cinsel iletişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cinsel iletişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cinsel İlişkiler Ne Sıklıkta Olmalı

6 Ekim 2009 Salı

İnsan toplumunda cinsel ilişkiden daha değişken ve sözedilmesi daha çok yasaklanmış bir şey yoktur. Sıklığı çok değişkendir ve günde 1 den haftada l’e kadar değişebilir. Bazı ilkel toplumlarda, sözgelimi Aruntalarda, gecede 5 ilişkinin şaşılacak hiç bir yanı yoktur. Kinsey raporuna göre, Batı toplumlarında, önemli kişisel farklılıklar olmakla birlikte, ortalama sıklık haftada 2-3′tür. Bu sıklık, ileri, yaşlarda bile her kişide sıfıra düşmemekle birlikte, yaşlandıkça belirgin biçimde azalır. Cinsel ilişkilerin sıklığı konusu, sıklık kuralları koymaya çalışmış bazı kural koyucuların da ilgisini çekmiştir. Solon’a göre 10 günde, Hz. Muhammed’e göre 8 günde bir ilişki normaldir. Daha ılımlı olan Luther, haftada iki ilişkinin iyi bir ortalama olduğunu söylemiştir. Budalanda her kişinin kendi ölçüleri ve bir sonraki ilişki için gerekli gücü «toparlayabilme» yeteneği vardır. Ama asıl önemli olan, bu sıklığın 2 eş için de aynı olmasıdır. Gerçekten, erkek ve kadının gereksinimleri arasında önemli bir fark olursa, uzun dönemde derin anlaşmazlık yaratabilecek bir uyum eksikliği sözkonusu olur. Burada gene, gerek kadın, gerekse erkeğin, eşinin fizyolojisini ve özelliklerini anlayabilmesi amacıyla bir cinsel eğitim görmesi gereklidir.

Bu tür anlaşmazlık, çoğunlukla kopukluklara yolaçar. Sözgelimi erkek, kadının pek çok kez ilişkide bulunabileceğini ve bunlara edilgin biçimde, hattâ zevk alarak katlanabileceğim düşünebilir. Oysa doğal olarak, kadın fizyolojisine göre bu olanaksızdır. Ayrıca bu tür inançlar kaçınılmaz olarak karşılıklı incinmelere neden olarak, ilerdeki ilişkileri asla düzeltmeyecek sitemlere yolaçar. Bu inanç, sokak kadınlarının günde 10-20 kez ilişkide bulunabilmelerinden kaynaklanıyorsa, erkek büyük bir yanlışa düşmektedir: Sokak kadınları bütün müşterileriyle orgazma varmazlar. Bunların bir meslekleri vardır ve bedenleri, meslek araçlarıdır. Bir para kazanma aracı olduğundan, bedenlerini elden geldiğince kollarlar. Cinsel ilişkiye bedensel ya da duygusal hiç bir katkıda bulunmazlar. Oysa, bunların dışındaki kadınlar, cinsel ilişkiye büyük katkıda bulunurlar. Başarılı bir ilişkiye ulaşabilmesi için, kadının eşini sevmesi, en azından arzulaması gerekir. Kadında ruhsal ve duygusal olarak, başarılı birleşme, bir olma, kendinden bir şeyler verme gereksinimi vardır. Öte yandan, sevişmesini, erkekte olduğu gibi iki etmen belirler: Sinir fizyolojisine ilişkin uyarılma, bezlere ilişkin uyarılma. Bu iki etmen birbirlerine, karşılıklı etkilerle sıkıca bağlıdırlar.
w8fx6msxew
Kadın fizyolojisi öyle düzenlenmiştir ki, ilişkiye hazır olması için kadının bir hazırlık evresine, bir uyarılmaya gereksinimi vardır. Kadında duyarlı bölgeleri uyararak, cinsel isteği uyandıran, erkektir. Bu uyarılma, bızırın hafifçe sertleşmesiyle ve dölyolunun nemlenerek dişi organı alıcı rolüne hazırlamalıyla belli olur.

Normal İlişkiler

Normal bir cinsel ilişki Diçımi var mıdır? Bir kez daha «normal nedir?» sorusunu sormak gerekir. Gerçekten, bir yerde normal olan, başka bir yerde mutlaka normal sayılmayabilir. Bu durumda, herhangi bir uygarlığın belirli bir gelişme evresindeki alışkanlıklardan ya da ortalama sıklıktan sözetmek daha temkinli olur. Gerçekten, sevişme alışkanlık ve davranışları, toplumsal ve ırksal etmenlerden büyük ölçüde etkilenir. Bunun yanısıra, her kişinin kişiliğini de küçümsememek gerekir. Nitekim anatomik özelliklerine, fizyolojik duyarlık derecesine ve ruhsal yapısına bağlı olduğunu pek bilmeksizin, her kişinin bir «normal» kavramı vardır. Sonuçlarsak «normal» ilişki iki eşe de uygun gelen, tam ve eşzamanlı bir orgazma götüren, hiç bir rahatsızlık ya da suçluluk duygusu yaratmayan ilişkidir.

Martin Luther XVI. yüzyılda, cinsellik konusunda en akla yakın düşünceleri ileri süren kişi olarak görülmüştür.

Sevişmeyi Eğlenceli Hale Getirin!

İnsan hayatında mutlu ve uyumlu bir cinsel birlikteliğin ne kadar önem taşıdığını artık bilmeyen yok. Ancak ne yazık ki bazen cinsel ilişkiler keyif yerine, sıkıntı veya rahatsızlık boyutuna ulaşabiliyor. Tabii çoğu insan da böyle durumlarda ne yapacağını bilmediği için, bunu bir sorun olarak yaşamaya devam ediyor. Hatta bir süre sonra cinsel soğukluk bile başlayabiliyor. İşte bu tip sorunları hayatınızdan uzaklaştırmak için, cinsel dünyanızda bazı yenilikler yapmanız gerekiyor. Bunun için size şunları önerebiliriz...

Cinsellik için de uygun zamanı bekleyin!
Partnerinizle birbirinizi sevmeniz, her an onu arzulayacağınız anlamına gelmiyor. Bazen birbirinizi arzulama saatleriniz çatışabilir. Fakat endişelenmenize gerek yok, çünkü bunu ayarlamanız mümkün. Nasıl mı?
Eşinizle sevişmek istediğiniz zaman, bunu ona açıkça gösterin veya ifade edin. Yaklaşımınıza olumsuz yanıt verse bile, bu tarzınızdan vazgeçmeyin ve aşk oyununu siz başlatın. Uyarıldığını hissettiğiniz anda kulağına onun sevdiği bir pozisyonu ya da fanteziyi fısıldayın. Bir başka öneri ise; önce banyo yapın ve eşinizin sevdiği kokuları sürünün, ardından onun en sevdiği iç çamaşırları giyinin ve ona yavaş yavaş yaklaşmaya başlayın.

Romantizm kokan bir ortam yaratın
Cinsel birliktelik için ortam son derece önemlidir. Bulunduğunuz odanın loş ve sade olmasına dikkat edin. Unutmayın ki, odada bulunan her parça eşya, insan beyni üzerine uyarıcı bir etki yaratıyor. Önce romantik bir akşam yemeği hazırlayın, yemek esnasında eşinizin kulağına sevişmek istediğinizi söyleyin. Eğer gündüz vakti sevişmek istiyorsanız, ortama romantik bir hava katmak için loşluk verin, ancak asla tamamen karartmayın.

Kafanızdaki önyargılardan kurtulun
Sağlıklı bir cinsel yaşamın temelinde çocukluk döneminin etkileri yatabiliyor. İnsanın başka biriyle mutlu bir beraberlik kurması, onu sevmesi ve sayması için öncelikle kendini çok iyi tanıması, sevmesi ve güvenmesi gerekir. Çocukluğunda sevgi ve şefkat gören biri, bu davranışları ilerideki yaşantısına da yansıtabiliyor. Ancak geçmişinde bazı temel gereksinimlerden yoksun veya sağlıksız yetişmiş kişiler, bunun yarattığı duyguları atması ve kendini yetiştirmesi gerekiyor. Bu nedenle, öncelikle kafanızdan "İyi kızlar cinsellikten zevk almaz veya ilk adımı atmaz" gibi düşünceleri atın ve eşinizle konuşarak beyninizdeki saplantılardan kurtulun. Gerek duyarsanız, bir uzmandan yardım da alabilirsiniz.

Vücudunuzla barışık olun
Günümüzde gerek medya, gerekse toplumun koyduğu bazı güzellik normları nedeniyle, birçok kadının kafası estetik konularda karışabiliyor. Hatta çoğu kadın vücudunu ayna karşısında çıplak izlediğinde, görüntüsünden hoşnut kalmayabiliyor. Böyle bir durumda da şu tip bir çelişki doğuyor; kendi vücudunuza bakmaktan hoşlanmazken, eşinizin bundan zevk almasını nasıl bekleyebilirsiniz? Bunu yenmeniz için size sık sık aynada çıplak vücudunuza bakmanızı öneriyoruz. Kendinizi inceleyerek, her bir kıvrımınızın ne kadar çekici olduğuna gözlerinizle şahit olun ve bu güzelliği de eşinizden gizlemeyin. Kendinizi ve vücudunuzu sevdiğiniz zaman, mutlu dakikalar yaşamanıza hiçbir şey engel olamaz. Unutmayın ki, en seksi kadın kendine güvenen kadındır!

Karşılıklı zevk alın
Ülkemizde çoğu kadın, eşini tatmin etmek adına, tamamen kendi zevkinden uzak bir cinsel birliktelik yaşayabiliyor. Bu belki erkeğe zevk veriyor, ancak burada unutmamak gereken bir nokta var; siz ne kadar eşinizi memnun etmeye çalışsanız da, bu eşiniz için sizin de zevk aldığınız anlardan daha güzel olamaz. Bu nedenle birlikliklerinizi karşılıklı zevk alacağınız dönemlere denk getirmeye bakın. Unutmayın, eğlenebilmek için önce cinsellikten karşılıklı zevk almayı öğrenmelisiniz!

Hassas noktalarınızı keşfedin
Her insanın duyarlı olduğu erojen bölgeleri farklı. Kadınlarda bu noktalar genellikle; yüz, el, ayak, boyun, göğüs ve omuz bölgeleri. Erkeklerde ise yüz, el, ayak, omuz, karın ve kasık bölgeleri. Eğlenceli bir cinsellik için, öncellikle hafif ve yumuşak dokunuşlarla eşinizin ayağına masaj yaparak başlayın. Ayaklarına konduracağınız küçük öpücükler, eşinizi tahmin edemeyeceğiniz kadar tahrik edecek. Omuzlarına ve göğüslerine yağla yapacağınız masaj da aynı etkiyi gösterecek. Sonra yavaş yavaş alt bölgelere inebilirsiniz. Eşinizde ve kendinizde bulunan duyarlı noktaları keşfederek, cinsel hayatınızda unutulmaz anlar yaşayabilirsiniz.

Takıntılarınızdan kurtulun
Her zaman yatak odasında sevişecek değilsiniz. Neden biraz da başka mekanları tercih etmiyorsunuz? Bu nedenle, eşinizi arzuladığınızda onu yatak odasına sürüklemekten vazgeçin. Eşinizle hemen o anda ve bulunduğunuz yerde sevişin. Salon, mutfak, banyo; nerede olduğunuz hiç önemli değil.
Eşinizle sevişirken değişik pozisyonların gizemini keşfedin. Bunun için hayal gücünüze başvurun. Neler yapabileceğinizi partnerinizle konuşun ve birlikte kararlar alın.

Kaynak: ailem.com'dan alınmıştır

Cinselliğin Yaşı Yok

Cinselliğin Yaşı Yok
İlk cinsel deneyim, rutin cinsel hayat ya da menopoz... Bunlar, kişinin cinsel hayatındaki değişimlere işaret eden üç önemli aşamadır. Bazı genç kızlar cinselliği gözlerinde büyütüp, böyle bir deneyime korku ve sıkıntıyla yaklaşırken, bazıları da durumu çok doğal algılayabilir. 40'lı yaşlara gelmiş kadınlar ise artık tecrübeli sayılırlar. Fakat bazılarının cinsel hayatı belli bir rutinliğe girer. Özellikle ileri yaşa gelmiş kadınların bir kısmı cinsel hayatlarının biteceğine ya da tamamen azalacağına inanır. Ancak böyle bir önyargıdan kurtulmak gerekir. Çünkü cinselliğin her dönemde verdiği haz ve tecrübesi farklıdır. Unutmayın; cinselliği ömür bozu tat alarak yaşamak için, önyargılardan ve kötü düşüncelerden kurtulmak, temel şart sayılır.

Vücudunuzu tanıyın
Yaşamın en heyecanlı ve hareketli geçtiği 18 - 30 yaş arasının, korkuların ya da hayal kırıklıkların cinsel problemlere yol açması olumlu sayılmaz. Özellikle ilk cinsel deneyim, birçok gençte büyük bir hayal kırıklığı yaratabilir. Çünkü günümüzde çoğu genç ilk cinsel tecrübesini, vücudu hakkında yeterli bilgiye sahip olmadan yaşar. Bu da doğal olarak cinsel ilişkiyi olumsuz yönde etkiler.

Mastürbasyonun yararlarını keşfedin
Kadının genital organın uyarılması, penisin uyarılmasından çok daha karmaşıktır. Üstelik mastürbasyon hem kadın, hem de erkek açısından belli bir tecrübe gerektirir. Diğer temel nokta ise orgazmdır. Genellikle tam birleşme esnasında vajinal orgazm yaşamak biraz zordur. Bunun nedeniyse, vajinal mukozanın çok duyarlı olmamasıdır. Ayrıca eğer ön sevişme kısa tutulur ya da aceleye getirilirse, kadının doyuma ulaşması zorlaşabilir. Böyle bir durum karşısında kadının kendini anormal, yetersiz ya da şanssız hissetmemesi gerekir. Orgazm düşüncesini fazla büyütmemek daha gerçekçi bir tutumdur. Aksi halde kişi sadece orgazm olmaya konsantre olur ve cinsel yaşamda gerginlikler ve tatminsizlikler meydana gelir. Doyurucu bir cinsellik ve orgazm yaşamak için öncelikle kişinin kendisini tanıması gerekir. Hangi bölgelerinden nasıl uyarıldığı, ne tip bir yaklaşım beklediği, bilinmesi gereken noktalar arasındadır. Bunun da en pratik ve başlangıç yolu, kişinin mastürbasyonla kendini keşfetmesidir.

Size uygun pozisyonu keşfedin
Vücudunuzu tanıdıkça, nelerden hoşlandığınızı keşfettikçe, aslında son derece normal olduğunuzu farkedeceksiniz. Ancak gerçek anorgazmda (orgazm olamama), kadının klitorisinin uyarılması durumunda bile zevk alamama sözkonusudur. Tabii burada pozisyonlar da önemlidir. Bu açıdan kadının üstte olduğu pozisyon daha etkili olabilir. Böylelikle klitoris dolaylı olarak uyarılırken, ritmin kontrolü de kadında olur. Genç yaşlarda kızlar erkek arkadaşlarıyla bu konuda konuşmakta zorluk çekebilirler. Fakat açık ve samimiyetle yapılan konuşmalar her iki taraf için de sağlıklıdır.

Altın çağın gücünü hissedin
30 - 50'li yaşlar, cinsellik açısından, kadının altın çağı olarak nitelendirilebilir. Bu dönemde kadınların çoğunlukla değişmez bir partneri olur. Artık kadın vücudunu tanır ve cinsel birleşme esnasında orgazma uluşamadığında, kendini suçlu ya da yetersiz hissetmez.

Cinsel arzuları özgür bırakın
Eşiyle tam bir güven ilişkisi içinde olan kadınlar yasaklarını yıkmış sayılırlar. Artık kadın, cinselliği hiçbir sıkıntı duymadan yaşamanın çeşitli yollarını deneyebilecek rahatlıktadır. Hiçbir kaygı veya çekince duymadan okşamalar, öpmeler, masajlar, oral ilişki yaşanabilir. Bu aşamada kadın genelde partnerine isteklerini söylemekten çekinmez. Örneğin, kadın mastürbasyonla uyarılarak zevke ulaşmak ve ikinci aşamada tam bir birleşmeye geçmek isteyebilir. Böyle bir durumda cinsel tatminlik her iki taraf için de fazlasıyla olur.
Bunlar tabii bu yaşlarda yaşanan pozitif yönlerdir. Fakat bir de madalyonun öbür yüzü vardır. Bu dönemlerde kadının anne olmasıyla birlikte, cinselliği ikinci plana atma, reddetme tehlikesi doğar. Bazı kadınlar çocuk sahibi olduktan sonra neredeyse seksi unutabilir. Ancak burada gözardı etmemek gereken nokta; anne olmak, sevgili olmamak anlamına gelmez.
Olgun yaşlarda kadınların karşılaştıkları bir başka tehlikeyse; sıradanlığın cinsel yaşantıya hükmetmeye başlamasıdır. Rutinlik duygusunun kişiyi ele geçirmesine izin vermemek gerekir. Rutinliği yıkmak için de, yataktan çıkıp farklı yerlerde seks yapmak yeterli olabilir. Mutfakta, koltukta, koridorda ya da banyoda...
Cinsel isteği canlı tutmak 50'li yaşların korkulu rüyası olan menopozun getireceği olumsuzluklara karşı da etkili bir çözümdür. Burada tatmin edici bir cinsel yaşam ve kendine tam güvenin olması gerekir. Unutmayın, menopoz sadece fizyolojik bir olaydır. Cinselliğin doruklarına çıkıldığı 50'li yaşlarda vajinal kayganlık azalır. Böylelikle birleşme ağrılı ve acılı olabilir. Fakat jinekolog gözetiminde hormonal bir tedavi kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayabilir. Bunun yanı sıra, jimnastik de size iyi gelebilir. Çünkü menopozla birlikte genital organları çevreleyen pelvis kasları, kendini serbest bırakmaya başlar. Bu da doğal olarak kadının cinsel ilişkiden zevk almasını güçleştirebilir.

Zevki artırmak için egzersiz yapın
Genital kasların sıkılaşması için, Kegel egzersizin etkisi büyüktür. Bu şekilde istediğiniz zaman vajinayı çevreleyen kas dokularını kasmayı öğrenebilirsiniz. Egzersiz için, idrarınızı tutarmış gibi 2 saniye boyunca kendinizi kasın ve sonra tekrar gevşeyin. Bu hareketi her gün 10 kez, en az 6 hafta boyunca tekrar edin. Daha sonra düzenli olarak egzersize devam edebilirsiniz.

Kaynak: ailem.com'dan alınmıştır

Bütün Duyularınızla Sevişin

"Bütün Duyularınızla Sevişin!"
Duyularımız, dışardan gelen uyarıları beyinde bulunan limbik sisteme ulaştırır. Bu uyarılar da lokal hormonların yardımıyla vücutta değişik etkiler yaratır. Örneğin, sevgilinize dokunduğunuz veya onu öptüğünüz an, bu hormonlar harekete geçerek içinizde cinsel istek uyandırır. Bütün bunlar kontrolünüz dışında gelişir. Eğer sevişme sırasında tüm duyularınızı harekete geçirirseniz, aldığınız zevk daha da artar.

Görerek sevişin
Eşlerin karşılıklı vücutlarını incelemeleri oldukça erotik bir oyundur. Özellikle erkekler en çok görme duyularıyla uyarılırlar. Bu nedenle partnerinizin sizi izlemesine izin verin. Eğer partneriniz özel iç giysilerden etkileniyorsa, kendinize değişik şeyler alabilirsiniz. Ancak bunların rahat olmalarına da özen gösterin. Kadının bazen bokser tarzı iç çamaşırı giymesi de erkeği baştan çıkarabilir. Bu nedenle arada bir ilginçlikler yapabilirsiniz. Vücudunuzu partnerinize utanmadan sergileyin. Eğer varsa, takıntılarınızı bir kenara atın. Çünkü, size değer veren partneriniz, sahip olduğunuz ufak tefek kusurları görmeyecektir bile. Cinsel birliktelik esnasında eğer partneriniz farklı pozisyonlar denemek isterse, buna karşı gelmeyin. Çünkü bu tip tepkiler erkekleri yaşadıklarına karşı soğutur. Çoğu erkek, sevişmenin patronunun kendisi olmak ister. Tabii bu, sizin tamamen pasif kalacağınız anlamına gelmiyor. Partnerini izlemek kadınların da hoşuna gider. Bazı erkekler izlenmekten rahatsız olabilir. Böyle bir durum söz konusuysa, onu övücü sözcükler söyleyerek, kendine güvenmesini sağlayabilirsiniz.

Kokusunu hissedin
Koku alma duyumuz, bizi en çok uyaranlar arasında yer alıyor. Kokunun, vücut kimyasını harekete geçirme yönünden etkisi oldukça büyük. Buradan hareket ederksek, günümüzde pafüm çeşitlerinin sürekli artmasına şaşırmamak gerekir. Parfümler, vücudun doğal kokusuyla birleşerek çok değişik ve hoş bir etki yaratabiliyor. Ancak, vücudun doğal kokusunun hiçbir parfümle kıyaslanmayacak güçte bir etkiye sahip olduğunu da unutmamak gerekir. Bu nedenle partnerinizle mümkün olduğunca suni kokular kullanmadan birlikte olmayı deneyin. Göreceksiniz, vücudunuzun salgıladığı doğal kokular her ikinizi de baştan çıkaracak. Tabii burada vücut kimyanızın birbirine uyması büyük önem taşıyor. Eğer partnerinizin doğal kokusu sizi hiç etkilemiyor, hatta itiyorsa, bu, vücut kimyalarınızın birbirine uymadığı anlamına gelir. Çoğu kadın, çeşitli önyargılar nedeniyle, kendi vücut kokularını beğenmezler. Oysa şunu bilmek gerekir; kadın kokusunun kimyasını östrojen hormonu etkiliyor ve bu da genellikle erkeğin beyninde uyarıcı bir etki bırakıyor. Aynı şekilde erkeğin ter kokusunu beğenen kadınlar da var. Normal zamanda insanın hoşuna gitmeyen bir ten kokusu, yatağa girildiğinde baş döndürücü olabiliyor. Partner yokken, onun yattığı yatağı veya üzerinden yeni çıkardığı giysiyi koklamak kimin hoşuna gitmez ki?

Dokunmanın büyüsünü yaşayın
Dokunma, sadece cinsel ilişki sırasında değil, genel sağlık üzerinde de önemli bir etki yaratır. Birlikte olurken, partnerinizin vücudunu okşamayı asla ihmal etmemelisiniz. Bu, hem ciltte bulunan sinir uçlarını uyararak, tahrik olmayı yoğunlaştırır, hem de her iki tarafı vücut ve ruh açısından rahatlatır. Mümkünse partnerinizin vücudunun her yerini okşayın. Okşama sırasında asla hareketlerinizi ani olarak yönlendirmeyin. Eliniz, kesiksiz ve hafif dokunmalarla vücudun her yerinde dolaşmalı.

Sesleri işitin
Genel olarak bütün insanlar sevişirken konuşmaktan uyarılır. Böyle bir anda bazı insanlar tatlı sözcükler işitmek ister, bazılarıysa açık! Her ne şekilde olursa olsun, partnerinizle birlikte olurken onunla sözel bir diyalog kurmanız zevinizi artırabilir. Ayrıca bu şekilde hem karşılıklı nelerden daha fazla zevk aldığınızı anlar, hem de daha çok tahrik olursunuz. İsterseniz, açık konuşmaların afrodizyak etkisini deneyerek öğrenebilirsiniz. Böyle bir şey genelde erkeklerin daha çok hoşuna gider. Eğer partnerinize sevişme anında ilk defa açık sözcükler kullanacaksınız, bunu yavaş yavaş yapın ve partnerinizin tepkilerini inceleyin. Partneriniz şaşırmış bir tepki verir ya da bu durumdan hoşlanmazsa, bunu onunla daha sonra konuşabilirsiniz. Bu durumda belki de tatlı ve sıcak kelimeler seçmeniz daha uygun olur.

Tadına bakın
Sevgiliden tat almanın en güzel yolu, elbetteki öpüşmekle başlar. Tutkulu ve erotik öpücükler bütün sevişmelerin vageçilmez parçasıdır. Bunun dışında partnerinizin vücudunu da hafif hafif başlayarak öpebilir ve bu şekilde uyarılmasını artırabilirsiniz. Sevişme anında tat almanın afrodizyak etkisini artırmak için bazı varyasyonlar denemeniz mümkün. Örneğin, sevgilinizin vücuduna süreceğiniz balla, yatağınızı bir zevk ve ziyafet sofrasına dönüştürebilirsiniz. Bu, cinsel fanteziler arasında en yaygın olanıdır. Ayrıca tat alma dışında koklama, görme ve dokunma gibi duyuları da tatmin eder. Böyle bir deneme için çikolata da önerilebilir. Çünkü çikolatanın yiyecekler arasında afrodizyak etkisi büyüktür.

Kaynak: ailem.com'dan alınmıştır

Masaj Çeşitleri

MASAJ ÇEŞİTLERİ

Klasik Masaj : Genellikle vücudun güne zinde başlamasına ya da yaşamın gündelik yorgunluk ve sıkıntılarından kurtulmak amacı ile yapılan genel dinlenme ve gevşeme yöntemi olarak kullanılan masaj türüdür. önemli olan masaj yaptıran kişinin rahat ve keyifli bir ortamda kendini zinde ve dinlenmiş hissetmesinin sağlanabilmesidir. genellikle masaj yağı ile yapılır ancak isteğe bağlı olarak bazı durumlarda kayganlaştırıcı malzeme kullanmadan da klasik masaj uygulamak mümkündür.

Aromaterapi : Genellikle klasik masaj yöntemlerini bitki özlerinden elde edilmiş karışımlarla hazırlanan masaj yağlarını kullanılarak uygulanan bir masaj yöntemidir. rahatlatıcı, gevşetici, dinlendirici olabileceği gibi zindeleştirici ve uyarıcı türde etkileri olabilir. aslında aromaterapi yöntemi sadece masajla sınırlı değildir, genel anlamda bitkisel öz ve yağların kimyasal yapısı ve enerjilerinden faydalanarak solunum (buğu), kompres ve banyo uygulamaları ile de yapılabilir. bitkisel öz ve yağlar, bitkilerden damıtma ve buhar yöntemi ile elde edilmiş yağlardır. aromatik yağlar günlük yaşamda kullanılan kozmetik yağlara oranla vücut tarafından çok daha kolay emilir ve yan etkisi yok denecek kadar azdır. önemli olan doğru yağı doğru şekilde kullanabilmektir. temel yağlar kesinlikle direkt olarak vücuda temas ettirilmemelidir, mutlaka taşıyıcı yağ ile belli oranlarda karıştırılarak uygulanmalıdır. uygulama öncesi cildin küçük bir bölgesinde deneme yaparak cilt yapısının uygulanacak yağa vereceği allerjik tepki mutlaka ölçülmelidir. günümüzde aromaterapik masaj yalnızca tedaviye yönelik değil klasik masajı destekleyici olarak genel rahatlama sağlayıcı ve dinlendirici özelliği ile de kullanılan bir yöntemdir.

Sıcak Taş Terapisi : Isıtılmış volkanik taşların masaj yoluyla vücut üzerinde gezdirilmesi ve belli noktalarda bırakılması yoluyla kişinin vücudunda ısının bedenin derinine etki etmesini amaçlayan bir masaj türüdür. masaj, ısıtılmış ya da soğutulmuş volkanik (bazalt) taşlarıyla özel bir teknik uygulanarak yapılır. bu yolla kişi üzerindeki negatif elektriğin giderildiğine inanılır.

Spor Masajı : Özellikle sportif etkinliklerde kullanılan bir masaj türüdür. spor masajını klasik masajdan ayıran en önemli özellikler öncelikle ritm, süre ve bası miktarlarının değişik olmasıdır. ayrıca uyarıcı hareketler çoğunluktadır ve branşa özgü olarak uygulanır.

Shiatsu : Japon orijinli ve probleme yönelik tedavi amaçlı bir masaj türüdür. belirli noktalara parmak ve vücudun değişik bölgeleri ile basınç yapılırken, deri ve deri alt dokusu üzerinde kaydırılmaktadır.

Thai : Özellikle tayland'da yaygın olarak uygulanmakta olan thai masajının temel yapısını hint yoga ve çin'in geleneksel tıbbı oluşturmaktadır. çoğunlukla pres ve gerdirme harektlerini kapsamaktadır. çıplak vücut üzerine uygulanmaz, yerde ve ince mat üzerinde uygulanır.

Reiki : Hristiyan bir rahip olan dr. miako usui tarafından 19. yüzyılda japonya'da yeniden keşfedilen eski bir tedavi yöntemidir. sözcük anlamı "evrensel yaşam enerjisi" demektir.

Refleksoloji : Refleksoloji masajının temeli ayakların vücudun aynası olduğu öğretisine dayanır. ayaklar insan vücudunu temsil eder ve her nokta vücutta bir bölgeye karşılık gelir. bu bölgelerin masaj yoluyla uyarılması ile vücudun buna gereken tepkiyi verdiği inancı ile temellenir. belirli noktalara kişinin verdiği tepki ile bu temsil edilen bölgedeki problem saptanmaya çalışılır ve gerekli manuplasyonlarla bu bölgedeki sorun giderilmeye çalışılır. bu nedenle refleksoloji bir tür "denge" masajıdır ve kişinin kendisini fiziksel, duygulsal ve ruhsal bakımdan iyi hissetmesini sağlar, kişiye doğal dengesini kazandırır.

Erkekler neden cinsel sorunlarından utanıyor

Oprt. Dr. Merhmet Kırdar, birçok erkeğin sorunlarının tedaviyle giderilebileceğini, ancak endişe, korku, çekingenlik ve benzeri nedenlerle doktora başvurulmadığı için daha büyük sıkıntılar ve sağlık sorunlarıyla karşılaştıklarını dile getiriyor.

Erkekler, özellikle kendilerini güçlü saydıkları cinsellik konusunda yaşadıkları sıkıntıları uzman bir hekimle paylaşmayı reddediyor.

Araştırmalara göre, dünya üzerinde 152 milyon erkek seksüel disfonksiyondan yani cinsel fonksiyon bozukluğundan yakınıyor.

40 yaş üstü erkeklerin yüzde 5’i, 65 yaş üstü erkeklerin de yüzde 15-20’si kronik, 40-70 yaş arası erkeklerin ise yüzde 50’si hayatlarının bir döneminde geçici de olsa bu sorunla karşılaşıyor.

Rakamlar, Türkiye'de de erkeklerin bu konuda fazlasıyla çekimser olduğunu ortaya koyuyor. Kimi korktuğu kimi de kendine bu tür bir hastalığı yakıştıramadığı, hastalığı reddettiği için doktora gitmiyor.

Rakamlara göre, Türkiye'de bu sorunu yaşayan erkeklerin sadece yüzde 2'si doğru teşhis ve tedaviden faydalanabiliyor. Ve bu durum erkeğin cinsel yaşamında olumsuzluklara yol açtığı gibi beraberinde daha birçok sorun getiriyor.

Cinsel hayatında yaşadığı sorunlar nedeniyle doktora gitmeyen erkeklerde, psikolojik sıkıntılar, ailevi sorunlar, toplumda kendini yalnız hissetme, başarısızlık hissi, kendine güvensizlik gibi sıkıntılar ortaya çıkıyor. Hatta bu sıkıntılar nedeniyle zaman zaman çiftlerde boşanma noktasına bile gelinebiliyor.

Bir erkeğin cinsel yaşamında sorunlar yaşamasının normal bir durum olduğunu belirten Oprt. Dr. Merhmet Kırdar, bu tip bir sorunla karşılaşıldığı zaman bir hekime başvurulması gerektiğini ifade ediyor.

Oprt. Dr. Merhmet Kırdar, birçok erkeğin, sorunu, sanki sadece kendi yaşıyormuş gibi algıladığını, bunun da toplumda genel bir utanma duygusu yarattığını vurguluyor.

Sorunların doğru zamanda teşhis edilmesiyle çözülebileceğine de dikkat çeken Oprt. Dr. Merhmet Kırdar, bu tip durumların vucudun herhangi bir organında yaşanan sağlık sorunundan farksız olduğunu ifade ediyor.

Başarılı Bir Birliktelik İçin 7 Şart

lişkinin uzun yıllar sürebilmesi için öncelikle sağlam bir temele dayanması ve belli başlı adımların atılması gerekiyor. İşte mutlu bir beraberlik için gereken yedi şart:

1. Kendinizi sevin Kendinizi sevmezseniz, başkasının da sizi seveceğine inanmanız zorlaşır. Sağlıklı bir ilişki için kendine güvenmek çok önemli. Bu yüzden öncelikle tüm hata ve zayıflıklarınıza rağmen kendinizi olduğunuz gibi kabullenmeniz gerek.

2. Eşinizi sevin Sağlıklı ilişkiler birbirini seven kişiler arasında yaşanabilir. Birbirinizden gerçekten hoşlanır, birlikte zaman geçirmekten keyif alır, birbirinizin davranışlarını ve fikirlerini paylaşır, benzer beklentilere sahip olursanız ilişkinizin uzun ömürlü olması kaçınılmaz.

3. Birbirinize zaman ayırın Birşeye verdiğiniz değer, ona ayırdığınız zamanla ölçülür. Yeni tanıştıklarında önceliği ilişkilerine veren çiftler, zaman içinde iş, çocuklar ve günlük sorunlara odaklanarak birlikte daha az vakit geçirmeye başlar. Oysa birbirinize ayıracağınız zaman, ilişkinin ilk günkü gibi canlı kalmasını sağlar.

4. İletişim kurun İyi bir iletişim sağlıklı ilişkinin temel şartlarından biridir. Kim olduğunuzu, ne istediğinizi, karşınızdakinden ne beklediğinizi ancak konuşarak anlatabilirsiniz. İç dünyanızı karşınızdakine açmanın tek yolu iletişim.

5. Tartışmaktan çekinmeyin Tartışmaların ilişkinin doğal bir parçası olduğunu unutmayın. Çiftler arasında farklılık olması kaçınılmazdır. Sağlıklı bir şekilde tartışabilen çiftler, her zaman aynı fikirde olmasalar bile duygularını paylaşabildikleri için aralarındaki bağı güçlendirir.

6. Sık sık dokunun Dokunmak insanoğlu için temel bir ihtiyaçtır. Karşınızdakine güven, destek, koruma, şefkat ve tabii ki heyecan verir. Fiziksel ilgiye olan ihtiyaç, cinsel yaşamın aktif olmadığı dönemlerde bile bitmez.

7. Değişimi kabul edin İnsanlar değişebilir. İlişkileri bu değişimler ayakta tutar. Değişim, gelişmeye yol açabileceği gibi sancılı da olabilir. Ancak partnerinin geçirdiği değişime uyum sağlayan ya da birlikte değişebilen çiftler, başarılı bir ilişki sürdürebilir. Zıt kutuplar artık çekmiyor İkili ilişkilerde zıt kutupların birbirini çektiği tezi, tarihe karışıyor. ABD deki Iowa Üniversitesi nin Sosyal Psikoloji Birimi nin yaptığı bir araştırmaya göre zıt kutuplar ilk etapta birbirini çekiyor ancak bu ilişkiler ciddi boyutlara ulaşamadan sona eriyor. Aynı hayat görüşüne sahip olanların ilişkileri ise daha uzun sürüyor. Üstelik bu beraberlikler evlilikle sonuçlanıyor. Evli çiftler üzerinde araştırma yapan sosyologlar, kişilik benzerlikleri sayesinde eşlerin günlük sorunlarla daha kolay başa çıkabildiğini ve mutlu olabildiğini savunuyor..

Uyarılma bölgeleri

5 Ekim 2009 Pazartesi

Cinsel birleşmenin ön şartı olan cinsel uyarım veya cinsel coşkulanma kavramını tanımlamak pek kolay değildir. Genellikle birlikte görüldükleri halde ve ilk bakışta birbirlerini çağrıştırmalarına rağmen uyarılma, erkekteki sertleşmeyle kadındaki ıslanma olgularından ayrı birşeydir. Uyarılma, duygularla bağlantılı olarak erkek ve kadın vücutlarının cinsel temas için birleşebilir duruma gelmesi sürecidir. Bu süreç içinde vücutta önemli değişiklikler ortaya çıkar. İşte penisin sertleşmesi ve dölyolunun ıslanması bunlardan en belirgin olanlarıdır. Ama aslında bu değişiklikler, söz konusu sürecin ancak sonucudur. Dolayısıyla cinsel uyarılmada ya da çoşkulanmada temel olan, söz konusu değişikliklerden çok bir sevgiliye beslenen çekilme duygusudur. Bu duygu, daha soyut bir şekilde belirli birini düşünmeden yalnızca o cazibeye ve arzuya kapılarak da yaşanabilir.

Erkek de kadın da doğrudan bir fiziksel temas olmaksızın coşkulanabilirler. Karşı cinsten birinin dahil olduğu erotik bir durum da uyarıcı olabilir. Keza bazı insanların belirli bir melodiyi duyduklarında ya da kokuyu aldıklarında coşkulandıkları bir gerçektir. Fiziksel temas bulunmadan coşkulanma, yani psikolojik uyarılma, erkeklerde daha yaygındır. Kinsey, bu amaçla incelediği bir grupta erkeklerin % 62'sine karşılık kadınların ancak % 14'ünün striptease seyrederken coşkulandığını belirlemiştir. Cinsel ilişkiyi çizgi veya resim olarak görmekle erkeklerin % 77'si cinsel uyarım duydukları halde 'kadınların yalnızca % 32'si coşkulanmış, hatta çoğu bundan rahatsız olduklarını söylemişlerdir. Başka insanları cinsel eylem içinde seyretmiş olan erkeklerin çoğu coşkulandıklarını bildirirken, kadınlardan rahatsız olmayanlar bile ancak kayıtsız kaldıklarını belirtmişlerdir. Bu oranlar, erkeklerin psikolojik uyarımlara olan bağımlılıklarını göstermekten öte, hiç tanımadıkları bir kadına, hatta genel anlamda kadınlara bakarak veya onları düşünerek ya da kişilerin belirsiz olduğu bir cinsel ilişki anını izleyerek ya da kafasında kurarak coşkulandığını göstermektedir. Bu erkek ve kadın cinsellikleri arasındaki farklılığı yansıtmaktan öteye bir anlam taşımaz. Gerçekten, başka alanlarda da ortaya çıktığı üzere iki cins arasında bir yaklaşım farkı bulunduğu kuşku götürmez. Ancak bu farkı açıklamak için yapılan önermelerin çoğu tatmin edici değildir. Örneğin bazılarına göre erkeğin cinsel dürtüleri kadınınkilerden daha güçlüdür. Bazıları cinsler arasındaki farklılığı, kadının doğuştan daha ahlaklı olmasına bağlarlar.

Bazıları ise farklılığın, her iki cinsin üremedeki rollerinden kaynaklandığını savunurlar ya da fizyolojik yapılarından dolayı olduğunu ileri sürerler. Sonuç olarak, cinsel bilimcilerin hepsi, genellikle erkeklerin cinsel fantaziye yani cinsel düşlere ve düşünceye kadından daha yatkın olduğunu söylemekle birlikte, bunun nedenleri konusunda ortak bir görüşe sahip değildirler. Zaten eşler açısından önemli olan bu gerçeğin bilinmesi ve böylece gereksiz kuşku ve huzursuzlukların önlenmesidir. Kinsey, kocalarının pornografik resimler biriktirdiğini keşfedince boşanmak için mahkemeye başvuran kadınlardan bahsetmekte ve bu durumları insan cinselliğine ait temel gerçeklerin bilinmemesinin üzücü sonuçlarına örnek olarak vermektedir. Fiziksel temasa dayanan coşkulanma açısından da kadın ve erkek arasında belirli farklar bulunur. Cinsel uyarım sırasında vücudun bazı noktaları diğerlerine oranla çok daha fazla duyarlılaşırlar. Bunlara uyarım bölgeleri denir. Bunların dokunulması veya öpülmesi, belli koşullarda eşleri orgazma götürebilir. Bu kadar olmasa bile, uyarım bölgeleriyle temasın cinsel tepkilerde bir yükselişe yol açtığı kesindir.

Aşk oyunlarının başlangıcında ilk keşfedilen bölgeler, her iki cinste de dudaklar, boynun arkası ve yanlarıyla kulaklar, erkeklerde ayrıca kuyruksokumudur. Bunlar, ikincil uyarım bölgeleri olarak bilinirler. Göğüsler, kalçalar, bacak ve ayaklar bu gruba girerler. Aşk oyunlarının daha ileri aşamalarında birincil uyarım bölgelerine sıra gelir. Bunlar, erkekte penis, erbezleri ve perine (apışarası), kadında ise toplu olarak "vulva" diye adlandırılan dış cinsel organlar bölgesidir. Özellikle leğen kemiğinin üzerindeki tüylerle kaplı deri ile dış dudaklar, "vulva"nın çok duyarlı alanlarıdır. Keza makat ve perine için de bu söylenebilir. Ancak kadının cinsel organlarının en duyarlı olanı ve orgazm tepkisinin temel kaynağı, "vulva"nın ön tarafında ve iç dudaklar arasında korunmuş bir şekilde bulunan "klitoris"dir. Klitoris de penis gibi sertleşme yeteneğine sahiptir.

Uyumlu bir cinsel beraberlik açısından eşlerin yalnızca uyarım sağlayan bölgeleri keşfetmeleri yeterli değildir; ne tür uyarılmadan hoşlandıklarını da araştırmalıdırlar. Pratik içinde taraflar, çeşitli bölgelerin yumuşak mı, yoksa sert mi okşanmasının, öpülmesi mi yoksa incitilmesinin mi daha fazla hoşa gittiğini anlamaya çalışmalıdırlar.

Cinsel birleşmenin ön oyunlarında her iki eş için de ilk hedef, ikincil uyarım bölgelerinin uyarılması olur. "Necking", "Petting" gibi aşk oyunları, doğrudan birleşmeye geçmeksizin ikincil uyarım bölgeleri üzerine yoğunlaşarak gerçekleştirilen cinsel temas türleridir.

Cinsel Mutluluğu Etkileyen Psikolojik Nedenler

Sağlıklı Ve Mutlu Bir Cinsel Yaşamın Altı Koşulu:

Pek çok insan için cinsel ilişkide rahat ve huzurlu olmak, yakınlaşmak, karşılıklı güven ve hoşgörüye bağlıdır.

Tatminkar Ve Heyecanlı Bir Cinsel Yaşamın Koşulları:

1- Bireylerin cinsel duyguları hakkında reddedilme ya da ayıplanma korkusu olmadan birbirleriyle açıklıkla konuşabilmesi. Bu konuşmanın içeriği karşılıklı olarak nelerden zevk alıp, nelerden hoşlanmadığınız olabilir.

Eşlerin karşılıklı olarak, farklı cinsel tercihleri olabileceğini kabul etmeleri, uzlaşmaları, birbirlerini incitmeden dürüst olmaları ve gerektiğinde ödün verebilmeleri önemlidir.

Eşlerin birbirlerine açık ve dürüst olmaları, birbirlerinin aşk ritimlerine uyum sağlamalarını mümkün kılar.

2- Karşılıklı güven ve saygının hakim olduğu ve rahat bir ortam: Kişi kendini güvende hissettiği zaman çok daha rahat davranacaktır. İki insan beraberken kendilerini güvende ve rahat bir ortamda hissediyorsa, yeni şeyler denemek konusunda daha rahat davranacaklardır. Güvensizlik, başarı ve zevki azaltır.

3- Yeniliklere açık olmak: Monoton cinsellik yerine, helal yerden olmak kaydıyla her türlü değişkenliğe ve yeniliğe açık olmak.

4- Cinsellik konusunda bilgili olmak: Bilgi, rahatlamanın ve güvenin anahtarıdır. Cinsel konulardaki temel bilgileri bilenler, rahat ve kendilerine güvenlidirler. Cinsellik konusunda günümüzde pek çok kaynak olmasına karşın, bu konuda bilgisiz olan insanların sayısı tahminlerinizin çok üstündedir. Oysa bilgi, anlayışlı olmanın ve kendini geliştirmenin anahtarıdır. Kişi cinsel bilgiler hakkında ne kadar fazla doğru bilgileniyorsa, hem kendisini, hem eşini tatmin etme konusunda o denli başarılı olur.

5- Gülebilmek, eğlenebilmek: Gülmeyi ve eğlenmeyi bilmek birçok şeyi değiştirebilir. Şakalaşmak hem eğlenceli olabilir, hem de performans konusundaki kaygıları ortadan kaldırır.

6- Beden sağlığı: Düzenli olarak spor yapmak çok önemlidir ve kişinin kendini iyi hissetmesine yardımcı olur.

Cinsel Yaşam ve Mahremiyetleri - Asım UYSAL

Ailede Geçimsizlik ve Cinsellik

Aile geçimsizliğinin bir nedeni de cinsel mutsuzluktan kaynaklanmaktadır. Toplumumuzda
kadınlar ve erkekler cinsel yaşam konusunda birbirlerinden sürekli yakınıyorlar. Dünyanın en
zevkli işi bir kabusa dönüşüyor, soğuk kadın, iktidarsız erkek suçlamaları her iki tarafta da ne
zevk ne istek bırakıyor. Bir çözüm yolu bulunamıyor, cinselliğin keyfini iki cins bir arada
yaşayamıyor, karı kocanın ikisi de yaptıklarından tam anlamıyla zevk alamıyor.

Bir çift arasında kavgaya, anlaşmazlığa neden olan cinsel uyumsuzluğa giden olaylar, bir
zincirin halkalarını oluşturuyor. Eskiden bu sorunlar üzerine pek inilmiyordu. Bugün şiddetli
geçimsizlik nedeniyle ayrılanların sayısının artmış olması ve gerçek nedenin cinsel sorunlar
olması, toplumumuzda bu konulara yapıcı bir şekilde değinmek gerektiğini göstermektedir. Bu
sorunlar, çiftlerin birbirlerini tanımamasından, cinsellikle ilgili sorunlarını, korkularını ve
beklentilerini konuşamamasından kaynaklanıyor.

Bunun altında toplumsal nedenler ve bazı gelenekler yatmaktadır. Bu arada tabii cinsel
uyumsuzluğa neden olabilecek organik nedenleri unutmamalıyız. Örneğin erkekte prostat veya
idrar yolları iltihabı, omurilik zedelenmeleri, şeker ve kalp hastalığı gibi. Kadınlarda zarın yapısı,
makat ve cinsel organ arasındaki kazalar sonucu oluşan nedbe dokusu, iltihaplar, vajinanın
iltihapları da normal bir cinsel ilişkiye imkan vermez.

Genelde kadınlar ve erkekler evli olsalar dahi boş zamanlarını kendi hemcinsleri arasında
geçiriyorlar. Hele kırsal kesimde erkekler kahvede, kadınlar komşu kadınlar arasında boş
vakitlerini geçiriyorlar. Beraberlikleri uyumadan önceki cinsel birleşmeyi içeriyor. Cinsel
bilgisizlik, çiftlerde, erkek ve kadın arasında iletişim kopukluğu, cinsel doyumsuzluklara ve
sorunlara neden olmaktadır.

Ailede Mutluluğun Yolu, Cinsel Uyumdadır:

Eşlerin cinsel yaşamında birbirlerini olumsuz yönde etkileyebilecek bir çok faktörler vardır.
Erkekte ve kadında orgazma (cinsel doyuma) ulaşma süresi farklı olabilir... Eşler duygusallık
bakımından aynı yapıya sahip olmayabilirler... Erkek ve kadın arasında büyük yaş farkı
bulunabilir... Bütün bunların ötesinde incir çekirdeğini doldurmayan ancak zaman zaman eşler
arasında sürtüşmeye sebep olabilecek değişik özelliklere sahip olabilirler... Şunu söylemek
gerekir ki cinsel uyum sağlandığı takdirde sorunlar çoğu kolayca çözülebilir.

Evlilikte cinsel doyum, yalnız ilahi kudretin bize lütfettiği tabii bir olgudan ibaret değildir. Zira aynı
zamanda eğitime ve alıştırmaya bağlı olan, iyi anlaşılması ve uygulanması gereken bir sanattır
bu. Diğer sanatlar gibi sonradan kazanılan bir sanat. İşte bu nedenle eşler zaman içerisinde
daha uyumlu bir cinsel hayat için çaba sarfetmelidir.

Birbirini çok seven karı koca, eğer aile mutluluğunu oluşturan öğeleri ve kendilerine düşen
görevleri bilmez, bu görevlerin gereklerini yerine getirmezse, bu sevgileri mutlu olmalarına kafi
gelmez. Aile mutluluğu ve cinsel eğitim alanında bireyler üzerlerine düşen görevleri öğrenmeli
ve yerine getirmelidir. Evlenecek veya evli çiftler, cinsel bilgilerini arttırarak birbirlerini bilimsel
yönden tanımaları ve ona göre davranmaları bir çok aile geçimsizliklerini önler.

Evlilikle, dişi ve erkek tamamlanır. Yani evlilik, iki vücudun, iki kalbin, iki ruhun ve daha doğrusu
iki kişiliğin birleşmesidir.Evlilikte mutluluğu oluşturan öğeler bellidir. Biz de bu çalışmamızda,
mutlu bir yuva kurabilmek için bireylere düşen görevleri göstermeye çalıştık. Ailede mutluluk ve
cinsel eğitim, hemen her bireyi ve her aileyi ilgilendiren temel konulardan biridir. Dünya üzerinde
her canlı en azından neslini devam ettirebilmek için kendi türlerine has bir cinsel yaşam
içerisindedirler. Öyle ise cinsel yaşam hayatın ta kendisidir diyebiliriz.

Cinsel Uyumsuzluk ve Aile Kavgaları :

Karı koca, birbirlerini oldukları gibi kabul edeceklerine, kendi hayallerinde canlandırdıkları kalıba
uydurmaya çalışmaktadırlar. Onlara göre, kadın dediğin şöyle olur veya koca dediğin böyle olur
gibi düşünceler, aile mutluluğunu engelleyen sebeplerden birisidir. Çocuklukta alınan yanlış
eğitim veya gerekli doğru eğitimin alınamaması. Meşru cinsel ilişkinin ayıp sayılması gibi.
Meşru, yani yasal normal ve de görev olan cinsel ilişkiyi eş, ayıp duygusuyla karşılayabilir. Belki
de çoğu zaman bu konuda mutlu olabilmek için gerekli olan rahatlığı kendisinde bulamaz.

Çocukluğundan beri (özellikle kadınlarda) hafızalarda cinsel ilişkinin kötü, adî, aşağı bir iş olarak
yer etmesi, kadını cinsel ilişkiden soğutur. Böylelikle hem kadın cinsel ilişkiden soğuktur,
mutsuzdur. Hem de eşini tatmin edemez. Gerek kendisi ve gerekse eşi, cinsel tatminsizliğin
sonunda görülen sinir gerginliği, kavgacılık, tembellik gibi durumlarla karşılaşır.

Dünya tarihi incelenirse görülür ki cinsel tatminsizlik, pekçok psiko-sosyal problemlerin
temelinde genellikle bulunagelmiştir. Cinsel tatminsizlik, türlü problemlerin odağındaki rolünü
çağlar boyu sürdürmüştür.

KAYNAK: Asım UYSAL, "Evlilik ve Cinsel Hayat", Uysal Yayınevi, İstanbul

Cinsel Anlaşma (Cinsel Uyum)

Anlaşma, bir düşünce ve duygu alışverişi olduğuna göre, karşılıklı yapıldığını varsaymak gerekir; yani anlaşabilmek için iki tarafın da aktif olarak bu eyleme katılması zorunludur. Bu karşılıklı alışveriş çerçevesinde, cinsel birleşmenin bir anlaşma biçimi olarak ayrı ve önemli bir yeri vardır.

Çoğu insan, anlaşmanın yalnızca sözcüklere bağlı olduğunu düşünür. Zaten genellikle de üzerinde durulan, sözlü ya da yazılı anlaşmadır. Cinsel anlaşma, cinsel ilişkilere özgü mahremiyetten dolayı büyük ölçüde gözardı edilir. Cinselliğin doğallığı ve has cinsel arzunun herkes için geçerli olması, insanların cinselliğe özel olarak eğilmelerini gereksiz kılmıştır. Onun için cinsel birleşme, hala bir insanın başka bir insanla duygusal bir bağ içinde bulunduğunu ifade eden basit fiziksel bir eylem olarak görülmektedir. Birçok eş, ancak rastlantısal olarak cinsel birleşmenin gerçek anlamını kavrayabilmişdir. Bunların duygusal bağları, paylaştıkları cinsel eylemin, gerçek mahremiyetini algılamalarını mümkün kılacak düzeydedir. Bu şanslı insanlar, çözümlenmesi ya da açıklanması mümkün olmamakla birlikte, eşsiz olduğu hemen farkedilen bir anlaşma düzeyine geldiklerinin bilincindedir. Ancak bu kimseler geneli oluşturmazlar, istisnadırlar. Çoğu insanın cinsellik aracılığıyla anlaşma sanatını özel olarak geliştirmesi gerekir.

Doğru dürüst bir cinsel iletişim kurma yeteneği ile normal bir insan arasına dikilen büyük engel, toplumlarda fiziksel temasa karşı uygulanan katı yasaktır. Daha çocukken, insanlar cinsel temas konusunda kendiliğinden, doğal ve teklifsiz olmamayı öğrenirler. Toplumsal olarak kabul gören fiziksel temas biçimleri, el sıkışma örneğinde olduğu gibi, kasıtlı olarak törenselleştirilmişler; böylece formal bir kalıba sokularak her türlü duygusallıktan arındırılmışlardır.

Eşlerin birbirine rahatlıkla izin verdiği vücut temasları, yabancılar arasında fiziksel saldırı olarak algılanır. Oysa küçük bir çocuk düşünüldüğünde, onun teması ve sarılmasındaki temel doğallık gözden kaçacak gibi değildir. Yaşamın ilk yıllarında hakim olan dil, vücut dilidir. Çocuk, sıcak bir kucaklama ile sert bir tokatın ilettiği anlamları kolayca birbirinden ayırabilir, Ne var ki, büyüdükçe içgüdüsel olarak vücut temasından kaçınmayı ve diğer insanlarla arasında hep bir mesafe tutmayı öğrenir. Aslında toplum içinde "uygun" yaşamanın kuralı bu olduğu halde, birey aşık olacak ve cinselliğini ifade edecek yaşa geldiğinde, kurtulması gereken bir sürü sınırlamalar oluşmuştur. Herşeyin ötesinde, o zamana kadar kendine yasakladığı ve bir tehdit olarak algıladığı fiziksel mahremiyeti, şimdi sevinerek benimsemesi gerekmektedir. Karşısındaki eşin hevesliliği ile kendi sinirliliği de işe karışınca, cinsel deneyin oldukça sevimsiz ve doyuruculuktan uzak gelişmesi, beklenebilecek bir sonuç olur. Bu durumda eşlerin, cinsel birleşmeden bekledikleri tek sonucun, orgazm olması şaşırtıcı gelmemelidir.

Sevişme, cinsel boşalımın en alt düzeyde kaldığı mekanik bir eylem haline gelmiştir. Mahremiyet ve paylaşma duygusu, gönülden vermek arzusu gibi sıcak duyumlar bu ilişki içinde ortaya çıkmazlar. Böyle bir ilişkide, kadının seksten hoşlanmadığı yolunda yanlış ama görünürde haklı bir düşünceye kapılabilen erkeklerin kolayca bencilleşmesi ve cinselliği kendi hakları olarak görmesi çok olasıdır. Eşsiz bir iletişim ya da anlaşma yolu olması gereken seks, bu durumda sinirli ve bencil bir erkeğin kadından talep ettiği bir görev haline gelir. Ayrıca seks konusunda sürekli olarak tetikte olmayı öğrenmiş bir kızın, evlilikle birlikte bu olaya alışıncaya kadar duyacağı aşırı endişe duygusundan dolayı cinsel temasın tadına varamayacağı açıktır.

Tam bir cinsel anlaşmanın kurulabilmesi için her iki eşte de birbirine karşı tam bir güven duygusunun gelişmesi gerekir. Aşkın temelinin güven olduğu bir gerçektir. Gündelik ya da duygusal bunalımlarda eşinin kurtarıcı olacağını bilmek nasıl insanı rahatlatan bir duyguysa, cinsel ilişkide nazik ve açık olacağına güvenmek de o kadar huzur verici ve önemli bir duygudur. Ancak bu güven duygusu sayesinde sevmek ve sevilmek duyguları gerçeklik kazanabilir.

Bir ilişki içinde sevginin bilincine varmanın yolu elbette tek değildir. Ancak cinsel birleşme sırasında çiftler arasında sözsüz bir anlaşmanın yeşermesi çok olasıdır. Bu şekilde, aşk, elle tutulur bir bağ haline gelir; eşlerin hareketleri, kucaklamaları ve sevişme teknikleri kendiliğindenlik kazanır. Böylece herhangi bir beceriksizlik ya da yalnızlık sorunu da ortadan kalkmış olur. Her eş, diğerine herhangi bir kayıt olmaksızın kendini verebileceği için, cinsel uyumun özü olan "tek vücut haline gelme" duygusu bütün yoğunluğuyla ilişkiye hakim olur.

Bazı insanlar, bu uyum duygusuna fazla bir çaba harcamadan ulaşabilir. Karşılıklı anlayışları sayesinde aralarındaki her türlü fiziksel pürüz sorun haline gelmeden çözülmüştür. Ama başka bazı çiftler ise, böyle bir yakınlığın ne farkına ne de tadına varabilir. Ancak bu ilişkilerin mutlaka başarısız ve mutsuz olduğunu düşünmek yanlış olur. Çünkü günümüzde hala seksi, tamamen fiziksel bir eylem olarak gören insanlar bulunmaktadır. Dolayısıyla, bir çiftin birbirini sevmesi, günlük hareket ve düşüncelerinde pürüzsüz bir anlaşma içinde olması, ancak yine de seksi yalnızca bir fiziksel doyum kaynağı olarak görmesi mümkündür. Bu bakış açısını her iki eş de paylaştığı sürece, cinsel birleşmede başka bir anlam aramalarına da gerçekten gerek olmayabilir. Aslında, ruhsal anlaşma kadar derin ve anlamlı olmamakla birlikte bu da bir tür anlaşma ya da iletişim tiirüdür. Oysa eşler arasında sorun, aralarındaki iletişimsizliği farketmeleriyle başlar. Yoğun ruhsal ya da karşılıklı fiziksel bir anlaşmadan yoksun olan seks, ister istemez soğuk olacaktır. Herhangi bir hayranlık ya da kapılma duygusu veya karşısındakiyle "tek vücut haline gelme" gibi heyecanlar bu ilişkide söz konusu değildir. Duyarlı bir eş, daha cinsel ilişkinin başlangıç aşamasında eşinin isteklerini tespit edebilir. Normal olarak bir insan, eşini memnun etmek isteyecek ve bunu yapabilmek için, onu özel olarak neyin sevindirdiğini, neyin tatmin ettiğini öğrenmeye çalışacaktır. Eşlerin birbirlerini keşfetmesi ancak böyle mümkün olabilir.

Eşlerin ilk tespit ettikleri doyurucu yönteme takılıp kalma tehlikesi her zaman için vardır. Oysa aynı yöntemin sürekli tekrarı eşlerin heves ve uyanıklığını körelterek, onları bir can sıkıntısı ve yeknesaklık devresine sokacaktır. Bu da aralarındaki iletişimi tıkayacak en önemli nedendir. Böyle bir gelişmeyi önleyebilmek için herşeyden önce çiftlerin, anlaşma için iki insanın aktif katkılarının gerektiğini görmesi gerekir. İletişim, karşılıklı bir süreçtir, bir duygu alışverişidir. Dolayısıyla her iki taraf da bencilliği ve tembelliği bir tarafa bırakmalıdır. Bu tutum ayrıca yeknesaklığa düşmemenin de ön koşuludur. Başarılı bir cinsel ve ruhsal iletişim için, eşlerin araştırıcı ve yenilikçi bir yaklaşımı sürekli korumaları gereklidir.

Çoğu insan için cinsel anlaşma, tüm bir ilişkinin ödüllendiği doruktur. Aralarında kurulan güven ve aşk ilişkisi, bu cinsel ve ruhsal birleşme anında adeta kristalleşir. Oysa bazı insanlar bu gelişmenin tam tersini savunmaktadır ve cinsel anlaşmanın tam önemini vurgulaması açısından birtakım insanların böyle bir deneyi yaşamış olmaları son derece ilginçtir. Bunlara göre, cinsel anlaşma, gelişmiş bir ilişkinin anahtarıdır. Cinsel iletişimin getirdiği teslimiyet ve sevinç duygusu, karşılıklı güven ve sevgi duygusunu geliştirmelerini sağlayacaktır. Aşık olduğu ve sürekli bir cinsel ilişki içine girdiği zaman, bir insanın aradığı şey anlaşmadır; zaten "ideal eş"i bulma arzusunun gerisinde yatan motif, bu yakınlık ve temas arayışıdır. İnsanlar bu yakınlığın ancak cinsel birleşmede tam anlamıyla yaşanabileceğini de ayrıca bilirler. Bu yüzdendir ki, seks, basit fiziksel bir güdünün tatmininden çok ötede bir deneydir. İnsanların yalnız ve yalıtılmış olarak değil, tersine kendilerini, sevdikleri biriyle paylaştıklarında daha mutlu olduklarını gösteren bir kanıttır.

 
cinsel bilgiler sağlık bilgileri seks dersleri. Citrus Pink Blogger Theme Design By LawnyDesignz Powered by Blogger