sözcükler sevişmenin heyecanını ancak ifade edebilir.
Sevişmekte deneyim ve güven kazandıkça birbirimize söylediklerimiz de daha renkli daha heyecan verici olmaya başlar. Cinsel birleşmeye, eylemin kendisi kadar, çıplak ve çarpıcı sözcükler de heyecan katar. Sıfatlar. Fiiller. Benzetişler. Birbirimizi sevdiğimiz, birbirimize güvendiğimiz için yeni anlamlar kazanan "ayıp" sözcükler...
Öncelikle kafamızdan geçmişin baskısını ve cinsellikteki "ayıp" kavramım atmalıyız. Cinsel heyecan ve coşku duyduğumuzu, istekli olduğumuzu, kendi cinselliğimizden ve birbirimizin cinselliğinden kıvanç ve mutluluk duyduğumuzu anlatan bütün sözcükleri bol bol kullanmalıyız.
Sonraki Yıllarda Aşk Ve Orgazm:
Birleşme öncesindeki sevişme ve oynaşlar sırasında nelerden hoşlanıyoruz? Bize neler yapılsın istiyoruz? Ne gibi okşama ve tahriklerle heyecanlanıyoruz? Eşimize bunları açıkça söylemekten çekinmemeliyiz. Özellikle kadınlar, "Yıllar geçtikçe cinsel ilişki mekanik bir işlev olup çıkıyor" diye yakınırlar. Kocaları artık onları cinsel birleşmeye hazırlamak, onları cinsel açıdan uyarmak için gereken okşamaları, tahrikleri ihmal etmektedir.
Erotik sözler ve sevgi sözcükleri artık hiç söylenmediği gibi kadının erojen (duyarlı) bölgelerinin okşanması da geçmişte kalmış bir şeydir. Sırtta, göğüslerde, boyunda, omuzlarda, kulak memelerinde, bacakların iç yanlarında, klitoriste, saçlarda, yüz çizgilerinde sevgi ve hassasiyetle dolaşan dudaklar, dil, parmak uçları tembelleşmiştir.
Birçok erkek de "Karım, cinsel birleşme öncesi okşama ve cilveleşmelerin salt kadını tahrik için yapılması gerektiğini sanıyor. Beni okşayıp hazırlamak hiç aklına gelmiyor." diye yakınır. Birçok kadın kocalarının da okşanmaktan haz duyduğunu bilmez gibidirler. Oysa tıpkı kadın vücudu gibi erkek vücudu da sevişme sırasında tek bir "erojen (duyarlı) bölge" olup çıkar ve okşanmak, dokunulmak, uyarılmak ister.
Kimi çiftler önsevişme sırasında değişiklikten, bir çok çeşitlemeler denemekten hoşlanırlar. Kimileri yıllar yılı hep aynı yöntemi kullanmaktan hiç bıkmazlar. Kadınlar önsevişmeye genellikle daha çok ihtiyaç duyarlar. Çoğu erkek, kadınlarına yeterli önsevişme uygulamaktan hoşlanır, eşlerinin heyecanlanmasını görmekten de zevk alırlar.
Ama bu demek değildir ki, yıllar boyunca ille her cinsel birleşmeden önce ön-sevişme yani birleşme öncesi okşama ve oynaşmalar yapmak zorunluluğu vardır. Tersine, kimileyin eşlerin ikisi de hiç zaman harcamadan doğrudan birleşmeye geçmek isterler. Kadın o anda birleşmenin hemen gerçekleşmesini arzulamaktadır. O andaki arzusu, ihtiyacı, erkeği ta içinde hissetmektir. Ya da erkek en çok ve her şeyden önce eşiyle tam birleşme sağlamayı istemektedir.
Eşzamanlı Ruhsal ve Cinsel İlişkinin Yolu:
Bedensel yaklaşımdan önce eşlerin birbirlerine karşılıklı olarak verdikleri "cinsel sinyaller" uyarılmada önemli rol oynar. Eşlerde karşılıklı cinsel istek uyandıran bu sinyaller arasında yüz ifadelerini, bedenin duruşunu, ses tonunu, bakışları sayabiliriz.
Kadın ve erkeğin birbirleri için cinsel yönden çekici olmaları ve bu çekiciliklerini belli bir süre sürdürmeleri, ruhsal ve cinsel uyarılmada rol oynayan etkileşim biçimidir. Denilebilir ki, bu evrede insan için en etkili uyaran, karşı cinsten bir insanın psikoseksüel davranışlarıdır. Bir başka deyişle, eşlerin birbirlerini arzulamaları, bu arzularını etkili bir dille, sözlü ya da sözsüz bir iletişimle birbirlerine duyurmaları cinsel eylemi başlatan cinsel yaklaşımdır.
Cinsel yaklaşım, eşlerin birbirlerine ruhsal yönelmeleri ve birbirlerini hazırlayarak cinsel uyarılmaya duyarlı duruma sokmaları evresidir. Bu evrede cinsel etkileşimi bozan ve uyarılmayı engelleyen söz ve davranışlara dikkat edilmelidir.
Sağlıklı ve başarılı cinsel ilişki, eşler arası normal bir etkileşim ortamında, elverişli cinsel yaklaşıma dayanan, her iki cinste derece ve süre bakımından yeterli bir cinsel uyarılmayla gerçekleşebilir.
Eşlerin Birlikte Orgazma Ulaşması:
İdeal olarak her cinsel birleşme, eşzamanlı bir orgazmla sonuçlanmalıdır. Yani cinsel birleşme sırasında erkekle dişi aynı zamanda, birlikte orgazm olmalıdırlar. Hepimizin de istediği budur. Erkek, kadının heyecanını izler, bu heyecanın yeterince gelişip doruğa ulaşması için ona zaman tanır ve kendi heyecanının temposunu ayarlar. Eşinin "hazır" olduğu anı bilir. Kadın da erkeğinin gitgide coşan heyecanına uyup kendini bırakarak doruğa onunla birlikte sürüklenir. Bu ideal bir durumdur.
Her birleşme bu umudu içerir, bu idealin beklentisiyle gerçekleşir. Gel gör ki umduğumuzu her zaman bulamayız. Çoğu evliliklerde kadının "havada kalması" doyumsuzluğu ne yazık ki gereğinden sık rastlanan bir olaydır. İşte böyle durumlarda orgazma ulaşamayan eşin herhangi bir yoldan orgazma ulaştırılması ilişkiye çok şey kazandırır.
Ne var ki yıllar ilerlediği halde eşler hiçbir zaman birlikte orgazma ulaşamıyorsa işin rengi değişir. Eşzamanlı orgazmın cinsel yaşantıda hiç yeri yoksa durup düşünmenin zamanıdır.
Eşleri Birlikte Fiziksel Ve Ruhsal Doyuma Ulaştıran Metod:
Başlangıçta bu tuzağı aşmak daha çok erkeğe düşüyor. Hem biyolojik hem de psikolojik yönden erkek lider olduğu zaman, cinsel birleşmenin de daha doyumlu ve dengeli olduğu bir gerçektir. Erkeğin lider olması demek karısından önce kendisini düşünmesi demek değildir.
Karısının da doyuma ulaşması için öncülük etmesi, sırasında yol göstermesi demektir. Bir kadın için, kocası birleşme sırasında beklemesini biliyor ve eşine zaman tanıyorsa, o erkek başarılıdır ve karısını doyurmasını bilen erkektir.
Bir erkeğin erkekliğini, cinsel gücünü tümüyle duyumsayabilmesi için cinsel eylemi gerçekleştirebilmek kendi başına yeterli gelmez. Erkek aynı zamanda eşini cinselliğe hazırlayıp cinsel doyuma vardığını, ona cinsel doyumu tattırdığını bilmek ister. Kadınına neyin zevk ve doyum verdiğini anlayıp ona göre davranmak, bir erkek için kendi doyumu kadar önemlidir. Yoksa cinsel eylem bir "birleşme" olmaktan çıkar, erkeğin bir başka tür mastürbasyonuna (el ile doyuma) dönüşür.
Kadınına yol gösterip liderlik etmek isteyen erkek, onun genelde cinsel heyecan duymak için kendinden daha çok zamana ihtiyacı olduğunu anlamakta gecikmeyecektir. Onun birleşme öncesi okşamalara, oynaşmalara, kendinden daha çok ve uzun cinsel uyarılara gerek duyduğunu akıldan çıkarmayan erkek, klitorisi (sürekli ama yumuşak) dokunuşlarla tahrik etmeye başlamadan önce, cinsel yönden duyarlı olan öbür erojen (cinsel duyarlı) bölgeleri öpüp okşar. Ona hayranlığını belirtir, sevgisini söyler. Onun nelerden hoşlanıp heyecanlandığını keşfeder. Birleşmeden önce onun "hazır" olmasını, yani vajina bölgelerini yeterince nemlendirip kayganlaşmış olmasını bekler. Cinsel birleşme sırasında türlü hareket yöntemleri deneyerek kadının en çok hangisine cevap verdiğini algılamaya çalışır.
Bu liderlik tutumunun erkeğe yararı yalnızca eşini hoşnut kılmanın verdiği tatmin hissi ve dolaylı zevk değildir. Dikkatini eşinin nelerden zevk ve heyecan duyduğu konusu üstünde toplayan ve eşinin cinsel birleşmeden zevk almasına uğraşan erkek, böylece kendisinin erken boşalma sıkıntısına karşı da en güzel önlemi almış olur. Eşini düşündükçe kendi sorunlarını ve kaygılarını unutur. Cinsel enerjisini salt kendi üstünde yoğunlaştıracağı yerde dağıtmış, eşiyle kendi arasında buluşturmuş olur.
Erkeğinin anlayışı ve sabrı sayesinde rahatlayan kadın da şimdi onun istediği gibi olmak, yani ona zevk ve doyum sağlamak arzusu duyacaktır. Böylece o da, onun nelerden hoşlandığına dikkat etmeye, onu heyecanlandırmak için çaba göstermeye başlayacaktır.
Erkek de kadın kadar okşanmak ister. Gerçi penis onun cinsel açıdan en duyarlı organıdır ama vücudunun diğer bölgelerinin okşanması da onu hoşnut eder.
Cinsel birleşmenin bitiminden sonra kimi eşler, hemen ayrılıp sırtlarını döner uyurlar. Cinselliği, "birlikte ve karşılıklı zevk alıp doyum bulma" olarak görüp gerçekleştiren eşler ise cinsel ilişkinin de sevginin bir parçası olduğunu bildikleri için cinsel birleşmeden sonra da bir süre birbirlerine sarılarak yatarlar.
Cinsel Yaşam ve Mahremiyetleri - Asım UYSAL
Orgazm durumları, eşleri fiziksel açıdan rahatlattığı gibi ruhsal açıdan da sağlıklı kılar.
Cinsel Tepki Evreleri
Kadın ya da erkek, cinsel istek heyecanına tam manasıyla kapılmış durumdayken, bir tür cinsel faaliyetle boşalma yolu arar. Hangi aktiviteyi gerçekleştireceği, içinde bulunduğu imkanlara bağlıdır.
Seçimi ne olursa olsun, kadın ve erkekte vücudun gösterdiği tepki hep aynı yolu izler. Cinsel tepkilerin karşı cinsle cinsel bütünleşmesi ya da kendini tatminden kaynaklanması, fizyolojik açıdan farklılık getirmez. Sadece ruhsal açıdan değişik duyumlar alır.
Cinsel tepkiler insandan insana değişir. Örneğin bir kadın daha aşk oyunlarının başlangıcında bile çok büyük hazlar elde ederek yükselmeye başlayıp boşalabilirken, bir başka kadın saatlerce süren okşama ve dokunmalar karşısında hislenemeyebilir.
Cinsel tepkiler birkaç evreye ayrılarak gözlenebilir. Bunları heyecanlanma, düzlük, orgazm ve geri dönüş olarak tanımlayabiliriz.
Heyecanlanma
Erkeklerde cinsel heyecanlanmanın göstergesi, ereksiyon yani penisin sertleşmesidir. Bu organın içindeki süngerimsi doku heyecan nedeniyle kanla dolduğundan penisin sertleşmesi, uzaması, kalınlaşması ve dikleşmesi mümkün olur.
Kadında ise cinsel heyecanlanmanın en belirgin göstergesi, dölyolunun ıslanmasıdır. Etkili uyarım sonucu dölyolu duvarları berrak ve kaygan bir sıvı salgılar. Bu sıvı cinsel birleşmeye hazırlık olarak kısa sürede tüm dölyolunu kaplar. Eğer bu sıvılanma durumu olmasaydı, erkeğin organı kadınınkine kolayca giremezdi ve dolayısıyle her iki taraf da zevk yerine acı duyardı.
Orgazm: Kadın ile erkeğin cinsel tatmininde önemli bir nokta da orgazm olayıdır. Yani her iki cinsin cinsel doyuma ulaşıp ulaşamamaları önemlidir. Erkek yukarıdaki şartlara göre haftada birkaç kez orgazm olabilirse de kadın, bir ilişkide orgazm olduktan sonra bile kısa sürede tekrar tekrar uyarılabilir ve orgazmlar tekrarlıyabilir. Erkek için bu mümkün değildir. Erkeğin tekrar uyarılabilmesi için yani yeniden orgazm olabilmesi için en asgari birkaç saatin geçmesi gereklidir. Bunun dışında bir sayı erkek için sağlık yönünden sakıncalıdır. Durumun vehametine göre erken ölüm bile sözkonusudur.
Kadın, cinsel ilişkide doyuma geç ulaşır ve geç çözülür. Bir süre zevkin zirvesinde kalabilir. Erkek ise cinsel doyuma çabuk ulaşır ve çabuk çözülür. Erkek kendisinin orgazm olmasını geciktirebilirse bu çok iyi bir hal olur. Bu sürede eşinin birkaç kez orgazm olmasını sağlıyabilir. Kendisi daha sonra doyuma ulaşabilir. Erkek orgazm olmadıkça bir cinsel ilişki periyodunda penisi sertliğini korur. Kısa sürelerle sertlik kaybolsa bile kısa aralardan sonra sertlik tekrar görülür. Bu şekilde eşini yeterince mutlu edebilir. Bu, herşeyden önce, erkeğin cinsel küitürüne ve iradesini kullanmasına bağlıdır.
"Aşk, bir dakika sevmek bir ömür." sözü daima hatırda tutulmalıdır. Cinsel ilişki olayı, gerçekte sevgi olayının zirve noktasıdır. Aşk, sevgi varsa cinsel ilişkiler önem ve değer kazanır.
Eşler, "acaba ben eşimi nasıl tatmin edebilirim?" diye kafa yormalıdırlar. Biri aktif, diğeri pasif değil, ikisi de aktif olmalıdır. Cinsel mutluluğu etkileyen temiz ve güzel giyim, çevre, psiko-sosyal durumlar ve temizliğe çok dikkat etmelidir.
Çocuklar, Anne Babalarının Cinsel Yaşantılarından Etkilenir Mi?
Ana babasının cinsel ilişkisine tanık olan her çocuk korkar. Babalarının annelerinin canını yakmasından korkarlar. (Bazen de annelerinin babalarının canını yaktığını düşünebilirler.) Cinsel ilişki sırasında can yandığı korkusu yetişkinlik yaşamına da taşınır. Cinsel birleşme yaparsa cinsel organına zarar vereceğini düşünür. Bazı çocuklar cinsel birleşmeye tanık olmasa da ana-babasının yatak odasının kapısından ya da duvarından geçen sesleri duyabilir. Bu durumda da yine cinsel birleşme onda korku oluşturur. Onun için çocuklarla anne babanın aynı odada yatmaları sakıncalıdır. Bilhassa cinsel ilişki esnasında çok dikkatli olmalı.
Orgazm Sırasında Cinsel Organlardaki Değişimler:
A- Kadında Orgazm Sırasında Neler Olur?
Kadından kadına ve bir durumdan diğerine göre farklı olabilir. Genellikle zevkin doruk noktasına gelindiğinde, geniş ölçüde kontrol edilemeyen ve klitoris üzerinden vajinaya, rahime, perine ve anüs bölgelerine ve çoğu kez de tüm beden üzerine yayılan ritmik kas kasılmaları kendini gösterir. Vajina, ön kısmın üçte birlik bölümünde zevk dolu bir şekilde kasılarak daralır ve bu bazen de vulvaya ve döl yatağına kadar artar. Beyin dalgaları karakteristik bir şekilde değişir (derin gevşeme ve hipnozda olduğu türde dalgalar); kalp hızı artar ya da bir ritmik vuruş eksik yapar, yüz ifadesi de çoğu zaman istem dışı değişir.
Bilinç ise o an "tam anlamıyla yerinde" veya "silinmiş gibi" olabilir. Bazı kadınların aynı zamanda yoğun bir renk duyarlılıkları olur, bazısı gözlerini kapar, derin derin nefes verir, sesler çıkartır; başkası ise zevk dolu boşalmanın tadını sessizce çıkartır. Orgazmın her biri sadece birkaç saniye sürer, azami olarak yarım dakika. Orgazm sonrası belli bir süre dinlenmesi gereken erkeklerin aksine kadınlar orgazmı kısa zaman aralıklarında, arda arda yaşayabilirler. Ancak bu daha çok dış ve iç şartlara bağlıdır ve bir tek orgazmda olduğu gibi, zorla meydana getirilemez.
Cinsel zevk, bedenbenlik ve ruh arasındaki komplike yapıdır. Hiçbir suretle mekanik işlemez ve her defasında şekil değiştirebilir.
Önce Kadın Vücudundaki Değişimleri Ele Alalım: Birleşme sırasında kadının vajinasını çevreleyen kaslar gerilerek vajina ağzını daraltır.
Bu daralış penisin girişine engel olma hissi oluştursa da oluşan gerilim girişe tam bir engel meydana getirmez. Penisin vajina içine kayışına bu sırada artan vulva salgıları da yardım ederler. Giriş tam anlamıyla olduktan sonra penis, vajinanın kasları ve sıcaklığı ile temas eder.
Bu faktörler penisin ereksiyon (sertleşme) halini artırırlar. Bundan sonra doğal kronik hareketler başlar. Bu anda penis ve vajinayı örten mukozanın zedelenmemesi için collum guddelerinin ve vajinanın salgısı artar. Vajinanın etrafını saran kaslarda birden gerilerek penisi sıkar.
Penis derisinin vajina mukozası ile bu sıkı teması sonucu, sperm boşalır. Vajina çok daraldığı için içine dökülen sperm rahim ağzının önünde birikir, vajina girintilerinde birikmesi önlenmiş olur.
Vajinayı çevreleyen kasların çalışması iradeye tabidir. Fakat asıl çalışma çok defa bilinçsizce olanıdır. Kadının bünyesine, sinirlerin ve bu adalelerin iyi çalışmasına, birleşmenin fazla veya az yapılmış olmasına, kadının çok veya az veya hiç doğurmamış olmasına bağlıdır.
Kadının heyecanlanma evresi sırasında dölyolu uzunluğunun içte kalan üçte iki bölümü boydan boya enine büyüme gösterir. Kadının cinsiyet organlarından olan dış dudakları doğum yapmayan kadınlarda cinsel heyecanla birlikte düzleşip ortaya çıkar.
Doğum yapmış kadınlarda ise biraz daha fazla genişleyerek yine döl yolu girişini açığa çıkarır. İç dudaklar da tüm kadınlarda belirgin bir biçimde şişer ve koyu kırmızı bir renk alır.
Erkeğin penisinde olduğu gibi, kadının klitorisinde de dokuların kanla dolması sonucu büyüme ve sertleşme olur. Bu suretle bu organ aşağı doğru gelerek penis ile temas eder. Böylece kadında cinsel uyarım artar. Bu arada kadının dölyatağı da büyür. Yerinden daha yukarı doğru çekilerek dölyolunun uzamasını sağlar.
Cinsel heyecanlanma, kadınlarda da erkeklerde de göğüs uçlarının dikleşmesi ve sertleşmesini sağlar ve daha duyarlı olurlar.
Erkekte Meydana Gelen Değişimler: Seksüel merkez dimağda (beyinde) bulunur. Bir kadınla temas edildiği, erotik yazılar okunduğu, cinsel arzuyu etkileyecek şeyler seyredildiği veya konuşulduğu zaman cinsel duyu artar. Bu suretle harekete geçen beyin merkezi, bel kısmına isabet eden bölgedeki ereksiyon (penisin sertleşmesi) merkezine uyarı göndererek onu harekete geçirir. Ereksiyon merkezi damarları genişleten sinirler aracılığıyla bu kez penisi uyarır. Bunun sonucu olarak penis kanla dolar.
Penis sönük olduğu zaman da kendini besliyecek kadar kana sahiptir. Ereksiyon merkezinde uyarı gelince damarlardaki kan miktarında artma olur. Penisteki süngersi doku kanla dolar. Birleşme sırasında vajina ile temas eden penisten çıkan sinirler ereksiyon merkezini uyarımla bu merkezin faaliyetini arttırırlar. Penisin etrafını saran kaslar yeni uyarımlarla sıkışır, ereksiyon kuvvetlenir.
Düzlük
Düzlük, heyecandan orgazma kadar uzanan yükselme düzeyine denir.
Cinsel gerilimin artmasıyla tüm bedende adale gerilmeleri, nabız atışı hızlanmaları, kan basıncının yükselmesi, soluk alıp verme sıklaşması hissedilir.
Kadında dölyolunun iç kısmının eni ve boyunda hafif büyüme görülür. Dışa yakın olan bölüm kan hücumuna uğrar. Bunun sonucu olarak ilk heyecanlanma evresinde biraz genişlemiş olan bu kısım, erkeğin cinsel organını iyice kavrayabilmek amacına yönelik olarak yüzde 33 oranında daralır.
Bu evrede dış dudaklarda fazla bir değişikliğin görülmemesine karşın iç dudakların rengi koyulaşmayı sürdürür. Bu da artık orgazmın iyice yaklaşmakta olduğuna işarettir.
Orgazm: Orgazm, "şehvetli heyecan" anlamına gelen "orgazmos" sözcüğünden gelmekte olup cinsel heyecanın en üst noktasında ansızın geliveren adale ve sinir gerilimi boşalmasıdır. Bu olay kadında olsun erkekte olsun değişik olmayıp her iki cinsin de tadabileceği en yoğun hazdır.
Orgazm, sadece bir kaç saniye sürer ve tüm vücudu saran ve sarsan bir dizi kasılmalar halinde ya da nöbet biçiminde algılanır.
Orgazmın ardından tüm vücutta sonsuz huzur veren bir rahatlama, bir gevşeme hissedilir.
Erkeklerde orgazm sırasında meni boşalması da olur, Kadınlarda ancak kadının kendisinin hissettiği boşalım diyebileceğimiz bir sıcaklığın cinsellik organında hissedilmesi söz konusudur.
Erkekler genç yaşlardaki ilişkileri sırasında birkaç kez orgazma ulaşabilir, dolayısıyla boşalma sağlayabilir. Buna karşılık kadınlar birkaç yönden orgazma ulaşabilirler. Bazı kadınlarda orgazm kısa süreli ve hafiftir. Bazılarındaysa şiddetli ve uzun olur. Aynı kadın değişik durumlarda birbirinden oldukça farklı orgazmlar tadabilir.
İlk birleşmeden önce oldukça soğuk görünen kadınların zamanla arzularında birden artma gözlenir. İlk birleşmede uzun süren bir sevişme sonucu orgazma ulaştığı halde bundan sonra daha kısa zamanda orgazma ulaşır.
B- Orgazm, Erkeklerde Nasıl Oluyor?
Erkeklerde orgazm, cinsel bez yollarının ve yan organların, idrar yolunun, penisin tabanındaki adalelerin ve penisin irade dışı ritmik kasılmalarıyla başlar.
İlk üç dört güçlü kasılma bir saniyeden daha az zamanda olur. Daha sonra kasılmaların arası uzar. Bu kasılmalar sonucu birikmiş olan meni idrar yolundan dışarıya doğru birkaç kısa fışkırmayla çıkar.
Meni kimi zaman oldukça uzun mesafeye fışkırabilir. Kimi zaman da yavaşça dışarıya doğru sızar. Menin dışarıya çıkış şeklinin, bir erkeğin cinsel güçlülük ya da güçsüzlükle ilgisi yoktur. Hızlı fışkırma ya da yavaş sızma birikimin yoğunluğuyla ilgilidir. Bir orgazmda akıtılan meni miktarı, ortalama olarak bir çay kaşığını dolduracak kadardır. Kısa aralıklı boşalmalarda bu miktar giderek azalır.
Orgazmdan Sonraki Geri Dönüş:
Orgazmdan sonra cinsiyet organlarının ve vücudun heyecan öncesindeki durumuna geri dönüşü, oldukça kısa bir sürede gerçekleşir. Geri dönüş diye adlandırılan bu evrenin heyecanlanma evresinin süresiyle orantılıdır.
Bu evredeki gözle görülür fizyolojik değişiklik erkeğin penisinin sertliğini yitirmesidir. Bu yitim iki aşamada oluşur. Boşalmadan hemen sonra ilk sertlik yitimi başlar. Ancak organda yine de bir miktar sertlik vardır. Sertliğin tümden yitmesi heyecan evresi uzun sürmüşse epeyce zaman daha alır.
Orgazmdan sonra kadın organlarındaki değişiklikler ise şöyledir: Dölyolunun dışa yakın üçte bir bölümündeki kan hücumuna uğrama hali çabuk ortadan kalkar. Dış ve iç dudaklar önceki durum ve boyutlarına döner. Klitoris saklandığı derinin altından çıkar ve dölyolu da olağan boyutlarına dönüşür.
Orgazmdan sonra erkeklerde ve kadınların bazılarında her çeşit uyanlara karşın duyarsızlık görülür. Bu durum bir süre devam eder. Gençlerde oldukça kısa olan bu süre yaşlandıkça uzar. Kadınlarda ise erkeklerden daha belirsiz geçer. Kadınlar birbiri ardında birkaç kez orgazm yaşayabilir ve ancak son orgazmdan sonra duyum yitimi başlar.
Bazı Erkeklerde Orgazm Olamamanın Nedenleri Nelerdir?
Bazı erkekler, cinsel birleşme esnasında kolay orgazm olamazlar. Bu duruma geç boşalma diyoruz. Bu sorunun tek bir nedeni yoktur. Bazı vakalarda, kullanılmakta olan ilaçlar orgazm refleksini bastırır. Bu durumda, mümkünse ilacın kullanımım kesme, sorunu ortadan kaldırır.
Pek çok erkek mastürbasyon (el ile doyum) ya da diğer uyarmalar yoluyla boşalabilmesine karşın, cinsel ilişki sırasında, kontrolü kaybetme endişesiyle orgazm olamaz. Kaygıları bilinçsizdir ve sorunları çözmek için bir uzmana danışmaları gerekir.
İlk Orgazm:
Sağlıklı her erkek, evlendiği zaman orgazmın ne olduğunu bilmektedir. Başka hiçbirşey olmamış olsa bile yeniyetmeliği sırasında "ıslak rüya" görmüş ya da yarı uykulu yarı uyanık olduğu sıralarda "doruktan aşıp" boşaldığını hissetmiştir. Meni fışkırtmak (boşalmak) yeteneği, onun üreme organlarının etkinliğe geçtiğini, sperm (tohum) hücreleri ve meni (spermlerin içinde yüzdüğü sıvı) üretebildiğini kanıtlar. "Orgazm" deyimi cinsel doruğun duygusal bölümünü, boşalma deyimi ise işin fiziksel bölümü olan meni fışkırtma faaliyetini belirtir. Erkeğin yeniyetmelikten sonraki üretken yıllarında orgazm sırasında boşalma gerçekleşir. Ne var ki erkek çocuk ergenlikten önce de orgazm olabilir. Mastürbasyon yapan bir ergenlik öncesi erkek çocuk, orgazm olmayı keşfedebilir.
Cinsel organlarına dokunan küçük kız çocukları ya da mastürbasyon yapan daha büyük kızlar da aynı "doruktan aşma" heyecanını yaşayabilir. Ne var ki bugün dünyamızın birçok toplumunda kültürel ve geleneksel olarak kız çocuklarına kendilerini korumaları ve cinsel arzularını frenlemeleri erkek çocuklara oranla daha çok telkin edilir.
Bunun sonucu olarak kadın ilk evlendiği zaman cinsel ilişki sırasında yeterince serbest ve rahat olamamakta ve dolayısıyla doyuma ulaşmakta güçlük çekmektedir. Bu yetmiyormuş gibi, zamanımızda kadın, orgazm konusunda bir sürü şey duymuştur:
Orgazmın önemi, birçok kadınların orgazm olmayışı, erkeklerin orgazm olmayan kadından hoşlanmadıkları vb... Bütün bunlar kadının başlangıçtaki gerginliğini daha da artıran hususlardır.
Penisin vajinaya girdiği alanın çevresinde dış ve iç dudaklar vardır. Vajina ağzı, dudaklar ve dudakların çevresi son derece duyarlı sinir uçlarıyla döşelidir. Klitoris bu son derece duyarlı sinir uçları bakımından daha da zengindir.
Penis vajinaya girerken, penisin kökü ve erkeğin vücudu kadının bu duyarlı bölgesine sürtünür. Erkeğin sert, kemikli kasık bölgesi ve sertleşmiş olan penisin kökü, vajinanın üzerindeki düz bölgeye baskı yapıp sürtündükçe kadının klitorisi, çevresindeki bütün duyarlı organ ve dokularla birlikte, tahrik olur.
Penisin vajinaya girişiyle birlikte penis çevresini sarmalayan vajinanın yapısı, duyarlı sinir uçları yönünden zengin değildir. Vajina dokunuştan çok, bastırışı hisseder. Daha doğrusu vajinanın dokusu vajina ağzının, dudakların ve klitorisin dokularından tümüyle bambaşkadır. Vajina, bağırsakları oluşturan dokudan yapılmıştır.
Tıpkı bağırsaklar gibi, içi dolu olmaya karşı duyarlıdır. Vajina ayrıca çok esnek bir dokudan yapılmış olduğu için penisin büyüklüğüne göre kendini ayarlayarak, zevkli bir doluluk duygusuna ulaşabilmek amacıyla penisi sımsıkı sarmalar. Cinsel birleşme sırasındaki zevk toplamına katkıda bulunur. Orgazmın doğması için gerekli olan esas zevki, sinir uçlarının tahriki meydana getirir.
Yeni evlenen bir kadın, orgazma ulaşabilmek için bir süre dıştan elle uyarılma (tahrik) yöntemine bağlı kalabilir. Kendisi itiraf etse de etmese de vücuduna yabancı bir nesnenin girişini hala yadırgamaktadır.
Beri yandan erkek de önceden bilmese bile zamanla eşinin dıştan uygulanan klitoral tahrike daha kolay cevap verdiğini anlayacak ve onu orgazma ulaştırmak veya birlikte orgazma ulaşmak için parmaklarıyla klitorisi uyarma yöntemini deneyecektir.
Cinsel uyum sağlama çabalarının başlangıç döneminde kadına zevk ve doyum sağlayan herhangi bir yöntem geçerlidir. Çünkü eşleri cinselliğe ve birbirlerine ısındırır. Gururlarını okşar, ilerisi için umut verir. Ancak zaman geçtikçe orgazm türü bir sorun olmaya başlar. Birçok erkek, kadının "içerden" orgazm olmasını sağlamayı bir erkeklik gururu sorunu yapar ve bu gerçekleşmezse kendi gözündeki kendi değeri azalabilir. Erkeğin penisi benliğinin, kendine verdiği değerin, ayrılmaz bir parçasıdır: Eğer eşi onun penisine değer vermiyorsa, eline penisinden daha çok değer veriyorsa, bu ona değer vermiyor, demektir. Eğer onun penisi eşine yeterli doyum ve zevk sağlayamıyorsa tüm benliğinde bir noksanlık var, demektir... Erkek bilinçli ya da bilinçsiz, böyle düşünür, bunları hissedebilir.
Kadına gelince, yıllar geçtiği halde hala daha çok dıştan tahrikle orgazm olabiliyor, cinsel birleşme sırasında orgazm olamıyorsa, bu onda da ister istemez bir noksanlık, eksiklik duygusu uyandırmaya başlar. Başlangıçta yabancı bir nesnenin vücuda girmesini yadırgamış olan kadın, cinselliği geliştikçe bunu eşiyle gerçek "birleşme" olarak görmeye başlamıştır. Bu birleşme sırasında, ayrı bir çabaya gerek kalmaksızın, birleşmenin doğal sonucu olarak doyuma ulaşabilmeyi özler. Erkek penisinin güçlü ve ateşli atılımlarına kendi vücudunun bütün ateşiyle cevap verebilmek ister...
Ama evliliğin daha çok yeni olduğu dönemde böyle bir sorun henüz ortaya çıkmamıştır. Bu dönemde sorun, ta çocukluk çağlarından arta kalan yasaklarla korkuları aşarak cinsel birleşmenin doğal, güzel ve zevkli bir şey olduğunu anlayabilmektir.
Yani başlangıçtaki elle uyarılan klitoral tahrik, zamanla yerini cinsel organların aktifliğine bırakmalıdır.
Cinsel Yakınlaşma ve Doyumun Önemi:
Klitorisin uyarılması, yine de, orgazma giden yolun önemli bir aşamasını oluşturur. Birleşme öncesi okşama ve oynaşmalarda son derece önemli bir rolü vardır. Kadını cinsel yönden iyice heyecanlandırarak vajinanın içindeki ufak bezleri harekete geçirir, bezler kayganlaştırıcı salgılarını üretirler ve bu kaygan nemlilik sayesinde penisin vajinaya girişiyle vajina içindeki hareketi kolaylaşır ve durum, eşlerin ikisi için de zevkli hale gelir.
Cinsel heyecanın doruğuna yaklaşan kadın, penisin girişinden sonra daha çabuk ve kolay orgazm olacaktır. Kısacası, birleşmeden önce klitorisin tahrik edilmesi kadının jenital (cinsel organ) bölgesine dalga dalga zevkli heyecan duyguları yayar ve kadında daha öteye gitme isteği uyandırır.
Şunu unutmayın ki cinsel zevk, cinsel heyecan, cinsel istek duygularının uyanıp alevlenmesi yalnızca bedensel bir olay değildir. Bir müzik parçası, bir manzara, bir koku, birkaç aşk ve sevgi sözü, bir resim, hatta bir rüya kişiyi cinsel yönden tahrik edebilir. Hatta sevilen kişinin düşüncesi bile kimi zaman bu yönden yeterlidir.
Demek istiyorum ki birçok genç erkek, hemem hemen herkesten, her yerden duydukları, "Kadınınızın ne hoşuna gidiyorsa onu yapın," uyarısının kurbanı olurlar. Deyim yerindeyse, "klitoris tuzağına" düşerler. Kadın, klitorisin dıştan tahrikiyle kolayca uyanıp orgazm oluyor diye bu yönteme saplanıp kalırlar. Zamanla kadın da bunu cinsel doyumun değişmez koşulu olarak benimser. Eşler cinsel yaşantılarını klitorisle sınırlamışlardır.
Hem sınırlılık yüzünden, hem de daha önce değindiğimiz, penisle ilgili tutumlar ve duygular yüzünden bu durum, eşlerin hem yatak içi hem yatak dışı yaşantılarında sonradan sorunlar çıkartacaktır.
İşte bu yüzden yeni evli erkek, klitoris tuzağından kaçınmalı, karısının doyumunu (yani temelde tüm cinsel birleşmenin tempo ve akışını) salt klitoral orgazmla sınırlamayıp onu daha dengeli, daha geniş kapsamlı bir cinselliğe doğru yöneltmelidir.
Yoksa zamanla kadının bu yönden tatmin edilmesi bir tür mastürbasyona dönüşür. Erkek bu "görevi" yerine getirmekle birlikte giderek bu işi angarya gibi görüp sinirlenmeye, sıkılmaya başlar. Kadın için de artık penisin penetrasyonu ve cinsel birleşme, salt erkeğin doyumunu sağlayan, kendisini pek ilgilendirmeyen bir eylem olup çıkar. Cinsel "birleşmenin" yalnızca adı kalmıştır!
Orgazm Olamama, Orgazm Sorunları:
İstatistiklerden bilindiği gibi her cinsel birleşmede orgazma ulaşabilen kadınlar sayısı azalmaktadır.
Cinsel soğuklukta, kadının cinsel güdüsü yok gibidir. Cinsellikle ilgili davranışları itici bulur.
Orgazm güçlüğünde ise cinsel istek vardır ve bunlar cinsel olarak uyarılırlar. Cinsel uyarılardan heyecan duyarlar, esasen yeterli uyarıldıkları halde, doruk noktaya varmakta güçlük çekerler. Orgazmın kesin bir tanımını yapmak oldukça güçtür. Daha önce orgazm başlığı altında değindiğim gibi cinsel zevkin doruğundaki duyguya orgazm denir.
Orgazm olamayan kadınların genelde cinsel yaşama önem vermediklerini veya cinselliği kirli, pis ve adi olarak değerlendirdiklerini bildirmiştik.
Ayrıca orgazm olamayan kadınların eşleri ile aralarındaki duygusal bağın yeterli düzeyde olmadığı istatistik verilerine göre ortaya çıkmaktadır.
Herhangi bir nedenle orgazm olmayan kadın, orgazm olabilmek için cinselliğe bakış açısını değiştirmelidir. Cinselliğini yaşayabilecek gücü ve isteği oluşturmalıdır.
Kadınlar klitoristeki (bızır) sinir uçlarının uyarılmasında hassastırlar. Ama eşleri ne kadar bilgili de olsa, onları teorik olarak yeterince uyarsa da eğer kadın kendini serbest bırakıp cinselliğini yaşamak için koyvermiyorsa orgazma ulaşamayacaktır.
Bir araştırmaya göre kadınların % 8'i hiç orgazm olamamışlar. Araştırma grubundaki kadınların 20 yaş civarındakilerin % 50'si, 35 yaşındaki kadınların % 10'u hiç orgazm olmamışlar. Evli kadınlar arasında yapılan bir araştırmaya göre %16'sı hiç orgazm olamıyormuş. (Dr. Margaret Turner, Cinsel Konularda Herkesin Bilmesi Gerekenler, Nil Y. Ank. 1990. S:141 vd.)
Araştırmalara göre kadının orgazm olamamasında en önemli etkenler cinselliği aşağılayan bir çevrede yetişmiş olmak, eşle olan iletişim bozukluğu ve cinsel teknikte bilgi eksikliğidir.
Orgazm olamama veya orgazm güçlüğü bugün artık tıbben tedavi olunabilecek bir konudur. Uzun yıllardan beri bu tür hastalar başarı ile tedavi edilmektedirler.
Cinsel Doyumun Desteklenmesi:
Erkek için de kadın için de cinsel birleşme eylemi ve orgazm, her zaman aynı şekilde gelişip sonuçlanmaz. Kimi zaman öyle yoğun ve olağanüstü bir doyuma ulaşırız ki, bize bu duyguları tattıran eşimize derin bir şükran duyarız. Umduğunu bulamamanın, düş kırıklığına uğramanın puslu havasında bocaladığımız da olur.
Birbirini seven karı kocanın cinsel yaşamında bütün bunlar doğaldır. Ne var ki cinsel yönden uyum sağlamış olan ve cinselliklerini birbirleriyle paylaşmasını öğrenen eşler, cinsel yaşantılarına yenilikler katmasını bilir, cinsel zevk ve duyumlarım durup durup tazelemeyi başarırlar. Değişik yer, zaman ve fantazilerle aşklarını canlı tutmasını bilirler.
Aşkta Sözlerin Önemi:
Her ne kadar, duygularımız ve dokunuşlarımızla önemli mesajları sözsüz iletmemiz mümkün oluyorsa da, çoğumuz için sözler bu mesajları paylaşmak ve güçlendirmek açışından önemlidir. Söylenen sevgi sözleriyle duygularımızın dili birbirini tuttuğu zaman karşımızdakinin sevgisine olan inancımız kesinleşmiş olur.
Oysa birlikte yaşanan yıllar ilerledikçe, eşlerin birbirleriyle sevgi ve cinsellik konusundaki konuşmaları giderek azalır. Bu azalma, cinsel mutluluğu olumsuz etkiler.
Cinsel Birleşimden Sonraki Sözlerin Önemi:
Cinsel birleşme yaşanıp bittikten sonra kadınlar kadar erkekler de eşlerinden sevgi, hoşnutluk, beğeni sözleri duymak isterler. Bu gibi sözler ona gelecekteki cinsel birleşmeler için güç kazandırır.
Öte yandan, tatlı sesle söylenen, "Çok tatlıydın, bir tanem!" gibi sözcükler kadına dünyaları verir. Onun sevişmeye her zaman daha fazla hazır olmasını sağlar.
Öncesinde, sonrasında ve aradaki zamanlarda, hatta eylem sırasında eşlerin cinsel ilişkileri konusunda serbestçe konuşabilmeleri aralarında öyle sıcak bir yakınlık doğurur ki bu sonraki cinsel eylemlere de yansır.
Sevişen eşlerin fiziki soyunmalarından sonra cinsel duyguları, istekleri hatta duyduğu doyumu utanıp sıkılmadan eşine hissettirmek, aşkın lezzetini yükseltir.
Sevişme sırasında konuşmak eşler arasındaki paylaşımı zenginleştirir. Birbirlerinin vücudunu övmek, eşinin tutum ve dokunmalarından zevk aldığını açıkça söylemek, "Seni seviyorum," demekten çekinmemek. Duyulan cinsel heyecan ve hazzı yüksek sesle dile getirmek. Aslında bütün bunlar, "Bana bu tatlı dakikaları sen yaşatıyorsun! Seni bulduğum için, seninle birlikte olduğum için minnet doluyum!" anlamına gelir. Ve uyumlu eşler yaşlandıkça bu minneti daha çok duyarlar. Her cinsel birleşme, beraberlik ve paylaşım duygusunu pekiştirip vurgulamaya yarar.
Kadın erkek hepimiz sevişme sırasında eşimizin bakmaktan ve okşanmaktan hoşlandığı vücudumuzun çeşitli yerleri ile ilgili beğeni sözleri duymaya can atarız. "O, bende ne buluyor?" Bu konuda eşimizin mırıldandığı (ya da sırasında haykırdığı) beğeni ve sevgi sözlerine doyamayız. İşte bu yüzden birbirimize bu tür sözler söylemekten çekinmeyip, tersine, bunları bol bol söyleyebilmeliyiz; ereksiyon durumundaki erkek penisinin sıcak kadife duyusu. Kadın vajinasının yumuşak ve sıcak sarmalayışı. Gövdenin şu ya da bu yöresinin yumuşaklığı, sertliği, güzelliği, tatlılığı, çıldırtıcılığı. Kokuların hoşluğu, kışkırtıcılığı...
Sevişme sırasında hiçbir sıfat aşırı abartmalı kaçmaz. "Çıldırıyorum, yanıyorum, tutuşuyorum, ölüyorum," gibi sözcükler sevişmenin heyecanını ancak ifade edebilir.
Sevişmekte deneyim ve güven kazandıkça birbirimize söylediklerimiz de daha renkli daha heyecan verici olmaya başlar. Cinsel birleşmeye, eylemin kendisi kadar, çıplak ve çarpıcı sözcükler de heyecan katar. Sıfatlar. Fiiller. Benzetişler. Birbirimizi sevdiğimiz, birbirimize güvendiğimiz için yeni anlamlar kazanan "ayıp" sözcükler...
Öncelikle kafamızdan geçmişin baskısını ve cinsellikteki "ayıp" kavramım atmalıyız. Cinsel heyecan ve coşku duyduğumuzu, istekli olduğumuzu, kendi cinselliğimizden ve birbirimizin cinselliğinden kıvanç ve mutluluk duyduğumuzu anlatan bütün sözcükleri bol bol kullanmalıyız.
Sonraki Yıllarda Aşk Ve Orgazm:
Birleşme öncesindeki sevişme ve oynaşlar sırasında nelerden hoşlanıyoruz? Bize neler yapılsın istiyoruz? Ne gibi okşama ve tahriklerle heyecanlanıyoruz? Eşimize bunları açıkça söylemekten çekinmemeliyiz. Özellikle kadınlar, "Yıllar geçtikçe cinsel ilişki mekanik bir işlev olup çıkıyor" diye yakınırlar. Kocaları artık onları cinsel birleşmeye hazırlamak, onları cinsel açıdan uyarmak için gereken okşamaları, tahrikleri ihmal etmektedir.
Erotik sözler ve sevgi sözcükleri artık hiç söylenmediği gibi kadının erojen (duyarlı) bölgelerinin okşanması da geçmişte kalmış bir şeydir. Sırtta, göğüslerde, boyunda, omuzlarda, kulak memelerinde, bacakların iç yanlarında, klitoriste, saçlarda, yüz çizgilerinde sevgi ve hassasiyetle dolaşan dudaklar, dil, parmak uçları tembelleşmiştir.
Birçok erkek de "Karım, cinsel birleşme öncesi okşama ve cilveleşmelerin salt kadını tahrik için yapılması gerektiğini sanıyor. Beni okşayıp hazırlamak hiç aklına gelmiyor." diye yakınır. Birçok kadın kocalarının da okşanmaktan haz duyduğunu bilmez gibidirler. Oysa tıpkı kadın vücudu gibi erkek vücudu da sevişme sırasında tek bir "erojen (duyarlı) bölge" olup çıkar ve okşanmak, dokunulmak, uyarılmak ister.
Kimi çiftler önsevişme sırasında değişiklikten, bir çok çeşitlemeler denemekten hoşlanırlar. Kimileri yıllar yılı hep aynı yöntemi kullanmaktan hiç bıkmazlar. Kadınlar önsevişmeye genellikle daha çok ihtiyaç duyarlar. Çoğu erkek, kadınlarına yeterli önsevişme uygulamaktan hoşlanır, eşlerinin heyecanlanmasını görmekten de zevk alırlar.
Ama bu demek değildir ki, yıllar boyunca ille her cinsel birleşmeden önce ön-sevişme yani birleşme öncesi okşama ve oynaşmalar yapmak zorunluluğu vardır. Tersine, kimileyin eşlerin ikisi de hiç zaman harcamadan doğrudan birleşmeye geçmek isterler. Kadın o anda birleşmenin hemen gerçekleşmesini arzulamaktadır. O andaki arzusu, ihtiyacı, erkeği ta içinde hissetmektir. Ya da erkek en çok ve her şeyden önce eşiyle tam birleşme sağlamayı istemektedir.
Eşzamanlı Ruhsal ve Cinsel İlişkinin Yolu:
Bedensel yaklaşımdan önce eşlerin birbirlerine karşılıklı olarak verdikleri "cinsel sinyaller" uyarılmada önemli rol oynar. Eşlerde karşılıklı cinsel istek uyandıran bu sinyaller arasında yüz ifadelerini, bedenin duruşunu, ses tonunu, bakışları sayabiliriz.
Kadın ve erkeğin birbirleri için cinsel yönden çekici olmaları ve bu çekiciliklerini belli bir süre sürdürmeleri, ruhsal ve cinsel uyarılmada rol oynayan etkileşim biçimidir. Denilebilir ki, bu evrede insan için en etkili uyaran, karşı cinsten bir insanın psikoseksüel davranışlarıdır. Bir başka deyişle, eşlerin birbirlerini arzulamaları, bu arzularını etkili bir dille, sözlü ya da sözsüz bir iletişimle birbirlerine duyurmaları cinsel eylemi başlatan cinsel yaklaşımdır.
Cinsel yaklaşım, eşlerin birbirlerine ruhsal yönelmeleri ve birbirlerini hazırlayarak cinsel uyarılmaya duyarlı duruma sokmaları evresidir. Bu evrede cinsel etkileşimi bozan ve uyarılmayı engelleyen söz ve davranışlara dikkat edilmelidir.
Sağlıklı ve başarılı cinsel ilişki, eşler arası normal bir etkileşim ortamında, elverişli cinsel yaklaşıma dayanan, her iki cinste derece ve süre bakımından yeterli bir cinsel uyarılmayla gerçekleşebilir.
Eşlerin Birlikte Orgazma Ulaşması:
İdeal olarak her cinsel birleşme, eşzamanlı bir orgazmla sonuçlanmalıdır. Yani cinsel birleşme sırasında erkekle dişi aynı zamanda, birlikte orgazm olmalıdırlar. Hepimizin de istediği budur. Erkek, kadının heyecanını izler, bu heyecanın yeterince gelişip doruğa ulaşması için ona zaman tanır ve kendi heyecanının temposunu ayarlar. Eşinin "hazır" olduğu anı bilir. Kadın da erkeğinin gitgide coşan heyecanına uyup kendini bırakarak doruğa onunla birlikte sürüklenir. Bu ideal bir durumdur.
Her birleşme bu umudu içerir, bu idealin beklentisiyle gerçekleşir. Gel gör ki umduğumuzu her zaman bulamayız. Çoğu evliliklerde kadının "havada kalması" doyumsuzluğu ne yazık ki gereğinden sık rastlanan bir olaydır. İşte böyle durumlarda orgazma ulaşamayan eşin herhangi bir yoldan orgazma ulaştırılması ilişkiye çok şey kazandırır.
Ne var ki yıllar ilerlediği halde eşler hiçbir zaman birlikte orgazma ulaşamıyorsa işin rengi değişir. Eşzamanlı orgazmın cinsel yaşantıda hiç yeri yoksa durup düşünmenin zamanıdır.
Eşleri Birlikte Fiziksel Ve Ruhsal Doyuma Ulaştıran Metod:
Başlangıçta bu tuzağı aşmak daha çok erkeğe düşüyor. Hem biyolojik hem de psikolojik yönden erkek lider olduğu zaman, cinsel birleşmenin de daha doyumlu ve dengeli olduğu bir gerçektir. Erkeğin lider olması demek karısından önce kendisini düşünmesi demek değildir.
Karısının da doyuma ulaşması için öncülük etmesi, sırasında yol göstermesi demektir. Bir kadın için, kocası birleşme sırasında beklemesini biliyor ve eşine zaman tanıyorsa, o erkek başarılıdır ve karısını doyurmasını bilen erkektir.
Bir erkeğin erkekliğini, cinsel gücünü tümüyle duyumsayabilmesi için cinsel eylemi gerçekleştirebilmek kendi başına yeterli gelmez. Erkek aynı zamanda eşini cinselliğe hazırlayıp cinsel doyuma vardığını, ona cinsel doyumu tattırdığını bilmek ister. Kadınına neyin zevk ve doyum verdiğini anlayıp ona göre davranmak, bir erkek için kendi doyumu kadar önemlidir. Yoksa cinsel eylem bir "birleşme" olmaktan çıkar, erkeğin bir başka tür mastürbasyonuna (el ile doyuma) dönüşür.
Kadınına yol gösterip liderlik etmek isteyen erkek, onun genelde cinsel heyecan duymak için kendinden daha çok zamana ihtiyacı olduğunu anlamakta gecikmeyecektir. Onun birleşme öncesi okşamalara, oynaşmalara, kendinden daha çok ve uzun cinsel uyarılara gerek duyduğunu akıldan çıkarmayan erkek, klitorisi (sürekli ama yumuşak) dokunuşlarla tahrik etmeye başlamadan önce, cinsel yönden duyarlı olan öbür erojen (cinsel duyarlı) bölgeleri öpüp okşar. Ona hayranlığını belirtir, sevgisini söyler. Onun nelerden hoşlanıp heyecanlandığını keşfeder. Birleşmeden önce onun "hazır" olmasını, yani vajina bölgelerini yeterince nemlendirip kayganlaşmış olmasını bekler. Cinsel birleşme sırasında türlü hareket yöntemleri deneyerek kadının en çok hangisine cevap verdiğini algılamaya çalışır.
Bu liderlik tutumunun erkeğe yararı yalnızca eşini hoşnut kılmanın verdiği tatmin hissi ve dolaylı zevk değildir. Dikkatini eşinin nelerden zevk ve heyecan duyduğu konusu üstünde toplayan ve eşinin cinsel birleşmeden zevk almasına uğraşan erkek, böylece kendisinin erken boşalma sıkıntısına karşı da en güzel önlemi almış olur. Eşini düşündükçe kendi sorunlarını ve kaygılarını unutur. Cinsel enerjisini salt kendi üstünde yoğunlaştıracağı yerde dağıtmış, eşiyle kendi arasında buluşturmuş olur.
Erkeğinin anlayışı ve sabrı sayesinde rahatlayan kadın da şimdi onun istediği gibi olmak, yani ona zevk ve doyum sağlamak arzusu duyacaktır. Böylece o da, onun nelerden hoşlandığına dikkat etmeye, onu heyecanlandırmak için çaba göstermeye başlayacaktır.
Erkek de kadın kadar okşanmak ister. Gerçi penis onun cinsel açıdan en duyarlı organıdır ama vücudunun diğer bölgelerinin okşanması da onu hoşnut eder.
Cinsel birleşmenin bitiminden sonra kimi eşler, hemen ayrılıp sırtlarını döner uyurlar. Cinselliği, "birlikte ve karşılıklı zevk alıp doyum bulma" olarak görüp gerçekleştiren eşler ise cinsel ilişkinin de sevginin bir parçası olduğunu bildikleri için cinsel birleşmeden sonra da bir süre birbirlerine sarılarak yatarlar.
Cinsel Yaşam ve Mahremiyetleri - Asım UYSAL
Etiketler:
Orgazm
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
