Kadında Utangaçlık
8 Ekim 2009 Perşembe
Çoğu zaman erkek, eşinin bir fahişe gibi davranmasını arzular. Cinsel yaşamda kadının utanç duygusu hiç bir zaman tamamıyla yok olmamalıdır.
Hiç bir şey erkekte, utanç duygularını tamamıyla yitirmiş eş kadar hayal kırıklığı yaratmaz.
Utanç, bir kadın içgüdüsü değildir. Bu, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak, eğitim yoluyla elde edilen bir özelliktir. Çoğu kez bu bir reflekstir, bazen de isteyerek yaratılır. İrade dışı utanç duygusu, kadının çekiciliğini artırır. Buna karşılık belirli şekilde açığa vurulan çekingenlik yalnızca kadının çekiciliğini azaltmakla kalmaz, erkeğin keyfini de kaçırır ve onu eşinden soğutur.
Bazı «kadınlar, nasıl davranacaklarını bilemez; bunlar ne utanç duygusunu tamamıyla unutmalı, ne de bunu fazla abartmalıdır. Aksi durumda cinsel bakımdan soğuklaşırlar.
'Fakat kadın cinsel yaşamda utanç duygusunu nasıl kontrol altında tutmalıdır? Erkek evliliğinin ilk günlerinde ihtiraslarıyla kadının utanç duygusunu gidermeye çalışırsa, kadın nasıl davranmalıdır? Aşağıdaki noktalara dikkat edilmelidir.
1. Hiç bir kadın cinsel birleşime katılmamazlık etmemelidir. Utancını yatıştırıp, sadece cinsel yaşamı güzelleştirmek için gerekli olan kadarını saklamalıdır. Erkek, vücudunu çıplak olarak gördüğü zaman kadın büyük utanç duyabilir. Fakat utanmakta direttiği takdirde, kadın hiç bir zaman zevk duyamayacaktır.
Okşamalarla ne kadar uyarılırsa uyarılsın, uyarıldığını duyumsadığı anda, tutuklaşacaktır. Kompleksler ne kadar artarsa, erkeğin okşamaları karşısında duyduğu zevk de o kadar azalacaktır. Sonuç olarak, cinsel yaşamdan aldığı zevk, duyduğu utanç duygusu oranında hafifleyecektir.
2. Kadın, çekingenliği doğal yoldan nasıl açığa vurmalıdır? Bu, cinsel ilişkiden önce ve sonraki aşk oyunları için önemlidir. Kısa süre, konuşmadan, sessiz durmak; reddediş ifadesi olmayan, tatlı çekingenlik sözleri; hafif utanç; sırt dönmek; yüzün yana çevrilmesi; çekingen, fakat olumlu okşama, bütün bunlar cinsel birleşim sırasında utanç belirtileridir ve eş ile birlikte orgazma ulaşmaya yardımcı olurlar.
3. Ara sıra kadın, bütün utanç duygularını bir yana atmalı ve yönetici rolü üzerine almalıdır; erkeği uyarmalı onu baştan itibaren yönetmelidir. Bu, uzun evlilik yıllarından sonra bir değişiklik yaratmak için önerilir.
4. Çekingen ve ihtiraslı okşamalar, utanarak vazgeçme arzusunu ifade eden sözler ve tutuk tutuk aktif olma çabası, birleşim öncesi aşk oyunları konusunda önerilir. Özellikle kadın eşinin cinsel arzularını kamçılamayı istiyorsa, böyle davranmalıdır.
Bu incelemelerden kadının büyük ruhsal yükün altına girmesi gerektiğini çıkarmak olanaklıdır. Fakat kadınların büyük bir kısmında belirli bir utanç duygusu vardır; ama bunu uzun evlilik yılları içinde kolaylıkla yitirebilirler. Aslında kadın için, her cinsel birleşimden önce ve sonra, kızlık günlerini anımsamak zor bir şey değildir. Eğer kadın böyle davranırsa, sevdiği erkeğin gözünde çekiciliğini yitirmez, erkek de ondan hiç bir zaman bıkmaz.
Eşini sadece ilk günlerde utangaç bulan erkek, kısa zaman sonra onun şehvetli bir kadın olduğunu ayırdeder. Bir yıl geçince bir koca eşiyle başa çıkamadığını açığa vurur. Az sonra da eşinin kendisini çok fazla yorduğundan yakınır. Bu, evlilik sırasında duygularının artışını utanç duygusu ile dengeli duruma getirmeyen kadının tipik değişimidir.
Fakat bir nokta hiç bir zaman unutulmamalıdır: Utanç duygusu ile nazlanmak veya aşırı kibar görünmek arasındaki ayrımdır bu nokta. Utanç ve nazlanmanın aynı psikolojik temelleri olabilir, fakat nazlanmak cinsel yaşamda mutluluğu hiç getirmez. Sadece erkeğin eşini reddetmesi için ona cesaret verir, hiç bir şekilde onun arzularını kamçılamaz. Hele uzun bir evlilikte erkek, eşinden bu nedenle tamamıyla soğur. Bilinçli olarak nazlanmak, sürekli cinsel soğukluğa bile götürebilir.
Erken Boşalma
Erkek cinsel hareketlerin başlangıcından itibaren en az bir dakika boşalmasını geciktirebildiğinde, erken boşalma konusunda bir derdi yok demektir. Cinsel birleşim sırasında geciktirilebilen, fakat kadının orgazmından önce oluşan boşalma, ortak çabanın azlığına, özellikle erkeğin yetersiz şekilde çaba gösterişine bağlıdır. Fakat egoizminden dolayı ve eşi ile ilgilenmediği için kınanmalıdır.
Ancak erkek deneyimsizse, cinsel teknik alanında bilgisizse ve bu yüzden birlikte orgazmı gerçekleştiremiyorsa hoşgörülebilir. Deneyimsiz bir erkek, evlendikten birkaç ay sonra orgazma eşi ile birlikte ulaşamamaktan dolayı endişeye kapılır ve bunu bir erken boşalma olarak görür. Bu karamsar tutum çok tehlikelidir, erkeği gerçekten erken boşalmaya, hatta iktidarsızlığa götürebilir.
"Normal" boşalmaya ulaşmak için bir cinsel birleşim ne kadar sürmelidir? Bu zor bir sorudur. Cinsel uyarılma, harekelerin derinliğine, hızına, kuvvetliliğine bağlı olduğu gibi, bunların sürekli oluşuna veya arada dinlenmek için zaman bırakılmasına da bağlıdır.
Daha ötesi, erkeğin beyninin cinsel alanda uyarılması en önemli etkendir. Sürekli uyarılmada bile erkek, boşalmayı en son ana kadar geciktirebilmelidir, bu da ortalama üç dakikadır. Ustaca ara verişlerle ve duyguların başka yönlere çevrilmesiyle, boşalma geciktirilebilir ve 10 dakikalık, 30 dakikalık veya daha da uzun sürelik cinsel birleşimler sağlanabilir.
Boşalma açısından daha başka yanlış anlamalar da vardır. Heyecanlanma sonucu, Cowper salgı bezlerinden salgılanan ve sidik borusu ağzından çıkan kaygan sıvı da boşalma diye görülür. Bu, cinsel konulardaki bilgisizliğin en acı örneklerinden biridir. Erkekten daha çok, kadında görülür. Kadın eşinin erken boşaldığını sanır ve bundan üzüntü duyar.
Gerçek erken boşalmaların nedenleri nedir? Bu konuda iki ana neden vardır: Bunlardan birincisi penisin uç kısmının üzerini kaplayan, sünnet olan erkeklerde kesilip çıkarılan deridir. Öteki ise erkeğin ruhsal yapısıdır.
Penisin uç kısmı çok duyarlı sinirlerle donanmıştır ve üzeri sümüksü tabakaya benzer bir deriyle kaplıdır. Bu bölge uyarılara karşı çok duyarlıdır. Erkek çocuklarda penisin uç kısmı, üzerini örten bir deri parçasının altındadır. Fakat penis büyüdükçe, çoğu kez derinin altından çıkar. Sünnet edilme sonucu bu deri parçası ortadan kalkınca, penisin baş kısmı elbiselerle doğrudan doğruya temas eder ve daha az duyarlı duruma gelir. Cinsel heyecanın uyanması daha gecikir.
Bu nedenle sünnetsiz penisin uç kısmı ancak sertleşme sırasında deri parçasından dışarı çıktığı için, sünnetli bir penise göre çok daha duyarlıdır. Bu duyarlı penis çok çabuk uyarılabilir ve boşalma, birleşmeye geçildiği anda bile olabilir.
Bundan dolayı sünnetsiz erkekler evlenecek çağa geldiklerinde sık sık bu deri parçasını geriye çekmeli ve penisin uç kısmının aşırı duyarlılığının azalmasını sağlamalıdır. Sünnet olan bir erkek smegnria adı verilen kaygan maddenin birikmesiyle oluşan iltihaplanmadan korunmuş olur. Penisin ucundaki deri parçası, özellikle uzun olursa, baş kısmı sertleşme sırasında bile serbest kalamaz, bunun sonucunda da penis uyarılmalara karşı hemen hemen bütün duyarlılığını yitirir. Bu tip erkeklerin hangi dinden olursa olsun, sünnet olması gerekir.
Erken boşalmanın ruhsal yönünü pek küçümsememek doğru olur. Bunun nedenleri bir uzman doktor tarafından gün ışığına çıkarılmalıdır. Bütün yaratıkların içinde, yalnızca insanın sahip olduğu çok duyarlı ruh hiç kuşkusuz ki, insana kusursuz bir armağandır. Fakat gerektiğinde bunu değiştirmek için çaba göstermelidir.
Erken boşalmanın çeşitli nedenleri vardır. Gençlik çağında yapılan kendi kendini tatminden duyulan suçluluk duygusu, boşalma anına kadar süren aşırı okşamalar, cinsel birleşim açısından kendine güvenmede yetersizlik, anormal kadınlara karşı duyulan yakınlık, evliliğe karşı düşmanlık duygularının beslenmesi, cinsel istekler ile gebelik korkusu ya da dini yasaklar bu nedenler arasındadır.
Erkek kendi veya eşinin cinsel isteklerini yerine getirmek istemesine karşın, içinde ters yönde hareket eden bir duygu uyanır. Erken boşalma, kadının cinsel bakımdan soğuk olmasını doğurabileceği gibi, bunun tersi de olur. Erken boşalma, cinslerin birbirlerini iyi tanımaları ve birbirlerine güven duymalarıyla önlenebilir. Fakat tek tedavi yöntemi bunun nedenini saptamak ve onu ortadan kaldırmakla olur.
İleri Yaşlarda Cinsel Güç
Fakat bu, cinsel isteklerin eksileceği anlamına gelmez. Tersine, cinsel istekler daha da kuvvetlenebilir ve altmış, hatta yetmiş yaşlarına kadar sürebilir. İkinci bölümde belirtildiği gibi, cinsel istekler ruhsal ve bedensel uyarılmalarla ortaya' çıkar ve sertleşmeyi olanaklı kılar. Sperm yapımındaki azalmaya karşın, boşalma olabilir, çünkü meni sıvısının dörtte üçü prostat bezi tarafından salgılanmaktadır.
Daha önce de belirtildiği gibi iktidar, ne vücut gücüne bağlıdır, ne de yaşın ilerlemesi oranında azalır. Fakat erkeğin yaşlanması, kırk yaşlarında kolayca ruhsal iktidarsızlığa götürebilir. Bu, sayısız örnekle kanıtlanabilir.
Biz burada birkaç örneğe göz atalım: Asıl etken yaşlanmanın bilincine varmaktır. Erkek kırk yaşına gelmiş, yaşamının yarısını geride bırakmıştır.
Birden sağlığı ile daha yakından ilgilenmeye başlar. Kendisine kalan yetenekleri en iyi şekilde değerlendirmeye çalışır. Bunun sonucunda da cinsel birleşimi izleyen bitkinliğe karşı alınganlasın Şimdi pozisyonları daha dikkatli seçmelidir. Fakat bilgisizliği veya inatçılığı nedeniyle yönetici rolü sürdürmekte ısrar eder. Amacına olanaklı olduğu kadar az çaba göstererek ulaşmak ister.
Fakat hayret edilecek kadar çabuk yorulur. Çünkü boşalmaya gayret ettiği için sinirleri gerilmiştir. Bu durumu gidermek için kendi kendini kontrol etmeye çalışır. Fakat bunda ne kadar çaba gösterirse, boşalma da o kadar gecikir. Erkek kendi kendine olan güvenini yitirir ve sonunda cinsel yaşamdan elini eteğini çeker.
Boşalmanın sadece bölgesel uyarılmaya değil, ruhsal heyecanlanmalara da bağlı olduğunu anımsayalım. Cinsel heyecan gecikirse, boşalma da gecikir ve iktidarsızlığı doğurur. Orta yaşlarda aşırı uyarılmalardan kesinlikle kaçınılmalıdır.
Erkek kırkına geldiği zaman, yorgunluğunun yalnızca cinsel devinim sonucu olmadığını düşünmelidir. Sadece cinsel duyguları doğal yoldan uyandığı zaman, cinsel ilişkide bulunmalıdır. Kendi kendisini zorlamak ve cinsel duygularının uyanması için beynini uyarmakla akılsızlık etmiş olur. Fakat duygular doğal yoldan uyandığı zaman erkek yaşını unutmalı ve tıpkı gençliğinde olduğu gibi zevkin tadını tam anlamıyla çıkarmalıdır. Bu, değişimi durduracak ve erkeği ruhsal ve bedensel bakımlardan doyuma ulaştıracaktır. Cinsel yaşam orta yaşlarda dizginlenmemelidir.
Bununla birlikte, orta yaşlardaki erkekler, kendi sınırlarını bilmelidir. Kırk yaşlarında cinsel ilişkiyi dört günde bir, elli yaşlarında ise haftada bir kezden fazla yapmak pek doğru değildir. Bunlar birtakım sınırlardır. Fakat, mutlak bu sınırlara uymak gerekmez. Özellikle bunlara sıkı sıkıya uymak, bazen büyük bir hata bile olabilir.
Başka bir sorun da eşlerin farklı yaşlarıdır. İki, üç yaş fark pek bir şey değildir. Fakat aradaki fark beş veya on yaş ise, bu durumda erkek kırkına veya ellisine gelmiştir, oysaki kadın ancak otuzunda veya tam kadınlığının en verimli yaşındadır. Gururu yüzünden veya kendisini buna görevli saydığı için erkek, eşini tatmin etmeye çalışır. Kadın, doymak bilmeyen isteklere sahip olabilir ve erkek gitgide azalan gücünden dolayı umutsuzluğa kapılır.
Benim önerim şudur: Bu durum, acı bir gerçek şeklinde ortaya çıkmadan önce, eşler eskiden uyguladıkları pozisyonları bırakıp kadının yukarda olduğu veya yan pozisyonları yeğ tutmalıdır. Bu pozisyonlar, kadını yönetici role geçirir ve onu orgazma ya da benzeri şekilde doyuma ulaştırmaya götürür.
Ancak bu şekilde, gerek erkek, gerekse kadın mutluluklarını ayakta tutabilir. Birleşimden önceki okşamalar bu yaşlarda gitgide daha çok değer kazanır. Okşamalar yalnızca biraz sonraki kısa birleşim sırasında kadının orgazma ulaşmasını kolaylaştırmakla kalmayacak, birleşme olmasa bile kadının tatmin olmasını sağlayacak, hiç değilse onun gerilimini giderecektir. Erkek, evliliğin ilk yıllarında kuvvetli, ihtiraslı okşamalara -dış cinsel organları ağız yoluyla uyarmak ve vaginanın parmakla uyarılması- eşini alıştırdığında büyük hata işlemiş olur. Bu kozu, sıkıda kaldığı zaman kullanmak üzere saklamalıdır.
Erkekte Aşağılık Kompleksi
1. Penis gerçekten normalden daha küçüktür.
2. İstatistiklerle ortaya konan penisin ortalama boyu fazla abartılır.
3. Penis normaldir, fakat erkek vasat olmayı istemediği için, penisinin boyundan hoşnut değildir.
1. Gruptaki erkek, durumundan yıkanmakta haklı olabilir. Fakat umutsuzluğa kapılması gerekmez. Küçük ağızlı bir kadın seçtiğinde, bu kadının vaginasının da ağzı gibi küçük olacağından, hemen hemen emin bulunmalıdır. 4. bölümde belirtilen pozisyonları uygulamakta daha dikkatli olmalıdır.
2. ve 3. grup, erkekler arasında daha çok görülür. Burada birkaç tipik örnek vermek istiyorum. Bir erkek bana derdini şöyle açtı: "Penisim diğer erkeklerinki kadar uzun. Fakat bir şey normal değil. Sertleştiği zaman sadece 12 santim oluyor." Ona bunun yeterli olduğunu söyledim. Fakat son derece ciddi, şöyle yanıt verdi: "Normal boy 14 ile 16 santim değil mi?" Daha sonra, Van De Velde'nin tanınmış kitabı "Mükemmel evlilik"de böyle okumuş olduğunu öğrendim. Okuduğunu körü körüne kabullenmişti.
Yine kafası çalışmayan bir adam, penisinin normalden iki santim daha kısa olduğundan yakınıyordu. Yanlışlıkla gene yukarda adı geçen kitapta belirtilen üst uzunluğu alt uzunluk olarak anlamıştı.
Uyarılmış durumda penis en çok siyah ırkta büyüktür. Bunu beyaz ırk ve nihayet sarı ırk izler. Çeşitli ırkları kıyaslayarak aşağılık kompleksine kapılmak anlamsızdır. Zira her ırkın vaginası da penisin boyuna göredir.
Uyarılmış penis, kendisini kabul eden vaginaya girebilecek kadar büyükse, ortada bir problem yok demektir.
Erkek, kendi ırkından kadınla cinsel ilişkide bulunabildiği sürece durumundan hoşnut olmalıdır. Asıl sorun, penisin boyu değil, cinsel birleşim konusunda bilgisizliktir.
Şaşılacak kadar çok sayıda erkeğin penisleri vasat boydadır. Fakat bunlar, cinsel yaşam üzerine hiç bir şey bilmedikleri ve sorunu penislerinin küçüklüğünde buldukları için, doyuma ulaşamaz. Erkek, sahip olduğu organa daha fazla güvenmelidir. Güvenin azlığı iktidarsızlığa götürür.
Penis Kırıkları
Penis dokusunun yırtılmasıyla büyük kanamalar meydana gelir. Eğer idrar borusu da zedelenmişse akan idrar penis dokusunu harabeder. Böyle bir penis kırığında yapılacak ilk tedavi parçalanan dokunun bir ameliyatla dikilmesidir. Penis kırıklarının çoğunlukla hiç bir yan etkisi yoktur. Bunun başlıca nedenlerinden biri cinsel organlarda açılan yaraların gayet çabuk iyi olabilmesidir.
Ülserleşme
6 Ekim 2009 Salı
Cinsel organlardaki ülserleşme daha önemli sayılır. Çünkü bu yaraların kökeninde genellikle zührevi hastalıklar vardır. Ancak bilgisizlik nedeniyle çoğu kişi bu duruma gereken önemi vermez. Kimi zaman da, mikrop öldürücü herhangi bir merhem sürülür. Böylece yaranın görünüşü değişir ve iyileşme belirtileri gösterir. Ancak gerçekte hastalığın gelişmesi durmaz. Bu yüzden, örneğin frengi çoğu zaman gelişimin ancak ikinci evresinde farkedilmektedir. Çünkü, ilk belirti olan frengi çıbanı ihmal edilmiştir. Bir frengi çıbanının, bir yumuşak çıbanın, kimi zaman da Nicolas ve Favre hastalığı ülserinin söz konusu olduğu her cinsel organ ülseri hemen bir uzmana gösterilmelidir. Bunların ayrıntılı teşhisi kimi zaman güç olmaktadır. Bu nedenle konsültasyonu gerektiren ek muayeneler yapılır. Antibiyotiklerin ortaya çıkmasıyla, tedavi çok kolaylaşmıştır ve zamanında uygulanınca, çok iyi sonuçlar vermektedir.
Sonuç olarak sert, ağrısız, kenarları belirgin bir çıban çıkarsa, bir frengi çıbanı söz konusu olabileceği için gereken özeni göstermek gerekir. Özellikle, çevredeki lenf düğümlerinde ağrısız bir şişkinlik varsa hemen bir uzmana başvurmak doğru olur. Aynı şekilde, ağız ve dil yaraları da zaman geçirilmeden tedavi edilmeli ve küçümsenmemelidir.
Kuşkusuz bir uçuk da söz konusu olabilir. Ayrıca, çürük bir dişin yolaçtığı bir ülserleşme olabileceği gibi frengi ya da verem kökenli bir ülserleşme ve hatta dil kanseri de olabilir. Kan hastalıkları ve ilâç zehirlenmeleri de çeşitli ivegen ülserli ağız yangılarına yolaçarlar. Kimi zaman da ülserleşme olmadan ağzı beyaz bir zar kaplayabilir. Bu, bir mantarın neden olduğu pamukçuk hastalığıdır. Sigara tiryakilerinin ağzında lökoplazi adı verilen beyazımsı lekeler belirebilir. Bunlar zamanla dil kanserine dönüşebilir. Aşırı kansızlık veya vitaminsizlik, şeker hastalığı, hatta kimi zaman da frengi, dilin anormal bir biçimde memeciklerle kaplanmasına yolaçabilir.
Erbezi ve Erbeziüstü İltihapları
Erbezi torbası içindeki üreme organlarını etkileyen bakteri ya da virüs enfeksiyonu, asalak (trichomonas) ya da mantar hastalığı, aşağıdaki iltihaplara yolaçar:
— erbezi ve erbeziüstü iltihapları;
— erbeziüstü iltihaplarının çoğu;
— erbezi iltihaplarının küçük bir bölümü.
Nedenler
Bir erbezi, erbeziüstü iltihabının oluşması için bir bakteri, bir virüs, bir asalak ya da bir mantar gereklidir; ama bu gerçeklik, dış üreme organlarının bu hastalığının ortaya çıkma koşullarından daha az önemlidir.
Birbirinden çok ayrı 3 neden vardır.
Genel bir enfeksiyonu izleyen erbezi iltihabı
Genel bir enfeksiyonun (grip, tifo, maltahumması, kabakulak, v.b.) kan yoluyla %tilatlı hale geçmesidir.
Erbezinin birincil hastalığı, genellikle boşaltım yoluna’ (erbeziüstü, sperma kanalı, sperma keseciği, atıcı kanal) zarar vermez ve tohum epitelini tehdit eder (kısırlık, erbezi körelmesi).
Hastanın genel durumu, iltihabın kökenleri konusunda hiç bir kuşku bırakmaz. Ama üretkenliğin yitimine karşı koruyucu,etkili bir tedavi yoktur (kabakulağa bağlı erbezi iltihabında kullanılan asetilarsol’ün etkisi dışında).
Sidik yolunun aygıtla incelenmesi sırasında oluşan erbezi ve erbeziüstü iltihabı
Hastalığa, sidik yolunda yapılan aygıtlı muayeneler (sonda koyma, genişletme, endoskopi girişimleri, prostat masajları) neden olur. Aslında yalın ve kolay görünen bu muayeneler, gerekli önlemler alınmazsa (araçların mikroptan arındırılması, hekimin sürekli eldiven kullanması, koruyucu antibiyotik tedavisi, v.b.) çok ciddi olaylara yolaçabilir. Sürekli sonda konmuş kişilerde ya da üst üste aygıttı muayeneler uygulanan kişilerde, sperma kanalının bağlanması yararlı bir önlemdir; arna mukozaaltı ve kanal dışı lenf yollarında ortaya çıkabilecek bir tehlikeyi tam olarak önleyem’emektedir.
Sidik yolu prostat iltihaplarındaki erbezi ve erbeziüstü iltihabı
Sidik yolu ya da prostat enfeksiyonu, çoğunlukla birincilmiş gibi görünen erbezi ve erbeziüstü iltihabına yolaçar. Bu iltihaplar, gizli kalmış ya da iyileşmiş görünen bir sidik yolu prostat hastalığına ihtilat olarak eklenirler.
Hastalığa çoğunlukla gonokok, stafilokok, kolibasili, enterekok, v.b, bakteriler neden olur. Trichomonas en sık bulgulanan asalaktır. Sporotrikoz ise, erbeziüstü. mantar hastalığına neden olur.
Teşhis
Hastalığın iki klinik biçimi vardır: İvegen biçim; süreğen biçim.
İvegen biçim
Apansızın başlar. Başlıca belirtiler titreme, 39-40°C’ı bulan yüksek ateş ve erbezi torbalarının önce ağrılı, sonra da ödemli bir görünüm almasıdır. Organın elle muayenesiyle (çok yumuşak olarak), bazı hastalarda, bir seröz boşluk içinde sıvı toplanması tabakası ortaya çıkarılabilir. Ayrıca, erbeziüs-tünde ağrılı bir kütle ve altında zarar görmemiş erbezi bulgulanabilir. İltihabın ilerlemesiyle kalınlaşmış sperma kordonu içindeki sperma kanalı (ductus deferens) sertleşmiş ve bazı hastalarda bir kurşun kalem kalınlığına yaklaşmıştır. Sidik bulanık ya da irinlidir. Sidik yolu dış deliği, sidik yolundan gelen irinli akıntı nedeniyle çoğunlukla yapışık durumdadır.
Göden barsağınm parmakla muayenesinde, derin bölgede yeralan üreme organlarının sağlam olup olmadıkları anlaşılabilir (üreme organları hastalıktan etkilenmişse, bütünüyle ödemli bir prostat ya da yerel olarak bakışımsız biçimde tek bir lob aşırı\büyümesi ve duyarlaşması saptanır).
Şu incelemelerin yapılması gerekir:
— kan formülü (parçalı çekirdeklilerin çoğaldığı bir akyuvar artışı);
— sidik yolu salgısının (varsa) hücre ve bakteri incelemesi; bu uygulamada bakterilerin yamsıra trichomonas da araştırılmalıdır,
— sidiğin hücre ve bakteri incelemesiyle birlikte antibiyotik çizelgesi.
Antibiyotiklerin bulunmasından bu yana, ivegen biçimin evrimi hastaların çoğunda iyidir.
İvegen iltihap evresinden sonra, çoğunlukla nedbe özellikli bir erbeziüstü kanalı tıkanıklığı kalır. Bu yapı çift taraflıysa, kısırlığa neden olur. Engel, cerrahi yöntemlerle ortadan kaldırılabilir (erbeziüstü, sperma kanalı ağızlaştırması).
Bazen, özellikle de sidik yolunun aygıtla incelenmesi sonucu oluşan erbezi ve erbeziüstü iltihaplarında (sonda koyma, genişletme), hastalık erbezi üstünden erbezine de ulaşır ve sonuçta enfeksiyon kökenli bir doku ölümü ve küçük apseler ortaya çıkar. Ağrı ve ateşle birlikte torbaya fistülleşmeye yönelik deri yapışıklıkları görülür ve bez yavaş yavaş silinmeye başlar.
Süreğen biçim
Raslantıyla ya da bazı ağrılar sonucunda, erbezi torbalarında bir şişlik saptanır.
Ateş ve ödem yoktur, ama erbezinin alt bölümünde kolayca ortaya çıkarılabilecek bir şişlik bulunur. Hastalık yalnızca erbeziüstü sperma kanalı birleşme bölgesini etkiler. Yani erbeziüstü iltihabı yalnızca kuyruk bölümündedir; hafif ağrılı, fındık büyüklüğünde bir düğüm oluşur; iki organı ayıran oluk ve erbeziüstü başı sağlamdır.
Sperma kordonu normaldir ya da hafifçe iltihaplıdır. Sidik çoğunlukla bulanık ya da iltihaplıdır. Bu durum, bir sidik yolu enfeksiyonunu belirtir.
Göden barsağınm parmakla muayenesinde, prostatın kıvamında bir değişme saptanır (düğümlü, körelmeli, sertleşmeli, süreğen prostat iltihabı).
Süreğen biçimler kolayca üreme organları veremiyle karıştırılabilir. Tedavide süreğen sidik yolu, prostat iltihabının tedavisi yapılır. Ayrıca sidikte hücre ve bakteri incelemesi yapılmalı, sidik yolu salgısı varsa, alman örnek besiyerinde üretilmelidir.
Ayırıcı Teşhis
İvegen biçimler, kolay teşhis edilmelerine karşılık, çoğunlukla başka hastalıklarla karıştırılırlar.
Hastalık en çok ivegen üreme organları veremi ve sperma kordonu dönmesiyle karıştırılır.
Üreme organları veremini akla getiren başlıca belirtiler sidik yolu iltihabı bulunmaması, verem basili taşıyan bulanık ya da berrak sidik (üreme sistemindeki bir bozun nedeniyle açığa çıkarılan böbrek veremi), önemli bir sperma kanalı iltihabı ve hastanın daha önce akciğer zan ya da eklem veremi geçirmiş olmasıdır.
“Sperma kordonu dönmesini akla getiren belirtilerse, yüksek ateş olmaması, sidik yolu iltihabı görülmemesi, sidiğin berrak olması ve torba derisinde önemli derecede pembe renkli ödemler bulunmasıdır. Süreğen biçim, erbeziüstü kistiyle karıştırılamaz.
Süreğen biçim, kesin olarak teşhisinden önce üreme organları veremini akla getirir. Bu nedenle hastaya, çoğunlukla gereksiz ve uzun süreli bir tedavi uygulanır. Hastaların büyük bölümünde hızlı bir iyileşme gösteren gonokoklara bağlı sidik yolu iltihaplarıysa, aslında erbezi ve erbeziüstü iltihaplarına pek benzemezler. Verem ve beisoğukluğu özel bir tedavi gerektirdiklerinden, hastalık etkeni bakteri, asalak ya da mantarın özenle araştırılması gerekir.
Tedavi
İvegen erbezi, erbeziüstü iltihaplarında, erbezlerinin bir yastık yardımıyla yukarı kaldırılmasına dayanan yatak tedavisi uygulanır. Buna, kortizon tedavisi ve etkenin türüne göre seçilecek bir antibiyotik tedavisi eşlik eder.
Erbeziüstü çıkarma girişimine çok ender başvurulur. Erbezi çıkarma da, ancak ivegen bir erbeziüstü ve erbezi irinli iltihabının yolaçacağı fistülleşmelerde uygulanmalıdır.
Süreğen erbezi ve erbeziüstü iltihaplarında etkenin saptanmasından sonra (prostat iltihabı, adenom, sidik yolu iltihabı) tedaviye geçilir (prostatın masajı, adenom çıkarma girişimi, sidik yolundaki darlaşmayı genişletme). Hastada asivegen ateş görüldüğünde sperma kanalının bağlanması ameliyatı, hastalığın süreklilik kazandığı ve ağrılara yolaçtığı kişilerde, genel gidiş bir kaygı yaratırsa, erbeziüstü çıkarma ameliyatı uygulanmalıdır.
Sperma Yolu Üzerindeki Bozukluklara Bağlı Kısırlıklar
Bir çiftin çocukları olmuyorsa, her zaman önce kadın, hekime başvurur ve kısırlığın nedenlerinin araştırılması bu düzeyden başlar. Ancak, hormon bilançosundan, dölyolu borusunun geçirgenlik durumunun saptanmasından sonra kadında bir kusur bulunmadığı ortaya çıkarsa,bozukluğun erkekte olduğuna karar verilir: Çiftlerin yüzde 30-40′ın da kusur erkektedir. Erkekte kısırlığa sperma yolu üstünde bir engel (erbezleri yeterli miktarda spermatozoyit ürettikleri halde, sperma yolu üstündeki bir anormallik bunların .dışarı çıkışlarını engeller) ya da erbezinde spermatozoyitleri yokeden (ya da yapılarının bozulmasına yolaçan) bir değişiklik neden olur.
Buna göre erkeklerde kısırlık iki biçimde olabilir:
— sperma yolları üstündeki bozukluklara bağlı kısırlık;
— genel bir hastalığa ya da bir erbezi hastalığına bağlı kısırlık.
Sperma Yolu Üzerindeki Bozukluklara Bağlı Kısırlıklar
Nedenler
Çok çeşitli nedenleri vardır. Bunlar, hastaların üzde 60-70′inde tedavi edilebilmektedirler.
Daralmalar
En sık raslananlar, erbezi üstünde iltihap nedeniyle ortaya çıkan sertleşme ve daralmalardır. Özellikle organın erbeziüstü, sperma kanalı kıvrımını çevreleyen kuyruk bölümünde oluşan düğümler başlıca engeli oluşturur. Bunlar arasında iki yanlı belsoğukluğu enfeksiyonunun ya da bir bakteri enfeksiyonun bıraktığı izlerin yanısıra, bir verem düğümü çok özel yer tutar. Bozunların derin bölgede yeralması (sperma kanalı iltihabı, atici kanal iltihabı, sperma keseciği iltihabı) nedeniyle cerrahi girişimler başarılı olamamaktadır.
Bu nedenle en önemli nokta, erbeziüstündeki engelin verem kökenini bulup ortadan kaldırmaktır.
Travmalar
Kasık fıtığı, sperma kordonu damarları genişlemesi, sperma kordonu kisti, hattâ seröz boşluk içinde sıvı toplanması girişimleri sırasında, sperma kanalı travmaya uğrayabilir (kesilme, bükülme, sıkışma).
Doğuştan oluşum bozuklukları
Başlıcalan sperma kanalının tıkalı durumda olması, erbeziüstünün bulunmaması ya da sperjna tozoyitlerin içlerinde hapis olmalarına neden olan kordon kistleridir.
Klinik muayene
Hastanın önce geçmişi incelenmeli, iki yanlı bir erbeziüstü iltihabı, sidik yolu iltihabı ya da sidik yollan veremi geçirip geçirmediği araştırılmalıdır.
Geçirilmiş bir ameliyat izi saptamak amacıyla, kasık kanalı ve sperma kordonu muayene edilmelidir.
Erbezi torbasının elle muayenesi, sidikte hücre incelemesi ve îç üreme organlarının durumunu anlamak için göden barsağının parmakla muayenesi, hastalığın nedeni konusunda oldukça önemli kanıtlar sağlar;
Hastanın sağlığı genellikle çolc iyidir; erbezleri hacim, biçim ve kıvam bakımından bütünüyle normaldir. Erbeziüstünün baş bölümüyse, şişmiş ve anormal biçimde gerilmiştir.
Sperma çizelgesi
3-5 gün süreyle hiç bir cinsel ilişkide bulunmamış (süre daha uzun olursa, hareketsiz ya da anormal spermatozoyit sayısında yükselme olacağından yanlış sonuçlar elde edilir) hastadan sperma, bir kaba ya da mikroptan arındırılmış bir prezervatife (talk pudrası kapsamaması koşuluyla) konularak laboratuvara götürülür.
Normal bir sperma çizelgesinde değerler şöyledir:
— hacim: 2-5 mit, pH 7-7,5; ;
— früktoz: 100-150 mgr, sitrik asit 100-1000 mgr;
— spermatozoyit: mlt’ye 20 000 000 ya da daha çok;
— anormallikler: yüzde 20′den az;
— hareketlilik; Atımdan 4 saat sonra yüzde 60, 24 saat sonra yüzde 15.
Akış yolunun tıkalı olduğu durumlarda, sperma çizimi anormaldir; kesinlikle hiç bir spermatozoyit bulunmaması, spermada başka bir değişiklik olmadığı için, son derece niteleyici bir belirtidir.
Bu bulgulara dayanarak, hastanın eskiden geçirmiş olduğu hastalıklar, klinik muayene ve sperma çiziminin karşılaştırılmasıyla, teşhis kesinleştirilir. Yalnızca, doğuştan oluşum bozuklukları karşısında hekim kuşkuya düşebilir. Bu durumda erbezlerinin sağlamlığı, hormon bilançosunun düzgün olması ve ikincil cinsel özelliklerde bozukluk olmaması varsayımı; doğrularsa da, teşhisi kesinleştirmek için tamamlayıcı muayeneler uygulamak gerekir.
Tamamlayıcı muayeneler
İğneyle karşıt madde verme
Sperma kordonu içindeki sperma kanalına iğneyle karşıt maddeler verme (yerel uyuşturum altında uygulanır) sonucunda, normal bir sperma keseciği, sperma kanalı filmi elde edilir; ama erbezine doğru, erbeziüstü, sperma kanalı birleşme yerinden önce, kese biçiminde bir tıkanıklık saptanır.
Erbeziüstü, sperma kanalı birleşme yerinin eksikliği, doğuştan bir oluşum bozukluğudur ve kısırlığa yolaçar.
Cerrahi yöntemle araştırma
Bu yöntemin çeşitli yararları vardır: Kanaldaki tıkanıklığı saptamak; kanalın hangi bölümüne kadar sürdüğünü ortaya çıkarıp, yeniden işlev yapabilmesi için sperma yolunun yeterli uzunlukta olup olmadığını araştırmak. Uygulama erbezi biyopsisine dayanır. Akzar 1/2 sm kadar açıldıktan sonra, ince ve eğri bir makasla bez dokusundan örnek alınır. Yöntem her zaman, erbezine iğneyle girerek örnek almaya yeğ tutulmalıdır; çünkü iğneyle girme, bazen erbezlerinde kan toplanmalarına neden olur; bu da,kısırlığı düzeltme olasılığını azaltır.
Tedavi
Sperma yolu üstünde verem kökenli olmayan bir engel bulunduğu saptandığında, kısırlık cerrahi girişimle (sön derece özenle ve özel araçlarla uygulanması gerekir) tedavi edilir. Sperma yolu üstündeki bir tıkanıklık (keşi, daralma, bağdokusu lifleri.içine gömülme), kanalın hastalıklı parçasının kesilip çıkarılmasından sonra yapılacak bir ağızlaştırmayla giderilir (işlemde gümüş ya da. çelik teller kullanılır).
Erbeziüstünün kuyruk bölümündeki bir bozukluk, yan yana bir ; erbeziüstü, sperma kanalı ağızlaştırmasıyla düzeltilir. Bu arada erbezıüstünde 1-2 sm’lik bir kesiyle spermatozoyit bulunup bulunmadığını saptamak ve sperma yolunun bu bölümündeki geçirgenliği araştırmak yararlı olur. Geçirgenlik durumunu anlamak için, kanalın içine iğneyle fizyolojik serum verilir. Kanal açıksa, serum serbestçe atıcı kanala doğru ilerler. Kanal geçirgenliği bozulmuşsa, ikinci engelin nerede bulunduğunu saptamak için sperma kanalı sperma keseciği filmi çekilir ve ek bir onarıcı girişim gerekip gerekmediği değerlendirilir (körelmeli sperma keseciği iltihapları ve atıcı kanal iltihapları, cerrahi girişimle tedavi edilememektedir).
Her iki yan da aynı zamanda ameliyat edilebilmişse, tedavi sonrasında başarı oranı yüzde 60-70′ tir. Girişimin tek yanlı yapıldığı hastalarda, bu oran yüzde 30-40 dolayındadır; çünkü öteki yan ya yoktur (erbezinin herhangi bir nedenle çıkarılmış olması) ya da düzeltilemeyecek durumdadır (erbezi körelmesi).
Cinsellik ve Kalp Sağlığı Hakkında Yanlış Bilinenler
Cinsel ilişki ve kalp hastalığı hakkında endişeye neden olan ve iyileşmeyi yavaşlatan birçok yanlış inanç vardır. İşte bazı yanlış inançlar ve gerçekler;
Yanlış İnanç : Erkekler ve kadınlarda yaşından itibaren empotans ortaya çıkar. Kalp hastalığı her zaman empotansa ve cinsel isteksizliğe yol açar.
Doğru : Yaşlı erkekler daha yavaş ereksiyon olabilir, ama çoğunlukla cinsel ilişkiyi sürdürebilir ve ejakülasyonu gençlerden daha iyi kontrol edebilirler. Kadınlar menapozdan sonra da cinsel ilişkiden zevk alabilirler. Hatta bazı durumlarda daha fazla zevk alabilirler. Bunun nedeni kısmen kadının hamile kalma endişesinden kurtulmasıdır.
Yanlış İnanç : Kalp krizinden sonra cinsel ilişki çoğunlukla ani ölüme neden olur.
Doğru : Bu durum nadiren görülür. Olduğunda da genellikle evlilik dışı cinsel ilişkide görülür. Evlilik dışı cinsel ilişki büyük bir olasılıkla evlilikteki cinsel ilişkiden daha streslidir. Yeni bir partnerle performans endişesi daha fazla duyulabilir. Bazen fazla gıda ve alkol alınır. Evlilik dışı cinsel ilişki genellikle yeni bir mekanda olur.
Yanlış İnanç : Alkol cinsel ilişki için mükemmel bir uyarandır.
Doğru : Az miktarda alınan alkol gerilimin, korkuların ve suçluluk duygusunun azalmasına yardımcı olabilir. Bu da performansınızı ve duygularınızı olumsuz etkileyebilir. Öte yandan alkol güçlü bir deprsandır. Performansınızı daha çok olumsuz yönden etkiler. Alkolün uzun dönem etkileri ciddidir. Empotans gelieşn alkolikler içkiyi bıraktıktan sonra bile iyileşmeyebilirler.
Yanlış İnanç : Erkeklik hormonu erkeklerdeki cinsel dürtüyü arttırabilir.
Doğru : Erkeklik hormonu düzeyleri düşen erkeler daha fazla cinsel dürtüye ve cinsel yeteneğe sahip olabilirler. Bu, testosteron denilen bir ilaç alındıktan sonra görülür. Ama bu ilaç hormonun kanda normal düzeylere ulaşmasını sağlamaz.
Yanlış İnanç : Menapozdan sonra ya da kadınlık hormonları (östrogen) az olan kadınlarda östrogenler cinsel dürtüyü arttırır.
Doğru : Şimdiye kadar hiçbir çalışmada östrogenlerin kadınların cinsel dürtülerini arttırdığı bildirilmemiştir. Ama bu hormonlar ve kremler vaginayı kayganlaştırarak penisin girmesini kolaylaştırabilir. Böylece cinsel birleşme kadınar için daha kolay olabilir.
Yanlış İnanç : Kalp hastasının cinsel ilişki sırasında altta olması en iyidir.
Doğru : Çalışmalar üstte ya da altta olmanın hiçbir avantajı olmadığını göstermektedir.
Yanlış İnanç : Cinsel ilişki ile karşılaştırıldığında mastürbasyon sırasında kalp hızı yanıtı çok daha düşüktür.
Doğru : Mastürbasyon sırasında kalp hızı yanıtı daha düşüktür ama çok daha düşük değildir.
Yanlış İnanç : Bir kalp krizinden sonra cinsel dürtü ve fonksiyondaki azalma kalbin cinsel ilişkinin fiziksel taleplerine yanıt vermemesinden kaynaklanır.
Doğru : Birkaç vaka dışında kalp krizinin dışında, cinsel dürtü ve fonksiyon üzerindeki etkisi fiziksel değil, psikolojik olduğu görülmüştür. Cinsel ilişkinin fiziksel yükü azdır. Tempolu bir hızla 2 kat merdiven çıkmaktan farksızdır.
Yanlış İnanç : Cinsel ilişki sırasında angina ortaya çıkarsa, bir daha cinsel ilişkiden uzak durmak gerekir.
Doğru : Cinsel ilişki sırasında göğüs ağrıları nadiren kalp hastasının cinsel ilişkiden vazgeçmesini gerektirecek kadar şiddetlidir. Doktor cinsel ilişkiden 15-20 dakika önce Nitrogliserin (eşdeğer bir tablet) almasını önerebilir. Bu kalbin çalışmasına yardım edecek ve kalp ağrısını durduracaktır. Doktorunuz ayrıca fiziksel sorunları saptamanıza yardımcı olmak amacıyla bir egzersiz testi verebilir. Göğüs ağrılarını durdurmak üzere düzenli olarak ilaç almanızı isteyebilir. Ayrıca daha fazla egzersiz yapmanızı söyleyebilir.
SONUÇ : Siz ve eşiniz cinsel ilişki konusunda kendinizi daha iyi hissettiğiniz zaman, yaşamınızın diğer alanlarında da durum düzelebilir. Kalp hastalığı yaşamınızı hoşlanmadığınız bir biçimde değiştirebilir. Ancak aynı zamanda neyin daha önemli olduğunu düşünmemenize de olanak sağlayabilir. Bundan yaralanın!.. Aileniz ve arkadaşlarınızla ilişkileriniz daha iyi olabilir.
Kaynak: ailem.com'dan alınmıştır
Erkeklerde Görülen Cinsel Fonksiyon Bozuklukları
40-70 yaş arasındaki erkeklerin % 52’sinde hafif orta veya ağır derecede ereksiyon sorunu vardır. Bu rakamlara baktığımızda değişik derecedeki ereksiyon problerinin önümüzde ki 5 yıl içinde dünyada toplam 400 milyon erkeği ilgilendireceğini gözlüyoruz. Türkiye’de bu konuda çok fazla istatistik veri yok. Ancak dünya verilerini dikkate alarak Türkiye’de 5 milyon erkeğin böyle bir sorunu olduğunu varsayabiliriz.
Nedenler
Ereksiyon güçlüğünün değişik nedenleri var. Psikoljik ya da bir hastalığa bağlı nedenler gözlenebiliyor. Penisin kendisiyle ilgili anormallikler de bu soruna yol açabiliyor. Hormonal, nörolojik problemler, hipertansiyon, kalp ve damar hastalıkları ereksiyon sorununa neden olabilir. Özellikle diyabetli hastaların % 30’unda bir şekilde hafif, orta ya da ağır ereksiyon güçlüğü gözleniyor.
Ancak genellikle sorun tek boyutlu değildir. Hem organik hem de psikolojik nedenler söz konusudur. Bunların yanında stres, hipertansiyon, sigara ve alkolü en önemli risk faktörleri arasında sayabiliriz.
Teşhis
Öncelikle böyle bir sorunu olan erkeğin çekinmeden üroloğa başvurması, sorunu açık yüreklilikle anlatması gereklidir. Hekimin hastayı değerlendirirken öyküsünü iyi dinlemesi teşhisde çok önemlidir. Bunların yanısıra fiziki muayene, uyku testleri, bazı hormon testleri yapmak gerekebilir. Özel testlerle penisin damar yapısı araştırılır.
Tedavi
Risk faktörlerinin ortadan kaldırılması için alkol ve sigara kullanımı söz konusuysa bu alışkanlıkların bırakılmasını öneriyoruz. Diyet ve egzersiz yapılması, stresten kaçınılması tedavinin başarısını olumlu etkiliyor. Bunların yanısıra davranış terapileri uygulanıyor. Hastanın sorunu boyutuna göre ilaç tedavisi uygulanıyor. Vakum cihazları öneriliyor. Daha ileri durumlarda ise penise protez yerleştirilmesi sorunun giderilmesinde etkili rol oynuyor.
Prof. Dr. Ferruh Şimşek
Acıbadem Hastanesi Üroloji Bölüm Başkanı
Kaynak: ailem.com'dan alınmıştır
Cinsel Sorunlarda Ortak Etkenler
Psikolojik nedenlerin başlıcaları şunlardır:
•Cinsel deneyimin sınırlı oluşu,
•Cinsel bilgilenmenin eksikliği veya yanlışlığı
•Cinsel dürtünün zayıflığı
•Eşle olan genel ilişkinin zayıflığı
•Katı yetiştirilme tarzı
•Yerleşik yanlış inanışlar
•Kalıp yargılar ve başarısızlık endişesidir.
Tedavi
Cinsel sorunların tedavisinde ilaç ve hormon tedavilerinin, hipnoz ve destekleyici yöntemlerin etkinliği geçicidir. Cinsel sorunlar her zaman derin çatışmalardan kaynaklanmaz. Bu anlayıştan hareket ederek, son 30 yıldir cinsel soruna odaklaşan kısa “cinsel terapi” daha fazla uygulanmaktadır. Cinsel tedavide genel yaklaşımın temel özellikleri şöyledir; Çiftin cinsel ve cinsel olmayan ilişkilerinde söz ve davranış yolu ile daha iyi bir iletişim kurmalarına yardım edilir. Amaç, çifte, iş birliğine girme ve sorunu çözme sorumluluğu vermektir. Cinsel bilgilendirmede cinsel organların anatomisi fizyolojisi ve psikolojik bağlantıları anlatılır. Kolaydan zora derecelendirilmiş bir seri “cinsel ev ödevleri” verilir. Tedavinin iyileştirici püf noktası, çiftin aktif olarak tedaviye katılması, emek vermesidir. Buna fırsat veren tedavici, deneyimli, bilgili, kadın ve erkeğin erotik duygularına duyarlı, yargılayıcı olmayan, esnek, cinsel tedavi alanında uzman olan kişidir.
Tedavi Sonuçları
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 20 yıldan beri cinsel tedaviler yapılmaktadır. Bu alanda tedaviler de düzelen hastalar da çoğalmıştır. Cinsel sorunların değerlendirilmesi ve tedavisi uzmanlık eğitimine yerleşmiş, tıp öğrencilerinin ders programına konulmuştur. En iyi sonuçlar batıda ve kliniğimizde vajinismus ve erken boşalma yakınmalarından alınmaktadır. Zaten en sık başvuruları da bu sorunlar oluşturur. Tedavi süresi işbirliği ile gittiğinde ortalama 1-3 aydır. İlişkileri iyi olan, aralarında sevgi ve güven bağı bulunan çiftlerin sorunlarını çözme şansı daha yüksektir.
Prof. Dr. Arşalayus Kayır
İstanbul Üniversittesi İstanbul Tıp Fakültesi
Psikiyatri Ana Bilim Dalı, Psikonevroz ve Psikoterapi Birimi
Kaynak: ailem.com'dan alınmıştır
Cinsel İşlev Bozuklukları
Cinsel sorunlar nelerdir?
Cinsel sorunlar kadın ya da erkek bir bireyin ya da çiftin sağlıklı ve doyurucu bir cinsel yaşam kurmalarını ve sürdürmelerini engelleyen tıbbi, psikolojik, sosyal ve kültürel tüm sorunları içerir. Bunlar cinsellikle ilgili korku ve kaygılar, utanma, suçluluk ve günahkârlık duyguları, cinsel isteksizlik ve soğukluk, cinsel birleşme kuramama, cinsel birleşme sırasında ağrı yada kasılma, erkeklerde sertleşme güçlüğü, erken boşalma ya da boşalmada güçlülük, kadınlarda uyarılamama ya da orgazm olamama, ayrıca masturbasyon, eşcinsellik vb. Konulardaki çeşitli takıntı ya da korkulardan oluşmaktadır. Ayrıca eşler arası cinsel uyum, anlayış ve yaklaşım farklılıkları ile ilişkiden kaynaklanan çeşitli cinsel sorunları da bunlara eklemek gerekir.
Erkeklerde cinsel işlev bozukluklarının görülme sıklığı nedir?
Erkeklerde en sık görülen cinsel işlev bozuklukluğu ereksiyon (sertleşme) ile ilgilidir. Bütün dünyada yapılan çalışmalarda 40-70 yaş arası erkeklerin yaklaşık %55’inde hafif,orta ve ağır derecede ereksiyon bozuklukları bulunmaktadır. Erişkin erkeklerin %15’inde, 50 yaş üzeri erkeklerin %30’unda cinsel istek kaybı görülmektedir. Erkeklerin %30’unda erken boşalma görülmektedir. %10 erkekte aralıklı olarak boşalamama veya geç boşalma olmaktadır.
Kadınlarda cinsel işlev bozukluklarının görülme sıklığı nedir?
Kadınlarda cinsel isteksizlik ve orgazm olamama ya da orgazm olmada güçlük yaşama en sık rastlanan sorunlardır. Benzeri oranlar kadınlar için de geçerlidir. Kadınların en az üçte biri yaşamları boyunca hemen hemen hiç cinsel istek duymadıklarından yakınmakta, yine %30-50’si orgazm güçlükleri yaşadıklarını belirmektedirler. Üçüncü sırada ise tıpta “vajinismus” denen, kadınlarda cinsel organın girişindeki kasların cinsel birleşme korkusu ile psikolojik nedenlerle kasılması ile cinsel birleşmenin gerçekleşememesi diye kısaca tanımlayabileceğimiz bir sorun bulunmaktadır.
Cinsel işlev bozukluklarının nedenleri nedir?
Nedenler organik damar hastalığı, hipertansiyon, şeker vs. gibi fiziksel bir hastalığa bağlı olabileceği gibi psikojenik nedenlere de bağlı olabilirler. Ancak genellikle ortaya çıkan sorunda her zaman saf bir sınıflama da yapılamaz. Her hastada her iki hastalık grubundan bir neden birlikte oluşmaktadır.
Cinsel işlev bozuklukluğu olduğunda nereye baş vurulmalıdır?
Cinsellik hem kadın hem de erkekleri ilgilendirdiği gibi, hem bedensel hem de psikolojik boyutları içermektedir. Bu nedenle değerlendirmelerin bazen tek bir uzmanlık dalı tarafından yapılması yeterli olmayabilir. Bugün modern tıp uygulamalarında bu sorunlar, içinde ürolog, pikiyatrist ve kadın doğum uzmanının olduğu uzman ekiplerce çözülmektedir.
Tedavide izlenecek yol nasıl belirlenmelidir?
İlk değerlendirmede sorunun psikolojik veya fiziksel olup olmadığına bakılır. İlgili uzmanlaraca gerekli konsültasyonlar yapılarak, gerekli tanı yöntemleri uygulanır ve tedaviye beşlanır. Tedavi yöntemleri arasında ilaç tedavileri, psikolojik tedaviler, cinsel tedaviler, cinsel terapiler ve ameliyatlar sayılabilir.
Çiftlerin birlikte değerlendirilmeleri ve tedavileri yararlımıdır?
İlişkileri iyi olan, aralarında sevgi ve güven bulunan çiftlerde cinsel sorunların tedavisi daha kolay ve çabuk olmaktadır. Ancak bekar yada düzenli bir ilişkisi olmayan kişilere yönelik tedavi programları da vardır.
Tedavinin etkinliği nelerdir?
Sabırlı ve düzenli tedavilerde cinsel işlev bozukluklarının büyük çoğunluğuna çare bulunabilmekte ve gerek bireyler gerekse çiftler bu sorunu belli oranlarda aşarak daha sağlıklı ve mutlu bir yaşama başlayabilmektedirler. Cinsel sorunların bir “kader” olmadığı, bu alanda uzmanlaşmış merkezlere başvurulduğunda sonucun bile çok zaman yüz güldürücü olacağı bilinmelidir. Kişiler ya da çiftler hekime baş vurmaktan çekinmemelidirler.
Tedavi edilmezse ne olur?
Cinsel sorunlar çoğu zaman hem erkek, hem de kadınlarda önemli bir ruhsal travma etkeni olabilmektedir. Çözüm sağlanamazsa mutsuzluk, karamsarlık, yaşamdan zevk alamama, kendini değersiz hissetme gibi ek sorunlara yol açarak durum daha karmaşık bir hal alır. Ayrıca kişinin günlük yaşamı ve başta eş ilişkisi olmak üzere kişilerarası ilişkileri bozulabilir.
Acıbadem Sağlık Grubu
Kaynak: ailem.com'dan alınmıştır
Cinsel Yaşam Sorunları
Cinsel yaşamda aksaklıklar birey için haz ve doyum duygusunu kaybetmekten öte bir sıkıntı kaynağıdır. Cinsel sorunlar,insana sevmeme,beğenilmeme,terk edilme korkusu,yalnızlık,kendine güvensizlik,küçük düşme,mahçup olma diğerlerine gore eksiklik gibi duygular yaşatır. Çift,ilişkilerde; sıcaklık,aşk,cinsellik,yakınlık ve korunma gibi duygusal doyum sağlayan gereksinimler maddi doyum kaynaklarından daha fazla risk altındadır. Eskiye gore cinsel sorunlarda azalma veya artma olmadı,ancak insanlar cinselliklerinin önemini daha çok fark etmeye başladı ve çareyi bilimsel yöntemlerde bulmaya çalışıyorlar. Tedavi yöntemlerindeki ilerlemeler hem tedavicilerin,hem de yardım arayanların cesaretini artırmıştır.
Cinsel işlev bozukluğunu bireyin alışılagelmiş ilgi ve tepkisini değişmesi ve bu sürenin uzaması olarak düşünürüz. İnsanda tedavi gerektirecek bir sorunun varlığını algılaması veya eşinin öyle düşünmesi önemlidir. İki kişi arasında cinsel etkileşim ve sorun alanlarını; cinsel istek,uyarılma,cinsel birleşme,orgazm ve cinsel doyum başlıkları altında toplayabiliriz.
Prof. Dr. Arşalayus Kayır
İstanbul Üniversittesi İstanbul Tıp Fakültesi
Psikiyatri Ana Bilim Dalı, Psikonevroz ve Psikoterapi Birim
Cinsel Sorular
CİNSEL SORULAR
1. Öpüşmekle AIDS kapılır mı?
Ara sıra bununla ilgili bazı söylentiler çıkmasına rağmen, HIV virüsünün öpüşmekle hiçbir şekilde insandan insana geçmeyeceği tesbit edildi. Tükürükte virüs bulunabilir, ancak konstrasyonu o kadar düşüktür ki, risk taşımaktan uzak kalır.
Virüsün en çok bulunduğu sıvılar kan, sperm ve vajinal akıntıdır. HIV'den korunmanın en iyi yolu prezervatif kullanmaktır. Bazı uzmanlar oral seks sırasında bile prezervatif önerir. Bunun nedeni de şudur: Ağızda ufak yara ve çizikler varsa, virüs taşıyan spermin oraya girmesiyle birlikte enfeksiyon kapılabilir.
2. Vajina kokusu sevilmediği zaman ne yapılabilir?
Her kadının vajinası hafif asitli bir koku salgılar, bu son derece normaldir. Bu kokunun erkekler için başdöndürücü ve uyarıcı olduğunu ekleyelim. Tabii bu bölgenin hijyeni çok önemli. Vajinanızı her gün, isterseniz seksten önce de yıkayın. Kokusuz bir sabun kullanmanız yeterli, böylece doğal kokunuz kaybolmaz. Çünkü uzmanlar çeşitli kokulu sabunlardan ve kozmetik ürünlerden uzak durmanızı tavsiye ediyor. Çünkü bu ürünler bu bölgede yaşayan bakterilerin doğal dengesini bozup rahatsızlıklara yol açabilir.
3. Hassas bir klitorise sahip olunduğunda seks sonrası acı hissedilmesinin sebebi nedir?
Klitoris uyarıldığı zaman kabarır ve yükselir. Tekrar eski haline dönmesi ve alçalması yarım saat kadar sürebilir. Orgazm sonrası dokunmaya karşı hassas olması normaldir. Çünkü bu sırada açık pozisyondadır.
Eğer ilişkinin üzerinden saatler geçtikten sonra bile acı varsa, bunun sebebi partnerinizin tekniği olabilir. Sert davranıyor olması ya da sizin aşırı derecede alkollü olmanız (alkol bu bölgenin uyuşmasını sağlar), acı hissetmenize yol açabilir.
4. Prezervatif ağızla takılabilir mi?
Bunu yapabilmek için biraz deneyimden başka bir şeye ihtiyacınız yok!
Acemiler için işte öneriler: Sprem öldürücü içermeyen bir prezervatif seçmelisiniz. Çünkü sprem öldürücü maddelerin tadı kötü gelebilir. Kayganlaştırıcı kremler içeren veya çeşitli tadları olanları seçebilirsiniz. Prezervatifi baş tarafı içerde kalacak şekilde dişlerinizin arasına alın. Çok sıkı tutmamaya özen gösterin. Yoksa dişleriniz onu patlatabilir. Partnerizin cinsel organına yerleştirdikten sonra prezervatifi dudaklarınıza yuvarlayın ve takın. Dudaklarınız yerine dilinizi de kullanabilirsiniz.
Daha geleneksel takılanlar için elle takma yöntemini hatırlatmakta fayda var. Paketi yavaşça açınki prezervatif zarar görmesin. Prezervatifin başındaki havayı sıkarak dışarı atın ve prezervatifi takarak yuvarlamaya başlayın. İçindeki spermleri akıtmaması için ilişki biter bitmez prezervatifi çıkartın.
5. Orgazmı kolaylaştıran nefes tekniği nedir?
Orgazma yaklaşırken nefes hızlanır ve sanki göğsün alt tarafıyla soluk alınıyormuş gibi olur. Orgazmı çok daha şiddetli yaşamak için yapmanız gereken derin nefes almak. Özellikle nefesinizi diyaframdan almak size daha çok yardımcı olacaktır.
6. Fazla seks vajinayı gevşetir mi?
Sözkonusu bile değil. Tam tersi, düzenli seks vajinanın girişindeki kasları kuvvetlendirir. Bu kasların ve dolayısıyla vajinanın gevşemesine neden olan tek şey doğum ve yaşlanmadır. Bu kasların fonksiyonunu ayakta tutmak için seks dışında da egzersiz yapabilirsiniz. Örneğin tuvelete gittiğinizde kasılın ve idrarınızı durdurun. Sonra gevşeyin. Bu egzersizi birkaç tekrarlayın.
7. Bir vajina çok fazla küçük olabilir mi?
Çok küçük vajinaya pek rastlanmaz. Eğer erkek cinsel organının vajinaya girmesi sırasında sorun yaşıyorsanız, bu vajinadan dolayı değil, vajinanın girişini bloke eden ve "himen" denilen bir deri parçasından dolayıdır.
Teorik olarak vajina, içine en büyük penisi alabilecek kadar büyüktür. Ancak korku, depresif durumlar ve sinirsel dönemler vajinayı küçültebilir. Vajinanızın küçüklüğünden şikayetçiyseniz genişletme tekniklerini deneyin. Vajinaya tek tek işaret ve orta parmağınızı sokup aralarında yarım veya bir santim ara bırakmaya çalışın. Bunu yapabiliyorsanız, açıklığınız normal demektir. Ağrı duysanız bile, cinsel ilişki sırasında vajinanız ıslak olacağından bu ağrıyı hissetmeyeceksiniz. Eğer yukarıdaki egzersiz acı vericiyse vajinaya krem sürüp sıcak suya girip öyle deneyin.
8. Fazla masturbasyon zararlı mı?
Bir defada çok fazla masturbasyon yaparsanız, klitorisiniz tahriş olup orgazmı imkansız hale getirebilir. Bu durum çok uzun sürmez, masturbasyona biraz arar verirseniz her şey normale dönebilir.
9. Korunmadan ilişkiye girildiğinde hamile kalınmasını önleyecek bir şey var mı?
Korunmadan seks yaptıktan sonra oluşabilecek bir hamilelikten korunmak için 2 metod var, ama ikisinin de başarısı regl döneminizle ilgili. İlk metod, seksten sonra ilk 72 saat içerisinde alınması gereken bir hapla ilgili. Eğer onu almak için geç kaldıysanız yapmanız gereken tek şey, ilk beş gün içinde doktora başvurup diğer doğum konrol yöntemini size uygulamasını istemeniz.
Şunu hatırlatmadan geçmeyelim: İlk kez korunmasız seks yaptığınız zaman hamile kalma riskiniz yüzde 20'den fazla değildir. Çünkü organlarınız bu değişikliğe bakmayıp ilk önce yumurtanın oluşmasını engelleme eğilimindedir. Ama tabii ilk ilişkide, hatta regl döneminde bile hamile kalanları unutmamak gerekiyor.
10. Oral seks sırasında sperm yutulmasının sakıncaları var mı?
Tıpkı besinler gibi sperm de mideye gidip daha sonra vücuttan atılır. Yoksa spermler vücuda girdikten sonra başka organlara gitmez, sindirim sistemine girip sonra da dışarı atılır. Ama yutulan spermle cinsel yolla bulaşan çeşitli hastalıkları ya da HIV virüsünü kapma olasılığınız çok yüksek!
11. Venüs tepesi nerede?
Kadınların kasık kemiği üzerinde ufak ve tepeye benzeyen bir yağ birikintisi vardır. İşte buna "Venüs Tepesi" denir. Çıplak bir şekilde aynanın önünde dururken bu yeri bacaklarınızın arasında kolayca farkedebilirsiniz. Bazı kadınların, partnerleri tarafından Venüs tepesinden tutulurken bile orgazma ulaştıkları biliniyor.
12. Cinsel ilişki sırasında bir şey hissetmiyorsanız...
Erkek arkadaşınızla seks yaptığınız zaman içinize girdiğini hissediyor ama ondan sonra hiçbir şey hissetmiyorsanız, ne yapmalısınız?... Eğer partnerinizin cinsel organı normalden küçük değilse ve başka biriyle aynı sorunu yaşamadıysanız, sorun partnerinizin içeri girdiğinde ereksiyonunu koruyamamasından kaynaklanmış olabilir. Eğer içeri girdiğinde kısmen ereksiyon oluyorsa, daha iyi hissetmeniz için gerekli sürtünmeyi gerçekleştiremiyor demektir.
13. Bir erkeği ereksiyon halinde tutmak için ne yapmalı?
Sıkma tekniği uygulanabilir. Tam boşalmadan önce erkeğin cinsel organının başını başparmak ve ilk iki parmağınızla kavrayıp sıkın. Başparmağınız cinsel organın göbeğe bakan tarafında olmalı, diğer iki parmak dış tarafında olmalı. Penis sıkma tekniği hem size sevişmek için süre verir hem de partnerinizin kendini kontrol altında hissetmesini sağlarsınız.
14. Bir vajina fazla ıslak olabilir mi?
Bazı kadınlar vajinalarının fazla ıslak olduklarından şikayetçi olurlar. Ancak bu tür olaylara çok nadir rastlanır. Vajinanın ıslaklığıyla ilgili ortaya atılan bir teori var, o da şöyle: "Islaklığın nedeni kişiden kişiye değişebilir. Belli bir cinsel hayata alışık olan bir kadının yeni bir partner bulmasıyla birlikte hayatı tamamen değişebilir. Onun yanında olmak bile ıslaklığa neden olabilir. Bu son derece normaldir."
15. "Frijit" tam olarak ne demek?
Cinsel isteksizlikle eş anlamlı bir kelime. Genelde partneri kadar sık seks istemeyen kadınlara "frijit" yaftası yapıştırıldığını da unutmayın tabii... "Frijit"liğin fizyolojik ya da duygusal birçok nedeni olabilir. Orgazma ulaşma güçlüğü çeken kadınlar için şunları söylemek gerekiyor. Ne olursa olsun rahatlamaya çalışmalılar veya daha uzun bir önsevişme yaşamalılar. Ya da bazen değişik yollarla uyarılmak gerekiyor. Genelde partneri kadar sık seks istemeyen kadınlara "frijit" yaftası yapıştırıldığını da unutmayın tabii...
16. Eşimin birden fazla orgazm olmasını sağlayabilir miyim?
Cinsel ilişki sırasında kadınların birden fazla orgazma ulaşabilecekleri yolundaki açıklamalar, kadınlar kadar erkekleri de heyecanlandırıyor. Kadınlar kendi hislerini bildikleri ve neyle mutlu olduklarının farkında oldukları için bu konuyu daha rahat aşabiliyorlar. Oysa erkekler eşlerinin mutlaka birden daha fazla orgazm yaşaması gerektiğini düşünerek tedirginliğe kapılabiliyorlar. Hatta bunu kendi suçları olarak düşünüyorlar. Ancak bu, neredeyse tüm kadınlar için çok zor...
17. Kadınlar da boşalır mı?
Fazla sayıda olmamakla birlikte bazı kadınlar da orgazm sırasında boşalırlar. Açık renkli, meniye benzeyen ama içinde sperm bulunmayan bir sıvıdır bu. Çok ender olmamakla birlikte normal bir olaydır.
18. Bir erkeğin penisi maksimum ölçüsüne ne zaman ulaşır?
Genellikle 17 yaşında. Ayrıca bu yaşta seks gücü, enerjisi ve isteği de zirvededir. Ancak yine de erkeklerin kadınları sekste en iyi tatmin ettikleri yaşlar 26-32 arası. Erkeklerin seks güçleri 17 yaşında olduğundan daha azdır ama bu konudaki tecrübe ve bilgileri daha fazladır.
19. Klitoris ve penisin dokusu aynı mıdır?
Evet. Anne karnındaki gelişmelerinin ilk 4 haftasında, bütün cinsel organlar ceninin jenital bölgesindeki küçük bir kabarıklık halindedir. Ancak bundan sonra gelişirler ve kadın ya da erkeke cinsel organı şeklini alır. Dolayısıyla klitoris aslında penisin küçük bir modelidir ve onunla aynı duyarlı dokuya sahiptir.
20. Kadının tatmin olması için penisin uzunluğu mu yoksa kalınlığı mı daha önemli?
Kesinlikle kalınlığı. Vajina girişi, zevk almayı sağlayan sinir uçlarıyla kaplıdır ve penis ne kadar kalın olursa bu bölgede o kadar çok uyarım olur. Orgazm sırasında kasılan kaslar da vajina girişinde ve çok duyarlıdır. Kısacası penis çok uzun olmasa da kalınlığı çok önemlidir.
21. Seks kalbi nasıl etkiler?
Sevişmek kan basıncını yükseltir ve kalp atışlarını normalin iki katı hıza çıkarır. Yani seks, spor yapmak, yürümek, koşmak gibidir. Düzenli olarak spor yapmak kalbi nasıl güçlendiriyorsa seks de aynı şekilde güçlendirir. Ancak ileri yaşlarda kalp, bu kadar hareketi kaldıramayabilir.
22. Mastürbasyon yapan bir insanın daha sonra kendini suçlu hissetmesi normal midir?
Evet. Araştırmalar, kendilerini tatmin edenlerin yarısının sonradan suçluluk hissine kapıldıklarını ortaya koyuyor. Oysa uzmanlar mastürbasyon yapmanın çok sağlıklı bir insan davranışı olduğu konusunda hemfikirler. Bu şekilde bir başkasıyla sevişmenin de öğrenildiği ve kişinin cinsiyeti ne olursa olsun bedenini tanıması ve sevmesi gerektiği ileri sürülüyor. Ayrıca mastürbasyon yapan kadınların yapmayanlara göre orgazm olmaya daha yatkın oldukları da söyleniyor.
23. Erkekler boşaldıkları zaman niçin bazen çok, bazen az meni gelir?
Öncelikle rahatlayın, bunun aldıkları zevkle hiçbir ilgisi yok. Yani sevişmeden çok fazla zevk alan bir erkek çok az boşalabilir. Bu tamamen, en son boşaldığı anın üzerinden geçiş zamanla ilgilidir. Aradan ne kadar çok zaman geçmişse patlama da o kadar büyük olur.
24. Erkek orgazmı geciktirmek için seks sırasında başka şey düşünür mü?
Kesinlikle doğru!! Erkek, partnerinin orgazm olmasını beklerken kendi boşalmasını geciktirmek için duygularını yavaşlatır. Bu nedenle tamamen ilgisiz şeyler düşünmeye başlar. Bu yöntem tüm erkeklerin uyguladığı bir geciktirme şeklidir. Ancak uzmanlar bunun, beynin ve bedenin ayrılmasına neden olduğu için erkeği yorduğunu söylüyorlar. Erkek seksten uzaklaşmak yerine gevşemeyi denemeli, kısa aralar vererek bedenin aşırı yorgun düşmesini engelemeli.
25. Sevişme bittikten sonra erkek, kadından daha az duygusal mı olur?
İşte her kadının hayatında mutlaka bir kez yataktayken aklından geçen cümle! 'Ay ne duygusuz adam, döndü sırtını nasıl da yatıyor' diye iç geçirenler ve bunun nedenini bir türlü çözemeyenlere işte bir uzman yanıtı: Çünkü erkek sevişirken kadından daha çok fiziksel enerji harcar ve orgazmı da çok yoğun ve şiddetli olarak yaşar. Bu nedenle dinlenmesi için zamana ihtiyacı vardır. Bu yüzden seks bitince ya hemen uyur ya da duygusuzlaşıp Tv karşısına geçer.
