G Noktası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
G Noktası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Uyarılma bölgeleri

5 Ekim 2009 Pazartesi

Cinsel birleşmenin ön şartı olan cinsel uyarım veya cinsel coşkulanma kavramını tanımlamak pek kolay değildir. Genellikle birlikte görüldükleri halde ve ilk bakışta birbirlerini çağrıştırmalarına rağmen uyarılma, erkekteki sertleşmeyle kadındaki ıslanma olgularından ayrı birşeydir. Uyarılma, duygularla bağlantılı olarak erkek ve kadın vücutlarının cinsel temas için birleşebilir duruma gelmesi sürecidir. Bu süreç içinde vücutta önemli değişiklikler ortaya çıkar. İşte penisin sertleşmesi ve dölyolunun ıslanması bunlardan en belirgin olanlarıdır. Ama aslında bu değişiklikler, söz konusu sürecin ancak sonucudur. Dolayısıyla cinsel uyarılmada ya da çoşkulanmada temel olan, söz konusu değişikliklerden çok bir sevgiliye beslenen çekilme duygusudur. Bu duygu, daha soyut bir şekilde belirli birini düşünmeden yalnızca o cazibeye ve arzuya kapılarak da yaşanabilir.

Erkek de kadın da doğrudan bir fiziksel temas olmaksızın coşkulanabilirler. Karşı cinsten birinin dahil olduğu erotik bir durum da uyarıcı olabilir. Keza bazı insanların belirli bir melodiyi duyduklarında ya da kokuyu aldıklarında coşkulandıkları bir gerçektir. Fiziksel temas bulunmadan coşkulanma, yani psikolojik uyarılma, erkeklerde daha yaygındır. Kinsey, bu amaçla incelediği bir grupta erkeklerin % 62'sine karşılık kadınların ancak % 14'ünün striptease seyrederken coşkulandığını belirlemiştir. Cinsel ilişkiyi çizgi veya resim olarak görmekle erkeklerin % 77'si cinsel uyarım duydukları halde 'kadınların yalnızca % 32'si coşkulanmış, hatta çoğu bundan rahatsız olduklarını söylemişlerdir. Başka insanları cinsel eylem içinde seyretmiş olan erkeklerin çoğu coşkulandıklarını bildirirken, kadınlardan rahatsız olmayanlar bile ancak kayıtsız kaldıklarını belirtmişlerdir. Bu oranlar, erkeklerin psikolojik uyarımlara olan bağımlılıklarını göstermekten öte, hiç tanımadıkları bir kadına, hatta genel anlamda kadınlara bakarak veya onları düşünerek ya da kişilerin belirsiz olduğu bir cinsel ilişki anını izleyerek ya da kafasında kurarak coşkulandığını göstermektedir. Bu erkek ve kadın cinsellikleri arasındaki farklılığı yansıtmaktan öteye bir anlam taşımaz. Gerçekten, başka alanlarda da ortaya çıktığı üzere iki cins arasında bir yaklaşım farkı bulunduğu kuşku götürmez. Ancak bu farkı açıklamak için yapılan önermelerin çoğu tatmin edici değildir. Örneğin bazılarına göre erkeğin cinsel dürtüleri kadınınkilerden daha güçlüdür. Bazıları cinsler arasındaki farklılığı, kadının doğuştan daha ahlaklı olmasına bağlarlar.

Bazıları ise farklılığın, her iki cinsin üremedeki rollerinden kaynaklandığını savunurlar ya da fizyolojik yapılarından dolayı olduğunu ileri sürerler. Sonuç olarak, cinsel bilimcilerin hepsi, genellikle erkeklerin cinsel fantaziye yani cinsel düşlere ve düşünceye kadından daha yatkın olduğunu söylemekle birlikte, bunun nedenleri konusunda ortak bir görüşe sahip değildirler. Zaten eşler açısından önemli olan bu gerçeğin bilinmesi ve böylece gereksiz kuşku ve huzursuzlukların önlenmesidir. Kinsey, kocalarının pornografik resimler biriktirdiğini keşfedince boşanmak için mahkemeye başvuran kadınlardan bahsetmekte ve bu durumları insan cinselliğine ait temel gerçeklerin bilinmemesinin üzücü sonuçlarına örnek olarak vermektedir. Fiziksel temasa dayanan coşkulanma açısından da kadın ve erkek arasında belirli farklar bulunur. Cinsel uyarım sırasında vücudun bazı noktaları diğerlerine oranla çok daha fazla duyarlılaşırlar. Bunlara uyarım bölgeleri denir. Bunların dokunulması veya öpülmesi, belli koşullarda eşleri orgazma götürebilir. Bu kadar olmasa bile, uyarım bölgeleriyle temasın cinsel tepkilerde bir yükselişe yol açtığı kesindir.

Aşk oyunlarının başlangıcında ilk keşfedilen bölgeler, her iki cinste de dudaklar, boynun arkası ve yanlarıyla kulaklar, erkeklerde ayrıca kuyruksokumudur. Bunlar, ikincil uyarım bölgeleri olarak bilinirler. Göğüsler, kalçalar, bacak ve ayaklar bu gruba girerler. Aşk oyunlarının daha ileri aşamalarında birincil uyarım bölgelerine sıra gelir. Bunlar, erkekte penis, erbezleri ve perine (apışarası), kadında ise toplu olarak "vulva" diye adlandırılan dış cinsel organlar bölgesidir. Özellikle leğen kemiğinin üzerindeki tüylerle kaplı deri ile dış dudaklar, "vulva"nın çok duyarlı alanlarıdır. Keza makat ve perine için de bu söylenebilir. Ancak kadının cinsel organlarının en duyarlı olanı ve orgazm tepkisinin temel kaynağı, "vulva"nın ön tarafında ve iç dudaklar arasında korunmuş bir şekilde bulunan "klitoris"dir. Klitoris de penis gibi sertleşme yeteneğine sahiptir.

Uyumlu bir cinsel beraberlik açısından eşlerin yalnızca uyarım sağlayan bölgeleri keşfetmeleri yeterli değildir; ne tür uyarılmadan hoşlandıklarını da araştırmalıdırlar. Pratik içinde taraflar, çeşitli bölgelerin yumuşak mı, yoksa sert mi okşanmasının, öpülmesi mi yoksa incitilmesinin mi daha fazla hoşa gittiğini anlamaya çalışmalıdırlar.

Cinsel birleşmenin ön oyunlarında her iki eş için de ilk hedef, ikincil uyarım bölgelerinin uyarılması olur. "Necking", "Petting" gibi aşk oyunları, doğrudan birleşmeye geçmeksizin ikincil uyarım bölgeleri üzerine yoğunlaşarak gerçekleştirilen cinsel temas türleridir.

G Noktası ve Orgazm

1950 yılında, ilk defa Alman jinekolog Ernst Gräfenberg, ismini soyadının ilk harfinden alan, efsanevi G noktasını keşfetti. G noktası vajinanın ön kısmında, girişe yakın bir yerdeki kemiğin hemen arkasında bulunuyordu. Genişliği birkaç santimetrekare olan, kare şeklindeki bu kaslı bölge son derece duyarlıydı. Orgazmınızı doruğa çıkaracak G noktasını sorularla tanımaya ne dersiniz?

Kadın cinselliğinin fizyolojisi hala yeterince bilinmese de, görünüşe bakılırsa bazı kadınlarda G noktasının bulunduğu gerçekten tespit edildi. Ancak G noktasını henüz bulamamış olan çok sayıda kadının da varlığı şüphe götürmez. G noktası orgazmın doruğa çıkmasını sağlayan bir bölge. Hatta, kadınlar tahrik olmaya son derece elverişli olan bu erojen bölgede yeniden uyarılmaya başlıyorlar. Vajinanın ağzı, özellikle de ön kısmı, hiçbir algılayıcı hücre içermeyen dip kısmının aksine, genel anlamda son derece duyarlı bir bölge.

G noktasının yapısı nasıldır?

G noktası konusunda iki varsayım var:
1)Klitoristen gelen bir sinir demeti ya da
2) Vajinal salgılar üreten bir salgı bezi veya bezleri.
Erkeklerdeki prostat salgı bezinin muhtemelen kadınlardaki eşdeğeri olarak görülüyor.

G noktası nasıl bulunabilir?
Parmaklarınızı vajinanın etrafında dairesel hareketlerle gezdirin. Parmaklarınızı hafifçe öne bükerek vajinanın ön çeperine çarpmasını sağlayın. Parmaklarınızın ucunda kabarık bir bölge ya da bir dizi çıkıntı hissedebileceğiniz gibi hiçbir şey de hissetmeyebilirsiniz. Bu hareketi son derece zevk verici bulabileceğiniz gibi, tuvaletiniz de gelebilir ya da her ikisini birden yaşayabilirsiniz. Bu bölgeye şiddeti değişen hareketlerle vurmanız, sizde G noktasının gerçekten bulunup bulunmadığını anlamanızı sağlayacaktır.

G noktası herkeste bulunur mu?
Bulunduğu bölge de kişiden kişiye değişebilir. Tıpkı klitorisin uyarılmasından alınan zevkin değişebileceği gibi, G noktasının uyarılmasına verilen tepki de bir kadından başka bir kadına değişiklik gösterebilir. Bazıları bundan zevk almaz ya da hiçbir özel yanı olmadığını düşünür.

G noktası için ideal pozisyon hangisidir?
Çoğu kadın cinsel birleşme esnasında, göbek kısmının yatağa dayalı olduğu, bacakların ayrıldığı ve kalçaların hafifiçe yukarı kaldırıldığı ‘köpek'' pozisyonunda olmaktan büyük zevk alır, çünkü bu pozisyondayken G noktası uyarılır. Bunun nedeni erkeğin penisinin vajinanın ön çeperine daha fazla değmesidir. Çoğu kadın, G noktasında orgzama ulaşması için vajiasının ön kısmına daha fazla baskı yapılmasına, hızlı bir ritme ve çok fazla sürtünmeye ihtiyaç duyar.

G noktasını bulmak cinsel açıdan zirveye çıkmakla eşdeğer mi?

Konuyu bu kadar da abartmamak gerekir. G noktasının bulunamaması da ciddi bir sorun olduğu anlamına gelmez. Bu durum sevişmekten zevk alamamakla eşdeğer değil. G noktasını bulamayan kadınları suçlu ilan etmek yanlış.

G noktasını bulmadan zevk almak mümkün mü?

Orgazma çok farklı şekillerde ulaşmak mümkün. Vajinadaki kasılmalarla, ürpermelerle ya da kasların boşalmasıyla kendini gösterebilir. Cinsellikte standartlardan söz edilemez. Zevk konusunda fazla takıntılı olmamakta yarar var. Her zaman şu ya da bu şekilde zevk alınacak diye bir şey yok. Önemli olan partnerinizle gerekli uyumu yakalayabilmek, zevki sonuna kadar hissedebilmek. Kadının yatakta alabildiğine doğaçlama bir biçimde hareket etmesi en iyisi.
 
cinsel bilgiler sağlık bilgileri seks dersleri. Citrus Pink Blogger Theme Design By LawnyDesignz Powered by Blogger