Memeler ve Cinsellik

5 Ekim 2009 Pazartesi

Memede salgı yapan hücreler tarafından oluşturulan lobül adı verilen birimler vardır. Lobüllerin birleşmesi ile loblar oluşur. Meme bezi memebaşı çevresinde yeralan 15-20 lobdan meydana gelir. Lobüller birbirlerine süt kanalları ile bağlıdır. Süt kanalları meme başına doğru birleşirler. Meme başının etrafindaki koyu renkli alana ise areola adı verilir.Meme bezi, çeşitli hormonların etkisi altında gelişimini tamamlar. Bu hormonların başlıcaları östrojen ve progesterondur. Salgılanan hormonların etkisi ile süt kanalları ve lobüller büyür ve gelişir.

Memelerin Yapısı Ve Büyüklüğü Cinsel Hayatı Nasıl Etkiler?

Hemen hemen her kadın memeleri ile ilgili endişeler taşır. Bazen iki memenin boyutu ya da şekli birbirinden azıcık da olsa farklıdır, bazen “memelerim küçük” endişesi ile yaşar, bazen de tersine, “büyük olmasından rahatsızlık duyar”. Sonuçta memelerinden mutlu kadın azdır. Kadın memesi, kadınların cinsel heyecana ulaşmasında anahtar rollerden birisine sahiptir. Tabi erkekleri de. Kadınların farklılık taşıdıkları 2.bölgedir ve bu nedenle de erkekleri, görsel olarak uyarırlar, erkeklerin farkında oldukları ya da olamadıkları tutkulu bakışlarının da hedefi olurlar.Peki ya, memenin büyüklüğü önemli mi? Kadınların çoğu küçük memeli olma endişesi yaşar. Hatta normal memeli olanlar da. Ancak meme büyüklüğü de, "zevkler ve renkler tartışılmaz" meselesidir. Yani bazı erkek büyük meme sever, bazısı ise küçük meme.

Güzel ve Estetik Memelere Sahip Olmak İçin Yapmanız Gereken Meme Egzersizleri

Yüzme bildiğimiz gibi bütün vücut için yararlı, tabi göğüsleri de şekle sokan bir spor türü. Eğer göğüsleriniz büyükse şiddet içeren sporlardan kaçının. Göğüs güzelliği için önerilen egzersizlerde ise temel amaç sırt ve pazı kaslarının kuvvetlendirilmesidir. Bunun için 3 egzersiz vardır.

* Diz ve ellerinizi yere koyun (emekler gibi) Sırtınızı ve başınızı dik tutun. Bacaklarınızı kalça seviyenize dek havaya kaldırıp çapraz hale getirin. Dirseklerinizi bükerek gövdenizi yere doğru indirin. Bir kaç saniye bekleyip ilk pozisyonunuza dönün. Aynı hareketi 20 kez tekrarlayın

* Yere uzanın. Omuzlarınız yerle tamamen temas etsin. Bacaklarınızı havaya kaldırıp çapraz hale getirin. Kollarınızı önce vücudunuza paralel şekilde yana uzatın, sonra dümdüz ve gergin olarak yukarı kaldırın ve ellerinizi birleştirin. Bir kaç saniye bekleyip ilk pozisyonunuza dönün. Aynı hareketi 20 kez tekrarlayın.

* Bağdaş kurarak oturun. Omuzlarınızı gevşek tutun. Kollarınızı göğüs seviyesine getirip avuçlarınız iç içe gelecek şekilde ellerinizi birleştirin. Tüm gücünüzle avuçlarınızı birbirine doğru itin. Bir kaç saniye bekleyip gevşeyin. Aynı hareketi 20 kez tekrarlayın.

Ailede Geçimsizlik ve Cinsellik

Aile geçimsizliğinin bir nedeni de cinsel mutsuzluktan kaynaklanmaktadır. Toplumumuzda
kadınlar ve erkekler cinsel yaşam konusunda birbirlerinden sürekli yakınıyorlar. Dünyanın en
zevkli işi bir kabusa dönüşüyor, soğuk kadın, iktidarsız erkek suçlamaları her iki tarafta da ne
zevk ne istek bırakıyor. Bir çözüm yolu bulunamıyor, cinselliğin keyfini iki cins bir arada
yaşayamıyor, karı kocanın ikisi de yaptıklarından tam anlamıyla zevk alamıyor.

Bir çift arasında kavgaya, anlaşmazlığa neden olan cinsel uyumsuzluğa giden olaylar, bir
zincirin halkalarını oluşturuyor. Eskiden bu sorunlar üzerine pek inilmiyordu. Bugün şiddetli
geçimsizlik nedeniyle ayrılanların sayısının artmış olması ve gerçek nedenin cinsel sorunlar
olması, toplumumuzda bu konulara yapıcı bir şekilde değinmek gerektiğini göstermektedir. Bu
sorunlar, çiftlerin birbirlerini tanımamasından, cinsellikle ilgili sorunlarını, korkularını ve
beklentilerini konuşamamasından kaynaklanıyor.

Bunun altında toplumsal nedenler ve bazı gelenekler yatmaktadır. Bu arada tabii cinsel
uyumsuzluğa neden olabilecek organik nedenleri unutmamalıyız. Örneğin erkekte prostat veya
idrar yolları iltihabı, omurilik zedelenmeleri, şeker ve kalp hastalığı gibi. Kadınlarda zarın yapısı,
makat ve cinsel organ arasındaki kazalar sonucu oluşan nedbe dokusu, iltihaplar, vajinanın
iltihapları da normal bir cinsel ilişkiye imkan vermez.

Genelde kadınlar ve erkekler evli olsalar dahi boş zamanlarını kendi hemcinsleri arasında
geçiriyorlar. Hele kırsal kesimde erkekler kahvede, kadınlar komşu kadınlar arasında boş
vakitlerini geçiriyorlar. Beraberlikleri uyumadan önceki cinsel birleşmeyi içeriyor. Cinsel
bilgisizlik, çiftlerde, erkek ve kadın arasında iletişim kopukluğu, cinsel doyumsuzluklara ve
sorunlara neden olmaktadır.

Ailede Mutluluğun Yolu, Cinsel Uyumdadır:

Eşlerin cinsel yaşamında birbirlerini olumsuz yönde etkileyebilecek bir çok faktörler vardır.
Erkekte ve kadında orgazma (cinsel doyuma) ulaşma süresi farklı olabilir... Eşler duygusallık
bakımından aynı yapıya sahip olmayabilirler... Erkek ve kadın arasında büyük yaş farkı
bulunabilir... Bütün bunların ötesinde incir çekirdeğini doldurmayan ancak zaman zaman eşler
arasında sürtüşmeye sebep olabilecek değişik özelliklere sahip olabilirler... Şunu söylemek
gerekir ki cinsel uyum sağlandığı takdirde sorunlar çoğu kolayca çözülebilir.

Evlilikte cinsel doyum, yalnız ilahi kudretin bize lütfettiği tabii bir olgudan ibaret değildir. Zira aynı
zamanda eğitime ve alıştırmaya bağlı olan, iyi anlaşılması ve uygulanması gereken bir sanattır
bu. Diğer sanatlar gibi sonradan kazanılan bir sanat. İşte bu nedenle eşler zaman içerisinde
daha uyumlu bir cinsel hayat için çaba sarfetmelidir.

Birbirini çok seven karı koca, eğer aile mutluluğunu oluşturan öğeleri ve kendilerine düşen
görevleri bilmez, bu görevlerin gereklerini yerine getirmezse, bu sevgileri mutlu olmalarına kafi
gelmez. Aile mutluluğu ve cinsel eğitim alanında bireyler üzerlerine düşen görevleri öğrenmeli
ve yerine getirmelidir. Evlenecek veya evli çiftler, cinsel bilgilerini arttırarak birbirlerini bilimsel
yönden tanımaları ve ona göre davranmaları bir çok aile geçimsizliklerini önler.

Evlilikle, dişi ve erkek tamamlanır. Yani evlilik, iki vücudun, iki kalbin, iki ruhun ve daha doğrusu
iki kişiliğin birleşmesidir.Evlilikte mutluluğu oluşturan öğeler bellidir. Biz de bu çalışmamızda,
mutlu bir yuva kurabilmek için bireylere düşen görevleri göstermeye çalıştık. Ailede mutluluk ve
cinsel eğitim, hemen her bireyi ve her aileyi ilgilendiren temel konulardan biridir. Dünya üzerinde
her canlı en azından neslini devam ettirebilmek için kendi türlerine has bir cinsel yaşam
içerisindedirler. Öyle ise cinsel yaşam hayatın ta kendisidir diyebiliriz.

Cinsel Uyumsuzluk ve Aile Kavgaları :

Karı koca, birbirlerini oldukları gibi kabul edeceklerine, kendi hayallerinde canlandırdıkları kalıba
uydurmaya çalışmaktadırlar. Onlara göre, kadın dediğin şöyle olur veya koca dediğin böyle olur
gibi düşünceler, aile mutluluğunu engelleyen sebeplerden birisidir. Çocuklukta alınan yanlış
eğitim veya gerekli doğru eğitimin alınamaması. Meşru cinsel ilişkinin ayıp sayılması gibi.
Meşru, yani yasal normal ve de görev olan cinsel ilişkiyi eş, ayıp duygusuyla karşılayabilir. Belki
de çoğu zaman bu konuda mutlu olabilmek için gerekli olan rahatlığı kendisinde bulamaz.

Çocukluğundan beri (özellikle kadınlarda) hafızalarda cinsel ilişkinin kötü, adî, aşağı bir iş olarak
yer etmesi, kadını cinsel ilişkiden soğutur. Böylelikle hem kadın cinsel ilişkiden soğuktur,
mutsuzdur. Hem de eşini tatmin edemez. Gerek kendisi ve gerekse eşi, cinsel tatminsizliğin
sonunda görülen sinir gerginliği, kavgacılık, tembellik gibi durumlarla karşılaşır.

Dünya tarihi incelenirse görülür ki cinsel tatminsizlik, pekçok psiko-sosyal problemlerin
temelinde genellikle bulunagelmiştir. Cinsel tatminsizlik, türlü problemlerin odağındaki rolünü
çağlar boyu sürdürmüştür.

KAYNAK: Asım UYSAL, "Evlilik ve Cinsel Hayat", Uysal Yayınevi, İstanbul

Cinsel Anlaşma (Cinsel Uyum)

Anlaşma, bir düşünce ve duygu alışverişi olduğuna göre, karşılıklı yapıldığını varsaymak gerekir; yani anlaşabilmek için iki tarafın da aktif olarak bu eyleme katılması zorunludur. Bu karşılıklı alışveriş çerçevesinde, cinsel birleşmenin bir anlaşma biçimi olarak ayrı ve önemli bir yeri vardır.

Çoğu insan, anlaşmanın yalnızca sözcüklere bağlı olduğunu düşünür. Zaten genellikle de üzerinde durulan, sözlü ya da yazılı anlaşmadır. Cinsel anlaşma, cinsel ilişkilere özgü mahremiyetten dolayı büyük ölçüde gözardı edilir. Cinselliğin doğallığı ve has cinsel arzunun herkes için geçerli olması, insanların cinselliğe özel olarak eğilmelerini gereksiz kılmıştır. Onun için cinsel birleşme, hala bir insanın başka bir insanla duygusal bir bağ içinde bulunduğunu ifade eden basit fiziksel bir eylem olarak görülmektedir. Birçok eş, ancak rastlantısal olarak cinsel birleşmenin gerçek anlamını kavrayabilmişdir. Bunların duygusal bağları, paylaştıkları cinsel eylemin, gerçek mahremiyetini algılamalarını mümkün kılacak düzeydedir. Bu şanslı insanlar, çözümlenmesi ya da açıklanması mümkün olmamakla birlikte, eşsiz olduğu hemen farkedilen bir anlaşma düzeyine geldiklerinin bilincindedir. Ancak bu kimseler geneli oluşturmazlar, istisnadırlar. Çoğu insanın cinsellik aracılığıyla anlaşma sanatını özel olarak geliştirmesi gerekir.

Doğru dürüst bir cinsel iletişim kurma yeteneği ile normal bir insan arasına dikilen büyük engel, toplumlarda fiziksel temasa karşı uygulanan katı yasaktır. Daha çocukken, insanlar cinsel temas konusunda kendiliğinden, doğal ve teklifsiz olmamayı öğrenirler. Toplumsal olarak kabul gören fiziksel temas biçimleri, el sıkışma örneğinde olduğu gibi, kasıtlı olarak törenselleştirilmişler; böylece formal bir kalıba sokularak her türlü duygusallıktan arındırılmışlardır.

Eşlerin birbirine rahatlıkla izin verdiği vücut temasları, yabancılar arasında fiziksel saldırı olarak algılanır. Oysa küçük bir çocuk düşünüldüğünde, onun teması ve sarılmasındaki temel doğallık gözden kaçacak gibi değildir. Yaşamın ilk yıllarında hakim olan dil, vücut dilidir. Çocuk, sıcak bir kucaklama ile sert bir tokatın ilettiği anlamları kolayca birbirinden ayırabilir, Ne var ki, büyüdükçe içgüdüsel olarak vücut temasından kaçınmayı ve diğer insanlarla arasında hep bir mesafe tutmayı öğrenir. Aslında toplum içinde "uygun" yaşamanın kuralı bu olduğu halde, birey aşık olacak ve cinselliğini ifade edecek yaşa geldiğinde, kurtulması gereken bir sürü sınırlamalar oluşmuştur. Herşeyin ötesinde, o zamana kadar kendine yasakladığı ve bir tehdit olarak algıladığı fiziksel mahremiyeti, şimdi sevinerek benimsemesi gerekmektedir. Karşısındaki eşin hevesliliği ile kendi sinirliliği de işe karışınca, cinsel deneyin oldukça sevimsiz ve doyuruculuktan uzak gelişmesi, beklenebilecek bir sonuç olur. Bu durumda eşlerin, cinsel birleşmeden bekledikleri tek sonucun, orgazm olması şaşırtıcı gelmemelidir.

Sevişme, cinsel boşalımın en alt düzeyde kaldığı mekanik bir eylem haline gelmiştir. Mahremiyet ve paylaşma duygusu, gönülden vermek arzusu gibi sıcak duyumlar bu ilişki içinde ortaya çıkmazlar. Böyle bir ilişkide, kadının seksten hoşlanmadığı yolunda yanlış ama görünürde haklı bir düşünceye kapılabilen erkeklerin kolayca bencilleşmesi ve cinselliği kendi hakları olarak görmesi çok olasıdır. Eşsiz bir iletişim ya da anlaşma yolu olması gereken seks, bu durumda sinirli ve bencil bir erkeğin kadından talep ettiği bir görev haline gelir. Ayrıca seks konusunda sürekli olarak tetikte olmayı öğrenmiş bir kızın, evlilikle birlikte bu olaya alışıncaya kadar duyacağı aşırı endişe duygusundan dolayı cinsel temasın tadına varamayacağı açıktır.

Tam bir cinsel anlaşmanın kurulabilmesi için her iki eşte de birbirine karşı tam bir güven duygusunun gelişmesi gerekir. Aşkın temelinin güven olduğu bir gerçektir. Gündelik ya da duygusal bunalımlarda eşinin kurtarıcı olacağını bilmek nasıl insanı rahatlatan bir duyguysa, cinsel ilişkide nazik ve açık olacağına güvenmek de o kadar huzur verici ve önemli bir duygudur. Ancak bu güven duygusu sayesinde sevmek ve sevilmek duyguları gerçeklik kazanabilir.

Bir ilişki içinde sevginin bilincine varmanın yolu elbette tek değildir. Ancak cinsel birleşme sırasında çiftler arasında sözsüz bir anlaşmanın yeşermesi çok olasıdır. Bu şekilde, aşk, elle tutulur bir bağ haline gelir; eşlerin hareketleri, kucaklamaları ve sevişme teknikleri kendiliğindenlik kazanır. Böylece herhangi bir beceriksizlik ya da yalnızlık sorunu da ortadan kalkmış olur. Her eş, diğerine herhangi bir kayıt olmaksızın kendini verebileceği için, cinsel uyumun özü olan "tek vücut haline gelme" duygusu bütün yoğunluğuyla ilişkiye hakim olur.

Bazı insanlar, bu uyum duygusuna fazla bir çaba harcamadan ulaşabilir. Karşılıklı anlayışları sayesinde aralarındaki her türlü fiziksel pürüz sorun haline gelmeden çözülmüştür. Ama başka bazı çiftler ise, böyle bir yakınlığın ne farkına ne de tadına varabilir. Ancak bu ilişkilerin mutlaka başarısız ve mutsuz olduğunu düşünmek yanlış olur. Çünkü günümüzde hala seksi, tamamen fiziksel bir eylem olarak gören insanlar bulunmaktadır. Dolayısıyla, bir çiftin birbirini sevmesi, günlük hareket ve düşüncelerinde pürüzsüz bir anlaşma içinde olması, ancak yine de seksi yalnızca bir fiziksel doyum kaynağı olarak görmesi mümkündür. Bu bakış açısını her iki eş de paylaştığı sürece, cinsel birleşmede başka bir anlam aramalarına da gerçekten gerek olmayabilir. Aslında, ruhsal anlaşma kadar derin ve anlamlı olmamakla birlikte bu da bir tür anlaşma ya da iletişim tiirüdür. Oysa eşler arasında sorun, aralarındaki iletişimsizliği farketmeleriyle başlar. Yoğun ruhsal ya da karşılıklı fiziksel bir anlaşmadan yoksun olan seks, ister istemez soğuk olacaktır. Herhangi bir hayranlık ya da kapılma duygusu veya karşısındakiyle "tek vücut haline gelme" gibi heyecanlar bu ilişkide söz konusu değildir. Duyarlı bir eş, daha cinsel ilişkinin başlangıç aşamasında eşinin isteklerini tespit edebilir. Normal olarak bir insan, eşini memnun etmek isteyecek ve bunu yapabilmek için, onu özel olarak neyin sevindirdiğini, neyin tatmin ettiğini öğrenmeye çalışacaktır. Eşlerin birbirlerini keşfetmesi ancak böyle mümkün olabilir.

Eşlerin ilk tespit ettikleri doyurucu yönteme takılıp kalma tehlikesi her zaman için vardır. Oysa aynı yöntemin sürekli tekrarı eşlerin heves ve uyanıklığını körelterek, onları bir can sıkıntısı ve yeknesaklık devresine sokacaktır. Bu da aralarındaki iletişimi tıkayacak en önemli nedendir. Böyle bir gelişmeyi önleyebilmek için herşeyden önce çiftlerin, anlaşma için iki insanın aktif katkılarının gerektiğini görmesi gerekir. İletişim, karşılıklı bir süreçtir, bir duygu alışverişidir. Dolayısıyla her iki taraf da bencilliği ve tembelliği bir tarafa bırakmalıdır. Bu tutum ayrıca yeknesaklığa düşmemenin de ön koşuludur. Başarılı bir cinsel ve ruhsal iletişim için, eşlerin araştırıcı ve yenilikçi bir yaklaşımı sürekli korumaları gereklidir.

Çoğu insan için cinsel anlaşma, tüm bir ilişkinin ödüllendiği doruktur. Aralarında kurulan güven ve aşk ilişkisi, bu cinsel ve ruhsal birleşme anında adeta kristalleşir. Oysa bazı insanlar bu gelişmenin tam tersini savunmaktadır ve cinsel anlaşmanın tam önemini vurgulaması açısından birtakım insanların böyle bir deneyi yaşamış olmaları son derece ilginçtir. Bunlara göre, cinsel anlaşma, gelişmiş bir ilişkinin anahtarıdır. Cinsel iletişimin getirdiği teslimiyet ve sevinç duygusu, karşılıklı güven ve sevgi duygusunu geliştirmelerini sağlayacaktır. Aşık olduğu ve sürekli bir cinsel ilişki içine girdiği zaman, bir insanın aradığı şey anlaşmadır; zaten "ideal eş"i bulma arzusunun gerisinde yatan motif, bu yakınlık ve temas arayışıdır. İnsanlar bu yakınlığın ancak cinsel birleşmede tam anlamıyla yaşanabileceğini de ayrıca bilirler. Bu yüzdendir ki, seks, basit fiziksel bir güdünün tatmininden çok ötede bir deneydir. İnsanların yalnız ve yalıtılmış olarak değil, tersine kendilerini, sevdikleri biriyle paylaştıklarında daha mutlu olduklarını gösteren bir kanıttır.

Evlilikte Cinsel Yaşam

Ömür boyu sürecek sağlıklı bir evlilikte cinsel hayat büyük rol oynar. Cinsel ilişki, devam eden sağlıklı bir evliliğin en önemli bölümünü oluşturur. Karşılıklı olarak tatmin edici bir cinsel ilişki kendiliğinden otomatik bir şekilde olmaz. Emek ister. Kişiliğin diğer özellikleri gibi her bir eşin cinselliği de kişiye özgüdür. Her bir eş cinselliğe yaklaşırken diğer eşe saygılı ve anlayışlı olmalıdır. Cinsellik ve evliliğin diğer bölümleri birbiriyle ilişkilidir ve birbirini etkileyebilir. Niçin evleniriz ;Temelde hepimiz başka insanlarla iletişim kurmayı arzu ederiz. Olgunlaştıkça da bu his bizi yakından ve derinden sevecek bir kişiyi özleyip, aramaya iter. Almakta vermekte sevginin olmazsa olmaz bölümleridir. Biri olmadan öteki pek uzun ömürlü olmaz. Evlenmenin temel nedenlerinden bir tanesi beraberlik,birine sahip olmak ve birine ait olmak duygusu, bundan doğan yakınlık, can yoldaşlığı, istenmek, anlaşılmak, çocuk sahibi olmak, kendi düzenini kurmaktır. Bunlar vazgeçilmez duygusal öğelerdir. Yine bunlar cinselliği yalnızca fiziksel yönden değil, ruhsal yönden de tamamlar.

Özellikle kadınlar yıllar yılı evlenmeyi ve cinsel ilişkide bulunmayı dört gözle beklerler. Daha çocukluklarından beri her türlü yaşam sorununun evlenince çözümleneceğine inanırlar, ama beraberlik güzel duyguların yanı sıra birçok sorumluluğu ve sıkıntıyı da beraberinde getirir. Evlilik kişilerin bundan sonraki yaşamlarında beraberce kullanacakları sınırlı bir kredidir. Bunu ilk günden tüketebilir ve ya mantık, saygı ve sevgi doğrultusunda bir ömür boyu mutlu olarak kullanabilirsiniz. Cinsellikte bu beraberliğin vazgeçilmez bir parçası ve tamamlayıcısıdır.

Beraberlikte ilk cinsel ilişkinin kusursuz geçmesi gerektiğine inanmışızdır. Oysa bu inancın tam tersine ilk gece gerginlik ve korku içinde geçer. Yeni beraber olan çiftlerin ilk gecelerini birtakım olumsuz duygular içinde olduklarını ve korkularını gizlemek istemeleri de gerginlik ve baskıları daha da arttırır.

Yetersiz cinsel eğitim, daha önceden bilinmeyen ama evlilik süresinde ortaya çıkan çeşitli sağlık sorunları zaten var olan ekonomik sorunlara, toplumsal baskılara ve olumsuzluklara eklenirse cinselliği yok etmeye başlar. Bu yüzden evlilik öncesi bazı hazırlıkları yapmak kişilerin bu olabilecek negatifliklerden uzaklaştırır.

Bunlar nelerdir ;

En önemlisi her iki tarafın evlilik öncesi muayeneye gitmeleridir Erkeğin ve kadının cinsel bir anormalliği yani sağlıklı bir cinsel yaşantıyı engelliyecek problemleri var mı, varsa ve mümkünse bunun düzeltilmesi.

Herhangi bir bulaşıcı hastalık var mı ( sarılık, cinsel yolla geçen bir hastalık, aids ve bu gibi ) varsa gerekli önlemleri alınıp, tedavi edilmesi.

İleride sorun olabilecek herhangi bir sağlık problemi var mı. ( Gizli şeker, kalp hastalığı, hormonal bozukluk gibi )

Bebek sahibi olmayı engelliyecek bir sebep var mı ? Erkeklerde evlenmeden önce sperm sayımı yaptırılması, kadında yumurtalıkların ve hormonal düzenin kontrol edilmesi.

Gebelik esnasında sorun yaratabilecek kan uyuşmazlığı, kadında toksoplasma( çiğ etten geçip kırsal alanlarda yaygın bir enfeksiyondur ) gibi gebeliğin ileri ki aylarında bebeğin ölümüne sebep verebilecek bir enfeksiyonun var olup olmadığının araştırılması gerekir.

Kan uyuşmazlığı kan grubu ile değil kanınızda ki Rh faktörü ile ilgilidir.

Yalnızca kadının Rh negatif, erkeğin ise Rh pozitif olduğu durumlarda oluşabilir.

Kadın Rh pozitif, erkek Rh negatif uyuşmazlık yok

Kadın Rh negatif, erkek Rh negatif uyuşmazlık yok

Kadın Rh pozitif , erkek Rh pozitif uyuşmazlık yok

Kan uyuşmazlığının varlığının bilinmesi gebelik öncesinde veya gebeliğin başlangıcında gerekli tedbirlerin alınarak ortaya çıkabilecek rahatsız edici durumları engeller.

Çiftlerin ailelerinde ve ya kendilerinde kalıtsal ( doğumla geçen ) bir hastalık ve ya anormallik var mı varsa bunların derecelerinin araştırılması , değerlendirilmesi eğer riziko payı varsa oluşacak gebeliklerin titizlikle takip edilmesi gerekir.

Özellikle akraba evliliklerinde genetik danışmanın alınması ( bunu hekiminizin tavsiye ettiği bir yerde ve ya hastanelerin genetik bölümlerinde yaptırabilirsiniz )

Akraba evliliklerinde sakat çocuk olmasının nedeni basit olarak şöyle izah edilebilir;

Her insanın yapısında var olan ama bulunduğu şekli ile kişide ciddi rahatsızlıklar yaratmayan birtakım anormallikler vardır ( teknik olarak herkesin genetik şifresinde ki bazı yerlerde zararsız bozukluklar vardır ) aynı sülaleden gelen kişilerde bu bozuklukların aynı yerlerde olma olasılığı fazladır. Doğacak bebeğin yapısını oluşturacak formülün yarısını anneden yarısını da babadan alacağı için aynı kökenden gelen kişilerin her ikisinin de vereceği formülde aynı yerde bozukluk olma olasılığı yüksektir. Ve böyle bir bozukluk olursa verilen şifrede aynı yerde bozukluk olacağı için ciddi sakatlıklar görülecektir.

Teknik olarak her iki taraftan gelecek genetik şifre bozukluklarının aynı yerde ise çocukta o basamaktaki gen tamamen bozuk olacaktır.

Evlilik öncesi cinsel eğitim ve danışma almak oluşabilecek korku ve yanlışlıkları ve bunların getirebileceği cinsel isteksizlikleri ve problemleri ortadan kaldıracaktır.

Unutmayınız ki yaşanan her şey iz bırakır.

Evli çiftlere bir önerimizde birbirlerini iyice tanıyana kadar çocuk sahibi olmamaları. Bunun içinde bir hekime danışarak en uygun doğum kontrol yöntemini cinsel hayatlarına başlamadan önce uygulamalarıdır. Gebe kalma korkusu altında kadın rahat bir cinsellik yaşayamaz.

Sonuç olarak yukarıda saydığımız olumsuzlukların var olması birbirini seven iki insanın bir araya gelmesi için engel teşkil etmeyebilir. Bunların önceden bilinmesi eğer mümkünse gerekli tedavilerin yapılması ve tedbirlerin alınması faydalıdır.

Bilinmeden evlilik sırasında ortaya çıkması ve ya getirebileceği tamiri mümkün olmayan sonuçlar büyük hayal kırıklıkları, olumsuzluklara hatta ilişkinin bitmesine neden olur.

Bu gibi rahatsız edici olaylarla karşılaşmamak için önerilerimize uymanızı ve hekim kontrolünde sağlıklı bir cinselliğe adım atmanızı öneririz.

Geç Boşalma (Gecikmiş Ejekülasyon)

Erkeğin cinsel etkinlikleri sırasında hiç boşalamaması veya geç boşalması durumuna "Ketlenmiş boşalma" ya da "Geç boşalma" diyoruz. Erkek cinsel işlev bozuklukları içinde en nadir görülen bozukluktur. Hiçbir zaman boşalma olmuyorsa, aksaklığın bedensel bir nedenden kaynaklanma olasılığı çok yüksektir ve bir üroloji uzmanı tarafından incelenmesi gereklidir. Bu problemi olan erkeklerin genellikle ereksiyon kusuru veya cinsel isteksizlik problemleri yoktur. Dolayısıyla problemleri direkt olarak sertleşme sorunu ile alakalı değildir.

Geç boşalma, çeşitli biçimlerde görülebilir.

Bedensel gelişimde gecikme söz konusu değildir, cinsel organların yapısı ve işlevi normaldir. Ergenlik dönemine girilmiş, ses kalınlaşmış, erkek tipi kıllanma başlamış, uykuda gece boşalmaları olmaktadır. Ergen masturbasyon yapmayı denediğinde çok uzun sürede boşalır veya hiç boşalamaz.

Genellikle bu kişiler alışılmış masturbasyon biçimlerini kullanmazlar, yani ellerini hareket ettirerek, penislerini uyarmazlar. Bazen yalnızca bedenleri özel bir durumda iken, örneğin yüzüstü yatarken, boşalacak kadar uyarılabildiklerini söylerler. Sıklıkla ellerini kullanmadan sürtünme hareketi ile boşalabilirler. Ancak alışılmış şekilde, ellerini kullanarak masturbasyon yaptıklarında boşalma oluşmaz. Genellikle eşli cinsel etkinliklere girişmekte çekingendirler, eğer eşiyle ile giyinik veya yarı giyinik sevişmeleri olduysa, bunlarda penis sertleşmiş ,ancak boşalma olmamıştır. Bu tarz sevişmelerde erkeğin boşalması zaten istenen ve beklenen bir durum olmadığı için sorun oluşturmaz. Bu durumdaki gençlerin sorunu, ön değerlendirme sonrasında, uygun masturbasyon tekniklerinin öğretildiği, birkaç cinsel tedavi oturumu ile, kısa sürede tamamen düzelir.

Geç boşalmanın daha sık görülen biçiminde, erkeğin tek başına iken yaptığı masturbasyon sırasında sorunu yoktur. Başkalarına göre biraz daha uzun sürede olsa da, masturbasyon genellikle boşalma ile sonlanır. Burada temel bozukluk, eşli cinsel etkinliklerde boşalmanın olmaması veya çok geç olmasıdır.

Bu cinsel işlev bozukluğu birçok farklı tipte ortaya çıkabilir. Bazıları kadınların yanında, hiçbir şekilde boşalamaz, kadının varlığında masturbasyonla da boşalamaz. Bazıları kadınlarla sevişme sırasında geç de olsa boşalabilirken, cinsel birleşme sırasında hiçbir zaman boşalamaz.

Bu hafif tipteki geç boşalma durumu, özellikle çocuk isteyen çiftler için önemli bir sorun oluşturur. Geç boşalmanın daha hafif bir tipinde ise, erkek eşli cinsel etkinliklerde, cinsel birleşme sırasında da bazen veya her zaman boşalabilmekte, fakat bu çok uzun sürmektedir. Geç boşalmanın şiddetine göre değişerek, 30-90 dakikaya kadar uzayabilen cinsel birleşmeler ise eşler için fiziksel açıdan ve zaman olarak sorun yaratabilmektedir. Bu seyrek görülen sorunun cinsel tedavisi de, diğer cinsel işlev bozukluklarına göre daha karmaşıktır ve daha uzun sürer. Birçok cinsel işlev bozukluğu, düzenli bir cinsel eşi olmayan erkeklerde de başarıyla tedavi edilebilir.

Ancak geç boşalma durumunda, sorun cinsel eşin varlığında ortaya çıktığı için, cinsel tedavi için de düzenli bir cinsel yaşamın mümkün olduğu bir eş zorunlu olmaktadır. Cinsel tedavinin süresi, geç boşalmanın şiddetine göre 4-8 aya kadar uzayabilmektedir.

Seyrek görülen bir cinsel işlev bozukluğu olduğu için, az sayıda tedavi çalışması vardır, tedavi başarısı diğer cinsel sorunlar kadar yüksek değildir. Bu nedenle cinsel tedavinin, deneyimli bir uzman tarafından yürütülmesi gereklidir.

Erkekte Ejekulasyon, Boşalma Nasıl Olur? Fizyolojisi Nedir?

Boşalma birikme ve atılma olarak iki bölümde gerçekleşir. Birikme döneminde penisin kök kısmında meni birikir ve orgazmın yaklaştığı hisleri duyulur. Atılma döneminde penisin kökünde yer alan çizgili ve bulber kasları kasılır ve büyük zevk veren orgazmdan sorumludur. Maalesef, bu ikinci (atılma) dönemi istemli (kontrolümüzde olan) sinir sisteminin kontrolündedir. Böylece bir erkek ejakulasyonu engelleyebilir. Bilinçli ve bilinç altı düşünceler bu olayı etkiler. Bu durumun oluşmasında fazla stresin de rolü göz ardı edilmemelidir. Adalelerini kasılmış olarak tutmak için sürekli gergin hisseden bir erkek aynı zamanda penis kökündeki adaleleri de kontrol etmek için çok gayret etmektedir ve genel olarak rahatlamak, gevşemek için uygun bir yol bulunması gerekmektedir.

Fiziksel sebepler arasında şeker hastalığı, sinir hasarı, prostat hastalığı, idrar yolu daralması, Boşalma zorlukları olabilir ve bu durum tıbbi tedavi gerektirir. Bazı ilaçlar örneğin: beta blockerlar ve bazı anti-depresanlar boşalmaya engel olabilir.

Erkekte Geç Boşalma İle İlgili Merak Edilenler;

İki tür erkekte geç boşalma problemi sıklıkla görülebilir:

Geç boşalma suçluluk duygusu içinde veya başka güçlü duygularla cinsel ilişkiye başlayanlarda olabilir.
Daha çok yaşlılarda görülen "geç boşalma" ise kendiliğinden seks yapma isteğinin azaldığı ve sertleşme için daha çok fiziksel uyarılma gereken durumlar olabilir.

Boşalma sorunu yaşayan çoğu erkekte biyolojik olarak sorun yoktur. Ancak kadınla birlikteyken boşalamayan erkekte cinsel teknik ve davranış problemleri birlikte bulunabilir. Örneğin çoğu erkek seks yapmayı masturbasyon ile öğrenir.

Masturbasyon ile orgazm olmak için harcanan süre iki kişinin cinsel ilişki için harcadığı süreden çok çok kısadır. Ayrıca penise gelen uyarı daha hızlı ve yoğundur. Dolayısıyla bu erkekler seks yapmaya başladıklarında hisler yeterince uyarıcı veya yoğun olarak algılanmayabilir.

Böyle bir problemin çözümü ön sevişme döneminde erotizmi arttırmakla mümkündür. Bu yardımcı olmazsa ve karşı cinsle ilişkileri zayıfsa (anne veya sevgili) içinde olduğu gerginlik Boşalma refleksini engelliyor olabilir. Bu durumda partnerinizi rahatlatmaya yönelik bir oyun havasında uygulayacağınız bir fiziksel terapi yardımcı olacaktır: Partnerinizden sizin yanınızda mastürbasyon yapmasını isteyin, ve bunu bir oyun gibi eğlenceli olmasını sağlayın. Bir sonraki sefer mastürbasyon sırasında sizden biraz yardım almasını isteyin. Daha sonra, vajinanın içine boşalmasını deneyin. Bu durum başarılı bir şekilde sonuçlanırsa, partnerinize bunun normal gidişatta bir cinsel ilişki olduğunu ve Sizin istediğiniz şekilde boşalmanın gerçekleştiğini hatırlatın. Bazen erkeğe fantazilerinden bahsettirmek veya güçlü erotik cümleler veya görüntüler yardımcı olabilir. Bu uygulamaların sırasında partnerin seks, kadınlar hakkında düşündüklerini anlattırmak tedaviye yardımcı olur. Dini kökenli baskılar var mı? Kadının adet kanamaları, vücut kokusu kendisini etkiliyor mu? Gibi faktörlerin geç boşalmaya sebep olması mümkündür.

Geç boşalan erkeklerin derin kaygıları olabilir. Kendilerini rahat bırakmaktan, kontrolü kaybetmekten korkuyor olabilirler.Bu durumda erkeğin kendini gevşetme ve rahat bırakma egzersizlerini denemesi de yardımcı olabilir.

Yukarıdaki yöntemlerle çözülemeyen durumlarda birkaç hafta beraberce terapi seanslarına katılmak gerekli olabilir. Uzman kişilerce yürütülen bu terapilerde bazı teknikler öğretilerek Boşalma temin edilebilir. Doktorunuz size yardımcı olacak tavsiyelerde bulunacak, bazı hallerde de psikoterapi önerecektir.

Mastürbasyon - İstimna - El İle Doyum

Masturbasyon, el ile tatmin denen bu olay, kişinin cinsel organı ile oynamak suretiyle doyuma gitmesidir. Bu adet genellikle 13-15 yaşlarındaki erkek ve kızlarda görülür. Değişik sebeplerle bu yaşın üzerindekilerde daha az görüldüğü ileri sürülmektedir.

Cinsel organın el veye ne olursa olsun, herhangi bir cisme sürtünmesi veya göğüslerinde yahut göğüs uçlarında ve diğer cinsel bölgelerde sıkıştırma ve benzeri baskılarlayapılan bir uygulamadır. Maksat orgazm olmaktır.

İslam alimlerinin bazıları evlilik dışı her türlü cinsel doyumu haram saymışlardır. Delil olarak da şu ayetleri göstermişlerdir:

"Ve onlar ki, iffetlerini korurlar; Ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (câriyeleri) hariç. (Bunlarla ilişkilerden dolayı) kınanmış değillerdir. Şu halde, kim bunun ötesine gitmek isterse, işte bunlar, haddi aşan kimselerdir." (Müminun Suresi : 5-7)

"Ancak eşlerine ve cariyelerine karşı müstesna; çünkü onlar kınanmaz; Bundan öteye (geçmek) isteyenler ise, onlar taşkınların ta kendileridir." (Mearic Suresi 30-31)

İslam alimlerinin çoğunluğu, buradaki aşırı gitmeden, evlilik dışında başka bir kadınla birleşmeyi anlamışlar ve elle doyumu bu birinci derece haramlar arasında saymamışlardır.

Allah Resulu şöyle buyurur:

"Cinsel organıyla oynayan bir millete Allah azab etmiştir."

"Elini nikahlayan mel'undur"

"Elle boşalan lanetlidir"

Bu hadis-i şerif kesin bir hükümle, masturbasyon olayını yasaklamaktadır. Ancak İslam alimlerinden bazıları bu hadisin, sahih hadis kitaplarına girecek kadar sağlam senetli olmadığı için, helal-haram bağlamında delil olamayacağını savunurlar. Bazı Hanefi ve Hanbeli alimleri eşi olmayan birinin, alışkanlık haline getirmemek şartıyla bu sıkıntısını giderebileceği görüşündedirler. Ancak bu sadece bir zaruret kapısıdır. Zina tehklikesine düşmemek ve çok fazla zihni meşgul etmemek içindir.

Asıl olarak helal değildir. Bunu hiçbir İslam alimi savunmamıştır. İki tercih arasında kalan bir müslüman zararı daha az olanı tercih etmelidir.

Bu bir fıkıh kuralıdır. Eğer bir müslüman, zina yapabilecek kadar kontrolünü kaybetmişse, daha hafif olan bu yolu tercih eder ve zina tehlikesinden kendisini kurtarır.

Bu konudaki görüşler:

* Keyfi olarak şehvetini gidermek için el ile menisini getirmek haramdır. Ancak şehveti kendisine galebe çalıp da karısı veya cariyesi bulunmazsa, şehvetini teskin için bunu yaptığında günahkar olmayacağı umulur.(İbni Abidin)
* Böyle bir kimse zina edeceğinden korkarsa, el ile meni getirerek şehvetini teskin etmesi vacip olur. (Ebu Leys)
* Şehveti galebe çalar da, onu teskin için yaparsa cezalanmaması umulur.(Fethu'l-Kadir)
* Şafi ve Maliki mezhebine göre zevcenin elinde mastürbasyon etmesinde bir sakınca yoktur. (Mürşit 4, İlmihal)

Çok az fıkıh aleminin kadınlar konusunda bu konuya değindiği genellikle erkeklerle ilgili bu konunun ele alındığı, bu konuya değinenlerden Mücahid şöyle demiştir:

"Bundan önce geçmiş olanlar genç erkeklerin istimnadan uzak kalmalarını emrederdi.. bu konuda kadının durumu ile erkeğin durumu arasında fark yoktur".

Masturbasyon'un İslami hükmü konusunda mezhepler arasında bazı farklılıklar vardır.

* Hanefi, Şafii ve Maliki mezhebine göre masturbasyon:

o İmam Mâlik; "onlar eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten korurlar; doğrusu bunlar yerilemezler. Bu sınırları aşmak isteyenler; doğrusu bunlar aşırı gidenlerdir" âyetine dayanarak, bu fiilin sınırı aşmaya dahil ve haram olduğunu ileri sürmüştür.
o Mezkür fiil İmam Şâfiî'nin son içtihadına göre haramdır.
o >Hanefîlere göre tahrimen mekruhtur; ancak "yapmadığı takdirde zinâya düşeceğinden korkan bir gencin affedileceği umulur." denilmiştir. alışkanlık yaptığı ve sıhhati bozduğu takdirde yasak fiiller arasında gireceği şüphesizdir.

* Hanbeli mezhebine göre ise, "meni, vücudun dışarı atmaya muhtaç olduğu birşeydir; onu eliyle atan, kan aldıran gibidir ve caizdir." Ancak Hanbelî fukahâsı bunu "zinâya düşme tehlikesi ve evlenme imkânından mahrum bulunma" şartlarına bağlamışlardır. zina korkusu olduğu zaman mübah olur, değilse haramdır.

Bu şartlar gözönünde bulundurulacak olursa, elle boşalmanın hükmünü herkes vicdanında daha iyi verebilir. ancak insan fıtratı bunu hoş karşılamaz: yaptıktan sonra pişmanlık duygusu gelen bir fiilin kesin olarak helalliğine hiçbir müslüman inanmaz ve bu yolu çözüm olarak göremez. Haramlar bellidir.

Helaller bellidir. İkisi arasında şüpheli şeyler vardır. En güzeli bunlardan uzak durmaktır. Niteki tıp otoriteleride aşırı alışkanlık haline getirilen masturbasyonun ruhi ve fizyolojik zararlarını ortaya koymaktadır.

Hafta'da bir defayı aşan istimnanın yol açtığı zararlar hakkında doktorlar şunları söylemektedir:

o Bez ve sinirler üzerinde bitkinlik meydana getirir. Çalışan unsurlar iltihaba uğrar ve yavaş yavaş mahvolur.
o Alışkanlık kazanıldıktan sonra terk edilmesi zordur. Bu yüzden bu kimseler evlenemezler. Evlenmiş olsalar bile bu fena alış kanlığa devam ederek devam ederek boş yere sinirleri yorarlar.
o Tenasüli Nervasteni (Sinir Yorgunluğu) oluşur.
o Tenasüli nervasteni genel nervasteni ile karışır:
+ Hafıza ciddi şekilde zayıflar
+ Vücut ne bedeni ne de fikri görev yapamaz hale gelir.
+ Şiddetli başağrıları, uykusuzluk,çarpıntı, iştahsızlık vücudu edeta yıkar, kuvvetten düşürür, zayıflatır.

Masturbasyon (El ile Boşalma), Sebebleri ve Zararları

El ile boşalma, aslında bekarlık döneminde bile zarurî görülemeyecek bir işlemdir. Çünkü Yüce Allah, insanda atılmayan veya atılamayan fazla birikimleri giderecek bir düzen yaratmıştır. Gerektiğinde, bu düzen (rüyalanmak) devreye girmekte, insanı rahatlatmakta ve zarar görmekten kurtarmaktadır. Diğer meşru yol ise evliliktir.

Mastürbasyon Haram mıdır?

1- Kocasının karısı eliyle veya kadının kocasının yardımıyla boşalması helaldir.(İhya Terc. Ali Aslan, 3/420. İbn-i Abidin, 4/27.)
2- Kadın veya erkek kişinin kendi eliyle boşalması ise müctehidlerimizin değerlendirmelerine göre şöyle açıklanabilir.
a- Mutlak haramdır,
b- Mubahdır,
c- Vacibtir.

Mutlak Haramdır Diyenler: Şafiî mezhebi müctehitleri mastürbasyonun mutlak haram olduğu görüşündedirler.

Mubahtır Diyenler; Kişinin eşi yoksa, evlenmeye de maddî gücü müsaid değilse zinaya düşmemek veya vücudundaki -rüyalanma yoluyla da atılamayan- zararlı birikimi gidermek için mastürbasyon yapması mubahtır.

Hanefî ve Hanbelî mezhebi müctehitleri bu görüştedir.

Vacibtir Diyenler: Eğer mastürbasyon yapmaksızın zinadan korunulamayacağına kanaat hasıl olursa, bu durumda yapılması vacib olur. Çünkü iki şerden daha az zararlı olanın tercihi İslamî bir kuraldır.

Bu durumda böyle yapan bir denklem kurmuş sayılır; kendisine ne sevap, ne de günah vardır; ne mükafat görür, ne de azaba uğratılır.

Esasen mastürbasyon, büyük günahlardan sayılmaz. Bir mukayese yapacak olursak mesela; yabancı kadınların bakılması haram olan yerlerine bakmak mastürbasyondan daha günah, yabancı kadınla kucaklaşıp öpüşmek ona bakmaktan daha çok günah, zina etmek ise onlardan çok büyük günahtır... Şu var ki, mastürbasyon küçük günahlardan sayılsa bile, özürsüz olarak sık sık tekrarlanıp devam ettiği takdirde -zararları büyüdüğü gibi günahları da büyüyerek gitgide büyük günahlara dahil olabilir. Zira küçük günahlar da ısrarla tekrarlanırsa, büyük günaha dönüşür. Yeri gelmişken, günde beş vakit namaz kılmanın, küçük günahların affına sebep olduğunu da hatırlatalım...

Oruçlu iken, oruçlu olduğunu bile bile mastürbasyon yapan kimse, inzal olup meni gelirse orucu bozulur; sadece gününe gün kazası gerekir. Bu durumda kefaret gerekmeyeceği gibi, mastürbasyon halinde inzal vaki olmamış yani şehvetle meni akmamışsa -"mezi"denilen ince sızıntı gelse bile- bununla oruç bozulmaz, gusül de gerekmez. Bunu alışkanlık haline getirmemişse fetva böyle ise de takva açısından bunları yapmamak daha uygundur.

Kadınların masturbasyonunun hükmü erkeklerin masturbasyonunun hükmü gibidir.
Yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere mastürbasyon mutlak haram olarak görülemeyeceği gibi, şartsız helal olarak da görülemez.

Mastürbasyon Sebepleri ve Zararları:
Erkeklerin hemen hemen hepsine yakın bir kısmı, kadınların da yarısı kadarı gençlik devrelerinde az çok bu işe başvururlar. Bu da en çok 14-20 yaşları arasında cereyan eder. Bir kısmı sadece cinsi baskının hafifletilmesi için arasıra seyrek olarak yapar. Bazısı da bir zevk vasıtası yaparak alışkanlık halinde, her fırsatta sık sık mastürbasyonu tekrarlar.

Mastürbasyon Sebeplerini Şöyle Özetleyebiliriz:
1- Normal cinsi münasebetten uzak kalmak,
2- Mastürbasyonu alışılmış bir zevk vasıtası haline getirmek ,
3- Cinsi münasebetten çeşitli sebeplerden dolayı nefret etmek,
4- Cinsi münasebetten yeteri kadar zevk alamamak, (evliler için),
5- Cinsi isteğin fazla artması,
6- Mastürbasyonu teşvik eden, şahısların tesirinde kalmak,
7- Açık-saçık manzaralar, şehveti tahrik edici söz ve yazılar,
8- Cinsel organlarında temizlik noksanlığıyla meydana gelen kaşınmalar,
9- Cinsi arzuların çocuklarda erken uyanması,
10- Bazı çocukların küçük yaşta merak ve görmesiyle cinsel organıyla oynamayı alışkanlık yapmaları... vs.

Zararlı Yönüne Gelince:
Seksolog ve hekimlerin bu konudaki görüşleri çeşitlidir. Bu görüşleri üç maddede toplayabiliriz:
1) Mastürbasyonun zararsız olduğunu savunanlar,
2) Zararlı olduğunu söyleyenler,
3) Çok zararlı olduğunu iddia edenler,

Bunların içinde, çoğunluğun kabul ettiği ve hakikate en uygun olanı ikinci görüştür. Şüphesiz ki, fazla mastürbasyonun ruhi, bedeni, cinsi, manevi...birçok zararları mevcuttur. Fakat, mastürbasyonun tamamen zararsız olduğunu ileri sürmek gerçeğe pek uzak olduğu gibi, onu son derece tehlikeli göstererek, gençleri korku ve karamsarlığa düşürmek de yersizdir. Mütehassısların bazıları, bir-iki haftada bir yapılan mastürbasyonun vücuda pek zararlı olmadığı görüşündedir. Şu kadar ki, bu durumdaki mastürbasyonun da uzun zaman devam etmesinin, zararlı olacağını bilmelidir. Hemen hemen bütün fikirler, aşırı mastürbasyonun gençleri tahrip edici bir illet olduğu noktasında toplanmaktadır.

Gerçekten gençlerin büyük derdi olan mastürbasyon, geniş açıdan ele alındığı zaman, bunun birçok yönleriyle zararlı bir illet olduğu görülür.

Acaba Mastürbasyon Kaç Günde Bir Yapılırsa Zararlıdır?

Buna verilecek cevap şudur: "...Bu, her insana göre değişir. Nasıl ki normal cinsi münasebetlerin sayısı da her insan için değişiktir. Bir kaide tespit etmek lazım gelirse şöyle söyleyebiliriz: Kendinizi çok bunalmış hissetmedikçe mastürbasyon yapmayınız. Sırf mastürbasyonun zevkini tatmak için, kendi kendinizi suni olarak tahrik eder ve iradenizi tam bir gevşekliğe uğrattıktan sonra masturbasyon yapmaya kalkışırsanız, işte o zaman ifrat yolunu tutmuşsunuz demektir"

Mastürbasyon ne kadar çok veya az yapılırsa, zarar nispeti de ona göre çok veya az olur. Yani "çoğu çok zarar, azı az zarar" demek uygun olur.

Halbuki ihtilam (uyku ve rüyada meni boşanması), dolan kabın taşması gibi fazla olan meninin kendiliğinden boşalmasıdır. Cinsel temastan uzak olanlar için, bu bir ihtiyaçtır ve bir mahzuru da yoktur. Mastürbasyon ise, zoraki bir boşalma olduğundan, ihtilamdan çok farklı ve zararlı bir özelliği vardır.

İlk gençlik devrelerinde ara-sıra yapılan mastürbasyonlar, psikolojik yönüyle normal sayılabilir. Fakat olgunluk çağında, alışkanlık halinde sık sık buna başvurmak, bir nev'i cinsi sapıklık konusuna girer.

Mastürbasyondan korunma çareleri de vardır. Bundan korunmanın en iyi çaresi, şehvet hislerini kontrol altına almaktır. Bunun için de ilmi, ameli, ailevi, manevi.. cihetten çeşitli önleme imkanları bulunabilir. Bununla beraber bu alışkanlığın tamamen, birden bırakılması pek kolay değildir, lakin, yavaş yavaş vazgeçilmesi daha kolay ve mümkündür. Şunu da önemle belirtelim ki, mastürbasyon ne kadar çok yapılırsa, bu arzu inadına körüklenir. Mastürbasyonun çok kötü bir özelliği de budur.

Yaygın olduğu yerler ise: Yatılı okullar, kışlalar, hastaneler, hapishaneler, iş kampları, gemi tayfalarında... bekar kalmış, boşanmış vb. kimseler arasındadır. Bu tatmin şekli, genellikle gençler arasında yaygın olmakla beraber, gençlik çağını arkada bırakmış birçok kimseler de bu illete bağımlıdır. Bir de, gençlerden yalnız ve avare kimseler için, bu illet pusuda hazırdır! Kadın-erkek karışıklığının mevcut olduğu, çeşitli genç kitleler arasında ve daha ziyade sıcak mevsimlerde mastürbasyon nisbeti daha çok yaygındır.

Bir hadiste: "Elini nikahlayan mel'undur" buyurulmuştur. Saîd b. Cübeyr'in rivayet ettiği bir hadiste: "Zekerleriyle oynayan bir ümmete Allah azab etmiştir", Ata'nın bir rivayetinde: "Elleri hamile olarak haşredilecek bir kavim duydum" bunların elleriyle mastürbasyon yapanlar olduğunu sanıyorum" demiştir.

Ayrıca Allah (c.c.), evlenme imkanı bulamayanların, imkan buluncaya kadar iffetlerini korumalarını emretmiş böyle bir yöntem uygulasınlar dememiştir. Rasulüllah Ef'endimiz de: "Gençler! İmkan bulanlarınız evlensin, çünkü bu, gözü ve iffeti daha iyi korur. Bunu yapamayan oruç tutsun, çünkü orucun bunu sağlayacak bir kamçısı vardır" buyurmuş ve bekarlara çare olarak orucu göstermiştir. Eğer mastürbasyon mubah olsaydı, çare olarak o gösterilirdi. Çünkü o daha kolay bir yoldur, denmiştir.

Ancak bu konudaki hadislerin bir kısmının zayıf oluşu sebebiyle, çoğunluğun haram görmesine karşılık, mastürbasyonu mahzursuz gören alimler de vardır.

Mesela Ahmed b. Hanbel bunu, tıpkı kan aldırmaya benzetmiş ve ihtiyaç duyulduğunda, vücuttaki fazlalıkları dışarı atmaktan ibaret olduğu için caiz olduğunu söylemiştir.

Hanefîlerce genel olarak haram görülmüş, ancak; kişi bekarsa, ya da hanımdan uzakta ise ve de şehvet kafasını aşırı meşgul ediyorsa, ya da zinaya düşme endişesi varsa ve bunu kendisini teskin için yaparsa bunda günah olmayacağı umulur. Ama zevlenmek ve şehvetlenmek için yaparsa günahkardır, denmiştir.

İmam-ı Şafiî önceki görüşünde caiz olduğunu söylerken, sonraki görüşünde haram olduğu kanaatına varmıştır.

Mesele Resulüllah'ın amcaoğlu İbn Abbas'a sorulduğunda:

"Zina yapmaktansa bu iyidir" cevabını vermiştir. Bütün bunlara göre; mastürbasyon genellikle hoş görülmemiş, fıtrata (normal yaratılışın gereğine) zıt bir eylem kabul edilmiş, cinsel sapma halini alması, psikolojik hastalık oluşturması gibi olumsuz yönleri hesaba katılarak, haram, ya da mekruhtur denmiştir. Ancak daha büyük zaarlara düşme endişesi olduğu yerde; "iki zarardan başka alternatif yoksa, küçük olan zarar tercih edilir", "zaruretler haram şeyleri mubah kılar" kurallarınca yapılması caiz görülmüş, hatta zina endişesi kesin ise, vacip bile olur denmiştir. Alışkanlık oluşturması ve zevk için yapılması ise ittifakla haramdır. Hanımının eli vs. azaları ile yapılması ise her halukarda caizdir, helaldir. (Dr. Faruk Beşer: Hanımlara Özel Fetvalar, Cilt 1, Seha Neşriyat)

Bu kötü adet, daha çok ergenlik çağına yeni girenlerle gençler arasında oldukça yaygındır. Baş sebebi ise, kadınların yarı çıplak kırıtarak, süs yerlerini teşhir ederek, erkeklerin iştihasını çekecek kıyafet ve davranışlar göstererek sokaklarda dolaşmalarıdır.

Kadınların bu tahrik edici halleri hemen birçok eğlence ve mesire yerlerinde göze çarpmaktadır. Aynı şekilde kadınları tahrik eden unsurlar da toplumda çokça yaygındır.

Sözünü ettiğimiz tahrik sebebi umumi yerlerde cereyan edenidir. Bir de temsillerde, filmlerde gösterilenler var ki, bunlar daha tehlikeli ve daha acıdır.

Bir de gençlerin devamlı okudukları fotoromanlar, cinsel kıssalar vardır ki, bunlar gençlerin nefsi ve aklı, aynı zamanda ahlakı üzerinde, fiziksel ve ruhsal yapılarında kötü te'sirler meydana getirmektedir.

İşte bu kabil şeyler, kız olsun, erkek olsun gençleri yavaş yavaş zinaya, hayasızlığa, bozguna ve rezil bir hayata itmeğe yetiyor. Başka bir şey düşünmeye gerek bırakmıyor.

Ergenlik çağındaki bir genç, kendisini kötü yollardan alıkoyacak ilahi kontrol inancı taşımıyorsa, işlediği günahlarda Allah'tan korkmuyorsa, ileride bir hesap vereceğini düşünmüyorsa, çok sürmez şu iki durum arasında kalır ki bunun bir üçüncüsü yoktur.

a) Ya cinsel duygu ve isteğini haram yollardan karşılar bununla kendini tatmin etmeye çalışır.
b) Ya da şehvetinin hiddetini hafifletmek için mastürbasyon yapar.
Aşırı mastürbasyonun temel sebebi, hormon bozukluğu da olabilir. Tedavi için ilgili hekime müracaat etmelidir.

AŞIRI MASTÜRBASYONUN ZARARLARI

1) Psikolojik Yönden:
1- Aşırı mastürbasyon düşkünlerinde üzüntü, dalgınlık ve aşağılık duygusu meydana gelir. Her mastürbasyondan sonra umumiyetle bir pişmanlık ve ruh sıkıntısı kendini gösterir. Yapılan bu işin de olgunluktan uzak bir durum arz ettiği hatıra geldikçe bu işi yapanlar, bir aşağılık ve suçluluk duygusuna kapılarak, moral kırıklığına uğrarlar.

2- Mastürbasyon alışkanlığı, bir kısım sinir bozukluklarına yol açar. Fazla sinirlenmeler, el ve kol titremesi, baş dönmesi, uykusuzluk, kalça ve bacaklarda dermansızlık, yorgunluk hasıl olur.

3- Mastürbasyon alışkanlığı, insanı aşk ve sevgiden mahrum eder. Sevgi, insan için bir ihtiyaç olduğu gibi, eşler arasındaki cinsi münasebetlerin başarılı ve neşeli olması da, her ikisinde müşterek sevgi ve anlaşmanın varlığına bağlıdır. Evlilikteki saadet temelleri, sevgi bağları üzerinde kurulur. Evlenen çiftçilerin, sadece bedenlerinin birleşmesi evlilik saadetini meydana getiremez; bedenle birlikte her iki ruhun aşk ve sevgiyle birleşip kaynaşmaları lazımdır. Masturbasyona çok düşkün olanlar ise, ruhun derinliklerinden fışkıran bu sevgi pınarından, gereken hisseyi alamazlar. Mastürbasyon, sevgi cevherini köreltmektedir.

4- Fazla mastürbasyon, hafıza zayıflığı, dikkatsizlik ve unutkanlık yapar. Buna düşkün kimselerin, bir şeyi ezberlemeleri güçleşir. Ezberlediklerim de çabuk unuturlar. Bir konuyu okurken, bütün dikkatlerini toplayamazlar. Dikkat dağınıklığı meydana gelir. Okuduklarını da kolay anlayamazlar. Bunun için, fazla masturbasyona düşkün olan talebeler derslerinde zorluk çekerler. Henüz buluğa ermemiş çocuklarda, mastürbasyon ile meni gelmediğinden, diğer zararlara pek hedef olmazlarsa da, aşırı mastürbasyon bu çocuklarda, beyin ve sinir sarsıntısı yapar, zihni gelişmeye mani olur.

5- Mastürbasyonla meşgul olanların, şehvet hayalleri ve şehevi düşünceleri artar. Masturbasyoncu genç, gece yatağına girdiği zaman, körü körüne bir sürü şehvet hayalleriyle zihnini meşgul eder. Aklı fikri bu duygularla meşguldür. Bu suretle hem masturbasyona daha fazla müptela olur, hem de iyi şeyler düşünmeye fırsat bulamaz.

2- Aşırı Mastürbasyonun Bedensel, Cinsel ve Sosyal Zararları:

Erkekler, genellikle bu işi elle görürler. Seyrek olarak yastık ve yatağa sürtme şeklinde de yaparlar. Batıda pornografinin serbestlik kazanması sonucu seks shoplarda değişik aletler satışa sunulmuştur. Dünyadaki porno pazarı 59 milyar S'dır. İnsanı maddi yönden sömürmeye yönelik bu tür gereçler, bunları kullanan erkeklerde ruhsal çöküntülere neden olmaktadırlar. Tıbbi seksoloji açısından bu tür alışkanlıklardan kaçınılması önerilmektedir.

Mastürbasyon, insanı ölçüsüzlüğe sevk keder. Aslında masturbasyon insanı tatmin etmez; doygunluk ve rahatlık meydana getirmez. İnsanın cinsi zevk ve hislerini tatmin edilmemiş bırakarak, daha fazla tahrik eder, azdırır. Bundan dolayıdır ki masturbasyona devam edenlerin, bu arzuları gittikçe şiddetlenerek bu işi fazla ileri götürürler. Bu da zararı arttırır. Haddinden fazla cinsi münasebetler de zararlıdır; fakat mastürbasyonun fazlası çok daha zararlıdır.

Fazla mastürbasyonlar, çeşitli hastalıklara ve rahatsızlıklara sebep olabilir. Mastürbasyon, doğrudan doğruya hastalık yapıcı değil ise de, dolayısıyla buna sebep olur. Çünkü ölçüsüz mastürbasyonlarla, vücut kuvvetten düşerek bünyedeki kan tabii kudretini kaybettiğinden, bazı rahatsızlık ve hastalıklara yol açar.

Mastürbasyon müptelaları, cinsel münasebetten gereken zevki alamazlar. Bu işi mutlak alışkanlık haline getiren kimseler, cinsi münasebetlere -aile hayatında- önem vermezler. Bundan pek zevklenmezler. Bu hal, mastürbasyon düşkünü kadın ve erkeklerin her iki cinsinde görülebilir. İkisi de kendilerini tatsız zevk (!) alışkanlığına kaptırdığından, eşleriyle yaptıkları münasebetten tatmin olamazlar. Böyle kimseler için, mastürbasyon daha cazip görünür. Cinsi münasebetten sonra ayrıca masturbasyona el atmaktan çekinmezler.

Mastürbasyon, asla cinsi temas zevkine -onda birine dahi- ulaşamaz; fakat gençler için adatıcı bir illet kesilir. Mastürbasyon ile cinsel ilişki zevki arasında, gübrelik ve gülistan misali fark vardır. Kadın ve erkeği yaratan büyük San'atkar, onları öyle bir san'at ve ustalıkla yoğurmuş ki onların cinsel birleşme esnasındaki zevk alışverişi, başka hiçbir yapmacık usullerle elde edilemez...

Mastürbasyon neticesinde vücut yorulur, ruh sıkılır. Halbuki başarılı bir cinsel münasebette vücut dinlenir, ruh ferahlanır. Çünkü olgun bir cimada, karşılıklı olarak sevgi, heyecan ve hararetle, bir takım kimyevi elektrik alış-verişi vardır. Mastürbasyonda ise bunların hiçbiri olmadığı gibi, kıymetli kimyevi maddeler zorla kapı dışarı edilmektedir. Bunun neticesinde, insanda ferahlıktan uzak bir çöküntü ve yorgunluk oluşmaktadır.

Mastürbasyon alışkanlığı, bel gevşekliğine (erken boşalmaya ve idrar yolları da dahil olmak üzere diğer rahatsızlıklara) yol açar. Evlilik hayatında, erkeklerin şikayetlerinden en çok görüleni de bel gevşekliğidir. Yani erken inzal; cinsi münasebete başlar başlamaz, meninin hemen boşalmasıdır. Erkeğin böyle çabucak münasebeti bitirmesi, bilhassa kadını doyumsuz bırakır. Bu hallerin devamı ise, eşler arası huzursuzluğa yol açar. Bel gevşekliğinin çeşitli sebepleri olabilir ama, mastürbasyon da başta gelen sebenlerdendir. Bu ıztıraptan kurtulmanın bir çaresi de, mastürbasyonu terk etmektir.

Aşırı mastürbasyon alışkanlığı, kadınlarda cinsel soğukluğa da sebep olur. Cinsel soğukluk: Kadının cinsi münasebetten zevk duymaması, hissen soğuk ve isteksiz olmasıdır. Bu his soğukiuğunun çeşitli sebeplerinden biri de, alışkanlık haline getirilen aşırı mastürbasyondur.

İşin garip tarafı, bu tip bazı kimseler, evlendikten sonra da bu illeti devam ettirirler. Çok mühim bir evlilik vazifesi olan cinsel münasebet faaliyetlerinde, eşleriyle pek ilgilenmezler. Neticede eşler birbirlerinden uzaklaşırlar. "Cinsel isteklerini' kendi kendine dindirmekten zevk alanlar, tenha yerleri sever, hep yalnız kalmak ister, fırsat buldukça bu kötü oyunu oynar.

Vajinaya bir takım cisimler sokarak mastürbasyon yapan kızların, "kızlık" nişanı olan bekaretlerine bir zarar gelebilir. Bu durumda bazı cisimlerin içeride kalarak, ameliyatı lüzum etmiş muhtelif vak'alarına, tıp tarihinde çok rastlanmıştır.
Mastürbasyon tiryakilerinden bazı gençler, bu fena işe başkalarını da alıştırırlar. Sadece kendi yaptıklarıyla kalmayıp, cemiyetin birçok çocukları ve gençleri arasında, bu kötü illetin yayılmasına sebep olurlar.

Bir diğer zararı da, çiftlerin birbirinden nefret etmesi, cinsel duygu duymamasıdır. Çünkü masturbasyoncu kişi, başka bir yoldan şehvetini tatmin ederek doygun kalmaktadır. Bunun manası, eşlerin birbirinden beklediğini bulamaması ve ümitlerinin kırılmasıdır. Sonunda eşler birbirinden uzaklaşır ve başka tatmin yolları ararlar. Gayri meşru yollara giderler.

Uzman ilim adamlarının mastürbasyon konusunda araştırma neticesi ortaya koydukları gerçek şudur: Aşırı masturbasyona devam edenler, çok tehlikeli akla yönelik hastalıklara maruz kalır. Bunları şöyle sıralıyabiliriz:

Zühul ve nisyan (unutma, geçiştirme), irade zayıflığı, hafızada gerileme, yalnızlığa heves, çabuk unutma, korku ve gevşeme, üzüntü ve sıkıntı, birtakım suçları işlemeyi tasarlama, intihar.

Buna benzer birtakım düşünceyi alt-üst eden, iradeyi iyice zayıflatıp şaşkınlaştıran, kişiliğin zedelenmesi gibi arazlar, illetler.

İslam hukukunun aşırı mastürbasyonun doğuracağı kötülükleri nazara alarak koyduğu hükümlere gelince, aşağıdaki deliller bunu yansıtmaktadır:

a) Allah (c.c.) buyuruyor:

"Onlar ki namus ve iffetlerini (haramdan ve şüpheden) korurlar. Ancak eşlerine ve sahip oldukları cariyelerine karşı (cinsel arzu duyarlar da) bu yüzden kınanmazlar. Artık kimler bu meşru sınırı geçerse, işte onlar haddi aşanlardır." (Kur'an-ı Kerim, Mü'minun: 6-7)

Bu ayetin genel mana ve hükmüne giren şudur: "Artık kim bu meşru sınırı aşar veya geçerse, işte onlar haddi aşanlardır."

O halde evlilik yolundan başka bir yolda şehveti boşaltmak, zina, livata, el ile mastürbasyon gibi, ölçüsüzlük ve aşırılık haddi aşmak demektir.

Cinsel Yaşam ve Mahremiyetleri - Asım UYSAL

Testisler ve Sperm (Meni)

Erkeğin bir cinsel organı olup, meni (sperm-ersuyu) ve seks hormonu üremesini sağlarlar. Penisin altında skrotum denilen bir torba içindedirler. Testisler daha bebek anne karnında iken bebeğin karnında oluşur ve doğumdan öncede normal olarak torbaya inerler. Testisler çift olarak bulunurlar. Çift olmasının amacı eğer bir tanesine bir şey olur ve çalışamaz hale gelirse diğeri ile kişinin üreme ve hormonal faaliyetinin devam etmesi içindir. Yumurta şeklinde ve hafifçe basıktırlar. Büyüklükleri kişiden kişiye değişmekle beraber, her biri ortalama 20-30 gr ağırlığında, 4-5 cm uzunluğunda ve 2-2,5 cm kalınlıktadırlar. İkisi de yaklaşık aynı büyüklüğe sahiptir ama sol taraftaki biraz daha aşağıdadır.

-- Üreme kanallarından boşaltılan meniyi üretirler
-- Direk olarak kan damarlarına gönderilen hormonları üretirler.

Testisler neden torba içinde ve vücut dışındadır?: Torbanın amacı hem testisleri darbelerden korumak ve de esas olarak vücut ısısından daha düşük ısıda tutmaktır. Bildiğimiz gibi vücut ısımız ortalama 36.6 C° olup, testislerin sağlıklı sperm üretebilmesi için bu ısıdan yaklaşık 2-2.2 C°daha düşük ısıda çalışmaları gerekir.

Testisin tek olması kısırlık veya hormonal eksiklik yapar mı? Hayır bir tane olması bile yeterlidir.

SPERM ve ÜRETİMİ: Her testis içinde kılcal borular vardır, kabaca içi boş incecik bir tüpü yün yumağı gibi sardığımızı farz edelim, işte testis böyle bir yapıya sahiptir ve meni (sperm ) oluşumu bu boruların içinde olur. Erginlik çağına yaklaşıldığında başlar ve yaşam boyu kesilmeden devam eder. Bir spermin üretimi yaklaşık 74 gün kadar sürer. Spermler iki farklı karakterde olup X ve Y diye taşıdıkları dişilik veya erkeklik kromozomuna göre ikiye ayrılırlar, yani oluşacak bebeğin cinsiyetini erkekten giden sperm belirler. Eğer X spermi giderse ve annenin yumurtası (annedeki yumurta daima X tir) ile birleşirse XX olur ki bu bayandır. Eğer Y spermi giderse ve annenin yumurtası (annedeki yumurta daima X idi) ile birleşirse XY olur ki buda erkek bebek oluşumuna sebep olur. Yani bebeğin cinsiyetini daima baba belirler.

Sperm üretimi devamlıdır ve hiç durmaz, üretilen spermler bir kesede toplanır ve boşaltılmaya hazır beklerler, arkadan da devamlı sperm üretimi olur ve bu keseye boşalır, bu kesenin bir hacmi,bir kapasitesi vardır bu hacim dolunca cinsel istek artar, yoğunlaşır eğer ilişki veya boşalma gerçekleşmezse kasıklarda ağrı, aşırı cinsel istek başlar, bazen kese o kadar dolmuştur ki büyük tuvalet yaparken veya ıkınırken vücut içi basınç arttığından bu sırada penisten sperm akar (bu boşalma değildir ve zevk vermez sadece sperm akar). Eğer kişi boşalmaz veya ilişki kurmazsa belli bir süreden sonra ki bu süre kişiden kişiye değişir (4 ila 10 gün),erkek uykuda boşalır ve keseyi boşaltarak arkadan gelen spermlere yol açar. Hamamcı olduk veya rüyacı olduk deyimi buradaki boşalmaya bağlı yıkanma gerekliliğinden gelmiştir. Bayanlara göre erkeklerdeki cinsel arzu kontrolsüzlüğü de devamlı üretilen sperm ve onun boşaltılması isteği sonucu ve toplumsal öğretilerin (tabuların) kuralsız cinsellik yaşamayı sadece erkeğe hak ve övünç kaynağı olarak hissettirmesi olup bayanların erkeklerde anlayamadıkları duygusuz cinsel istek bundan dolayıdır.

Tek bir sperm hücresi üç kısımdan oluşur, bunlar baş, gövde ve kuyruktur. Baş resimde siyah olan kısım, gövde onun altındaki kahverengi kısımdır.

Baş kısmı spermin yumurta içine girmesini sağlayacak yumurtanın dış kısmını eritici maddeler içerir. Gövde kısmında ise bebeğin oluşumu için gerekli kromozom şifreleri bulunmaktadır. Kuyruk kısmı ise kırbaç hareketi dediğimiz sağa sola hareketi yaparak spermin ilerleyerek dişideki yumurtaya gitmesini sağlar. Spermin kendi içinde belirli bir süre yaşamasını ve hareket etmesini sağlayacak enerjisi vardır,buda gövde kısmında depolanmıştır. Sperm çok küçük olup yalnız başına çıplak gözle görülmez, yaklaşık uzunluğu 1 cm'nin 250 de biri kadardır.

Sermin kuyruğu hem kırbaç hareketi hem de sarmal hareket yaparak spermin ilerlemesini sağlar.

Normal sperm nasıl olmalıdır;

Volumü yani miktarı 2 ila 5 cc (bir tatlı kaşığı) arasındadır.

Rengi opak ve grimsidir.

Kokusu kendine özgü olup kestane çiçeği kokusuna benzer.

Yapışkan kıvamda olup bu yapışkanlığın azalması veya artması boşalma sıklığı ile ilgilidir.

Sıvılaşması: sperm vücuttan atıldıktan 5 ila 20 dakika arasında o yapışkan halini kaybederek sıvılaşır, 30 dakikada da tamamen su halini alır.

Bir boşalmada erkek ortalama 150 milyon sperm hücresi boşaltır. Normalinde en azı 20 milyon, en fazlası ise 250 milyondur.

Döllemede sperm miktarı önemli olduğu kadar daha da önemlisi spermlerin kalitesidir. (hareketliliği,kuyruk yapıları, baştaki eritici maddeler,gövde şekli gibi).

Sperm sayımı mikroskop altında yapılır. İdeal bir sayım için 4 günlük cinsel rejim yani boşalmamak gerekir ve spermin sayımının yapılacağı yerde verilmesi en doğru olanıdır. İsteyen herkes veya gerekli görüldüğünde bir laboratuara gidip sayım yaptırabilir.
 
cinsel bilgiler sağlık bilgileri seks dersleri. Citrus Pink Blogger Theme Design By LawnyDesignz Powered by Blogger