Adet Dönemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Adet Dönemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Adet Dönemi (Mensturasyon)

6 Ekim 2009 Salı

Rahim iç yüzeyinde her ay döllenmiş yumurtanın ( gebeliğin ), gelip yapışmasına ve buradan beslenmesi için damarlanmasını sağlayacak bir tabaka oluşur ve eğer döllenme yoksa bu duvar görevini tamamlayıp yerini alttan gelen yeni dokuya bırakarak dökülür ve rahimden dışarıya atılır. Her ay bu işlem aynı şekilde tekrarlanır. Biz bu sürece menstürel siklus -adet düzeni-, işlevini yitirerek yerini yeni oluşan yapıya bırakıp dışarıya atılan bu dokuya da adet kanı, menstürasyon kanaması diyoruz.

Her insanın vücudundaki her düzenin birbirinden farklı olduğu gibi adet düzeni de kişiden kişiye göre farklılık gösterir.

Yılardan beri yapılan çalışmalar ve elde edilen veriler sonucunda ;

-İdeal sürenin 28 ± 7 gün olduğu yani bir kanamanın ilk gününden, sonraki kanamanın ilk gününe kadar geçen sürenin en az 21 en fazla 35 gün olmasını normal kabul etmekteyiz.

-Ortalama menstürel kanama süresi de 5 ± 3 gün olarak kabul edilmektedir. Yani en az 2 gün, en fazla 8 gün süren adet kanaması normal sınırlar içindedir.

Kanamanın miktarı da önemlidir, bir adet kanması boyunca kaybedilen kan miktarı ortalama 40 ml olup, en fazlası 80 ml en azı 20 ml dir. (basitce üç ile beş pet normal kabul edilmektedir)

Bunların dışındaki kanamaları normal dışı kabul etmekteyiz ve bu anormal kanama dediğimiz kanamalar kadınlarımızın jinekolojik şikayetlerinin % 10 ila 15''ini oluşturmaktadır.

Kanamanızın normalden çok veya az miktarda olması, daha sık veya daha uzun aralıklarla gelmesi, ara kanamaların olması yaşam kalitenizi bozacağı gibi, sinir sisteminizi de etkileyecektir. Hemen ekliyelim ilerideki sayfalarımızda adet sancıları ve adet öncesi gerginlik dediğimiz premenstural sendrom ve yapılması gerekenlerden bahsedeceğiz, çünkü bu da hanımlarımız için ciddi sıkıntılar oluşturmaktadır.

Adet düzeni niçin bozulur ve neler bozar? Normal dışı kanama, vücudun hem biz doktorlara hem de siz hanımlara bir işaretidir. Bu tip problemlerin çok basit nedenlerden oluşabileceği ve basit bir tedavi ile çözülebileceği gibi, altında yatan çok büyük problemlerden oluşabileceği gerçeği de göz ardı edilmemelidir. Problem ne kadar büyük olursa olsun erken teşhisin başarısı çok yüksektir. Onun için kanama bozukluklarımızı ihmal etmiyelim, en kısa sürede bir jinekoloğa baş vuralım, sorun basitse çözümlendirip hayat kalitemizi yükseltelim, eğer ciddi bir neden varsa vakit kaybetmeden tedavimizi olup zarar görmeden veya en az zararla çözüme ulaşalım.

Neler adet düzenini bozabilir; yeni adet görmeye başlıyan genç kızlarımızda da ilk adet yılındaki kanamaları düzenli aralıklarla gelmeyebilir, biz gerekli muayeneyi yapıp altında herhangi bir başka neden yoksa hormonal düzen oturuncaya kadar beklenmesini tavsiye ederiz. Adetten kesilmek üzere olan hanımlarımızda da düzen bozulmaya başlar.

Sancılı Adet Görme (Dismenore)

Adet gören kadınların yarısından fazlasının kanamalarının ilk bir iki günü ağrısı olmaktadır. Genelikle bu ağrı hafiftir. Bazen günlük aktivelerini kısıtlayacak kadar şiddetli olabilir. Bu şiddetli ağrı dismenore olarak adlandırılır.

Adet döngüsü vajinal kanamanın ilk günü ile başlar ve bir sonraki vajinal kanama zamanına kadar sürer. Bu süre ortalama 28 gündür, bu döngü boyunca ağrı yaygın bir problemdir ve çoğu kadında tedavi edilebilir. Adet dönemi hormonları (östrojen ve progesteron) yumurtalıklar tarafından üretilir. Bu hormonlar rahim duvarında muhtemel gebeliğe hazırlayacak değişikliklere neden olur. Ortalama 14. günde yumurta yumurtalıktan (over) atılır, bu olay ovulasyon (yumurtlama) olarak adlandırılır. Ardından yumurta fallop tüpünde ilerler, burada sperm tarafından döllenebilir ve döllenirse birleşmiş olan yumurta ve sperm fallop tüpü boyunca ilerler, rahime yapışır ve gebelik oluşur. Eğer yumurta döllenmezse hormon seviyeleri azalır ve bu uyarı adet döngüsünü başlatan kanamaya neden olur. Bazı kadınlarda bu adet kanamaları hafif kramplara, bazılarında şiddetli ağrılara neden olur.

Mensturel Ağrının Nedeni
Rahim bir kas dokusudur, tüm kaslar gibi kasılır ve gevşer. Kanama süresince daha şiddetli kasılır ve ağrı olarak hissedilir.

Prostaglandinler rahim tarafından üretilen kimyasal maddelerdir. Prostaglandinlerin etkisi ile rahim kasları kasılır. Kanama öncesinde bu maddelerin düzeyi artar. Döngü başında prostaglandin düzeyleri yüksektir. Mensturasyon (adet kanaması) sırasında düzeyleri azalır, bu durum ağrının neden ilk birkaç günden sonra azalma eğiliminde olduğunu açıklar.

Dismenore Bulguları

* Alt karında ağrı veya kramplar
* Baş ağrısı
* Bulantı - kusma
* Baş dönmesi

Dismenore Tipleri
Primer (birincil) ve sekonder (ikincil) olmak üzere iki tip dismenore vardır.

Primer Dismenore:
Primer dismenore prostaglandinlerin doğal üretimi sonucu oluşan pelvik ağrıdır.

Bu genellikle ilk adet siklusları sırasında başlar ve çoğu olguda ağrı atakları yaşlanmayla daha az ağrılı hale gelir. Bazen ağrılar doğum sonrasında azalabilir.

Sekonder Dismenore:
Sekonder dismenore doğal prostaglandin salınımına bağlı oluşan ağrılar dışındaki ağrılardır. Primer dismenoreye göre daha geç yaşlarda başlar. Sekonder dismenorede ağrılar normal kramplardan daha uzun sürer. Mensturasyon başlamadan ağrılar başlayabilir ve periyod sırasında daha da şiddetlenip bittikten sonra da devam edebilir. Sekonder dismenorenin en sık nedenlerinden bazıları endometriozis ve myomlardır.

Endometriozis uterusun iç tabakasının overler ve fallop tüpleri gibi uterus dışı dokularda yer almasıdır. Bu dokular bulundukları yerde aylık hormonal değişikliklere cevap vererek kanar ve dökülür. Uterus ve vajina dışında olan bu kanama özellikle periyod öncesinde olmak üzere, periyod sırasında ve sonrasında da ağrıya neden olabilir.

Myomlar uterus dışında içinde ve duvarında gelişebilen iyi huylu kas tümörleridir. Bu tümörler kanser değildir fakat ağrıya ve şiddetli menstruel kanamaya neden olabilir.

Tani:
Dismenorenin nedeni hastanın semptomları (bulgu) ve adet dönemlerini içeren tıbbi hikayesi ve pelvik muayenesi ile saptanabilir. Bunların sonuçlarına dayanarak rahim ağzından sürüntü alaınması (smear), laboratuvar testleri ve ultrason muayenesi gibi bazı ek testler istenebilir. Bazı olgularda laparoskopi olarak adlandırılan cerrahi işlem uygulanabilir. Bu işlemde göbekten küçük bir kesi yapılır ardından laparoskop olarak adlandırılan ışıklı ince bir boru şeklindeki alet ile karın içine girilir. Laparoskop doktorun pelvik organları incelemesini sağlar. Laparoskopi genellikle genel anestezi ile hastane koşullarında yapılır. Bazen dismenore nedeni bulunabilirken sıklıkla etken tanımlanamaz.

Tedavi:
Dismenorenin tedavisi ilaçları ve ağrıyı azaltan teknikleri içerir. Doktor tarafından kasları gevşeten hormonal tedavi veya ilaç tedavisi önerilebilirken bazı olgularda cerrahi işleme gerek duyulabilir.

İlaç tedavisi:
Nonsteroid anti inflamatuarlar olarak adlandırılan ilaçlar prostoglandin üretimini baskılar. Böylece krampların şiddeti azalır. Bu ilaçlar bulantı ve kusma gibi yakınmaları da önleyebilir. İbuprofen ve naproksen gibi nonsteroid antiinflamatuar ilaçların çoğu reçetesiz alınabilir. Bu ilaçlar siklusun ilk günü alınırsa daha etkili olur. Genellikle bir iki gün almak yeterlidir ve beraberinde alkol almaktan kaçınılmalıdır. Kanama bozukluğu, karaciğer hastalığı, mide hastalıkları ve ülseri olan hastalar tarafından kullanılmamalı veya dikkatle kullanılmalıdır.

Hormonal kontrosepsiyon:
Doğum kontrol hapları, deriye yapıştırılan bantlar ve vajinal halka gibi hormonal kontrasepsiyon yöntemleri ağrıyı azaltır. Bazı vakalarda hormonal rahim içi araçlar önerilebilir. Bu hormonlar rahimden üretilen prostoglandin düzeylerini azaltarak kasılmaları, kanamayı ve ağrıyı, ayrıca myom ve endometrozis gelişimini azaltır. Ancak tedavinin kesilmesiyle bunlar tekrar büyüyebilir.

Cerrahi:
Myomlar ağrıya neden olursa rahimi besleyen damarların özel yöntemlerle kanlanmasının durdurulması yöntemi önerilebilir. Endometriozis tedavisinde laparoskopi önerilebilir. Rahim dışında büyüyen ancak rahimin iç tabakasından köken alan doku bölgeleri laparoskopi veya ameliyat ile yok edilebilir.

Şiddetli olgularda rahim alınabilir, bu tedavide son seçenektir.

Diğer tedaviler: Bunlar ağrıyı hafifleten fakat önlemeyen tedavilerdir.

* B1 vitamin ve magnezyum takviyesi
* Masaj
* Akapunktur
* Egzersiz: Aerobik, bisiklet, yürüyüş, yüzme gibi egzersizler ağrıyı kesen kimyasalların üretimine neden olur.
* Sıcak uygulama: Sıcak banyo, batın üzerine uygulanan sıcak su torbaları ve pedler
* Uyku: adet döngüsü öncesinde ve sırasında uykunuzu aldığınızdan emin olun.
* Rahatlama: Meditasyon veya yoga uygulamaları.

Sonuç olarak menstruel periyod sırasında ağrı kadınlarda yaygın bir sorundur. Bu ağrıların çoğu hafiftir ve reçetesiz alınabilen ilaçlarla tedavi edilebilir. Bazen bu ağrılar çok şiddetli olabilir ve ek tedaviler gerekebilir. Eğer 2-3 günden daha uzun süren menstruel kramplar varsa doktora danışılmalıdır.

Gençlikte Seks Hormonları

Genelde kadınların hormonlarla ilgili bilgisi, menopoz dönemine gelinceye kadar oldukça eksik kalıyor. Erken yaşlarda hormonların işlevleri hakkında bilinçlenmek ise, kadının genç kalmasını sağlıyor.

20`li Yaşlar

Ergenlik çağındaki bir genç kızın östrojen artışıyla, göğüsleri büyür, kalçaları belirginleşir, erojen bölgelerinde tüylenme olur. Adet gördükten sonra her ay yumurtalıklar yumurta hücresi üretir. Yirmili yaşlara gelindiğinde östrojen ve progesteron hormonları, beyinle 25 yıl kadar sürecek bir işbirliğine girerler. Her ay adet gününden iki hafta önce yumurtalıklar artan miktarda östrojen hormonu salgılar. Östrojen miktarındaki bu artış aynı zamanda ruh halini de etkiler, araştırmalar östrojenin yükseldiği günlerde kadınların daha asabi, alıngan ve saldırgan olduğunu, azaldığı günlerde ise kendilerini daha iyimser, mutlu ve sağlıklı hissettiklerini gösteriyor. 14 gün sonra ise her bir yumurtalıktan bir yumurta hücresi rahime bırakılır. Bu günlerde progestoren miktarı artarken östrojen miktarı tekrar azalmaya başlar.

Östrojen saldırgan yapıyor

Östrojen hormonu, vajinanın nemli ve kaygan olmasını sağlayarak kadını cinsel ilişkiye hazırlayan bir hormon. Dahası, ilişki sırasında kadının vajina duvarındaki damarlara daha fazla kan dolmasını sağlayarak , kadının uyarılmasını, ilişkiden zevk almasını sağlıyor. Kadınların cinsel isteğini artıranlar, testesteron hormonu ve her ay yumurtalıklar ve böbreküstü bezleri tarafından salgılanan testesteron (erkeklik) hormonu. Testesteron seviyeleri yumurtalama sürecinde yükselirken, araştırmalar bu dönemde kadınların cinsel isteğinin arttığını gösteriyor. Psikologlar insanın cinsel dürtülerinin oldukça karmaşık olduğunu, cinsel arzuların hormonlar dahil pek çok faktöre bağlı olarak artabileceğini söylüyorlar. Duyguların yoğunluğu, maddi sorunlar , eşlerin birbirlerine anlayışlı olup olmaması da cinsel arzuyu belirliyen etkenlerden.

Adet dönemi tuzu, kafeini kesin

Kadınların hemen hemen % 90`ı adet öncesi dönemde göğüslerde gerginlik, vücutta şişkinlik, aşırı yeme, başağrıları, tahammülsüzlük gibi durumlarla karşı karşıya kalıyorlar. Kadınların % 20`lik bir kısmı ise adet dönemini ağrılı bir şekilde geçiriyor. Araştırmalar adet öncesi dönemdeki semptomların , kadının sex hormonları üzerinde rol oynamasına karşın, bu etkilerin hamilelik ve menopoz dönemindeki kadar yoğun olmadığını gösteriyor. Bazı uzmanlar sex hormonlarının, adet dönemi öncesi rahatsızlıklarından çok, depresyon ve tiroid bozukluklarına bağlı olarak etkilendiğini iddia ediyorlar. Eğer her ay adet öncesi rahatsızlıklarınız fazla ise, bu dönemde tuzu, şekeri ve kafeinli içecekleri kesin. Alkolden kaçının, daha sık ve azar azar yemek yiyin. Ağır, yağlı yiyecekler yerine hafif, sebzeli yemekleri tercih edin. Ayrıca bugünlerdeki stresinizi azaltmaya, her gün yapacağınız yarım saatlik bir jimnastik de yardımcı olacaktır.

Spermler 3 gün yaşayabiliyor

Henüz yirmili yaşlarda iken kadınların % 90`ı herhangi bir tedaviye ihtiyaç duymadan, doğal yollarla çocuk sahibi olabiliyor. Yumurtalıklardan her ay salınan yumurta hücresi, sağlıklı bir sperm hücresiyle, ilişkiden sonraki 10-12 saat içerisinde kolayca döllebilir. Sperm hücrelerinin kadın vücudunda canlı kalma süresi 3 gün kadar, bu aynı zamanda, ilişkiden sonraki 2 gün içinde ,kadının hamile kalma şansının devam ettiğini gösterir. Eğer düzenli bir sex hayatınız yoksa, ve de adet döneminizin tam ortasındaki yumurtalama tarihinizi belirlemek istiyorsanız, ovulasyon belirtici araçlardan kullanabilirsiniz. Vücut ısısının günlere göre değişimini ölçen bu aletlerle, vücuttaki ısının en çok yükseldiği gün olan yumurtalama günlerinizi takip edebilirsiniz.

30`lu Yaşlar

Hayatın en yoğun tempolu yaşandığı 30`lu yaşlarda , vücut daha fazla yorulmaya başlar ve buna bağlı olarak sex hormonları da düzensiz salgılanmaya başlar. Örneğin adet öncesi dönem bazı kadınlar için, 20`li yaşlarda ağrısız geçerken, 30`lu yaşlara gelindiğinde fazla stresli bir iş veya ev hayatı yüzünden, ağrılı geçebilir. Bu dönemde her zamankinden daha fazla sağlıklı olmaya, düzenli beslenmeye ve egzersiz yapmaya ihtiyacınız vardır. Bu yaşlarda cinsel arzularınız testesteron hormonunun kontrolü altında olmasına rağmen, östrojen cinsel ilişki sırasında kadının en çok ihtiyaç duyduğu hormondur. Bu yaşlarda kadınlar cinselliği doyasıya ve özgürce yaşamanın tadına varırlar, düzenli bir sex hayatları vardır. İstatistikler haftada bir cinsel ilişkide bulunan kadınların kandaki östrojen seviyelerinin yükseldiğini gösteriyor. Bu durumun da, kalp- damar dolaşım sistemini düzene sokmaktan tutun da ,baş ağrılarının giderilmesine kadar pek çok faydası bulunuyor.

30`lu yaşların ortalarından sonlarına doğru hormonların düzensizleşmesi nedeniyle, adet dönemi öncesi sıkıntıları artar. Başağrıları, sinirlilik , huzursuzluk ve tahammülsüzlük gitgide artan dozajlarda görülmeye başlar. Migreni bulunan kadınların % 60`ı bu dönemde migren krizine tutuluyorlar.

Başağrılarından şikayetçiyseniz bu dönemde alkol almamaya dikkat etmelisiniz. Bazı kadınlarda, adet dönemi baş ağrılarını önlemede, östrojen ve doğum kontrol hapları faydalı olabiliyor.

40`lu Yaşlar

35 yaşından 40`lı yılların başlarına kadar kadınlar sex hayatlarının doruğunu yaşarlar. Ancak 40 yaşından itibaren , menopoz öncesi dönemine girilmesiyle hormonlarda hızlı bir değişim olur. Bu hızlı değişimle östrojen hormonu azalır, ateş basması, terleme, geceleri uyuyamama kadınların sık sık şikayet ettiği durumlardır. Adet zamanları düzensizleşmeye başlar. Bazı aylar yumurtalıklardan yumurta salınmaz ve sonunda kadınlar adetten kesilir. Adetten kesildikten yaklaşık 1 yıl sonra da kadınlar menopoza girerler. Artık yumurtalıklardan projestoren ve östrojen üretilmemeye başlar.

Östrojen hormonunun azalması kadınların sex arzusunun tamamen kaybolmasına neden olmaz, hatta çoğu kadında yumurtalıklar, sex arzusunun en büyük kamçılayıcısı olan testesteronu üretmeye devam eder. Araştırmalar kadınların menopoz öncesi dönemde , sexe olan arzularının, eşleriyle bir problem yaşamadıkça aynen devam ettiğini gösteriyor. Ancak östrojen üretiminin durmasıyla birlikte, kadının vajinal duvarları kurulaşır, elastikiyetini kaybeder ki bu da, sexi kadın için zor ve acılı bir hale getirir. Günümüzde üretilen östrojen kremleri bu soruna çözüm getiriyor gibi görünsede, doktorlar her kadının vajinal emme kapasitesi farklı olduğu için, ne kadar östrojenin kan dolaşımına katılacağı konusunda hemfikir olamıyorlar.

Hormon Takviyesi

Menopozdan sonra kadınların yumurtalıkları östrojen üretemez hale gelir, artık kadının tek doğal östrojen kaynağı yağ hücrelerindeki adrenal bezleridir. Fazla kilolu olmak genel sağlık için zararlı olmasına rağmen , bir diğer gerçek kilolu kadınların, menopoz sonrası rahatsızlıklardan en az şikayetçi olduğudur. Östrojen kaybıyla vajina kuruluğunu ve elastikiyetini kaybetmenin yanısıra, idrar yollarının enfeksiyona yatkınlığı da artar. Bunların yanında östrojen azalması kalp hastalıkları riskini arttırır ve kemik erimesini hızlandırır. Pek çok doktor günümüzde, kadınlara östrojen hormonu takviyesini tavsiye ediyor. Ancak tıp dünyasında östrojen ve progestorenin etkileri tam olarak kanıtlanmış değil. Örneğin progestoren hormonu östrojenle birlikte alındığında rahim kanserini önler mi, veya tam tersi ikisi birlikte alındığında göğüs kanseri riskini arttırır mı, ya da östrojen takviyesi kalp hastalıklarını önler mi, gibi sorular halen gündemde.

Bu sorular halen gündemde ola dursun, bir başka gerçek var ki, o da kadınların menopozdan sonra 20-30 yıl kadar daha yaşadıkları. Durum böyle iken , sex hormonları takviyesi konusunda karar verebilmek için yapılacak en doğru şey araştırmaların bir an önce sonuçlanmasını beklemek.

Hormonlarınız Yoldan Çıkarsa

Yetişkin bir kadının sex hormonları, her ay sistemli bir şekilde salgılanır. Ancak fizyolojik ve psikolojik nedenlerden dolayı hormonlarınız dengesiz salgılanabilir. İşte bu zamanlarda neler oluyor gelin görelim ;

Yüzde aşırı kıllanma, sivilceler, düzensiz adet görme ve hamile kalamama durumu androjenlerin fazla miktarda çalıştığının göstergesidir.

Normalde her ay rahim etrafını çevreleyen zar dokusu, beyinden gelen hormonal sinyallerle faaliyete geçer. Hormonlardaki değişimler, rahim zarının iltihaplanmasına neden olabilir.

Östrojen hormonunun uzun süre ile vücutta faaliyet göstermesi, göğüs kanserine davetiye çıkarabilir. Araştırmalar 12 yaşından önce adet görmeye başlayan, menopoza 50`lili yaşlardan sonra giren, geç doğum yapan veya hiç doğurmayan kadınların, vücutlarında uzun müddet östrojen salgılanması nedeniyle, göğüs kanseri risk grubuna dahil olduğunu gösteriyor.

Depresyon, hızlı kilo verdiren rejimler, tiroid bozuklukları hormon dengenizi bozar. Hormon dengesi bozulan kadınlar düzensiz adet görmeye başlar. Böyle zamanlarda her ay düzenli olarak vücut dışarısına atılmayı bekleyen kan, menstural kanama olmayınca, yumurtalıklardaki ufak keseciklere dolar. Bunun sonucu polikistik over sendromu denilen, yumurtalık kistleri oluşur.

 
cinsel bilgiler sağlık bilgileri seks dersleri. Citrus Pink Blogger Theme Design By LawnyDesignz Powered by Blogger