Afrodizyak Nedir Hangi Şifalı Bitkilerden Yapılır
7 Ekim 2009 Çarşamba
Cinsel Gücü Artıran Şifalı Bitkiler
Sert olan maddelerde gramajları elde etmek için; iyice dövülmüş malzeme ince bir elekten geçirilerek gramajlar hesaplanır. Sıvı maddeler ilk önce birbiriyle karıştırılır ve daha sonra un haline getirilmiş malzemeyle iyice kanı ştırıl diktan sonra kısık ateşte macun kıvamına gelinceye kadar tekrar karıştırılır. Genişçe bir tepsinin içine dökülerek soğumaya bırakılır. Ardından ceviz büyüklügünde parçalara ayınlarak temiz bir kavanozun içinde muhafaza ediler. Sabah kahvaltılarından yarım saat Önce bir adet yenir.
* Bir litre suyun içine havanda dövülerek toz haline getirilmiş iki çorba kaşığı havlıcan, bir tatlı kaşığı toz zencefil katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek günde üç öğün, arzuya göre: süzme bal ile tatlandınlarak birer su bardağı içilir.
* Bir litre suyun içine 100 gram kadar zencefil kökü katılıp, kaynatılmasının ardından süzülerek akşamları yatmadan bir saat kadar önce bir bardak içilir.
* Birer yemek kaşığı danfülfül, zencefil ve iki yemek kaşığı süzme bal kanştınlıp macun haline getirildikten sonra akşamları yatmadan bir saat kadar evvel yenilir.
* Aynı miktarlarda badem içi, fıstık içi, fındık içi, Hindistan cevizi, çam fıstığı çitlembik, zencefil, havlıcan ve danfülfül bir; havanın içinde dövülerek toz haline getirildikten ve birbirine iyice kan sınıldıktan sonra, bu karışımı macun haline getirebilecek kadar süzme bal eklenip akşamlan yatmadan bir saat kadar önce bir yemek kaşığı alınır.
* Büyükçe bir havanın içinde dövülerek tozjıaline getirilmiş
olan birer çorba kaşığı badem, fıstık, fındık, çam fıstığı, zencefil,
hindistan cevizi iyice karıştırıldıktan sonra üzerine bir kilogram
süzme bal katılıp macun haline getirildikten sonra günde iki kez,
sabah ve akşam olmak üzere birer çorba kaşığı yenir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilen bir tatlı kaşığı keten tohumu, yarım çay kaşığı toz karabiber bir tatlı kaşığı süzme bal ile karıştırılıp akşamları yatmadan bir saat kadar önce yenilir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilmiş olan birer çorba kaşığı acıbadem, kantaron çiçeği ve bir su bardağı süzme bal ile kanştınlıp günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer tatlı kaşığı yenir.
* Birer tatlı kaşığı havlıcan, toz şeker ve yanmşar çay kaşığı anason, kitre kanştınlıp ikiye bölündükten sonra ilk yarısını sabah kahvaltısından yarım saat önce, diğer yansı ise akşam yemeğinden yarım saat önce yenir.
* Bir litre suyun içine 100 gram kadar havlıcan kökü katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek akşamlan yatmadan bir saat kadar Önce bir bardak içilir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilmiş olan bir çay bardağa fındık, bir tatlı kaşığı tarçın ve bir çay bardağı süzme bal iyice kanştınlıp günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer çorba kaşığı yenir.
* Bir kahve fincanı gülsuyu ile birer tatlı kaşığı misk ve tarçın kanştınlıp cinsel ilişkiden yanm saat kadar önce penise sürülür.
* Havanda dövülerek toz haline getirilen bir tatlı kaşığı fındık içi, bir tatlı kaşığı süzme bal ile kanştırılıp akşamlan yatmadan bir saat kadar önce yenilir.
* Birer tatlı kaşığı kum nane ve süzme bal kanştınlıp her sabah kahvaltıdan yanm saat önce yenilir.
* Büyükçe bir havanın içine aynı oranda havuç tohumu, fındık ve bakla katılıp iyice dövülmesinden sonra akşamlan yatmadan bir saat kadar önce bir çorba kaşığı yutulur.
* Büyükçe bir havanın içine aynı oranda, antep fıstığı, fındık, kuru üzüm ve toz şeker katılıp iyice dövülmesinden sonra günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere ikişer silme yemek kaşığı yenir.
* Bir miktar rendelenmiş Hindistan cevizi ve süzme bal beraberce dövülerek macun yapılır ve akşamlan yatmadan evvel bir yemek kaşığı yenir.
* Bir havanın içine bir çay kaşığı kereviz tohumu, bir çay kaşığı çam fıstığı ve yarım çay kaşığı terementi katılıp iyice dövüldükten sonra içine bir çorba kaşığı süzme bal ilave edilip macun haline getirilerek akşamlan yatmadan bir saat kadar evvel yenilir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilmiş olan bir çorba kaşığı şalgam tohumu, birer kahve fincanı süzme bal ve gülsuyu iyice kanştınlıp günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere bı rer tatlı kaşığı yenir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilen bir tatlı kaşığı havuç tohumu, bir tatlı kaşığı süzme bal ile kanştınlıp akşamlan yatmadan bir saat kadar önce yenilir.
* Bir litre suyun içine havanda dövülerek toz haline getirilmiş olan bir silme çorba kaşığı tere tohumu, şalgam tohumu, havuç tohumu katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek günde iki kez sabah ve akşam olmak üzere birer çay fincanı içilir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilen bir tatlı kaşığı acı bakla tohumu, bir tatlı kaşığı süzme bal ile kanştınlıp akşamlan yatmadan bir saat kadar önce yenilir.
* Bir kahve fircanı antep fıstığı havanda dövülerek toz haline getirildikten sonra, içine iki kahve fincanı çekirdeksiz kuru üzüm katılıp, macun kıvamına gelene kadar dövülmeye devam edilir. Elde edilen macun ikiye bölünüp, sabah kahvaltılanndan sonra ve yatmadan bir saat kadar önce yenilir.
* Büyükçe bir havanın içine aynı oranda, antep fıstığı, soya fasulyesi ve susam katılıp iyice dövülmesinden sonra günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer çorba kaşığı yenir.
* Küçük bir tencerenin içine aynı oranda süzme bal ile tuzsuz tereyağı katılıp kısık ateşte kaynatılır. Bu kanşım bîr su bardağı üzüm hoşafına bir çorba kaşığı oranında katılıp günde iki kez sabah ve akşam olmak üzere birer su bardağı içilir.
* Bir litre suyun içine 3/4 bardak kuru siyah üzüm, yanm çay fincanı ince kıyılmış kuru kayısı, bir avuç portakal veya mandalina çekirdeği, dört adet çiğ yumurta şarısı, üç yemek kaşığı rendelenmiş yaban havucu ve iki çay kaşığı hakiki safran katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek suyunun içine yanm çay fincanı süzme bal ilave edilip, günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer çorba kaşığı yenir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilmiş olan bir çorba kaşığı kereviz tohumu ile iki çorba kaşığı süzme bal karıştırılıp günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer tatlı kaşığı yenir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilen bir tatlı kaşığı şalgam tohumu, bir tatlı kaşığı süzme bal ile kanştınlıp akşamlan yatmadan bir saat kadar önce yenilir.
* Bir litre suyun içine bir avuç şalgam yaprağı katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer çay fincanı içilir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilen bir tatlı kaşığı su teresi tohumu, bir tatlı kaşığı süzme bal ile kanştmlıp akşamlan yatmadan bir saat kadar önce yenilir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilen bir tatlı kaşığı susam tohumu, bir tatlı kaşığı süzme bal ile kanştmlıp akşamlan yatmadan bir saat kadar Önce yenilir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilen bir tatlı kaşığı kadar ısırgan tohumu ile bir tatlı kaşığı süzme bal kanştınlıp, yansı akşam yemeğinden önce, diğer yansı ise yatmadan bir saat kadar önce kullanılır.
* Bir litre suyun içine dört diş minik minik kıyılmış sarımsak, bir tatlı kaşığı soğan ve bir yemek kaşığı nane katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek yatmadan bir saat kadar önce bir çay fincanı içilir.
* Büyükçe bir havanın içine yanmşar çay fincanı soğan suyu, yulaf ezmesi, bir kahve fincanı ince kıyılmış kedi otu, dört iri diş sarımsak ve bir çay fincanı arpa unu katılıp iyice dövüldükten sonra içine bir su bardağı soğuk su katılıp kısık ateşte pişirilir. Pişen karışım bir tülbent yardımıyla süzüldükten sonra kalan posa bir kilogram süzme bal ile kanştınlıp kısık ateşte macun haline gelinceye kadar tekrar pişirilir. Sıcak halde bir tepsinin içine dökülür ve soğumasının ardından birer misket büyüklüğünde parçalara ayınlarak saklanır. Günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer adet yenir.
* Yatmadan bir saat kadar önce bir kesme şekerin üstüne 1-2 damla nane esansı damlatılıp yenilir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilen bir tatlı kaşığı mahlep tohumu, bir tatlı kaşığı süzme bal ile karıştınlıp akşamlan yatmadan bir saat kadar önce yenilir.
* Bir çay fincanı sıcak suyun içine bir çay kaşığı kuşdili katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek içilir. Günde iki defa (akşam yemeğinden ve yatmadan bir saat kadar önce) taze hazırlanarak kullanılır.
* Havanda dövülerek toz haline getirilen bir tatlı kaşığı boy otu tohumu, bir tatlı kaşığı süzme bal ile kanştınlıp akşamlan yatmadan bir saat kadar önce yenilir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilen bir tatlı kaşığı lahana tohumu, bir tatlı kaşığı süzme bal ile kanştınlıp akşamlan yatmadan bir saat kadar önce yenilir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilen bir tatlı kaşığı kuşgözü bir tatlı kaşığı süzme bal ile kanştınlıp akşamlan yatmadan bir saat kadar önce yenilir.
* Bir miktar kuru incir ve süzme bal beraberce dövülerek macun yapılır ve akşamlan yatmadan evvel bir yemek kaşığı yenir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilen bir tatlı kaşığı boncuk otu, bir tatlı kaşığı süzme bal ile kanştınlıp akşamları yatmadan bir saat kadar önce yenilir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilen bir tatlı kaşığı salep tohumu, bir tatlı kaşığı süzme bal ile kanştınlıp akşamlan yatmadan bir saat kadar önce yenilir.
* Bir litre suyun içine 100 gram kadar enginar kökü katılıp kaynatılımsanın ardından süzülerek akşamlan yatmadan bir saat kadar önce bir bardak içilir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilen bir tatlı kaşığı turp tohumu, bir tatlı kaşığı süzme bal ile kanştınlıp akşamlan yatmadan bir saat kadar önce yenilir.
* Bir miktar kuru ceviz ve süzme bal beraberce dövülerek macun yapılır ve akşamlan yatmadan evvel bir yemek kaşığı yenir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilmiş olan bir çorba kaşığı kuru nar kabuğu ve yine havanda dövülmüş bir çorba kaşığı mazı karıştırılıp her sabah kahvaltıdan yarım saat Önce yenilir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilmiş olan yanmşar çay kaşığı semiz otu tohumu, sinirli yaprak tohumu ve yine, yanmşar çay kaşığı sedef çiçeği kurusu, kişniş kanştınlıp akşam yemeklerinden yanm saat Önce yenir.
* Bir litre soğuk suyun içine bir avuç ökse otu katılıp oniki saat bekletilir ve ertesinde hafifçe ısıtılmasının ardından süzülerek günde üç öğün birer çay fincanı içilir.
* Bir litre suyun içine bir avuç ince kıyılmış köknar (körpe dal ve yapraklan) ve yarım kilogram toz şeker katılıp şurup kıvamına gelinceye kadar kaynatıldıktan sonra soğutulup günde üç öğün birer çorba kaşığı kullanılır.
* Havanda dövülerek toz haline getirilmiş olan bir çorba kaşığı semiz otu tohumu ile iki çorba kaşığı süzme bal karıştırılıp günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer tatlı kaşığı yenir.
* Bir litre suyun içine ikişer adet greyfurt ve limonun kabuğu ince ince rendelendikten sonra bu karışım kaynamaya başlarken içine, elde kalan malzeme küçük küçük doğranıp iyice kaynatılır. Bu karışımdan bir su bardağına, bir tatlı kaşığı oranında süzme bal katılarak günde üç öğün aç karnına birer su bardağı içilir.
* Havanda dövülerek ezilmiş olan aynı oranda ceviz ve toz şeker günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer çorba kaşığı yenir.
* Bir litre suyun içine 250 gram ahlat kurusu, bir çorba kaşığı toz şeker ve üç çorba kaşığı zeytinyağı katılıp su buharla-şıncaya kadar karıştırılıp, günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere ikişer silme yemek kaşığı yenir.
* Bir litre sütün içine iki çorba kaşığı fıliskin tohumu katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek günde iki kez sabah ve akşam olmak üzere birer su bardağı içilir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilmiş olan bir kahve fincanı çörek otu tohumu, iki kahve fincanı süzme bal ile karıştırılıp günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer çorba kaşığı yenir.
* Bir litre suyun içine birer silme yemek kaşığı ince kıyılmış böğürtlen ve mersin yaprağı, ağaç çileği, kuşburnu katılıp kaynatılır ve soğumasının ardından süzülerek suyuna bir kahve fincanı süzme bal ilave edilir ve günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere yarımşar çay fincanı içilerek buzdolabında saklanır.
* Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı kara hindiba katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer çay fincanı içilir.
* Bir çay fincanı kaynar suyun içine bir çay kaşığı yabani mercanköşk katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer çay fincanı içilir.
* Bir su bardağı suyun içine bir tatlı kaşığı ince kıyılmış a-di kestane (körpe dal kabuğu ve dikenli meyve kozalağı) katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek günde üç öğün birer çorba kaşığı kullanılır.
* Bir çay fincanı soğuk suyun içine bir çay kaşığı eğir kökü katılıp oniki saat beklendikten sonra, süzülerek, her öğünden önce ve sonra birer yudum olmak üzere günde altı yudum ve her seferinde bardak, sıcak suyun içinde ısıtılarak içilir
* Bir litre suyun içine iki avuç kızılcık meyvesi katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek sabahlan aç karnına bir çay fincanına bir yemek kaşığı süzme bal ilavesiyle içilir.
* Birer tatlı kaşığı, süzme bal, muskat yağı, nezle otu ve kebabe iyice kanştınlıp merhem haline getitildikten sonra penisin üzerine sürülür. Sertleşme sorunu olanlar için faydalıdır.
* Bir litre suyun içine bir avuç ince kıyılmış sansabır yaprağı katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek penis bu suyla yıkanır. Erken boşalmayı engelleyici bir özelliği vardır.
* Birer çay kaşığı muskat ve günlük bir yemek kaşığı süzme bal ile karıştırılıp yutulur. Erken boşalmaya karşı faydalıdır.
* Sıcak suyun altına (suyun sıcaklığı yavaş yavaş arttınl-malıdır) tutulacak olan penis iyice kızardıktan sonra; bir tatlı kaşığı toz zencefil ve süzme bal iyice kanştınlıp penise sürülür.
* Aynı miktarda ve iyice toz haline getirilmiş olan lavanta, galanga, misk otu, karabiber ve zencefil iyice kanştınlıp harman edildikten sonra bir elekten geçirilip kalan toz süzme bal ile karıştırılıp merhem kıvamına geldikten sonra ereksiyon halindeki penisin üzerine sürülür.
* Her gün bir çay fincanı gînseng çayı içilir.
* Bir miktar karides iyice kaynatıldıktan sonra kabuklarından temizlenip üzerine limon, sirke, zeytinyağı ve bol miktarda ince kıyılmış dere otu ilave edilip yenilir.
* Her gün yemeklerden sonra birer adet avokado yenir.
* Her gün yemeklerden sonra birer adet muz yenir.
* Plakisi, salatası veya sebzeli yemeği yapılarak yenilecek olan midye oldukça faydalı olacaktır.
* Çikolata ve çikolatalı tatlılar her zaman için iyi bir afro-dizyak etkisi verir.
* Yemek aralarında iki diş sarımsak yenir.
* Kuşkonmaz ile yapılmış tüm yiyecekler ve salatalar oldukça faydalıdır.
* Patlıcan ile yapılmış tüm yiyecekler ve salatalar oldukça faydalıdır.
* Ispanak ile yapılmış tüm yiyecekler ve salatalar oldukça faydalıdır.
* Bol miktarda yenilecek olan yılan balığı meni üretimini arttı nr.
* Kestane tatlısı yapılıp yenir.
* Her gün bir adet taze yumurta sarısı içcilir.
* Her gün çiğ pırasa yenir.
* Her yemek esnasında sofradan kıvırcık salatasını, hindiba salatasını eksik etmemek gerekir.
* Bir litre suyun içine kasaptan alınacak ilikli kemik katılıp kaynatılmasının ardından hem suyu içilir hem de kemiklerin içindeki ilik yenir.
* Bol vanilyalı tatlılar yenir.
* Her gün bir su bardağı sıkılmış üzüm suyu içilir.
* Yeni pişirilmiş ıstakozun dokusu iyi bir afrodizyaktır.
* Mevsiminde her gün bol miktarda kiraz yenir.
Dikkat : Burada yazan bilgiler bilgi amaçlıdır tedavi niteliği taşımaz litfen sorunlarınız için bir doktora danışınız.
Cinsel İlişkiler Ne Sıklıkta Olmalı
6 Ekim 2009 Salı
Bu tür anlaşmazlık, çoğunlukla kopukluklara yolaçar. Sözgelimi erkek, kadının pek çok kez ilişkide bulunabileceğini ve bunlara edilgin biçimde, hattâ zevk alarak katlanabileceğim düşünebilir. Oysa doğal olarak, kadın fizyolojisine göre bu olanaksızdır. Ayrıca bu tür inançlar kaçınılmaz olarak karşılıklı incinmelere neden olarak, ilerdeki ilişkileri asla düzeltmeyecek sitemlere yolaçar. Bu inanç, sokak kadınlarının günde 10-20 kez ilişkide bulunabilmelerinden kaynaklanıyorsa, erkek büyük bir yanlışa düşmektedir: Sokak kadınları bütün müşterileriyle orgazma varmazlar. Bunların bir meslekleri vardır ve bedenleri, meslek araçlarıdır. Bir para kazanma aracı olduğundan, bedenlerini elden geldiğince kollarlar. Cinsel ilişkiye bedensel ya da duygusal hiç bir katkıda bulunmazlar. Oysa, bunların dışındaki kadınlar, cinsel ilişkiye büyük katkıda bulunurlar. Başarılı bir ilişkiye ulaşabilmesi için, kadının eşini sevmesi, en azından arzulaması gerekir. Kadında ruhsal ve duygusal olarak, başarılı birleşme, bir olma, kendinden bir şeyler verme gereksinimi vardır. Öte yandan, sevişmesini, erkekte olduğu gibi iki etmen belirler: Sinir fizyolojisine ilişkin uyarılma, bezlere ilişkin uyarılma. Bu iki etmen birbirlerine, karşılıklı etkilerle sıkıca bağlıdırlar.
w8fx6msxew
Kadın fizyolojisi öyle düzenlenmiştir ki, ilişkiye hazır olması için kadının bir hazırlık evresine, bir uyarılmaya gereksinimi vardır. Kadında duyarlı bölgeleri uyararak, cinsel isteği uyandıran, erkektir. Bu uyarılma, bızırın hafifçe sertleşmesiyle ve dölyolunun nemlenerek dişi organı alıcı rolüne hazırlamalıyla belli olur.
Normal İlişkiler
Normal bir cinsel ilişki Diçımi var mıdır? Bir kez daha «normal nedir?» sorusunu sormak gerekir. Gerçekten, bir yerde normal olan, başka bir yerde mutlaka normal sayılmayabilir. Bu durumda, herhangi bir uygarlığın belirli bir gelişme evresindeki alışkanlıklardan ya da ortalama sıklıktan sözetmek daha temkinli olur. Gerçekten, sevişme alışkanlık ve davranışları, toplumsal ve ırksal etmenlerden büyük ölçüde etkilenir. Bunun yanısıra, her kişinin kişiliğini de küçümsememek gerekir. Nitekim anatomik özelliklerine, fizyolojik duyarlık derecesine ve ruhsal yapısına bağlı olduğunu pek bilmeksizin, her kişinin bir «normal» kavramı vardır. Sonuçlarsak «normal» ilişki iki eşe de uygun gelen, tam ve eşzamanlı bir orgazma götüren, hiç bir rahatsızlık ya da suçluluk duygusu yaratmayan ilişkidir.
Martin Luther XVI. yüzyılda, cinsellik konusunda en akla yakın düşünceleri ileri süren kişi olarak görülmüştür.
Erkeğin Kendini Geri Çekmesi
Bu yöntem erkeğin, sperma atımının başlayacağını sezdiği an kamışını dölyolundan çekmesine dayanır. Sperma atımı dışarda, daha da iyisi’ kadının dış üreme organından uzakta olmalıdır.
Erkeğin kendini geri çekmesi, gebelikten korunma yöntemlerinin en yaygınıdır. Çiftlerin yüzde 70′ince uygulandığı sanılır, ama başarısızlık oranı oldukça önemlidir (yüzde 30). Dolayısıyle hekimler tarafından öğütlenmez. Erkeğin kendini geri çekmesinin başarısızlıkla sonuçlanmasının çeşitli nedenleri vardır.
XVII. yüzyıldan kalma bu yergili gravürde “bekaret kemeri» konusu işlenmiştir. Bekaret kemeri, ilk kadın koruyucularından biridir, ama gebeliği önlemekten çok, kadının kocasını aldatmasını önlemek amacıyla kullanılmıştır.
Spermatozoyitlerin, sperma atımından önce sidik yolu içine atılmalarına sık raslanır; sertleşme sırasında kamış deliğinde görülen hafif akıntı da, çoğunlukla spermatozoyitler kapsar.
Aynı biçimde, ilişkilerin tekrarlanması durumunda, sidik yolu içinde spermatozoyitlerin kalabileceği hesaba katılmalıdır.
Ayrıca bu yöntem, erkeklerin tümünde bulunmayan, çok sıkı bir kendini denetleme gerektirir. Üstelik, dış üreme organlarına boşalım da gebeliğe yolaçabilir; çünkü spermatozoyitier dölyoluna kadar ilerleyebilirler.
Sonuç
Bu uygulama, tıbbi açıdan çiftler için zararsızdır; ama etkililiği büyük ölçüde kuşku götürür. Erkeklerin çoğu, spermalarını istenilen biçimde tutmayı ve ilişkiyi zamanında kesmeyi beceremezler. VVesthoff, «bu yönteme güvenen bir çift, istenmeyen 3 gebeliği göze almalıdır» derken, Stix’e göre bu olasılık 13 gebeliği bulmaktadır. Dolayısiyle kadınlar, dikkatli olacağını söyleyen bir erkeğe genellikle güvenilemeyeceğini bilmelidirler. Çoğunlukla erkekler, duydukları zevki artırmak için, ilişkiyi boşalım ve orgazm sonunda keserler. Genel kural olarak, erkeklerin işbirliğine güvenerek bir gebelikten kaçınmanın olanaksızlığı kanıtlanmıştır. Her ne kadar bu yargı erkekler için oldukça ağır ise .de, normalde erkek psikolojisi açısından, içgüdüsel doyumun gelecek kaygısından önce geldiği kabul edilmelidir. Genel kural olarak, kadın, hiç bir zaman, «dışa boşalım» yoluyla gebelikten , korunma konusunda erkeğe güvenmemelidir.
Diyaframın etkililiğinde en önemli rolü boyutlarının uygun seçilmesi oynar. Resimde, dölyatağı boynunun boyutlarına göre diyafram seçmeyi sağlayan kutu görülmektedir.
Sevişmeyi Eğlenceli Hale Getirin!
| İnsan hayatında mutlu ve uyumlu bir cinsel birlikteliğin ne kadar önem taşıdığını artık bilmeyen yok. Ancak ne yazık ki bazen cinsel ilişkiler keyif yerine, sıkıntı veya rahatsızlık boyutuna ulaşabiliyor. Tabii çoğu insan da böyle durumlarda ne yapacağını bilmediği için, bunu bir sorun olarak yaşamaya devam ediyor. Hatta bir süre sonra cinsel soğukluk bile başlayabiliyor. İşte bu tip sorunları hayatınızdan uzaklaştırmak için, cinsel dünyanızda bazı yenilikler yapmanız gerekiyor. Bunun için size şunları önerebiliriz... Cinsellik için de uygun zamanı bekleyin! Partnerinizle birbirinizi sevmeniz, her an onu arzulayacağınız anlamına gelmiyor. Bazen birbirinizi arzulama saatleriniz çatışabilir. Fakat endişelenmenize gerek yok, çünkü bunu ayarlamanız mümkün. Nasıl mı? Eşinizle sevişmek istediğiniz zaman, bunu ona açıkça gösterin veya ifade edin. Yaklaşımınıza olumsuz yanıt verse bile, bu tarzınızdan vazgeçmeyin ve aşk oyununu siz başlatın. Uyarıldığını hissettiğiniz anda kulağına onun sevdiği bir pozisyonu ya da fanteziyi fısıldayın. Bir başka öneri ise; önce banyo yapın ve eşinizin sevdiği kokuları sürünün, ardından onun en sevdiği iç çamaşırları giyinin ve ona yavaş yavaş yaklaşmaya başlayın. Romantizm kokan bir ortam yaratın Cinsel birliktelik için ortam son derece önemlidir. Bulunduğunuz odanın loş ve sade olmasına dikkat edin. Unutmayın ki, odada bulunan her parça eşya, insan beyni üzerine uyarıcı bir etki yaratıyor. Önce romantik bir akşam yemeği hazırlayın, yemek esnasında eşinizin kulağına sevişmek istediğinizi söyleyin. Eğer gündüz vakti sevişmek istiyorsanız, ortama romantik bir hava katmak için loşluk verin, ancak asla tamamen karartmayın. Kafanızdaki önyargılardan kurtulun Sağlıklı bir cinsel yaşamın temelinde çocukluk döneminin etkileri yatabiliyor. İnsanın başka biriyle mutlu bir beraberlik kurması, onu sevmesi ve sayması için öncelikle kendini çok iyi tanıması, sevmesi ve güvenmesi gerekir. Çocukluğunda sevgi ve şefkat gören biri, bu davranışları ilerideki yaşantısına da yansıtabiliyor. Ancak geçmişinde bazı temel gereksinimlerden yoksun veya sağlıksız yetişmiş kişiler, bunun yarattığı duyguları atması ve kendini yetiştirmesi gerekiyor. Bu nedenle, öncelikle kafanızdan "İyi kızlar cinsellikten zevk almaz veya ilk adımı atmaz" gibi düşünceleri atın ve eşinizle konuşarak beyninizdeki saplantılardan kurtulun. Gerek duyarsanız, bir uzmandan yardım da alabilirsiniz. Vücudunuzla barışık olun Günümüzde gerek medya, gerekse toplumun koyduğu bazı güzellik normları nedeniyle, birçok kadının kafası estetik konularda karışabiliyor. Hatta çoğu kadın vücudunu ayna karşısında çıplak izlediğinde, görüntüsünden hoşnut kalmayabiliyor. Böyle bir durumda da şu tip bir çelişki doğuyor; kendi vücudunuza bakmaktan hoşlanmazken, eşinizin bundan zevk almasını nasıl bekleyebilirsiniz? Bunu yenmeniz için size sık sık aynada çıplak vücudunuza bakmanızı öneriyoruz. Kendinizi inceleyerek, her bir kıvrımınızın ne kadar çekici olduğuna gözlerinizle şahit olun ve bu güzelliği de eşinizden gizlemeyin. Kendinizi ve vücudunuzu sevdiğiniz zaman, mutlu dakikalar yaşamanıza hiçbir şey engel olamaz. Unutmayın ki, en seksi kadın kendine güvenen kadındır! Karşılıklı zevk alın Ülkemizde çoğu kadın, eşini tatmin etmek adına, tamamen kendi zevkinden uzak bir cinsel birliktelik yaşayabiliyor. Bu belki erkeğe zevk veriyor, ancak burada unutmamak gereken bir nokta var; siz ne kadar eşinizi memnun etmeye çalışsanız da, bu eşiniz için sizin de zevk aldığınız anlardan daha güzel olamaz. Bu nedenle birlikliklerinizi karşılıklı zevk alacağınız dönemlere denk getirmeye bakın. Unutmayın, eğlenebilmek için önce cinsellikten karşılıklı zevk almayı öğrenmelisiniz! Hassas noktalarınızı keşfedin Her insanın duyarlı olduğu erojen bölgeleri farklı. Kadınlarda bu noktalar genellikle; yüz, el, ayak, boyun, göğüs ve omuz bölgeleri. Erkeklerde ise yüz, el, ayak, omuz, karın ve kasık bölgeleri. Eğlenceli bir cinsellik için, öncellikle hafif ve yumuşak dokunuşlarla eşinizin ayağına masaj yaparak başlayın. Ayaklarına konduracağınız küçük öpücükler, eşinizi tahmin edemeyeceğiniz kadar tahrik edecek. Omuzlarına ve göğüslerine yağla yapacağınız masaj da aynı etkiyi gösterecek. Sonra yavaş yavaş alt bölgelere inebilirsiniz. Eşinizde ve kendinizde bulunan duyarlı noktaları keşfederek, cinsel hayatınızda unutulmaz anlar yaşayabilirsiniz. Takıntılarınızdan kurtulun Her zaman yatak odasında sevişecek değilsiniz. Neden biraz da başka mekanları tercih etmiyorsunuz? Bu nedenle, eşinizi arzuladığınızda onu yatak odasına sürüklemekten vazgeçin. Eşinizle hemen o anda ve bulunduğunuz yerde sevişin. Salon, mutfak, banyo; nerede olduğunuz hiç önemli değil. Eşinizle sevişirken değişik pozisyonların gizemini keşfedin. Bunun için hayal gücünüze başvurun. Neler yapabileceğinizi partnerinizle konuşun ve birlikte kararlar alın. | |
| Kaynak: ailem.com'dan alınmıştır | |
Bütün Duyularınızla Sevişin
Duyularımız, dışardan gelen uyarıları beyinde bulunan limbik sisteme ulaştırır. Bu uyarılar da lokal hormonların yardımıyla vücutta değişik etkiler yaratır. Örneğin, sevgilinize dokunduğunuz veya onu öptüğünüz an, bu hormonlar harekete geçerek içinizde cinsel istek uyandırır. Bütün bunlar kontrolünüz dışında gelişir. Eğer sevişme sırasında tüm duyularınızı harekete geçirirseniz, aldığınız zevk daha da artar.
Görerek sevişin
Eşlerin karşılıklı vücutlarını incelemeleri oldukça erotik bir oyundur. Özellikle erkekler en çok görme duyularıyla uyarılırlar. Bu nedenle partnerinizin sizi izlemesine izin verin. Eğer partneriniz özel iç giysilerden etkileniyorsa, kendinize değişik şeyler alabilirsiniz. Ancak bunların rahat olmalarına da özen gösterin. Kadının bazen bokser tarzı iç çamaşırı giymesi de erkeği baştan çıkarabilir. Bu nedenle arada bir ilginçlikler yapabilirsiniz. Vücudunuzu partnerinize utanmadan sergileyin. Eğer varsa, takıntılarınızı bir kenara atın. Çünkü, size değer veren partneriniz, sahip olduğunuz ufak tefek kusurları görmeyecektir bile. Cinsel birliktelik esnasında eğer partneriniz farklı pozisyonlar denemek isterse, buna karşı gelmeyin. Çünkü bu tip tepkiler erkekleri yaşadıklarına karşı soğutur. Çoğu erkek, sevişmenin patronunun kendisi olmak ister. Tabii bu, sizin tamamen pasif kalacağınız anlamına gelmiyor. Partnerini izlemek kadınların da hoşuna gider. Bazı erkekler izlenmekten rahatsız olabilir. Böyle bir durum söz konusuysa, onu övücü sözcükler söyleyerek, kendine güvenmesini sağlayabilirsiniz.
Kokusunu hissedin
Koku alma duyumuz, bizi en çok uyaranlar arasında yer alıyor. Kokunun, vücut kimyasını harekete geçirme yönünden etkisi oldukça büyük. Buradan hareket ederksek, günümüzde pafüm çeşitlerinin sürekli artmasına şaşırmamak gerekir. Parfümler, vücudun doğal kokusuyla birleşerek çok değişik ve hoş bir etki yaratabiliyor. Ancak, vücudun doğal kokusunun hiçbir parfümle kıyaslanmayacak güçte bir etkiye sahip olduğunu da unutmamak gerekir. Bu nedenle partnerinizle mümkün olduğunca suni kokular kullanmadan birlikte olmayı deneyin. Göreceksiniz, vücudunuzun salgıladığı doğal kokular her ikinizi de baştan çıkaracak. Tabii burada vücut kimyanızın birbirine uyması büyük önem taşıyor. Eğer partnerinizin doğal kokusu sizi hiç etkilemiyor, hatta itiyorsa, bu, vücut kimyalarınızın birbirine uymadığı anlamına gelir. Çoğu kadın, çeşitli önyargılar nedeniyle, kendi vücut kokularını beğenmezler. Oysa şunu bilmek gerekir; kadın kokusunun kimyasını östrojen hormonu etkiliyor ve bu da genellikle erkeğin beyninde uyarıcı bir etki bırakıyor. Aynı şekilde erkeğin ter kokusunu beğenen kadınlar da var. Normal zamanda insanın hoşuna gitmeyen bir ten kokusu, yatağa girildiğinde baş döndürücü olabiliyor. Partner yokken, onun yattığı yatağı veya üzerinden yeni çıkardığı giysiyi koklamak kimin hoşuna gitmez ki?
Dokunmanın büyüsünü yaşayın
Dokunma, sadece cinsel ilişki sırasında değil, genel sağlık üzerinde de önemli bir etki yaratır. Birlikte olurken, partnerinizin vücudunu okşamayı asla ihmal etmemelisiniz. Bu, hem ciltte bulunan sinir uçlarını uyararak, tahrik olmayı yoğunlaştırır, hem de her iki tarafı vücut ve ruh açısından rahatlatır. Mümkünse partnerinizin vücudunun her yerini okşayın. Okşama sırasında asla hareketlerinizi ani olarak yönlendirmeyin. Eliniz, kesiksiz ve hafif dokunmalarla vücudun her yerinde dolaşmalı.
Sesleri işitin
Genel olarak bütün insanlar sevişirken konuşmaktan uyarılır. Böyle bir anda bazı insanlar tatlı sözcükler işitmek ister, bazılarıysa açık! Her ne şekilde olursa olsun, partnerinizle birlikte olurken onunla sözel bir diyalog kurmanız zevinizi artırabilir. Ayrıca bu şekilde hem karşılıklı nelerden daha fazla zevk aldığınızı anlar, hem de daha çok tahrik olursunuz. İsterseniz, açık konuşmaların afrodizyak etkisini deneyerek öğrenebilirsiniz. Böyle bir şey genelde erkeklerin daha çok hoşuna gider. Eğer partnerinize sevişme anında ilk defa açık sözcükler kullanacaksınız, bunu yavaş yavaş yapın ve partnerinizin tepkilerini inceleyin. Partneriniz şaşırmış bir tepki verir ya da bu durumdan hoşlanmazsa, bunu onunla daha sonra konuşabilirsiniz. Bu durumda belki de tatlı ve sıcak kelimeler seçmeniz daha uygun olur.
Tadına bakın
Sevgiliden tat almanın en güzel yolu, elbetteki öpüşmekle başlar. Tutkulu ve erotik öpücükler bütün sevişmelerin vageçilmez parçasıdır. Bunun dışında partnerinizin vücudunu da hafif hafif başlayarak öpebilir ve bu şekilde uyarılmasını artırabilirsiniz. Sevişme anında tat almanın afrodizyak etkisini artırmak için bazı varyasyonlar denemeniz mümkün. Örneğin, sevgilinizin vücuduna süreceğiniz balla, yatağınızı bir zevk ve ziyafet sofrasına dönüştürebilirsiniz. Bu, cinsel fanteziler arasında en yaygın olanıdır. Ayrıca tat alma dışında koklama, görme ve dokunma gibi duyuları da tatmin eder. Böyle bir deneme için çikolata da önerilebilir. Çünkü çikolatanın yiyecekler arasında afrodizyak etkisi büyüktür.
Kaynak: ailem.com'dan alınmıştır
Orgazm ve Orgazm Sorunları
İnsan ne yaparsa yapsın, ne kadar doyumlu bir orgazm yaşayacağını hiçbir zaman önceden kestiremez. İyi bir orgazm için çiftin arasında yakınlık olması ve cinselliklerini yaşamaya önem vermeleri gerekir.
Orgazmla ilgili en önemli bilgi, orgazmın öğrenilebilir olduğudur. Orgazm bir reflekstir ve özellikle kadınlar bu refleksi yaşamayı öğrenebilirler. Daha doğru bir deyimle, bu istemli bir reflekstir. Tıpkı idrar yapma ve dışkılama gibi öğrenilebilen bir reflekstir.
Orgazmın verdiği heyecan ve zevkin tanımını yapmak olanaksızdır. Orgazmı anlayabilmek için bu konudaki son gelişmelere göz atmakta fayda vardır. Psikanalist Freud, asrımızın başında klitoris orgazmının çocukça olduğunu, gerçek bir kadının vajinal orgazma ulaşması gerektiğini ileri sürmüştür. Altmışlı yıllarda orgazm, modern tıbbi seksoloji açısından Masters ve Johnson ikilisinin üreme biyolojisi araştırma laboratuvarında yaptıkları araştırmalar sonucu daha detaylı bir şekilde ortaya konmuştur. Daha sonraları Hite tarafından yapılan anketler bu konuda istatistiksel bilgiler vermiştir. Cinselliği, orgazmı elektrik açılıp, kapanması gibi sadece fiziksel bir olay olarak anlamamak gerekir. Jenital organlar, sinir uçlarıyla uyarılma noktaları açısından çok zengindir. Fakat her kadın her cinsel birleşmede orgazma ulaşamayabilir. Burada çift arasında genelde veya o birleşme sırasındaki dengenin ve iletişimin önemi büyüktür. Yoksa sadece jenital organların bir şeyler yapması, bir yerlere dokunması yetmez. Eşler, bütün bedensel ve cinsel benliklerini sonuna kadar, karşılıklı verip alabilmelidirler.
Jinekoloji Uzmanı Dr. Akif POROY
sexualth@superonline.com
Kaynak: ailem.com'dan alınmıştır
Pozisyonlar
Misyoner pozisyonu
Bu pozisyon çiftler arasında en çok tercih edilendir. Kadın sırt üstü yatar, erkek karın üstü kadının üzerindedir.
Kadın için: Misyoner pozisyonu en çok tercih edilen pozisyon olmasına rağmen kadınların çoğu aslında bu pozisyonu sevmiyor. Çünkü misyoner pozisyonu kadının hareket alanını daraltıyor. Buna rağmen penis, bu pozisyonda vajinanın derinliklerine ulaşabildiği için tatmin edici bir pozisyon olarak biliniyor. Ancak, eğer partneriniz bir sumo güreşçisi ise uzak durun! Orgazm garantisi yüzde 80!
Erkek için: Bu pozisyonda bütün iş erkekte bittiği için biraz daha olgun ya da yaşlı erkekler bu pozisyonu pek sevmiyorlar. Erkek için çok fazla efor sarfedici olan bu pozisyon, ergenliğe yeni adım atmış olanların özel tercihi genelde! Ayrıca kontrolü elden bırakmayan, seksin temposunu elinde tutmak isteyen erkekler de bu pozisyonu tercih ediyorlar. Bu pozisyonun bir başka avantajı da erkeğin kadını rahatça öpebilmesi...
Jokey pozisyonu
Kadının üstte, erkeğin altta olduğu pozisyon.
Kadın için: Aslında bu pozisyon kendi içinde ikiye ayrılıyor. Kadın jokey pozisyonunda erkeğe yüzü dönük ya da sırtı dönük durabilir. Erkeğin yüzüne bakılmayacak gibiyse sırtnızı dönebilirsiniz yani! Tabii canınız nasırlı ayak görmek istiyorsa!..
Her iki durumda da bu pozisyonda kadının avantajı, fiziksel kondisyonuna göre ilişkinin hızını kendisinin ayarlayabilmesidir. Hükmetmeyi seven, otoriter kadınlar için bu pozisyon genel tercih nedeni!
Erkek için: Genelde bu pozisyona bayılırlar. Çünkü kendilerini bir seks kölesi gibi hissederler. Kadın onun üzerindedir ve ona hükmediyordur. Bunu düşünmek hoşuna gidebilir! Özellikle yaşlı ve tembel erkekler için ideal...
İkinci misyoner pozisyonu
İlkinden tek farkı, kadın bacaklarını erkeğin omzuna koyar.
Kadın için: Misyonerde yazılanlar aynen geçerli. Tek farkla. Penis bu pozisyonda vajinaya daha derin temas eder. G noktası uyarılır.
Erkek için: Bu pozisyonda erkek kalçasını daha rahat hareket ettirir. Ancak bu seksten uzun süre keyif almak isteyenler için uygun değil. Çünkü erkek çok çabuk orgazm olabilir.
X pozisyonu
Tarifi biraz zor... Kadın ve erkek yüzyüzeler. Bacakları makas gibi birbirine geçmiş. Yani misyoner pozisyonunun yanyana yatılan biçimi diyebiliriz.
Kadın için: Klasik 'hangi bacak senin' sendromu atlatıldıktan sonra başlanabilir. Eğer bacaklarınız esnekse tabii. Yoksa bu pozisyondan uzak durun. Çünkü bacaklarınız içiçe geçmişken hareket kabiliyetiniz sıfıra da inebiliyor. Penis, vajinayla temasta zorlanabilir.
Erkek için: Erkekler her türlü pozisyonu severler. Demek oluyor ki, bunu da seviyorlar. Ancak çoğu erkek, partnerinin bacağı diye kendi bacağını da okşayabiliyor :)
Köpek pozisyonu
Tarife gerek yok...
Kadın için: Porno yönetmenlerinin en sevdiği bu pozisyonu kadınlar pek tercih etmiyorlar. Çünkü bu şekilde penis doğrudan yumurtalıklara baskı yapıyor. Ve bu birçok kadın için rahatsız edici bir durum.
Erkek için: Erkeklerin daha az güzel kadınlarla bu pozisyonu tercih ettiğine dair bir iddia da var.
Kaşık pozisyonu
Kadın ve erkek yanyana yatıyorlar. Her ikisi de aynı yöne doğru bakıyor. Erkek, kadına arkadan yaklaşıyor.
Kadın için: Kaşık pozisyonunda seks, sarılmayla karışık olduğu için çiftler bu pozisyonu tercih ediyorlar: Duyguların daha derin gösterildiği bu pozisyon yazık ki kadınların orgazmı açısından tatmin edici değil. Ancak sabahları bu pozisyona başvurabilirsiniz. Ağız kokusu çekmektense :)
Erkek için: Biraz daha sert seksten hoşlanan erkekler için uygun bi pozisyon değil. Aama sabah yeni uyanmışsa ve kımıldayacak hali yoksa tercih edebilir.
Ayakta
Kadın ve erkek yüzyüze duruyorlar. Kadın bacakları ile erkeği sarıyor. Tabii bu durumda erkeğin bir duvara yaslanması gerekiyor.
Kadın için: Bu pozisyon kadın için çok keyifli olabilir. Çünkü penis hem vajinaya derin bir şekilde giriyor hem de partnerine sıkı bir şekilde sarılmış oluyor. Ama partner biraz daha ufak tefekse, güçsüzse ayakta sekse kalkışmayın. Zira düşeceğim tehlikesiyle zevk almanız güçleşir.
Erkek için: Erkekler için çok keyşif verici bir pozisyon değil. Ancak kaslı erkekler tercih edebilir. Çünkü bir süre sonra hem heyecandan hem de güç kaybından bacaklar titremeye başlayabilir.
Kadınların Cinsel Bölgeleri
Cinsel Bölgeler
Kadınların cinsel coşkuları ağır ağır artar. Başlangıçta hafif temas, okşama ve öpüşme cinsel heyecanın uyandırılması için en uygun yöntemlerdir. Sevişmenin başında erkeğin, kadının temel erojen bölgelerini (cinsel organ ve göğüsler) değil, ikincil olanları (yüzü, boynu, kolları, sırtı, belkemiğini ve tabii kalçaları) uyarması daha doğru olur!
Dudaklar
Sevdiğiniz kişinin dudaklarına kondurduğunuz minik bir öpücük bazı zamanlar dünyalara bedel olabilir. Hele bir Fransız öpücüğü sizi unutulmaz kılacaktır.
Eller
Eller vücudun en hassas yerlerindendir. Sevgilinizin ellerine yapacağınız bir masaj onun bütün stresini alacak ve rahatlamasına yardımcı olacaktır. Sevgilinizin parmaklarını dudaklarınız üzerinde gezdirerek onu tahrik bile edebilirsiniz. Onun parmaklarını kendi vücudunuzda gezdirerek hem kendi duygularınızı hem de onunkileri harakete geçirebilirsiniz.
Boyun
Sevgilinizin boynunu öpmeyi, hatta yumuşakça ısırmayı hiç denediniz mi? Denemediyseniz hemen bir vampir harekatına geçin ve sevgilinizin boynuna doğru yönelin, bakalım neler oluyor!
Saç Dipleri
Sevgilinizin saçlarını yumuşak dokunuşlarla ensesinden yukarıya doğru hafifçe okşamayı sakın ihmal etmeyin!
Karın
Karın ve cinsel organ arasında kalan bölge oldukça hassastır. Bu bölgeye yumuşak el masajları yaparsanız sevgiliniz üzerinize saldırmamak için kendisini zor tutacaktır. Krem kullanırsanız el hareketlerinizi daha da yumuşatabilirsiniz. Masajdan sonra göbek deliğine de küçük bir öpücük kondurmayı unutmayın!
Kulaklar
Kulaklar sadece duymaya yarar sanıyorsanız yanılıyorsunuz! Kulaklara kondurulan ateşli bir Fransız öpücüğü sevgilinize unutulmaz birkaç saniye yaşatacaktır.
Ayak Bilekleri
Çoğu insanın cinsellikte pas geçtiği bölgelerden biri de ayak bilekleridir. Ayak parmaklarına ve bileklere uygulayacağınız rahatlatıcı bir masajla sevgilinizi kolayca baştan çıkarabilirsiniz.
Sırt
Boyundan başlayan dokunuşları yavaş haraketlerle kürek kemiğine doğru kaydırarak önce sevgilinizi rahatlatın. Bu sırada yanaklarına da öpücükler kondurarak onu iyice uçurabilirsiniz. Daha sonra göğüs kafesine doğru ilerlettiğiniz ellerinizle ona öldürücü darbeyi vurun.
Cinsel İstek Kaybı
Kadın ve erkekte, cinsel istek kaybı, benzer sorunlardır. Cinsel istekler konusunda iki teori öne sürülmektedir. Birinci teoriye göre bireylerin cinsel istek düzeyleri birbirinden farklıdır ve bu farklılıklar doğuştan kazanılmış özelliklerdir. Bu nedenle bazılarının cinsel istek veya kapasiteleri çok yüksek iken, bazıları yaşam boyunca çok az cinsel ilgi gösterebilirler. Bu durum, bir ölçüde bireyler arasındaki boy uzun1uğu veya göz rengi farklılıklarına benzetilebilir. İkinci teoriye göre ise, yaşam olayları veya eğitim ile yasaklanmadığı, bastırı1madığı veya saptırı1madığı sürece cinsel dürtü herkes için çok önemli bir itici güçtür. Klinik deneyimler ikinci teoriyi desteklememize neden olmaktadır. Cinsel istek azalması sorunları olan hastaların genellikle bu kaybı açıklayacak çok sayıda nedenleri vardır. Cinsel istek kaybı, isteğin azalması, uyarı sonucu cinsel tepki a1ındığı halde istek olmaması, uyarı sonunda da cinsel tepki olmaması veya nefret şeklinde ortaya çıkabilir. Nefret, cinsel ilişkide bulunamayacak kadar olumsuz duyguların mevcut olması anlamına gelir. Bu, genel olarak her türlü cinsel aktiviteye karşı o1abildiği gibi sadece belli bir düşünce, inanç veya davranış şekline karşı da geliştirilebilir (örneğin, oral seks gibi). Genel olarak insanlar ödüllendirici bir davranışı tekrarlama eğilimindedirler (cinsel veya başka tür bir aktivite). Tersine, belli bir davranış anksieteye neden oluyorsa, kaçınmaya çalışılır, dolayısıyla nefret ortaya çıkar. Cinsel istek kaybı olan insanlarda, çocuk1uk dönemindeki yasaklayıcı eğitim ve başarısızlık beklentisi, utanç, acı veya yetersizlik korkusu, gerçek yasaklamalar veya acı deneyler kadar önemlidir. İstek kaybının aksine, eşler arasında cinsel isteklerin farklı düzeylerde olması, sık rastlanan fakat daha az ciddi bir sorundur. Bir ilişki disfonksiyonel hale geldiğinde, sıklıkla eşlerden biri, diğerinden çok daha fazla cinsel yakınlık ister. Bu abartılmış farklılıklar, eşler diğer sorunlarını çözüp tekrar iletişim kurabildiklerinde ortadan kalkar. Cinsel istek kaybı, çok sayıda seksüel disfonksiyonun seyri sırasında ortaya çıkabilir. Organik hastalıklar erkeklerde olduğu gibi, kadınlarda da cinsel tepkileri olumsuz yönde etkiler, fakat genellikle kadınlarda cinsel tepki üzerine etkileri, erkeklerden daha azdır. Yine de, diyabetik kadınların % 50 sinin sonunda anorgazmik o1acağı bilinmektedir. Estrojen eksik1iğine bağlı ikincil vajinal atrofi (cerrahi sonrası veya menopoz sonrası), ağrılı ilişkiye neden olur. Eğer atrofi çok ilerlemişse krem veya hap şeklindeki estrojenle tedavisi çok başarılı sonuç verir. Organik pelvik veya genital hastalıklar da ağrılı ilişkiye ve giderek cinsel istek kaybına neden olabilirler. Doğum kontrol hapı kullanan bazı kadınlarda da istek kaybı görülürse de, bu durum daha ziyade psikolojik nedenlerden kaynaklanmaktadır (depresyon, üzüntü, bastırılmış öfke, histerik kişilik, vb. gibi). Kronik yorgun1uğun kadının cinsel tepkileri üzerindeki etkileri sıklıkla göz ardı edilir. Jinekologlara göre, yuvaya gidemeyecek kadar küçük çocuğu olan her kadında, bu tip sorunlarla karşılaşıldığında kronik yorgunluğu akla getirmek gerekir. Klinisyenlerin, kadınlarda fiziksel yakınma veya seksüel fonksiyon bozuklukları ile uğraşırken, kronik yorgun1uğun da bir neden olabileceğini unutmamaları gerekir. Genel olarak, doğum, ameliyat, kanser, sürekli diyet yapma, aşırı kilo kaybı gibi vücut direncini düşüren hastalık ve durumlarda geçici veya sürekli olarak cinsel istek kaybı görülebilir. Cinsel fonksiyon bozukluğuna neden olan veya cinsel fonksiyon bozukluğu şeklinde ortaya çıkan diğer sorunlar.
A- Madde Bağımlılığı
1- Alkolizm
2- Diğer Madde Bağımlılıkları
B- Kişilik Yapısı
1- Obsesif/Kompulsif Kişilik
2- Histerik Kişilik
3- Pasif/Bağımlı Kíşilik
4- Pasif/Agresif Kişilik
C- Fiziksel Sorunlar
1- Fiziksel Hastalìklar, nörolojik bozukluklar, damarsal bozukluklar.
2- Menopozal Semptomlar, vajinal kuruluk, östrojen yetmezliği
3- Doğum Kontrol Hapları
4- İlaçlar
5- İnfertilite, özellikle zamanlanmış ilişki
D- Duygusal Faktörler ve Stres
1- Bastırılmış öfke
2- Üzüntü-Yadsıma, suçluluk duygusu, depresyon veya öfke
3- Depresyon
4- Gebelik Korkusu
5- Kişiler Arasında Anlaşmazlık
6- Bedensel Görüntü Sorunları
7- Psikozlar
8- Kronik yorgunluk
a- Çok Fazla ve Uzun Süre Çalışma
b- Küçük Çocuk Bakımı
9- Orta,Yaş Krizi
E- Karşılanmayan Cinsel Değerler
Erkeklerde Cinsel Hormonlar
KUŞDİLİ: Tüm salgı bezlerini dengeli bir şekilde çalıştırır. Erkeklerde de kadınlarda olduğu gibi cinsel iktidarsızlığı giderir.
MAYDANOZ: Bedeni yorgunluk ve ruhi bunalımı giderir. Erkeklerde cinsel gücü arttırır.
NANE: Cinsel isteği çok arttırır. Erkekte psikolojik iktidarsızlığı giderir.
TARÇIN: Cinsel isteği çok arttırır.
ZATER: Ruhen ve bedenen canlılık sağlar.Cinsel gücü arttırır ve iktidarsızlığı giderir. Kekik gibi kullanılır Toz halinde yemeklere serpilir. Çay olarak ta kullanılır.
ZENCEFİL: Tüm vücudu uyararak bedenin ve zihnin çalışma gücünü arttırır.Erkekte cinsel gücü ve isteği cok atırır. Günlük miktar bir kahve kaşığıdır. Toz halinde reçel marmelatlara veya hamurişlerine karıştırılır. Et yemeklerine ve sosa karıştırılır. Süt ve salebe de karıştırılabilinir.
KEKİK: Vucudun savunma gücünü artırır. Erkekte cinsel arzuyu artırır. Karanfil-Cinsel isteği çok artırır. Gunde 1-2 adet yeterlidir. Yemekte et suyu sebze ve kompostolara katılarak yenir.
KİŞNİŞ: Erkeklerde cinsel arzuyu artırır. Günde bir kahve kaşığı kullanılır. Sinir sistemine de cok yararlıdır. Et yemeklerine veya yemeklerde soslara konur. Bir bardak sıcak suya yarım kahve kaşığı kişniş karıştırılıp, yemek üzerine içilebilir.
VANİLYA: Çeşitli sebeplerle (Ruhi ve Bedeni zayıflık) erkeklerde görülen cinsel iktidarsızlığı giderir ve onlara cinsel güç kazandırır. Pasta ve sütlü tatlılarda kullanılır.
YULAF: Cinsel iktidarsızlığı giderir. Aksamları salep gibi içilerek yatılabilir. Sabahları yulaf u veya sütle pişirilip içine ceviz fındık kuru üzüm katılarak yenebilir. Fazla ve sürekli yenmemelidir.
KIRMIZI BİBER: Cinsel isteği çok artırır. Damar sertliği, üre ve tansiyonu olanlar yememelidir.
SİVRİ BİBER: Bol C, P, K vitamini vardır. Erkeklerde cinsel istegi çok artırır.
HARDAL: Cinsel arzuyu çok artırır. Sinirleri kuvvetlendirir. Midesi hassas olanlar, karaciğer, damarsetliğive tansiyonu olanlar kullanmamalıdır veya çok az almalıdır.
KEREVİZ: Çeşitli iç salgı bezlerine tesir eder ve onların faaliyetlerini artırır, erkeklerde cinsel faaliyeti cok artırır, vakitsiz iktidarsızlığı önler.
AYÇİÇEĞİ: Bol protein ihtiva eder fazla miktarda E vitamini vardır. İktidarsızlığa engel olur. Kalp ve sinir hastalıklarını önler. Cinsel arzuyu artırır.
GREYFURT: Vucuda gençlik ve dinçlik verir. Sabah kahvaltıda bir bardak içilmesi tavsiye edilir. ülseri ve tansiyonu olanlara tavsiye edilmez.
ÇAM FISTIĞI: Bol E vitamini vardır. Cinsel tukenmeye ve buna bağlı olarak ruhi çöküntü ve kalp rahatsızlıklarını geçirir.
ANTEPFISTIĞI-FISTIK: Protein ve bol E vitamini ihtiva eder. Cinsel arzuyu uyarır.
SUSAM: Cinsel isteği artırır
ÇÖREKOTU: Cinsel isteği artırır ve bel gevşekliğini gideriri. bir tutamdan fazla kullanılmamalıdır. Tahin yada tahin helvası olarak yenir. Yemeklerden sonra 4 tatlı kaşığı yeterlidir. cinsel arzuyu artırır.
VİTAMİNLER VE MİNERALLER E- vitamini: Kadında ve erkekte üreme vitaminidir. Kasların ve sinirlerinnormal çalışmasını sağlar. Eksikliğinde cinsiyet organları yeteri kadar çalışmaz. Bugday çimi, fıstık, soya, yulaf ezmesinde bulunur.
ÇİNKO: Eksikliğinde erkeklerde husyeler yeterli ve iyi. Böbreküstü bezleri de yetersiz kalır. prostat bezlerinin şişmesi ve kanser meydana gelebilir. Bugday kepeği, kuru fasülye, mercimek, yumurta ve ekmekte bulunur.
FOSFOR: Husyelerin çalışması , sinirlerin tamiri, ve gelişmesi, beynin çalışmasını sağlar Soya, bugday çimi, yumurta, badem, kurufasülyede bulunur.
İYOT: İyot şimanlatır veya zayıflatır. Cinsel bezeler, husyeler üzerinde etkilidir. Soya, sarımsak, karides, süt, soğanda bol bulunur.
MAGNEZYUM: Çok önemli görevleri vardır. Vakitsiz yaşlanma ve bilhassa erkeklerde prostat kanserini önler Buğday çimi, Badem, soya, kurubakla, fındık ta bol bulunur.
MANGANEZ: Eksikliği kız ve oglan cocuklarında kısırlık yaratabilir. Bedeni ve ruhi bunalımı önler. hububat, muşmula, fındık , karaciğerde bulunur.
SELENYUM: Sperm hücrelerinin gelişimi sırasında selenyum maddesinin çok önemli bir rol oynadığını belirlediler. Bulgulara göre, selenyum maddesi bir proteini harekete geçirerek sperm hücrelerinin oksitlenmesini önlüyor. Böylelikle daha canlı ve aktif kalan spermlerin dölleme yeteneği artıyor. Aksi durumda ise oksitlenen spermler dölleme fonksiyonunu yerine getiremiyor. Bilim adamları ayrıca selenyumun maddesinin sperm hücresinin nefes alması sırasında da önemli bir rolü olduğunu belirlediler.
SPERM AZLIĞI ANASON VE SU: Bir çay bardağı sicak suya yarım kahvekaşığı anason konur. 5 dadkika bekletilir süzülüp içilir.
PİRİNÇ , ŞEKER, SÜT (SÜTLAÇ): Bol bol yenilmesi gereklidir
ISIGAN OTU VE SU: 4 bardak suya 3 tutam ısırgan otu konur. 10 dakika kaynatılıp süzülür ve içilir. Yemek sırasında bir tatlı kaşığı kuvvet macunu ve bir çorba kaşığı andız pekmezi alınması tavsiye edilir.
Dikkat : Burada anlatılan yönetmeler bilgi amaçlıdır tedavi değildir lütfen sorunlarınoz için bir doktora başvurun.
Başarılı Bir Birliktelik İçin 7 Şart
1. Kendinizi sevin Kendinizi sevmezseniz, başkasının da sizi seveceğine inanmanız zorlaşır. Sağlıklı bir ilişki için kendine güvenmek çok önemli. Bu yüzden öncelikle tüm hata ve zayıflıklarınıza rağmen kendinizi olduğunuz gibi kabullenmeniz gerek.
2. Eşinizi sevin Sağlıklı ilişkiler birbirini seven kişiler arasında yaşanabilir. Birbirinizden gerçekten hoşlanır, birlikte zaman geçirmekten keyif alır, birbirinizin davranışlarını ve fikirlerini paylaşır, benzer beklentilere sahip olursanız ilişkinizin uzun ömürlü olması kaçınılmaz.
3. Birbirinize zaman ayırın Birşeye verdiğiniz değer, ona ayırdığınız zamanla ölçülür. Yeni tanıştıklarında önceliği ilişkilerine veren çiftler, zaman içinde iş, çocuklar ve günlük sorunlara odaklanarak birlikte daha az vakit geçirmeye başlar. Oysa birbirinize ayıracağınız zaman, ilişkinin ilk günkü gibi canlı kalmasını sağlar.
4. İletişim kurun İyi bir iletişim sağlıklı ilişkinin temel şartlarından biridir. Kim olduğunuzu, ne istediğinizi, karşınızdakinden ne beklediğinizi ancak konuşarak anlatabilirsiniz. İç dünyanızı karşınızdakine açmanın tek yolu iletişim.
5. Tartışmaktan çekinmeyin Tartışmaların ilişkinin doğal bir parçası olduğunu unutmayın. Çiftler arasında farklılık olması kaçınılmazdır. Sağlıklı bir şekilde tartışabilen çiftler, her zaman aynı fikirde olmasalar bile duygularını paylaşabildikleri için aralarındaki bağı güçlendirir.
6. Sık sık dokunun Dokunmak insanoğlu için temel bir ihtiyaçtır. Karşınızdakine güven, destek, koruma, şefkat ve tabii ki heyecan verir. Fiziksel ilgiye olan ihtiyaç, cinsel yaşamın aktif olmadığı dönemlerde bile bitmez.
7. Değişimi kabul edin İnsanlar değişebilir. İlişkileri bu değişimler ayakta tutar. Değişim, gelişmeye yol açabileceği gibi sancılı da olabilir. Ancak partnerinin geçirdiği değişime uyum sağlayan ya da birlikte değişebilen çiftler, başarılı bir ilişki sürdürebilir. Zıt kutuplar artık çekmiyor İkili ilişkilerde zıt kutupların birbirini çektiği tezi, tarihe karışıyor. ABD deki Iowa Üniversitesi nin Sosyal Psikoloji Birimi nin yaptığı bir araştırmaya göre zıt kutuplar ilk etapta birbirini çekiyor ancak bu ilişkiler ciddi boyutlara ulaşamadan sona eriyor. Aynı hayat görüşüne sahip olanların ilişkileri ise daha uzun sürüyor. Üstelik bu beraberlikler evlilikle sonuçlanıyor. Evli çiftler üzerinde araştırma yapan sosyologlar, kişilik benzerlikleri sayesinde eşlerin günlük sorunlarla daha kolay başa çıkabildiğini ve mutlu olabildiğini savunuyor..
Uzun seks hapı!
Almanya’da erken boşalma sorunları olan erkeklerin dertlerine derman olabilecekbir ilaç reçeteyle satılmaya başlandı.
Daha uzun cinsel birleşme sağlamak için, erkeğin erken boşalmasını önleyen ilaç, Almanya’da “Priligy” adıyla satışa sunuldu.
Erken boşalma sorunu yaşayan Almanların yüzde 20’sine yararlı olabilecek ilaç, hekimler tarafından reçeteye yazılması şartıyla satın alınabiliyor. Uzmanlar, erkeklerin cinsel birleşme öncesi veya sırasında, azami 1 dakikaya kadar süren boşalmasını, “erken boşalma” olarak tanımlıyor. Janssen-Cilag şirketince üretilen ilacın, beyindeki haz algılama hücrelerini geçici olarak kilitleyerek cinsel ilişkiyi uzattığı açıklandı. Uzmanlar, hapta bulunan dapoxetin adlı etken madde sayesinde serotonin hormonlarının bloke edildiğini ve boşalma süresinin 3 ile 4 kat süreyle uzatıldığını açıkladılar. Ruhsat alan ilacın ancak reçeteyle satılabildiğine dikkat çekildi.
Daha İyi Seks İçin Ne Yemeli?
ÇİLEK
Dolgun ve sevimli küçük çilekler zaten oldukça seksi bir görünüme sahip.
Ama bundan daha önemlisi çileklerin bol miktarda antioksidan ve kan dolaşımını hızlandıran maddeler içermesi ve bunun da kendinizi çok enerjik hissetmenizi sağlaması.
YUMURTA
Katı, rafadan, sahanda veya omlet şeklinde yediğiniz her çeşit yumurta B6 vitaminleriyle dolu olarak tabağınıza geliyor. Bu ne anlama mı geliyor? Bu vitaminler, vücudumuzun hormon dengesini ayarlıyor ve stresle başa çıkmamıza yardımcı oluyor. Stresten arınmak ve rahatlamak da sağlıklı cinselliğin ilk adımı. Cinsel hayatınız pek de iyi gitmiyorsa kendinize bir omlet pişirin ve işleri düzene koymaya başlayın. Eğer yumurtadan hoşlanmıyorsanız yine B6 vitamininden zengin olan; ıspanak, bezelye, havuç, ayçekirdeği, buğday veya balığı tercih edebilirsiniz.
ET
Etoburları sevindirelim: Dana ve koyu renkli kümes hayvanlarına ait etler, sevişme isteğini baskılayan "prolaktin" gibi hormonların üretimine engel oluyor. Ama sebze sevenlerin de üzülmesine hiç gerek yok. Aynı etkiyi alabileceğiniz esmer prinç, lifli yeşil sebzeler, kolay ufalanan peynir, öğütülmüş ekmek de size yardımcı olacaktır.
SARIMSAK
Sarımsağın en bilindik özelliği nefesinizi saatler sonra bile toplu yıkıma sebep olabilecek bir silaha dönüştürmesi mi? Yanılıyorsunuz. Bu dezavantajı bir tarafa bırakırsak bu keskin lezzet baştan sona vücudunuzdaki bütün kan dolaşımını hızlandırıp seks hayatınıza yeni bir tat getirecek. Tabii, seks zamanından birkaç gün önce yerseniz!
ÇİKOLATA
Kadınların büyük çoğunluğunun kendini iyi hissetmek için kakao ürünü olan çikolataya yönelmesinin bir sebebi var; İçeriğindeki "methylxanthine", zevkden başınızı döndürerek partnerinizin kollarınızda erimesine sebep olabilir. Ayrıca içerdiği "phenylethyamine" maddesiyle tam anlamıyla 'aşk etkisi' yaratıyor.Yani daha kolay aşık oluyorsunuz.
Uyarılma bölgeleri
5 Ekim 2009 Pazartesi
Cinsel birleşmenin ön şartı olan cinsel uyarım veya cinsel coşkulanma kavramını tanımlamak pek kolay değildir. Genellikle birlikte görüldükleri halde ve ilk bakışta birbirlerini çağrıştırmalarına rağmen uyarılma, erkekteki sertleşmeyle kadındaki ıslanma olgularından ayrı birşeydir. Uyarılma, duygularla bağlantılı olarak erkek ve kadın vücutlarının cinsel temas için birleşebilir duruma gelmesi sürecidir. Bu süreç içinde vücutta önemli değişiklikler ortaya çıkar. İşte penisin sertleşmesi ve dölyolunun ıslanması bunlardan en belirgin olanlarıdır. Ama aslında bu değişiklikler, söz konusu sürecin ancak sonucudur. Dolayısıyla cinsel uyarılmada ya da çoşkulanmada temel olan, söz konusu değişikliklerden çok bir sevgiliye beslenen çekilme duygusudur. Bu duygu, daha soyut bir şekilde belirli birini düşünmeden yalnızca o cazibeye ve arzuya kapılarak da yaşanabilir.
Erkek de kadın da doğrudan bir fiziksel temas olmaksızın coşkulanabilirler. Karşı cinsten birinin dahil olduğu erotik bir durum da uyarıcı olabilir. Keza bazı insanların belirli bir melodiyi duyduklarında ya da kokuyu aldıklarında coşkulandıkları bir gerçektir. Fiziksel temas bulunmadan coşkulanma, yani psikolojik uyarılma, erkeklerde daha yaygındır. Kinsey, bu amaçla incelediği bir grupta erkeklerin % 62'sine karşılık kadınların ancak % 14'ünün striptease seyrederken coşkulandığını belirlemiştir. Cinsel ilişkiyi çizgi veya resim olarak görmekle erkeklerin % 77'si cinsel uyarım duydukları halde 'kadınların yalnızca % 32'si coşkulanmış, hatta çoğu bundan rahatsız olduklarını söylemişlerdir. Başka insanları cinsel eylem içinde seyretmiş olan erkeklerin çoğu coşkulandıklarını bildirirken, kadınlardan rahatsız olmayanlar bile ancak kayıtsız kaldıklarını belirtmişlerdir. Bu oranlar, erkeklerin psikolojik uyarımlara olan bağımlılıklarını göstermekten öte, hiç tanımadıkları bir kadına, hatta genel anlamda kadınlara bakarak veya onları düşünerek ya da kişilerin belirsiz olduğu bir cinsel ilişki anını izleyerek ya da kafasında kurarak coşkulandığını göstermektedir. Bu erkek ve kadın cinsellikleri arasındaki farklılığı yansıtmaktan öteye bir anlam taşımaz. Gerçekten, başka alanlarda da ortaya çıktığı üzere iki cins arasında bir yaklaşım farkı bulunduğu kuşku götürmez. Ancak bu farkı açıklamak için yapılan önermelerin çoğu tatmin edici değildir. Örneğin bazılarına göre erkeğin cinsel dürtüleri kadınınkilerden daha güçlüdür. Bazıları cinsler arasındaki farklılığı, kadının doğuştan daha ahlaklı olmasına bağlarlar.
Bazıları ise farklılığın, her iki cinsin üremedeki rollerinden kaynaklandığını savunurlar ya da fizyolojik yapılarından dolayı olduğunu ileri sürerler. Sonuç olarak, cinsel bilimcilerin hepsi, genellikle erkeklerin cinsel fantaziye yani cinsel düşlere ve düşünceye kadından daha yatkın olduğunu söylemekle birlikte, bunun nedenleri konusunda ortak bir görüşe sahip değildirler. Zaten eşler açısından önemli olan bu gerçeğin bilinmesi ve böylece gereksiz kuşku ve huzursuzlukların önlenmesidir. Kinsey, kocalarının pornografik resimler biriktirdiğini keşfedince boşanmak için mahkemeye başvuran kadınlardan bahsetmekte ve bu durumları insan cinselliğine ait temel gerçeklerin bilinmemesinin üzücü sonuçlarına örnek olarak vermektedir. Fiziksel temasa dayanan coşkulanma açısından da kadın ve erkek arasında belirli farklar bulunur. Cinsel uyarım sırasında vücudun bazı noktaları diğerlerine oranla çok daha fazla duyarlılaşırlar. Bunlara uyarım bölgeleri denir. Bunların dokunulması veya öpülmesi, belli koşullarda eşleri orgazma götürebilir. Bu kadar olmasa bile, uyarım bölgeleriyle temasın cinsel tepkilerde bir yükselişe yol açtığı kesindir.
Aşk oyunlarının başlangıcında ilk keşfedilen bölgeler, her iki cinste de dudaklar, boynun arkası ve yanlarıyla kulaklar, erkeklerde ayrıca kuyruksokumudur. Bunlar, ikincil uyarım bölgeleri olarak bilinirler. Göğüsler, kalçalar, bacak ve ayaklar bu gruba girerler. Aşk oyunlarının daha ileri aşamalarında birincil uyarım bölgelerine sıra gelir. Bunlar, erkekte penis, erbezleri ve perine (apışarası), kadında ise toplu olarak "vulva" diye adlandırılan dış cinsel organlar bölgesidir. Özellikle leğen kemiğinin üzerindeki tüylerle kaplı deri ile dış dudaklar, "vulva"nın çok duyarlı alanlarıdır. Keza makat ve perine için de bu söylenebilir. Ancak kadının cinsel organlarının en duyarlı olanı ve orgazm tepkisinin temel kaynağı, "vulva"nın ön tarafında ve iç dudaklar arasında korunmuş bir şekilde bulunan "klitoris"dir. Klitoris de penis gibi sertleşme yeteneğine sahiptir.
Uyumlu bir cinsel beraberlik açısından eşlerin yalnızca uyarım sağlayan bölgeleri keşfetmeleri yeterli değildir; ne tür uyarılmadan hoşlandıklarını da araştırmalıdırlar. Pratik içinde taraflar, çeşitli bölgelerin yumuşak mı, yoksa sert mi okşanmasının, öpülmesi mi yoksa incitilmesinin mi daha fazla hoşa gittiğini anlamaya çalışmalıdırlar.
Cinsel birleşmenin ön oyunlarında her iki eş için de ilk hedef, ikincil uyarım bölgelerinin uyarılması olur. "Necking", "Petting" gibi aşk oyunları, doğrudan birleşmeye geçmeksizin ikincil uyarım bölgeleri üzerine yoğunlaşarak gerçekleştirilen cinsel temas türleridir.
Güçlü Cinsel Yaşamın Sırları
Her erkek yaşamı boyunca güçlü bir cinsel yaşam sürdürmek ister. Bu genel sağlık içinde geçerlidir. Fakat bazı nedenlerden bir çok erkek yaşamının beklenmedik çağlarında cinsel güçlerini kaybederler, bu durum onları ve ailesini üzüntüye sokar.
Bu bölümde cinsel yaşamda güçlü olmak ve ömür boyu güçlü kalabilmek için cinsel yaşama olumlu ve olumsuz etki eden faktörlerden bahsedeceğiz.
Cinsel Yaşamı Etkileyen Şeyler:
1- Mastürbasyon: Mastürbasyon bölümünde çok genişçe izah edilmiştir.
2- Sigara: Tüm sağlığı ve cinsel gücü kemiren bir etkendir. Sigara içen pek çok genç vakitsiz iktidarsız olurlar. Bunlar sigarayı bıraktığında, bir süre sonra normal güçlerini kazanırlar.
3- Alkol: Sağlık ve cinsel güç için en tehlikeli etmenlerden biridir. Alkol tüm sinir sistemini tahrip ederek o şahsın süratle iktidarsızlığa sürüklenmesine neden olur.
4- Beslenme: Cinsel organlar için gerekli maddeler muntazaman alınırsa bu organlarda muntazaman çalışır, dolayısı ile vakitsiz iktidarsızlık diye bir şey olmaz.
Çinko: Meni ile önemli miktarda çinko kaybı olur. Gıdalarla vücudun normal çinko ihtiyacını karşılamak zor iken, aşırı cinsel ilişki sonucu kaybedilen çinko yerine getirilemezse sinir sistemi bozulur.
Gıdaların 100 gramındaki Arginin (protein) miktarı (miligram):
(Günlük ihtiyaç 2200 miligramdır.)
Hububat: Buğday:600, Mısır:400, Yulaf:880, Buğday çimi:2000. Bakliyat; Nohut: 1890, Kuru fasulye: 1260, Soya fasulye:3000, Mercimek:2100. Kuru yemişler: Fındık:3500, Badem:1890, Antep fıstığı: 1860, Susam: 2590, Fıstık:3270. Hayvansal gıdalar: Etler: 1100, Balıklar: 1100, Yumurta:750, Kabuklu deniz ürünleri: 1325, Peynirler: 650.
CİNSEL İSTEK ARTTIRICILAR (AFRODİZYAKLAR)
Afrodizyak, cinsel içgüdüleri uyararak aşırı istek duyulmasını sağlayan yiyecek, içecek ve ilaçlara verilen genel addır.
Cinsel artırıcılar, genellikle çeşitli baharatların, tohumların bal ile karıştırılması sonucu elde edilir. Adına "Padişah macunu-Kuvvet macunu" da denilen bu karışım, yiyenlere cinsel güç sağlar.
Ayrıca yurdumuzda da satılan cinselliği uyarıcı, cinsel arzuyu kamçılayıcı, istek uyandırıcı ilaçlar vardır. Ancak bunların bilinçsiz bir şekilde kullanımı yan etkilere neden olabilir.
Bu zararlı yan etkilerden korunmanın tek yolu ise istek arttırıcı ilaçları hekim tavsiyesine göre almaktır.
İstek Artıran Besinler:
İstek artırıcı besinler vardır. Balık, yumurta, havyar, süt, süt ürünleri, fındık içi, ceviz içi, bal, bunlardan bazılarıdır. Bunlar cinsel güçten ziyade enerji verirler.
Dengeli beslenme ile yeterli proteinler elde edilebilir.
CİNSEL YAŞAMDA ÖLÇÜ VE DÜZEN
Cinsel ilişki 13 yaşında başlar duruma göre 60-70, hatta daha ileri yaşlara kadar sürer. Tahmimen 40-50 yıl süren cinsel yaşam ölçülü ve düzenli şekilde götürülmelidir, böylece bedeni ve ruhi sağlığa zarar vermez bilakis faydalı olur.
Yaşına göre normalden daha sık yapılacak bir cinsel temas o erkeğin sağlığını sarsar ve vakitsiz ihtiyarlamasına sebep olur.
Her yaşta normalden az cinsel ilişkide zararlıdır. Zira her türlü gelişme için gerekli hormonlar dengeli salgılanırlar, bunlardan bazılarının azlığı diğerlerini de etkiler. Ölçülü cinsel ilişki, ruhsal dengenin ve ruh sağlığının sonucu elde edilir.
Cinsel yönden uyumlu ailelerden doğan çocuklarda sağlıklı doğar. Cinsel yönden dengesiz ailelerin çocukları da proplemli olurlar.
50-60 yaşına gelmiş erkek ve kadın için de cinsel ilişki gereklidir. Bilhassa sinir sistemi için önerilir.
Erkeklerde Kritik Yaş: Erkeklerde cinsel güç 30-35 yaşından sonra yavaş yavaş azalmaya başlar. Ülkemizde ve Batı ülkelerinde genellikle 60-70 yaş civarında cinsel güç iyice azalır. İstisnalar da vardır tabiiki. Bu yaşlara kritik yaş denir. Bu döneme girmiş yani cinsel temas gücü azalmış erkeklerde: Dikkatini toplıyamama, Prostat şişmesi gibi bozukluklar kendini göstermeye başlar.
Eşlerin eşit yaşta olmaları halinde, kadınların 45-50, erkeklerin ise 60-70 yaşına doğru cinsel güçten kesilme dönemine girmeleri nedeni ile, 45.ci yaştan itibaren kadınla erkek arasında geçimsizlikler başlar, bunun temelinde kadının cinsel istekte bulunmaması, erkeğin ise bu istekte bulunmasıdır.
İşin garip tarafı kesilmeye yakın erkeklerde cinsel arzu artar, azarlar ve tatmin imkanları ararlar. Eşinde bulamadığını dışarda arama yollarına saparlar ve etrafa cinsel sapıklıklar yapmaya başlarlar.
Erkekler İçin 40-50'li Yaşlar Kadın İçin 35'li Yaşlar Aşırı Cinsel İstek Dönemidir
Erkeklerde aşırı istek olgularında daha çok 50 yaş civarında rastlanır. Bu yaşlarda artık cinsel isteğinin giderek tükeneceği paniğine kapılan erkek aşırı cinsel ilişkide bulunma eğilimi gösterir.
Kadınlarda ise cinsel istek bireyin arzularına ve gücüne bağlıdır. Her yaş döneminde özellikle de 35 yaş civarında en yoğun biçimde ortaya çıkar.
İlk Hedef Tek Kez Bile Olsa Başarılı Bir İlişki:
Cinsel ilişkinin gelişmesi, rahat bir ortamda ve kendiliğinden olmalıdır.
Beklentilerden, zorlanmalardan kaynaklanan olumsuz duygular, duyarlı bir insanın cinsel tepkilerini ciddi olarak tepkiye uğratır.
İktidarsızlığın tedavisinde psikiyatristler, ereksiyon ve boşalmanın kişinin kontrolü dışında refleksle olmasından yola çıkarlar. Önce hasta üzerinde endişeye yol açan baskılar belirlenir ve bu baskıları azaltma yoluna gidilir.
Bundan sonra hiç bir zorlama olmaksızın aşk oyunları sonunda tek kez cinsel başarı göstermesi hedeflenir. Bu hedef, tedavinin ileri aşamaları için temel teşkil eder.
Cinsel Yaşam ve Mahremiyetleri - Asım UYSAL
Cinsel Mutluluğu Etkileyen Psikolojik Nedenler
Sağlıklı Ve Mutlu Bir Cinsel Yaşamın Altı Koşulu:
Pek çok insan için cinsel ilişkide rahat ve huzurlu olmak, yakınlaşmak, karşılıklı güven ve hoşgörüye bağlıdır.
Tatminkar Ve Heyecanlı Bir Cinsel Yaşamın Koşulları:
1- Bireylerin cinsel duyguları hakkında reddedilme ya da ayıplanma korkusu olmadan birbirleriyle açıklıkla konuşabilmesi. Bu konuşmanın içeriği karşılıklı olarak nelerden zevk alıp, nelerden hoşlanmadığınız olabilir.
Eşlerin karşılıklı olarak, farklı cinsel tercihleri olabileceğini kabul etmeleri, uzlaşmaları, birbirlerini incitmeden dürüst olmaları ve gerektiğinde ödün verebilmeleri önemlidir.
Eşlerin birbirlerine açık ve dürüst olmaları, birbirlerinin aşk ritimlerine uyum sağlamalarını mümkün kılar.
2- Karşılıklı güven ve saygının hakim olduğu ve rahat bir ortam: Kişi kendini güvende hissettiği zaman çok daha rahat davranacaktır. İki insan beraberken kendilerini güvende ve rahat bir ortamda hissediyorsa, yeni şeyler denemek konusunda daha rahat davranacaklardır. Güvensizlik, başarı ve zevki azaltır.
3- Yeniliklere açık olmak: Monoton cinsellik yerine, helal yerden olmak kaydıyla her türlü değişkenliğe ve yeniliğe açık olmak.
4- Cinsellik konusunda bilgili olmak: Bilgi, rahatlamanın ve güvenin anahtarıdır. Cinsel konulardaki temel bilgileri bilenler, rahat ve kendilerine güvenlidirler. Cinsellik konusunda günümüzde pek çok kaynak olmasına karşın, bu konuda bilgisiz olan insanların sayısı tahminlerinizin çok üstündedir. Oysa bilgi, anlayışlı olmanın ve kendini geliştirmenin anahtarıdır. Kişi cinsel bilgiler hakkında ne kadar fazla doğru bilgileniyorsa, hem kendisini, hem eşini tatmin etme konusunda o denli başarılı olur.
5- Gülebilmek, eğlenebilmek: Gülmeyi ve eğlenmeyi bilmek birçok şeyi değiştirebilir. Şakalaşmak hem eğlenceli olabilir, hem de performans konusundaki kaygıları ortadan kaldırır.
6- Beden sağlığı: Düzenli olarak spor yapmak çok önemlidir ve kişinin kendini iyi hissetmesine yardımcı olur.
Cinsel Yaşam ve Mahremiyetleri - Asım UYSAL
Cinsel Anlaşma (Cinsel Uyum)
Anlaşma, bir düşünce ve duygu alışverişi olduğuna göre, karşılıklı yapıldığını varsaymak gerekir; yani anlaşabilmek için iki tarafın da aktif olarak bu eyleme katılması zorunludur. Bu karşılıklı alışveriş çerçevesinde, cinsel birleşmenin bir anlaşma biçimi olarak ayrı ve önemli bir yeri vardır.
Çoğu insan, anlaşmanın yalnızca sözcüklere bağlı olduğunu düşünür. Zaten genellikle de üzerinde durulan, sözlü ya da yazılı anlaşmadır. Cinsel anlaşma, cinsel ilişkilere özgü mahremiyetten dolayı büyük ölçüde gözardı edilir. Cinselliğin doğallığı ve has cinsel arzunun herkes için geçerli olması, insanların cinselliğe özel olarak eğilmelerini gereksiz kılmıştır. Onun için cinsel birleşme, hala bir insanın başka bir insanla duygusal bir bağ içinde bulunduğunu ifade eden basit fiziksel bir eylem olarak görülmektedir. Birçok eş, ancak rastlantısal olarak cinsel birleşmenin gerçek anlamını kavrayabilmişdir. Bunların duygusal bağları, paylaştıkları cinsel eylemin, gerçek mahremiyetini algılamalarını mümkün kılacak düzeydedir. Bu şanslı insanlar, çözümlenmesi ya da açıklanması mümkün olmamakla birlikte, eşsiz olduğu hemen farkedilen bir anlaşma düzeyine geldiklerinin bilincindedir. Ancak bu kimseler geneli oluşturmazlar, istisnadırlar. Çoğu insanın cinsellik aracılığıyla anlaşma sanatını özel olarak geliştirmesi gerekir.
Doğru dürüst bir cinsel iletişim kurma yeteneği ile normal bir insan arasına dikilen büyük engel, toplumlarda fiziksel temasa karşı uygulanan katı yasaktır. Daha çocukken, insanlar cinsel temas konusunda kendiliğinden, doğal ve teklifsiz olmamayı öğrenirler. Toplumsal olarak kabul gören fiziksel temas biçimleri, el sıkışma örneğinde olduğu gibi, kasıtlı olarak törenselleştirilmişler; böylece formal bir kalıba sokularak her türlü duygusallıktan arındırılmışlardır.
Eşlerin birbirine rahatlıkla izin verdiği vücut temasları, yabancılar arasında fiziksel saldırı olarak algılanır. Oysa küçük bir çocuk düşünüldüğünde, onun teması ve sarılmasındaki temel doğallık gözden kaçacak gibi değildir. Yaşamın ilk yıllarında hakim olan dil, vücut dilidir. Çocuk, sıcak bir kucaklama ile sert bir tokatın ilettiği anlamları kolayca birbirinden ayırabilir, Ne var ki, büyüdükçe içgüdüsel olarak vücut temasından kaçınmayı ve diğer insanlarla arasında hep bir mesafe tutmayı öğrenir. Aslında toplum içinde "uygun" yaşamanın kuralı bu olduğu halde, birey aşık olacak ve cinselliğini ifade edecek yaşa geldiğinde, kurtulması gereken bir sürü sınırlamalar oluşmuştur. Herşeyin ötesinde, o zamana kadar kendine yasakladığı ve bir tehdit olarak algıladığı fiziksel mahremiyeti, şimdi sevinerek benimsemesi gerekmektedir. Karşısındaki eşin hevesliliği ile kendi sinirliliği de işe karışınca, cinsel deneyin oldukça sevimsiz ve doyuruculuktan uzak gelişmesi, beklenebilecek bir sonuç olur. Bu durumda eşlerin, cinsel birleşmeden bekledikleri tek sonucun, orgazm olması şaşırtıcı gelmemelidir.
Sevişme, cinsel boşalımın en alt düzeyde kaldığı mekanik bir eylem haline gelmiştir. Mahremiyet ve paylaşma duygusu, gönülden vermek arzusu gibi sıcak duyumlar bu ilişki içinde ortaya çıkmazlar. Böyle bir ilişkide, kadının seksten hoşlanmadığı yolunda yanlış ama görünürde haklı bir düşünceye kapılabilen erkeklerin kolayca bencilleşmesi ve cinselliği kendi hakları olarak görmesi çok olasıdır. Eşsiz bir iletişim ya da anlaşma yolu olması gereken seks, bu durumda sinirli ve bencil bir erkeğin kadından talep ettiği bir görev haline gelir. Ayrıca seks konusunda sürekli olarak tetikte olmayı öğrenmiş bir kızın, evlilikle birlikte bu olaya alışıncaya kadar duyacağı aşırı endişe duygusundan dolayı cinsel temasın tadına varamayacağı açıktır.
Tam bir cinsel anlaşmanın kurulabilmesi için her iki eşte de birbirine karşı tam bir güven duygusunun gelişmesi gerekir. Aşkın temelinin güven olduğu bir gerçektir. Gündelik ya da duygusal bunalımlarda eşinin kurtarıcı olacağını bilmek nasıl insanı rahatlatan bir duyguysa, cinsel ilişkide nazik ve açık olacağına güvenmek de o kadar huzur verici ve önemli bir duygudur. Ancak bu güven duygusu sayesinde sevmek ve sevilmek duyguları gerçeklik kazanabilir.
Bir ilişki içinde sevginin bilincine varmanın yolu elbette tek değildir. Ancak cinsel birleşme sırasında çiftler arasında sözsüz bir anlaşmanın yeşermesi çok olasıdır. Bu şekilde, aşk, elle tutulur bir bağ haline gelir; eşlerin hareketleri, kucaklamaları ve sevişme teknikleri kendiliğindenlik kazanır. Böylece herhangi bir beceriksizlik ya da yalnızlık sorunu da ortadan kalkmış olur. Her eş, diğerine herhangi bir kayıt olmaksızın kendini verebileceği için, cinsel uyumun özü olan "tek vücut haline gelme" duygusu bütün yoğunluğuyla ilişkiye hakim olur.
Bazı insanlar, bu uyum duygusuna fazla bir çaba harcamadan ulaşabilir. Karşılıklı anlayışları sayesinde aralarındaki her türlü fiziksel pürüz sorun haline gelmeden çözülmüştür. Ama başka bazı çiftler ise, böyle bir yakınlığın ne farkına ne de tadına varabilir. Ancak bu ilişkilerin mutlaka başarısız ve mutsuz olduğunu düşünmek yanlış olur. Çünkü günümüzde hala seksi, tamamen fiziksel bir eylem olarak gören insanlar bulunmaktadır. Dolayısıyla, bir çiftin birbirini sevmesi, günlük hareket ve düşüncelerinde pürüzsüz bir anlaşma içinde olması, ancak yine de seksi yalnızca bir fiziksel doyum kaynağı olarak görmesi mümkündür. Bu bakış açısını her iki eş de paylaştığı sürece, cinsel birleşmede başka bir anlam aramalarına da gerçekten gerek olmayabilir. Aslında, ruhsal anlaşma kadar derin ve anlamlı olmamakla birlikte bu da bir tür anlaşma ya da iletişim tiirüdür. Oysa eşler arasında sorun, aralarındaki iletişimsizliği farketmeleriyle başlar. Yoğun ruhsal ya da karşılıklı fiziksel bir anlaşmadan yoksun olan seks, ister istemez soğuk olacaktır. Herhangi bir hayranlık ya da kapılma duygusu veya karşısındakiyle "tek vücut haline gelme" gibi heyecanlar bu ilişkide söz konusu değildir. Duyarlı bir eş, daha cinsel ilişkinin başlangıç aşamasında eşinin isteklerini tespit edebilir. Normal olarak bir insan, eşini memnun etmek isteyecek ve bunu yapabilmek için, onu özel olarak neyin sevindirdiğini, neyin tatmin ettiğini öğrenmeye çalışacaktır. Eşlerin birbirlerini keşfetmesi ancak böyle mümkün olabilir.
Eşlerin ilk tespit ettikleri doyurucu yönteme takılıp kalma tehlikesi her zaman için vardır. Oysa aynı yöntemin sürekli tekrarı eşlerin heves ve uyanıklığını körelterek, onları bir can sıkıntısı ve yeknesaklık devresine sokacaktır. Bu da aralarındaki iletişimi tıkayacak en önemli nedendir. Böyle bir gelişmeyi önleyebilmek için herşeyden önce çiftlerin, anlaşma için iki insanın aktif katkılarının gerektiğini görmesi gerekir. İletişim, karşılıklı bir süreçtir, bir duygu alışverişidir. Dolayısıyla her iki taraf da bencilliği ve tembelliği bir tarafa bırakmalıdır. Bu tutum ayrıca yeknesaklığa düşmemenin de ön koşuludur. Başarılı bir cinsel ve ruhsal iletişim için, eşlerin araştırıcı ve yenilikçi bir yaklaşımı sürekli korumaları gereklidir.
Çoğu insan için cinsel anlaşma, tüm bir ilişkinin ödüllendiği doruktur. Aralarında kurulan güven ve aşk ilişkisi, bu cinsel ve ruhsal birleşme anında adeta kristalleşir. Oysa bazı insanlar bu gelişmenin tam tersini savunmaktadır ve cinsel anlaşmanın tam önemini vurgulaması açısından birtakım insanların böyle bir deneyi yaşamış olmaları son derece ilginçtir. Bunlara göre, cinsel anlaşma, gelişmiş bir ilişkinin anahtarıdır. Cinsel iletişimin getirdiği teslimiyet ve sevinç duygusu, karşılıklı güven ve sevgi duygusunu geliştirmelerini sağlayacaktır. Aşık olduğu ve sürekli bir cinsel ilişki içine girdiği zaman, bir insanın aradığı şey anlaşmadır; zaten "ideal eş"i bulma arzusunun gerisinde yatan motif, bu yakınlık ve temas arayışıdır. İnsanlar bu yakınlığın ancak cinsel birleşmede tam anlamıyla yaşanabileceğini de ayrıca bilirler. Bu yüzdendir ki, seks, basit fiziksel bir güdünün tatmininden çok ötede bir deneydir. İnsanların yalnız ve yalıtılmış olarak değil, tersine kendilerini, sevdikleri biriyle paylaştıklarında daha mutlu olduklarını gösteren bir kanıttır.
Cinsel Oyunlar (Seks oyunları)
Erkekte cinsel istegin uyandigini gösteren en belirgin dönüsüm, penisin sertlesmesi ve diklesmesi, kadindaysa dölyolu agzinin ve çeperinin nemlenmesidir. Ayni zamanda kadinin dis üreme organlari (dis ve iç dudaklar) siser ve klitorisi de iç dudaklarin arasindan görünür hale gelir.
Bu fizyolojik dönüsümlerin kaynagi beyindir. Açlik, susuzluk ve uyku istegi gibi cinsel istek de beyinden kaynaklanir. Cinsel arzu, beynin duygulari kontrol eden bölgesindeki bir merkezin uyarilmasiyla ortaya çikar. Beyindeki cinsellik merkezleri çocuklukta görece hareketsizdir, ama ergenlikte hormonlarin ve özellikle androjen düzeyinin yükselmesi beynin bu merkezlerini harekete geçirir ve böylece bir yetiskinin cinsel istek duymasi mümkün olur.
Beyindeki seks merkezlerini harekete geçiren uyaricilar fiziksel de olabilir psikolojik de. Insan hastaysa, sikintili ya da kaygiliysa, asiri alkol veya uyusturucu madde tüketiminden ötürü bir çöküntü içindeyse ya da reddedilmis ve incitilmisse, cinsel istek duymasi da beklenemez. Buna karsilik, insanin sagligi yerindeyse, keyifli ve huzurluysa, cinsel konularda herhangi bir olumsuz ön yargisi yoksa ve özellikle birine asiksa, kendini "seksi" hissetme olasiligi da o kadar yüksek olacaktir. Cinsel istegi uyandiran etkenlerin basinda, cinsel organlarin ve erojen bölgelerin uyarilmasi gelir. Ama her iki cins de dogrudan bir fiziksel temas olmaksizin da uyarilabilirler. Cinsel istek ve heyecan çok zaman erotik hayal ve düsüncelerin ürünüdür. Karsi cinsin yer aldigi bir erotik görüntü, bir resim, bir film de cinsel istegi uyandirir.
Erkekler kadar kadinlar da cinsel istek duyarlar. Ama toplumsal kosutlanmalardan ötürü, istek duyma ve heyecanlanma biçimleri farklidir. Genç erkeklerin cinsel dürtüleri, genç kizlarinkinden daha güçlü gibi görünür. Ama yaslanmayla birlikte bu durum degisir. Orta yasa dogru, gençliklerinden itibaren doyurucu bir cinsel deney yasamis kadinlarin cinsel istekleri erkeklerinkine esitlenir, hatta kimi zaman erkekleri asar. Bununla birlikte kadinlarla erkekler arasinda daha kalici bazi cinsel duyarlilik farklari da vardir. Erkeklerde cinsel hayalgücü daha islektir: günün degisik zamanlarinda, yürürken, çalisirken, okurken de erotik hayallere dalabilirler.
Bu, olgun yaslarda kadinlarda da görülmekle birlikte erkeklerde oldugu kadar sik degildir. Kadinin heyecanlanmasi için çogu zaman esinin orada bulunmasi, hatta oksama, sarilma gibi ön oyunlarin baslamis olmasi gerekir.
Kisinin esiyle olan iliskisinin cinsel istege yansimasi açisindan da erkeklerle kadinlar arasinda fark vardir. Kadin da erkek de genellikle bir yabanci yerine,asik olduklari ya da sevdikleri biriyle sevismeyi tercih ederler. Ama ortalama erkegin, tanimadigi bir esten de zevk alma olasiligi kadinlara göre daha yüksektir: kadinlar için asil uyarici çogu zaman sevginin kendisidir. Çogu kadin, sevisme ve cinsel birlesmeye, sevilen ve güvenilen bir esle yasanmis güzel bir günün sonucu olarak, tamamlanmasi olarak bakar.
HAZ ILKESI
Seks kilavuzlarinda ve cinsel teknik kitaplarinda cinsel birlesme üç kisma ya da üç asamaya ayrilir. Birinci asama, cinsel istegin ve gerilimin artmasini saglayan öpüsme, oksama gibi "ask oyunlaridir"; buna, "Ön Oyunlar" da denir. Ikinci asama, cinsel birlesmenin kendisidir ("çiftlesme"), Üçüncü ise, eslerin orgazmdan sonraki cinsel davranislaridir; buna da "Son Oyunlar" denmektedir. Ilk bakista, böyle bir ayrim biraz mekanik görünebilir. Çogu kez bu asamalar arasinda kesin bir ayrim çizgisi yoktur. Birinden öbürüne geçis çok yumusak ve "tedricidir". Hatta bazen hiç bir ön oyuna gerek duyulmadan dogrudan dogruya birlesmeye geçildigi de olur: isyerlerinde, parklarda ve genel olarak uzun süreli bir sevismenin olanaksiz oldugu yerlerde yapilan birlesmeler zorunlu olarak bu türdendir.
Yine de üç kisimli sevisme semasinin bilimsel bir temeli oldugu kabul edilmelidir. Freud'a ve klasik psikanaliz teorisine göre, cinsel eylemin verdigi haz ikiye ayrilabilir:
(1) temas ve sevismenin baslangicinda gerilimin sürekli olarak artmasiyla saglanan "ön haz" ve (2) doyumun yani bosalma sonucu gerilimin azalmasinin getirdigi "son haz". Freud, öpüsme, sarilma, kucaklama gibi ön haz ögelerinin, çocuk cinselliginin yetiskin yasaminda da sürüp giden uzantilari oldugunu söyler. Bebeklerde ve çocuklarda cinsel haz, esas olarak cinsel organin disinda kalan erojen bölgelerden (agiz, makat, cilt yüzeyi) elde edilir. Daha sonra asil haz kaynagi olarak cinsel organ
öne çikar ve diger erojen bölgeleri kendine bagimli kilar ama, bunlar da ikincil haz kaynaklari olarak varliklarini sürdürürler. Freud'a göre, erojen bölgelerin uyarilmasindan alinan ön hazin yetiskinlerin cinsel yasamindaki islevi, gerilimi yeterli ölçüde arttirarak sonunda doyuma (orgazma) ulasilmasini saglamaktir. Ancak Freud'un bu açiklamasi, yine de kendi gelistirdigi haz ilkesi düsüncesiyle çelismektedir. Buna göre insan davranislarina yön veren temel ilke haz ve aci ikilemidir bu, özellikle yasaminin ilk yillarinda kisinin içgüdüsel gerilimlerden kaynaklanan aci ve sikintilardan kaçinmasina yol açar. Ama Freud'a göre cinsel gerilim, diger gerilim türlerinden farkli olarak aci degil, haz vermektedir.
Daha sonra, Freud'un ögrencilerinden Wilhelm Reich, bu görünürdeki çeliskiyi söyle çözmüstür; birlesmeden önceki ask oyunlarinda bir gerilim olusur; bu ask oyunlarinin ardindan su ya da bu biçimde bir doyum gelmedigi takdirde, her gerilim gibi bu da sikinti ve aci verecektir. Ama doyumun saglayacagi hazzin beklentisi yalnizca gerilim yaratmakla kalmaz, ayni zamanda az miktarda bir cinsel enerjinin olusmasina yolaçar. Iste bu cinsel enerjinin verdigi kismi doyum ve büyük son haz beklentisi, baslangiçtaki gerilimin sikintisina agir basar ve cinsel coskuyu arttirir.
Reich, orgazmla saglanan hazzin yogunlugunun da, ön oyunlar sirasinda cinsel organlarda ve bütün vücutta biriken cinsel gerilim miktarinin büyüklügüne bagli oldugunu söylemektedir. Uyarilma ve gerilim ne kadar fazla, çikilan doruk ne kadar yüksek ve düsüs de ne kadar keskin ve siddetli olursa, alinan haz da o kadar büyük olacaktir. Öyleyse ön oyunlar cinsel yasamda vazgeçilebilecek bir lüks, çiftlesme edimine insanlarin sonradan kattigi bir eklenti degil, doyurucu ve bütünsel bir cinselligin zorunlu bir parçasidir.
ÖN OYUNLAR
Son yillarin cinsel özgürlük ortami, insanlari cinsellik konusunda daha çok bilgilenmeye yöneltti. 1960'larin sonuna dogru, çesitli cinsel teknik kitaplari ayin en çok satan kitaplari arasina girdi. Gerek Kama Sutra gibi çok eski klasikler (bu yapitin Milattan sonra 100 ile 400 yillari arasinda Hindistan'da yazildigi sanilmaktadir.) gerekse daha yeni ve daha ticari seks kilavuzlari, cinselligin de ögrenilmesi gereken bir sanat, bir teknik oldugu düsüncesini yansitiyordu.
Bir anlamda, sevismenin bir teknik oldugu dogrudur: bütün sanatlar gibi o da duyarlilik, incelik, beceri, hayalgücü ve yaraticilik gerektirir. Isini seven ve dikkat eden bir sanatkarin ürünleri nasil kaliteliyse, sevistigi kisiyi ve sevisme eylemini seven birinin aldigi ve verdigi haz da o ölçüde büyüktür. Üstelik bütün teknikler gibi ask teknikleri de zamanla gelisir. Ancak burada unutulmamasi gereken bir nokta vardir: cinsel uzmanlik her zaman iyi sevismek anlamina gelmeyebilir. Nasil sanat, kullanilan tekniklerin toplamindan daha fazla bir seyse, kisisel bir üslup ve insani bir boyut içermek zorundaysa, doyurucu bir cinsel iliski de kullanilan ask tekniklerinin ötesinde bir seyi gerektirir. Insan en yeni seks kilavuzlarinda, Legman'in Oragenitalism adli kitabinda gösterilen 3780 çesit cinsel oyunu, ezberlemis olabilir ama bu cinsel yasaminin tekdüzelikten kurtulmasina yetmeyebilir. Bunun için esler arasinda uyum ve her iki esin de sevismeye ayni ölçüde katilmasi gereklidir. Kisinin kendine güvenmesi ve karsisindakinde de güven yaratmasi gereklidir. Ve herseyden çok esinin ruhsal durumuna, tepkilerine ve isteklerine karsi duyarli olmasi gereklidir.
Ünlü asik Kazanova kadinlari gerçekten sevdigini, onlara birer insan birer arkadas olarak baktigini söylemistir. Bu önemli bir noktadir, çünkü erkek egemenligine dayali toplumlarda ve özellikle çagimizin rekabetçi toplumlarinda her iki cinsten insanlar sevismeyi karsi cinse karsi bir savas alani olarak kullanabilmektedir. Bencilligin ve "fethetme" arzusunun saglikli bir cinsel yasamda yeri yoktur; cinsel teknik ne kadar gelismis olursa olsun, bencil ve saldirgan bir sevisme tarzinin esinizde yarattigi düs kirikligini silemez.
Cinsel tekniklerin sevismedeki rolü ; herseyden önce, degisiklik ve çesitlilik saglayarak cinsel birlesmenin tekdüzelesmesini önleyebilir. Eslerin deney yapmasini ve böylece kendilerindeki bir takim iç yasaklama ve tutukluklari asmalarini saglar. Daha önce hiç tanimadiklari yeni doyum ve hazlari tatmalarina, kendi içlerindeki kesfedilmemis egilimleri bulmalarina yardimci olur. Çok abartmamak ve yukardaki uyarilari unutmamak kosuluyla, cinsel tekniklere bir yemek listesi gibi bakilabilir. Nitekim Bati'da en çok begenilen seks kilavuzu da Dr. Alex Comfort'un Ask Sevinci: Sevismenin Yemek Kitabi adli yapitidir. Kuskusuz, nasil herkesin erojen bölgeleri ayni degilse, bazi teknikler ve oyunlar da bazi çiftlere digerlerinden daha çok zevk verecektir. Ayrica, kisilerin yas, kilo, boy uzunlugu ve genel saglik durumlarina göre, zevkle deneyebilecekleri oyunlar da degisik olacaktir.
Birçok çift, erotizmin bütün olanaklarini denemeden iliskilerini tamamlar. Oysa kisisel ve karsilikli arastirma yoluyla zaman içinde ask repertuvarini yenilemek hiç de yabana atilacak bir sey degildir. Elli yaslarinda oral seksin kesfedilmesi, insanin onyedisinde öpüsmede dilin kullanilabilecegini kesfetmesi kadar heyecan verici olabilir. Kuskusuz, hiç bir ask ölümsüz degildir; zamanla tutkular tükenir, aliskanliklar kemiklesir ve askin tersi demek olan tekdüzelik yerlesir. Iste o zaman cinsel teknik bilgisi, sönmüs bir aski yeniden alevlendirmez ama, iliskinin büsbütün çekilmez hale gelmesini önleyebilir, geciktirebilir.
Cinsel ön oyunlarin en önemli ögesi, esinizin cinsel bakimdan duyarli bölgelerini
- erojen bölgelerini - tanimak ve bunlari uyarmasini bilmektir. Cinsel birlesmenin "uyanma" evresinde esler birbirlerini sirayla ya da eszamanli olarak uyanrlar. Eger birbirlerinin gereksinimlerine karsi duyarliysalar ve birbirlerinin tepkilerini dogru yorumlayabiliyorlarsa, uyanma ve coskulanma tempolari hemen hemen birbirlerine esit olacak ve orgazma ayni anda ulasabileceklerdir.
ERKEKTEN KADINA
Çogu erkegin cinsel duyarligi üreme organlarinda toplanmis oldugu için, sevisme ilerledikçe kadinin bütün vücudunun tek bir erojen bölge haline geldigini genellikle farketmezler. Eger kadin zaten heyecanlanmamis ve arzulu degilse, ilk bastan dogrudan dogruya cinsel organlarin ve gögüslerin uyarilmasi ona fazla haz vermeyecek, hele hele erkegin sandigi gibi onun doruk noktasina çikmasina hiç yardim etmeyecektir. Kadinlarin cinsel coskulari agir agir artar. Baslangiçta hafif temas, oksama ve öpüsme cinsel heyecanin uyandirilmasi için en uygun yöntemlerdir; sevismenin basinda, erkegin temel erojen bölgeleri (cinsel organlar ve gögüsler) degil, ikincil olanlari (yüzü, boynu, kollari, sirti, belkemigini, kalçalari, ayaklari) uyarmasi dogru olur. Agiz son derece duyarli bir organdir ve temposu agir agir ama sürekli hizlanan bir öpüsme, özellikle tutuk kadinlarin rahatlamasi ve heyecanlanmasi açisindan yararli bir yöntemdir. Kuskusuz burada kati ve genel bir kural yoktur; Çogu kadin yüzden baslayan ve boyundan gögüslere, oradan da daha asagilara agir agir inen bir uyarmadan hoslanir: buna karsilik ünlü Penthouse dergisinin cinsel danismani, Süperseks adli bir cinsel teknik kilavuzunun yazari, deneyimli fahise Bayan Xaviera de Hollander de ayaklardan baslayip yukari dogru çikan bir yaklasimi yüzde yüz daha heyecan verici buldugunu söylemektedir. Erkegin bunu kendisinin kesfetmesi ama ayni zamanda esine degisik yaklasimlari tatma firsatini da vermesi gerekir. Gögüsler de son derece duyarli organlardir; bu yüzden uyarilmalari kadar inciltilmeleri de kolaydir. Erkegin bu bölgede biraz dikkatli olmasi ve kadin vücudunun diger bölgeleri için de geçerli olan su kurali özellikle gözönünde tutmasi gerekir: uyarma önce yumusak dokunma, oksayis ve öpüsler biçiminde baslamali ve basinç agir agir artmalidir. Erkek, esinin gögüslerinin ve diger bölgelerinin daha kuvvetli ve basinçli uyarmaya hazir hale geldigini, bu organlarin dirilesmesinden ve sertlesmesinden anlayabilir. Eger gögüsler ve gögüs uçlari yeterince dirilesmis ve sismisse, zaten uyarim ancak daha kuvvetli bir temasla devam edebilir . Ama kuvvetli temasin sertlik ve kabalik olmadigi da bilinmelidir. Isirmanin da ask oyunlarinda bir yeri vardir: biraz aci, duyulan heyecani arttirabilir ve coskulanma sürecinde, belli bir siddetin ( kabaligin degil ) olumlu bir etki yapacagi bir an gelir. Ama eslerin bu türden isirma, vurma, tirmalama ve çimdikleme gibi temas biçimlerini vücutlarinin daha dayanikli bölgeleriyle, sirt, bacaklar, kalçalar ve omuzlarla sinirli tutmalari yerinde olur. Kadin yeterince uyarilmis ve heyecanlanmissa, dölyolu dudaklari da sisecek ve salgilamadan ötürü islanmis olacaktir. Erkek kadinin bu bölgesine yöneldiginde ilkin bütün bu alani yumusakça oksamasi ve ovmasi ve ancak bundan sonra dudaklari aralamasi gerekir. Özellikle hemen klitorisi uyarmaya geçmemelidir; bunun için dölyolu agzinin mutlaka islanmasini beklemek gerekir , çünkü kuru bir klitorisin ovulmasi kadina aci verebilmektedir. Eger kadinin cinsel organ bölgesi yeteri kadar islanmis degilse ya da kurumussa, uyarma sirasinda erkek, bir sivi da ( tükrük gibi) kullanabilir.
Cinsel birlesmeye geçmeden önce erkegin, dölyolu agzini ve klitorisi parmaklariyla uzunca bir süre uyarmasi dogru olur. Bunun en iyi yolu önce tüm avuçla ovmak, sonra da avuç yukariya gelecek sekilde orta parmakla veya iki parmakla dölyolunu uyarmaktir. Bazi çiftler, ellerin yapabildigi herseyi agzin ve dilin daha iyi yapabilecegi görüsündedir.
Cinsel organlarla agiz temasi, bir yasagin asilmasi duygusunu içerdiginden, en heyecan verici ön oyun tekniklerinden biridir. Ayni zamanda, bu iki organin temasi, hayvani bir cinsellikle sefkatin kaynasmasini temsil ettigi için, erkeklere de kadinlara da daha bütünsel bir haz vermektedir. Vücudun çesitli bölgelerinin öpülmesiyle baslamak, sonra da cinsel organa, dis ve iç dudaklara yönelmek ve klitorisin dille uyarilmasinin ardindan da dölyoluna hizli dil darbeleriyle girmek, kadinin orgazmdan önce en yüksek cinsel haz noktasina çikmasini saglayan yöntemlerden biridir.
KADINDAN ERKEGE
Görsel uyaricilar genellikle erkegi kadindan daha çok etkiler; bu, ön oyunlar sirasinda kadinin unutmamasi gereken bir noktadir. "Tahrik edici" giysiler ve tavirlar,
çiplaklik ya da yari giyiniklik, cinsel bölgelerin apansiz açilmasi ve bu türden bütün "bastan çikarici" davranislar, yorgun bir erkegi bile heyecanlandiracak cinsel tekniklerdir. Cinsel duygularin sözle belirtilmesi de kadinlar için oldugu kadar erkekler için de önemlidir. Bazi erkekler, penislerinin büyüklügü konusunda özelikle duyarlidir; bunu erkekliklerinin göstergesi olarak görürler. Bununla ilgili olarak kadinin söyleyecegi sözler, erkegin ön oyunlar sirasinda daha rahat, daha güvenli olmasini saglayacagi için aldigi hazzi da arttirir. Erkeklerin cinsel duyarliligi daha çok cinsel organlar bölgesinde odaklanmistir. Vücutlarinin diger taraflari, kadinlarda oldugu gibi oksama ve uyarma karsisinda fazla duyarli degildir. Bu yüzden sevismenin baslangicinda kadinin dikkatinin erkegin bu bölgesinde toplanmasi yerinde olur. Baslangiçta kadin esinin penisiyle hafifçe oynayabilir ve yumusakça oksayabilir; ama fazla gecikmeden daha güçlü bir uyarima geçmesi gereklidir. Kadina, bir erkegi nasil uyaracagini tanisiklik ve deney ögretecektir. Eger bu yoksa, erkegin ona açikça yol göstermesinde bir sakinca yoktur. Çogu zaman deneysiz bir kadin esinin penisini bütün avucuyla ve sikica kavrayarak ve siddetle çekecektir. Bu, çogu erkegin tatsiz buldugu bir yöntemdir. Çok zevkli bir yöntem, penisin parmaklarla önce hafifçe sonra da kuvvetlice bastirilmasidir. Ama bunu yaparken erbezlerinin incitilmemesi gerekir.
Kadinin ayagiyla esinin penisini uyarmasiysa her iki taraf için de heyecan verici bir cinsel tekniktir. Bu baslangiçtan sonra kadin , yüzü erkege gelecek sekilde oturarak iki elini birden kullanabilir. Bu sekilde erkek de kadini görebilecek ve onu uyarabilecektir. Burada kadin bir eliyle penisin kökünü kavrayarak erkegin kasigina dogru hafif bir basinç uygulayabilir ve öbür eliyle de penisin basini sikarak, uyarabilir. Ya da tüm organi iki avucu arasinda ovabilir. Bazi erkekler de penislerini kadinin iki gögsü arasina sürtmekten haz duyarlar. Ancak bu arada kadin, sevismenin sürmesini istiyorsa, erkegin bosalma durumuna gelmemesine dikkat etmelidir.
Orgazm durumuna yaklasmis bir erkegin bosalmasini geciktirmenin en iyi yolu, penisin kökünde idrar kanalinin bulundugu yerin kuvvetlice sikilmasidir.
Kadin ayni seyleri agziyla da yapabilir. Bir çok evli erkegin fahiselerle iliski kurma nedeninin fellasyo arzusu oldugu söylenir: erkek, evli, oldugu kadina söylemekten çekindigi ya da söyledigi halde reddedilmis olan fellasyo istegini para karsiliginda elde etmektedir. Agzin verecegi haz, bu organin son derece esnek bir yapida olmasindan kaynaklanmaktadir. Kadin bu arada dilini de kullanabilir.
